Romancıları kızdırmak

Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Ölümlerinden sonra yazarlarımız çok yalnız. Zamanında ilgi devşirmiş eserlerine bile, yayınevleri iştahsız. Değil ki, sağda solda, dergilerde, gazete köşelerinde kalmış yazıları derlensin toplansın...
Yapı Kredi Yayınları bu çemberi kırıyor. ‘Hikâyeci’ Metin Eloğlu’nu öyle tanıdık. Edip Cansever’in, Turgut Uyar’ın ‘düzyazıları’; derken, Handan İnci’nin emeğiyle, Tomris Uyar’dan ‘Kitapla Direniş.’
Handan İnci, “Tomris Uyar’ın kitaplaşmamış yazılarını toplarken niyetim öyküleri kadar etkileyici olan hayatını ve iç dünyasını ortaya çıkaracak bir biyografi yazmaktı” diyor. “Bu çaba usul usul yol alırken dosyadaki yazıları da giderek birikti. Nihayet bu yazıları bir kitap oluşturma önerisiyle YKY’ye ilettim. Elimizdeki derleme böylece vücut buldu.”
‘Kitapla Direniş’te yer alan “Hikâyede Olay”, “Hikâyede Yoğunluk”, “Hikâye Kişisinin Değişmesi” yazıları 1970’lere götürdü beni. Tomris Uyar öykü sanatı üzerine bir kitap kaleme getirmek istiyordu. Andığım üç yazı o kitabın parçaları. Çok önemli yazılar. Kırk yıla yakın zaman geçmiş, her biri taptaze. Sonra ne oldu da, Tomris Uyar kitaptan vazgeçti, hatırlayamıyorum.
Yarım kalan tasarılar her zaman üzücü. Semih Gümüş’ün Adam Öykü’yü yönettiği yıllarda, her sayıya bir hikâye çözümlemesi yazmak istemiştim. Sait Faik’ten iki hikâye, Tomris Uyar’dan “Köpük”; sonra arkasını getiremedim...
‘Kitapla Direniş’te ‘İpek ve Bakır’ yazarının gerçekleştirdiği söyleşiler de yer alıyor. Çoğu Nokta Dergisi için gerçekleştirilmiş. Tomris Uyar yeni bir kitabı değerlendiriyor, ardından yazarıyla söyleşiyor.
‘Oteller Kenti’nde durum farklı: Uyar, Edip Cansever’le konuşmamış; ‘Oteller Kenti’ni Füsun Akatlı’yla söyleşiyor. İçim sızladı. Üçü de artık aramızda değil. Füsun da, Tomris de ‘Oteller Kenti’ni besbelli çok sevmişler. Hepsinden önemlisi, dergilerde ‘edebiyat’ ne kadar başka değerlendiriliyormuş o günlerde...
1982’de ‘ Türkiye ’de Roman ve Toplumsal Değişme’ için, Tomris Uyar, Fethi Naci’ye sorular yöneltiyor. Fethi Naci’nin sözünü esirgemeyen bir eleştirmen olduğunu vurgulayarak: “Sevdiklerini, tuttuklarını sonuna kadar savunurken, inanmadıklarını açık sözlülükle yermekten kaçınmıyor.”
Türkiye’de roman var mı, yok mu tartışmaları o günlerdeymiş. Epey gürültülü patırtılı bir tartışmaydı. Neredeyse kimse hatırlamıyor bugün . Hem, bugün, kimin umurunda roman var mı, yok mu?.. 

Otuz yıl aradan sonra bir keder
Romanımız yok demedim diyor Fethi Naci. Romanımızı “ulusal sınırlarımız dışında var olan (geçmişte ve bugün) roman”la ölçüp biçelim demiş; “işte romancılarımızı çileden çıkaran soru bu soru”ymuş. Bir de ‘yan yana getirmiş”: Kemal Tahir’le Aragon, Orhan Kemal’le Gorki, Yaşar Kemal’le Faulkner, Attilâ İlhan’la Malraux, Selim İleri’yle Virginia Woolf.
Handiyse gözümün önüne getirebiliyorum Bu ‘manidar’ yan yana getirişten sonra Fethi Naci’yle Tomris Uyar kıs kıs gülmüş olmalılar. Oysa, otuz yıl sonra, derin keder duydum ben. Virginia Woolf’la birlikte anılmaktan, Woolf’un çömezi olmaktan değil. Belki Fethi Naci’nin terazisinden, ölçütlerinden. Fethi Naci, “Orhan Kemal’in ve Kemal Tahir’in hızla eskidiğini” söylüyor. Yakup Kadri’yle Halide Edib “kötü romancı”...
Bir eleştirmenin kişisel düşünceleri, yargıları. Elbette özgürce dile getirecek. Özgürce de dile getirmiş zaten. Ne var ki, geçen zaman, yeniden okumalar, yeniden değerlendirmeler, eleştirmeni haklı mı çıkarmış; karar vermek epey güç. Tomris Uyar, ‘Küçücük’ üzerine yazmış (‘Kitapla Direniş’, s.93). Orhan Kemal’in özlü kısa romanı için olağanüstü güzellikte bir yazı. 1970 tarihli o yazı ‘Küçücük’ün niçin eskimediğini bugüne söylüyor. İnanıyorum ki, yarına da söyleyecek.
Bütün o gürültü patırtı neye yaramış? Asıl Fethi Naci’yi çok değerli Reşat Nuri ve Sait Faik kitaplarıyla anıyoruz bugün.
‘Kitapla Direniş’i baştan sona ‘taradım’, bölüm bölüm okudum. ‘İpek ve Bakır’ın, ‘Ödeşmeler’in unutulmaz öykülerini şimdi yeniden okumak istiyorum.

Gündeş öneriler:
Sanat ve Edebiyat Yazıları, Orhan Okay, Dergâh Yayınları, 2011.