Sahi nereye gitti o kadınlar!

Sahi nereye gitti o kadınlar!
Sahi nereye gitti o kadınlar!

Power, duraklama dönemini yaşayan feminizmin politik tarafının teklediğini söylüyor.

Herbert Marcuse, 'Tek Boyutlu İnsan'da teknolojik tahakküm altında yaşayan bugünün insanını tarifliyordu. Nina Power'ın 'Tek Boyutlu Kadını' da benzer bir hareket noktasından yola çıkıyor
Haber: CEMRAN ÖDER / Arşivi

İngiliz felsefeci Nina Power, ‘Tek Boyutlu Kadın ’da, 19. yüzyılın liberal feminizminden bugüne gelinen süreçte feminizmin yarattığı kadın olgusunu sorgularken bugün gittikçe küçülen feminist hareketin nedenlerini araştırıyor. Okuyucu sorunsalına dahil ettiği bu çalışma, feminizm üzerine çalışanlar kadar kadın hareketiyle yeni tanışanlar için de zihin açıcı bir kitap niteliğinde. Herbert Marcuse, ‘Tek Boyutlu İnsan’ı yazdığında aslında modern dünyanın insanını eleştirirken yeni bir tartışmaya da kapı aralıyordu: mutsuz ve özgür olmayan yeni insan tipolojisi yanıltıcı özgürlükler içinde çalışan, teknolojik tahakküm altında yaşayan bugünün insanını tarifliyordu. İşte Nina Power’ın ‘Tek Boyutlu Kadını’ da benzer bir hareket noktasından yola çıkıyor. 

Gelişmeler şiddeti azaltmıyor
Yazar, çok değil bundan yirmi yıl önce sokaklarda özgürlük çığlıkları atan kadınların nereye gittiğini sorarak başlıyor. 1980’lerin ve hatta Türkiye özelinden gidersek 90’lı yılların başta şiddet ve taciz olmak üzere hak mücadelesi yürüten, gücünü sokaktan alan kadın hareketinin bugünkü sessizliğini aramaya koyuluyor. Öncüllerine kıyasla kadınlar, bugün kamusal alanda daha görünür durumdalar, çalışma hayatında daha çok yer alıyorlar, liberal feminist hareketin kazanımları bugün daha çok kadın tarafından sahipleniyor. Ama gördük ki bu ‘gelişme’ kadınların daha fazla şiddet görmesini engellemiyor, dahası gördükleri şiddet yüzünden ölmelerinin önüne geçemiyor, çalışma hayatındalar evet, fakat kapitalizmin yedeği olarak güvencesiz, istikrarsız bir yığın olarak. Ve bu nedenledir ki feminist hareketin-belki diğer sistem muhalifi hareketlerde de benzer durum geçerli-sloganları yıllar geçse de üstünden hala aynı! Kadınlar hâlâ eşit işe eşit ücret talep ediyor, erkek şiddetine hâlâ hayır diyor ve hâlâ geceleri de sokakları da istiyor. 

Ateşli profesyonel kadın
Power, özellikle liberal feminist hareketin kazanımlarıyla modern şehirli kadının ‘başarılı’ imajıyla iş dünyasının önemli sembollerinden biri haline geldiğini vurguluyor. Bunda içi boşaltılmış feminizmin etkili olduğunu belirtiyor. Power’ın önemli tespitlerden biri kapitalizmin feminizmle uzlaşma noktası. Feminizmin kişisel gelişim söylemleriyle tarihsel ve politik boyutunun kendini ‘iyi hissetme’ ve dirençli olmaya indirgenmesi tek boyutluluğunu besliyor. Ve kapitalizm bu çalışan, başarılı, kendi ayakları üzerinde durabilen kentli kadın ve onun sürekli pazarlanan imgesinde kadını yaratan tanrı olarak soluk alıyor. Dolayısıyla feminist hareketin yıllarca dişiyle, canıyla, teriyle, tırnaklarıyla elde ettiği kazanımların hepsi bireyselliğe indirgeniyor. Power’ın ifadesiyle “kendi hareketlerimizin bireysel olduğuna öyle koşullandırılmışız ki şu anki durumumuzun kolektif ve tarihsel boyutunu kaçırıyoruz”. Kadın bir ‘femme capitale’ olarak ateşli profesyonel kadınla özdeşleşiyor. Kapitalizm bir taraftan kentli kadın imajıyla kadınlar arasındaki sınıfsallığı derinleştirirken diğer taraftan tüketici emperyalizmle çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır sloganını bilinçaltımıza işliyor. Power, kitabın sonuna doğru -Türkiye’de okurların özellikle ‘Bir Çift Mavi Göz’ün yazarı olarak belleklerine kazıdıkları- Toni Morrison’un yaklaşık yirmi yıl önce Time’da yayımlanan röportajına yer veriyor. Röportaj, kapitalizmin yeniden kutsadığı annelik ve hamileliğe farklı bir perspektiften bakmamıza olanak tanıyor. Morrison, çocuk yetiştirmek için tek anne babaya değil topluma ihtiyaç olduğuna, çok erken yaşta çocuk sahibi olmanın doğanın dengesi olduğuna, kapitalizmin kadınları iş ve annelik arasında sıkıştırmasına dikkat çekiyor.
Nina Power, bugün ‘duraklama’ dönemini yaşayan feminizmin özellikle politik ayağının teklediğini vurgulayarak sonlandırıyor kitabını. Politik olmaktan uzakta bir hareketin kapitalizmin ‘emperyalist ve tüketici parıltısı’ndan sıyrılarak yeniden ayakları üzerinde sokağa çıkmasının tek boyutluluğu kıracağını söylüyor.

Nina Power’a dair...
İngiliz akademisyen olan Nina Power aynı zamanda bir yazar, felsefeci ve gazeteci. Roehampton Üniversitesi’nde felsefe dersleri veren Power, düzenli olarak The Guardian gazetesinde, haftalık New Statesman ve The New Humanist dergisinde yazıyor.

TEK BOYUTLU KADIN
Nina Power
Çeviren: Özlem Kaya
Habitus Kitap
2011
72 sayfa
8 TL.