Şair gözüyle karlar ülkesi

Şair gözüyle karlar ülkesi
Şair gözüyle karlar ülkesi

Sj n

İzlandalı şair Sjón, 1883 İzlanda'sında iki adam ve bir mavi tilkinin hikâyelerini şiir dolu bir anlatımla anlatıyor. 'Mavi Tilki' bir bütün olarak çok başarılı, neyse ki hiç eğitici olmayan, mavilere bürülü bir masal ve bir şiir
Haber: SEVİN OKYAY / Arşivi

Şurası kesin ki, Sigurjón Birgir Sigurðsson ya da yazar olarak kullandığı adıyla Sjón, bir şair. Dünyaya bakışı, şair bakışı, anlatımı da şair anlatımı. Yüz beş sayfalık kitabı ‘Mavi Tilki’ çabucak, bir gecede, yarım gecede bitiveriyor. Bittiğinde kendinizi haksızlığa uğramış gibi hissediyorsunuz, daha devam etseydi keşke diyorsunuz. En iyisi, dönüp bir daha okumak. Çünkü Sigurðsson, iki adamla mavi bir tilki arasında kısacık bir zaman diliminde geçen bir olayı anlatırken, ötekinde de ikinci karakterin (hatta bir üçüncüsünün) o günden bu yana değişimlerini anlatmış. Ne var ki, bununla kalmamış, eksiksiz bir dünya canlandırmış, olayların üstünü sanki bir hayal bulutuyla örtmüş. O bulutun sihrini hissetmek için, içine girmek gerek.
Yüz beş sayfa demişken, çoğunun yarım yarım olduğunu da belirtelim. Anlatılacak şey, o kadarını gerektiriyormuş demek. Yoksa adı “Görüş” ya da “Görme Gücü” anlamına gelen Sjón‘un ukalalık etmek gibi bir niyeti yok. Sadece şair, edebiyata şiirle başlamış. O kadar şair ki incecik kitabının bir sayfasını sadece “Gece soğuktu ve sonu gelmez gibiydi” cümlesine ayırabiliyor. Okura da hiç tuhaf gelmiyor. Kitabına doğrudan, o kitaba adını veren “Mavi Tilki”yle başlıyor zaten: “Mavi tilkiler öylesine şeytanice benzerler ki taşa, büyülenir insan…” 

Şiirsel bir romancı
Kitabın Geray Gençer tarafından tasarlanmış harikulade kapağında da Björk kitap için benzer bir şey söylüyor: “Büyüleyici bir roman.”
Bence de öyle, ama Björk’ün Sjón’la ilişkisi, sadece ikisinin de İzlandalı olmasından kaynaklanmıyor. Şarkıcı/aktrisin yazarla daha önce çalışmaları olmuş. Björk’ün başrolünde oynadığı 2000 yapımı Lars von Trier filmi “Dancer in the Dark”ın şarkı sözleri ona, Björk’e ve von Trier’e ait. Hatta Björk’ün besteleyip sözlerini yönetmen ile Sjón’un yazdığı “I’ve Seen It All” ile Oscar adayı oldular.
“Hepsini gördüm, ağaçları gördüm,
Söğüt yapraklarının rüzgârda dansını gördüm
En iyi arkadaşının öldürdüğü bir arkadaş gördüm,
Ve hayatlar gördüm ki yaşanmadan bittiler.”
Ayrıca, yazar, 1980’lerin başından beri İzlanda müzik dünyasının içinde yer alıyor. 1987’de Johnny Triumph adıyla Sugarcubes’ın “Luftgitar”ında vokalistti. Sonra Björk ve Einar Örn Benediktsson ile görünmeyen bir gitarı çaldığı klip var. Bad Taste plak şirketi yöneticisi, Kraumur Müzik Vakfı danışmanı. Müzikal bir şair yani...
Ve şiirsel bir romancı. Hikâyemiz 1883’te, İzlanda’nın buz gibi düzlüklerinden birinde, Aurora Broealis altında başlıyor. İlk görünen karakterimiz, Peder Baldur Skuggason. Kendisi bir avcı ve mavi bir tilkinin peşinde. Hakçası, mavi tilki ondan çok daha zarif ve zeki, ama avcı da kurnaz. 

Booker muadili ödül
İkinci ana karakterimiz ise bir natüralist olan Fridrik B. Fridriksson. Evet, İstanbul Film Festivali’nin gözdelerinden İzlandalı yönetmenle neredeyse adaş. Fridriksson, on yedi yıl önce Kopenhag’da sefa ehli arkadaşlarla gününü gün ediyormuş. Sonra annesiyle babası ölünce onların evini satıp borçlarını ödemek ve Kopenhag’i dönmek üzere İzlanda’ya gelmiş. Derken Downs Sendrom’lu bir kız olan ve karaya vurmuş bir gemi enkazına prangalı halde bulunan Abba’yı kurtarmış. O dönemde bu tür hastaların nasıl karşılandığını daha sonra başka bir karakterin davranışından da anlarız. Ama Fridrik, belki iyi kalpli olduğu, belki de hayata bakışı değiştiği, hatta belki sıradışı bir dostluk bulduğu için, orada kalmaya karar veriyor.
Onun on yedi yıllık hikâyesine kitabın ikinci bölümünde vakıf oluruz. Üçüncü bölümde ise gene Rahip ile tilki çıkar karşımıza. Aslında her şey birbirine bağlıdır.
Görüldüğü gibi, ‘Mavi Tilki’ pek de olaysız sayılmaz. Ama zaman, mekân, karakterlerin kendileri belki size şeklen yabancı gelebilir. Onun dışında, yabancı olan bir şey yok. Olaylar, iyisiyle kötüsüyle, aşina olduğumuz bir seyir izliyor. Belki bir karakterin istikrarı hariç.
‘Mavi Tilki’ bir bütün olarak çok başarılı, neyse ki hiç eğitici olmayan, mavilere bürülü bir masal ve kendini tekrarlama pahasına, bir şiir. Sihirli anları var, kalbinize dokunuyor, eminim ki elinizden bıraktıktan sonra da hatırlayacaksınız. Ancak, kitapta geleneksel İzlanda hikâyeleri ve mitlerine yapılan göndermeler varmış ki, maalesef onları yakalamak neredeyse imkânsız. ‘Mavi Tilki’ 2005’te yazarına, Booker Prize muadili Kuzey Konseyi Edebiyat Ödülü’nü getirmişti.

MAVİ TİLKİ
Sjón
Çeviren: Omca A. Korugan
Doğan Kitap
2011, 105 sayfa
11 TL.