Refik Halid'in eseri...

Refik Halid'in eseri...
Refik Halid'in eseri...
Refik Halid 'anlatma sanatı'nın büyük ustasıdır. Gerçekten 'roman', edebi bir eser okumak isteyenlere Refik Halid Karay imzası taşıyan kitapları salık veririm
Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

İnkılap Kitabevi Refik Halid Karay’ın bütün eserlerini yeniden yayımlıyor. Bu kez yazarın özgün diline dokunmayarak, ilişmeyerek.
Sanat yapıtı –tersini ileri sürenler çıksa da- sanatçının hayatıyla çoğu zaman iç içe bir akış gösterir. İşlev, yararlılık, üslup, estetik gibi konular, bir de bakarız, birdenbire ikincil alana kayıvermiş; sanatçı yürümek zorunda kaldığı yolda yürüyor.
Türkçenin büyük tasvir ustası Refik Halid, siyasal sebepler dolayısıyla sürgünde yaşadığı yurtdışından dönüşte, yazarlığında handiyse yepyeni bir yön vermek zorundaydı. Artık ‘kirpinin okları’ konuşmayacaktı. ‘Ago Paşa’ sesini kesmişti.
Siyasa sahnesinin girdiçıktısından ağzı hayli yanmış olan Refik Halid, bu ünlü romancı ve kronikçi, şimdi etliye sütlye karışmıyor, düşsel, fantezi yanı ağır basan eserlerle yetiniyordu. Bir yandan da, anlatım açısından bu romanlar, günümüzdekilerle oranlanamayacak ölçüde yetkin verimlerdir.
‘Nilgün’, ‘2000 Yılın Sevgilisi’, ‘Bu Bizim Hayatımız’, ‘Yeraltında Dünya Var’ gibisinden bir dizi romanında, Refik Halid, gündelik hayatın, her günkü hayatın kuruluğuna, yavanlığına meydan okumak istercesine, bazen olağanüstüyü, bazen macerayı, egzotiği, rüyayı öne çıkardı. Dar bir yazınsal beğeni anlayışı bu tutumu hoş görmeyecek, Refik Halid’in romancılığının git git zayıf düştüğünü, ticari kaygılarla donandığını ileri sürecekti. Öyle de olmuş.
Başta Cevdet Kudret, edebiyat tarihçilerimiz, incelemeciler, eleştirmenler Karay’ın bir sözünü ikide birde anmışlar. Romancı, ben geçimimi sağlamak istiyorum, eserlerimin başka hiçbir iddiası yoktur... tarzı bir söz söylemiş. Bu sözü her nedense belleklerde egemenlik kurmuş.
Ne var ki, ‘Bir Avuç Saçma’ kronikçisi şakacı, zaman zaman iğneleyici bir yazarmış. Ben oldum bittim o geçim sağlamak sözünde güçlü bir istihza payı bulurum. Bana sorarsanız, Refik Halid her günkü hayatımızın tekdüzeliğine, kalıplaşmış özelliklerine, yasaklarla donanmışlığına iddiasız görünen –evet, ‘görünen’- romanlarıyla karşı çıkıyordu.
Sakıncalı kimliği de daha ötesini gerçekleştirmesine zaten olanak tanımayacaktı.
Refik Halid yeniliklerimizin yalınkatlığına yaman eleştiriler getirmiştir. Onun ‘Deli’ adlı bir piyesi var. Atatürk ’ün çok kızacağı sanılmış. Oysa Atatürk, ‘Deli’yi çok beğenmiş. Yakup Kadri’nin ‘Gençlik ve Edebiyat Hatıraları’nı okuyanlar ‘Deli’nin Atatürk’e nasıl merhametsizce çekiştirildiğini hatırlayacaklar.
Refik Halid bir yandan hayatın renksizliğinden, basitlik ve küçüklüklerinden yorulmuş insanımızı görkemli Türkçesiyle kucaklamış, en acı bir ayrılık ya da ölüm sahnesini bile matem havalarından arındırarak, okuru bir kitap boyu sürecek yaşama sevinçlerine çağırmıştır. Bir yandan da, iğneleyici ifadesi, ince alayı simsiyah sürüp gitmiştir. 

‘Hitler selamları’
Onun bu özelliği, ilk kez, ‘Bugünün Saraylısı’ dolayısıyla ilgimi çekmişti. Kim bilir kaçıncı okuyuşumdu; Refik Halid, Halkevleri’ne girip çıkanların ‘Hitler selamları’ kuşandıklarını, edindiklerini şöyle bir betimliyor, sonra hemen oralardan, eski bir kaygının etkisiyle besbelli, uzaklaşıveriyordu...
Ancak ‘soğan mürekkebi’yle yazılmış bu gözlemi bile, İsmet Paşa ve CHP dönemi konusunda, nice toplumbilimciyi allak bullak edecek nitelikte.
Öyle anlaşılıyor ki, geçim derdinden bunları yazıyorum diyen romancı, için için gülüyor, zapturapta alıcı siyasetleri iğnelemeye devam ediyor, belki de kendi başına gelenlerin sebeplerini yarın birileri çıkar çözümler umudunu taşıyordu.
Ankara’nın başındaki ithafı görmezden gelerek, dün, ona hâlâ Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı diyenler olduğu gibi; onu, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı ‘sanarak’ sevenler vardı. Dilerim ki, bugün bu açmazda değiliz. Bugün Refik Halid Karay’ın eserini kısır çatışmaların dışında kalarak okuyabileceğiz. Uygarca yaşamaktan yana bu eser böylesi bir okumayı hak ediyor.
Refik Halid ‘anlatma sanatı’nın büyük ustasıdır. Gerçekten ‘roman’, edebi bir eser okumak isteyenlere Refik Halid Karay imzası taşıyan kitapları salık veririm. Elbette aynı imzanın kaleme getirdiği eşsiz kronikleri de. 

Gündeş öneriler:
Kusurlu Bahçe, Mehmet Said Aydın, 160. Kilometre Yay., 2011.