Roald Dahl'ın eğlenceli geçmişi

Roald Dahl, 'Küçük Adam Büyürken'de anılarını anlatıyor. Okul hayatı, çikolataların hayatına dahil oluşu, oradan aklına 'Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nın gelmesi... Bu çağrışım karşısında büyülenmemek mümkün değil

Roma sokaklarında gönlümüzce geziyoruz. Günde yaklaşık on iki saat yürümekten ayaklarımız isyanlarda. Kim dinler onları? Günlük gezeceğimiz yerler belli. Termini’den Trastavere’ye gitmeyi kafamıza koyduysak yürüyerek; Santa Maria Maggiore’den geçecek, Collesseo’ya varacak, Palatine Köprüsü’nü değil, Fabricio ve Cestino Köprülerini kullanarak hedefimize ulaşacağız ki, adayı da görebilelim. Hedefimiz diğer köprüleri de tek tek görmek ve kendimizi hiçbir yeri görmekten mahrum bırakmamak. Yemek araları, belirlemediğimiz kiliseleri gezmek, kahve içeceğimiz ya da kuşlara yem vermek için duracağımız yerler bizi güzergâhımızın dışına çıkaran hoş sürprizler.

Şehre varmadan hemen önce okuduğum kitap , Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından; Tarihi Yazanlar, Unutulmaz Başarı Öyküleri serisinden çıkan, Andrea Shavick’in yazdığı, Alan Marks’ın resimlediği, Aylin Güneri’nin çevirdiği ‘Şampiyon Hikâyeci Roald Dahl’. ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’, ‘James ve Dev Şeftali’ gibi kitapları yazan, çok sevdiğim yazarlardan biri olan Roald Dahl’ın Can Çocuk’tan çıkan ‘Küçük Adam Büyürken’ kitabını sokakları gezerken bana eşlik etmesi için yanıma almışım. Quentin Blake çizimleri, Gönül Çapan’ın çevirisi ile bu kitap, benim için muhteşem tatlar barındırıyor. Mola yerlerinde etrafı inceleyip, kafama yerleştirdikten sonra hemencecik kitabımı açıyorum. O kadar lezzetli bir kitap ki, gezinin içindeki meraklarımla, kitaba duyduğum merak sürekli birbirine karışıyor. Hayatımda ilk kez bir ahenk içine giren, kitap ve gezi birlikteliği bir yandan da beni şaşkına çeviriyor. Andrea Shavıck’in yazdığı metin ile Roald Dahl’ın kendini yazdığı diğer metni karşılaştırıyorum. Galiba kendini anlatma işini, o kişinin kendine vermek gerekiyor diye geçiriyorum içimden. Sonra kafam karışıyor, herkesin kendini bu kadar tatlı anlatamayacağını getiriveriyorum aklıma ve hemencecik Shavick’in hakkını teslim ediyorum.

Çocukken sevmediği şekercinin şeker kavanozunun içine ölü fare atan bu adamın sevdiğim hikâyelerinin yanında bu kitabını da hiçbir zaman unutamayacağımın farkına varıyorum. Okul hayatı, çikolataların hayatına dahil oluşu, oradan aklına ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nın gelmesi... Bu çağrışım karşısında büyülenmemek mümkün değil. Hem sokaklar hem de Roald Dahl beni fazlasıyla büyülüyor. Ucu, baston ucu gibi kıvrık değnekle yediği dayaklar için çok üzülüyorum. Elimden gelse, o zamana geri dönülse, bu korkunç anları yaşamasını engellemek isterdim. Keşke zamanda yolculuk olsa... Keşke çevremdeki muhteşem binaların içinde, o dönemlerde dolaşabilsem... Orada da şiddet olduğunu biliyorum ve hemen uzaklaşıyorum bu düşüncemden. Halkın eğlence biçimi, dövüşler, bu dövüşlerden alınan keyiflerdeki fenalık geliyor gözlerimin önüne, uzaklaşmak değil, kaçmak gerekiyor diye düşünüyorum. Dahl’ın savaş yıllarından çok ‘Küçük Adam Büyürken’ kitabındaki anıları ilgilendiriyor beni. Çocukken yaptıkları, onları anlattığı dünya tatlısı dil... Bayılıyorum ‘Küçük Adam Büyürken’ kitabına. Son gün çok sevdiğimiz bir lokantaya gitmeden önce, bir kez daha uğradığımız İspanyol Merdivenleri yakınlarındaki bir molada bitiriyorum kitabımı. Bulunduğumuz yerden çıkarken kafamda her detayını mıh gibi kazıdığım ‘Küçük Adam Büyürken’, karşımda da her karesinden muhteşem keyif aldığım sokaklar. İnsan daha ne ister?

KÜÇÜK ADAM BÜYÜRKEN
Roald Dahl
Çeviren: Gönül Çapan
Can Yayınları
2011, 224 sayfa, 14 TL.