Şahap Sıtkı için...

Şahap Sıtkı için...
Şahap Sıtkı için...
Ne yaparsanız yapın, kimi eserlerin kaderini değiştiremiyorsunuz. Şahap Sıtkı'nın eseri hiç de yabana atılacak gibi değilken, bugün kimselerin ilgisini yazık ki devşirmiyor
Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

BİR KİTAP KAPAĞI
Şahap Sıtkı günümüzün unuttuğu adlar arasında. Edebiyat dünyamız merhametsiz mi, unutkan mı, kayıtsız mı, kestiremiyorum. Belki hepsi birden. Dünkü yazarlarımızın hayat bulması enikonu zor. Ne yaparsanız yapın, kimi eserlerin kaderini değiştiremiyorsunuz. Şahap Sıtkı’nın eseri hiç de yabana atılacak gibi değilken, bugün kimselerin ilgisini yazık ki devşirmiyor.
Necatigil, Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’nde, ondan söz açarken; “Önceleri şiirler, şiir eleştirileri, sanat meseleleri üzerine yazılar yazdı, sonra hikâyeye geçti” diyor. Şiirler, 1937-1941 arası, Varlık dergisinde yayımlanmış.
Şahap Sıtkı’nın tek şiirini okumadım. Elimdeki şiir seçkilerini taradım; seçki düzenleyicileri Şahap Sıtkı’yı şairden saymamışlar. Sonra Varlık Şiirleri Antolojisi geldi aklıma; ilkini Ülkü Tamer, ikincisini Enver ercan hazırlamıştı. Ülkü Tamer’inkini karmakarışık kitaplıkta bulamadım. Enver Ercan da Şahap Sıtkı’dan şiir almamış.
Necatigil devam ediyor:
“Hikâyelerinde hayat zorlukları, geçim kaygıları altında bunalan güçsüz kişilerin alınyazıları, toplum düzenindeki haksızlık ve eşitsizlikleri verdiği, verirken de gerçekçi bir gözleme dayandığı, psikolojik bir atmosfer yarattığı görülür.”
Şahap Sıtkı’nın hikâyelerinden önce bir romanını okumuştum: Gün Görmeyen Sokak. 1958’de Varlık Yayınları okura iletmiş. Dağınıklık içinde sürüp giden bu roman, her şeye rağmen, derin etki bırakır. Olaylar iç içedir. Antalya’nın henüz büyük kent kimliği edin-memiş olduğu bir dönemde, taşra kentlerinin romanı denebilir Gün Görmeyen Sokak’a. Roman kişileri geniş yelpazede belirirler.
Bu kişiler arasında Selâmi öne çıkar çıkması-na, bir yandan da, Nurseren’in, Şefika’nın gölgeli varlıkları okurda iz bırakır. Dediğim gibi, kusurlarına rağmen, etkisi sürüp gider romanın.
Okumalar sürüp gittikçe, Acı (1970), Çırılçıplak (1957), Bulut Gelir Pare Pare (1958) yayımlanış sırasına bağlanmadan okundukça, Şahap Sıtkı’nın cinsel karmaşalara açılan yazarlığını keşfedecektim. Necatigil’in psikolojik atmosfer dediği biraz da bu cinsel karmaşalardan kaynaklanıyordu. Dönem göz önünde tutulursa, hayli cesur bir yazardı Şahap Sıtkı.
Mesela Çırılçıplak’a ad veren hikâye;
bireysel gibi görünenden yola çıkarak, cinsel isteğin ardı sıra, toplumsal tahlile yol alır. Anlatım yine savruktur ama şiirsellik edinmiştir. Uzaktan akrabadır zaten ‘Çırılçıplak’, Sait Faik hikâyesine.
1967’de Kimin İçin’i, İnkılâp ve Aka Kitabevleri’nin Ankara Caddesi’ndeki dükkânlarında, vitrinde görmüştüm. Türk edebiyatının ‘bütün yazarlarını’ okuma arzusu, kaygısı güttüğüm yıllardı. Kimin İçin, Şahap Sıtkı’nın romanı. Aynı tarihte yayımlanmış Horoz Değirmeni’yle birlikte, Şahap Sıtkı’dan son romanlar. (Oysa yazar 1991’de ölecek...)
Demin andığım Sait Faik, Kimin İçin’in kişileri arasındadır. Gerçi adı anılmaz. Fakat hemen tanırsınız Sait Faik’i:
“Bir an pastaneye, iri çakmak çakmak gözleri kızarmış, o günlerde pek öyle tanınmadığı halde, büyük başarılara hazırlanan bir hikâyeci girdi. Galiz bir küfürle hepimizi selamladı.”
Necatigil, bu kez de, Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü’nde saptıyor: “Roman (Kimin İçin), İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki toplumsal kımıldanışları vermesi, o günlerin şair ve romancılarından (Sait Faik, Cahit Sıtkı, Âşık Veysel) portreler çizmesi; Ankara’da sanatçıların uğrağı Üçnal Lokantası gibi yerleri tasvir etmesiyle otantik özellikler taşıyor.”
Bir sahne var, Sait Faik’ten anıyla esinli, beni bugün de etkiliyor:
“Bir gece onu, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur altında bir elektrik direğine yaslanmış gördüm. Yağmurluğunun yakasını kaldırmış, yaslandığı direkten ilerilere bakıyordu. Usulca yanına yaklaştım.
-Kimi bekliyorsun? dedim.
Birden irkildi, yüzüme baktı.
-Ha! sen misin? dedi. Sotiri’yi bekliyorum. Namussuz söz verdi. Gelmedi.”

GÜNDEŞ ÖNERİLER
Gülbeşeker, Priscilla Mary Işın, Yapı Kredi Yayınları, 2008. (Alanında bir başyapıt!)