Şaire bilmek ne gerek

Şaire bilmek ne gerek
Şaire bilmek ne gerek

Veysel Çolak

Günümüz şiirinin yaşamın dışına düşmüş olduğunu savlayarak, şairin toplumsal sorumluluk yüklenmesini istiyor Veysel Çolak. Şiir ve şairler, insanlar ve toplum adına, iyi şiir yazmanın ve bilinçli bir okur olmanın bilgisini veriyor
Haber: GONCA ÖZMEN / Arşivi

Veysel Çolak, şairliğinin yanı sıra şiir üzerine düşünen ve yazan bir eleştirmen aynı zamanda. On beşi aşan şiir kitabından başka, şiir üzerine inceleme-deneme-eleştiri-derleme olarak da onun üzerinde kitabı var. Bunlardan biri de genişletilmiş ikinci baskısı yapılan ‘Şiir Nedir ve Nasıl Yazılır?’. Şiir ‘tanımlanamaz’ ve ‘öğretilemez’ diyenlere karşın, şiirin birçok tanımının yapılabileceğini ya da her şiirin kendine özgü bir tanımının olabileceğini söyleyen Çolak’a göre, önemli olan şiiri tanımlamak değil, “özgün şiirin ne olabileceğini irdelemek”tir. Yazılmış şiirlerin nasıl yazıldığı öğrenilebilir örneğin. Önce tema kavranır; sonra bunun sözcükler arası bağdaştırmalarla nasıl bir biçime sokulduğu ve nasıl bir yapıya kavuşturulduğu çözümlenir. Bu bilgiler de şiir yazarken uygulanabilir ve yazılan şiirleri değerlendirmede kullanılabilir. Bu nedenle Çolak, yazılagelen şiire ilişkin bilgi ve şiir dili bilinci edinilmesi gerektiğini söyler.
Günümüzde şiir ne yalnızca esinle ne duyguyla/iç dökmekle ne de yaşananların bire bir öykülenmesiyle yazılıyor. Yapılan/oluşturulan, duyarlık ve usun iç içe olduğu bir yaratı olarak şiir, yetenek yanında bilgi, birikim ve çalışma gerektiriyor. Şair; evren, doğa, toplum , yaşam ve insanla ilgili verili gerçeklikleri bilmeli, dünyada ve ülkemizde bugüne kadar yazılmış ve yazılmakta olan şiirin bilgisine sahip olmalı ki var olanı dönüştürüp şiirsel dille yeniden üretebilsin. Ancak bu durumda, şiirinde sözcük seçiminden söyleyişe, ritme, imgelere, biçimden içeriğe yapısal ve dilsel yeniliklere yönelebilecektir. Çolak için de şiir, ‘yoğunlaştırılmış bir bilinç’, var olana karşı bir öneri, insandan yana bir gelecek tasarımıdır ki bu nedenle, her şiirin yenilikler getirmesinden söz eder.
Kitabın ilk sayfalarında şiirin ne olduğu üzerinde durulur ve belirli bir tanımının yapılamayacağı vurgulanır. Sözcüğün şiirde yapı taşı olmasına karşın, biriminin dize olduğunu ve şiirin belirli bir yoğunlaşma, ritim kazanmış yatay ve dikey dizelerin toplamından oluştuğunu belirtir yazar. Şiirde sesin/ritmin kullanımını, şiirin önemli sorunsallarından biri olarak görür. Benzetmeler ve eğretilemelerle nasıl anlamsal yoğunluk ve coşku sağlandığı, nasıl soyutlamaya ulaşıldığı, değişmecelerle duygusal ve düşsel olanların nasıl genişletildiğiyle ilgili bilgiler verir. Ona göre, şiirde asıl önemli olan düzdeğişmecelerdir ve Batı şiiri estetik olanı bu bağlamda aramaktadır. Çolak, daha sonra anlam sanatlarına değinerek bu sanatların tanımlarını verir, örnekler eşliğinde açıklamalarda bulunur. Ardından, kapalı anlatım ögeleri olarak söylence, simge ve imge üzerinde durur. Türk şiirinde mitlerden en çok yararlanan Anday ve Necatigil’in şiirlerinden örneklerle bu konuda önemli olanın, mitsel öyküleri doğrudan çağrıştıracak biçimde öykülemek değil, mitoslardan yola çıkan şairin yeni bir üretimle imgeler oluşturması olduğunu vurgular. Simge kullanımınınsa kişiden kişiye değişen anlamlar yüklenerek bilinçaltını eyleme geçirmesini ister. 

Ortaklaşa yazılan şiirler
Şiirde etkileyici ve coşku yaratan imgelere gereksinim olduğuna ancak şiirin yalnızca imgeye indirgenmemesi gerektiğine dikkat çeker. İmgenin, şiir söz konusu olunca en çok konuşulan terimlerden biri olmasına karşın, üzerinde pek düşünülüp araştırılmadığı için yeterince anlaşılamadığını ve belirsizliğini koruduğunu söyler. Günümüzde vahşi ya da tumturaklı imgelerle şiir yazılmasını ve bunların benimsenmesini, çoğunluğun şiir bilincinden yoksunluğuna bağlayan Çolak, süsleyici imgenin nesnel bağlılaşıklığının olmadığına; düşünsel olana, mantığa dayalı köktenci imgeninse bir duygu değeri taşımadığına değinir.
Nasıl Yazıyorlar (Bir Şiirin Oluşumu) bölümünde ise Day Lewis, E. Uçarı, V. Çolak, S. Nezir, Ü. Tamer, A. Timuçin, M. M. Tuzcu ve Mayakovski’nin bir şiirlerini nasıl yazdıklarını açıklayan metinler yer alıyor. Bir deneyimin doğrudan şair tarafından aktarılması, bir şiirin nasıl bir esinle, dize dize, yaza boza nasıl oluşturulduğunu öğrenmek çok şey kazandırıyor okura. Her Şiir Yeni Bir Öneri-Her Algı Yeni Bir Şiirdir adlı bölümde, yine birer şiirden yola çıkılıyor. Önce Şairin Niyeti başlığı altında V. Çolak, G. Turan ve H. Ergülen bir şiirleriyle ilgili düşüncelerini yazıyorlar, sonrasında ise Okurun Niyeti başlığı altında, şair-eleştirmen Baki Ayhan T.’nin bu şiirlerle ilgili yorumlarına yer veriliyor. Bunlar, bir şiirin nasıl okunup nasıl anlamlandırılacağı konusunda okurları aydınlatan oldukça ilginç çalışma ve uygulamalar. Okumalar bölümündeyse M. Jacop’tan (Genç Bir Şaire Öğütler), G. Benn’den (Modern Şiir Ne Değildir?), O. Y Gasset ile Baudelaire’den birer, V. Çolak’tan da iki metin var. Son bölüm Poetika Kitaplığı’nda da 120’den fazla kitabın adı verilerek bir okuma önerisi sunuluyor. Kitap adlarına göre düzenlenen bu listede, gözden kaçan hataların fazlaca olduğunu belirtelim.
Yorumlarına, değerlendirme ve eleştirilerine katılalım katılmayalım, Veysel Çolak’ın günümüz şiirinin sorunlarını gündeme getirmesi, yazılmakta olan şiire eleştiriler yöneltmesi oldukça önemli. Sürekli okuyan, araştıran, birikimli biri olarak, şiir üzerine konuşmaktan/yazmaktan vazgeçmez; yanılmaktan da korkmaz. Çünkü kendini ya da şairleri değil, şiiri önceler. Şiirin çalışkanlarındandır. Bugün yazılmakta olan şiirle ilgili yargıları genellikle olumsuzdur. Ona göre, iyi şiir yazan birkaç kişi dışındakilerin şiirleri “kopyalanmış”, özgünlükten uzak, “ortaklaşa yazılan” şiirlerdir. Genellemelerin her zaman tartışmaya açık olmasına karşın, çoğu zaman yargılarına “Türk Şiiri” diye başlar. Örneğin, Türk şiirinin en önemli sorunlarından biri olarak, durmadan yinelenen birkaç sesle yazılmasını görür ve belli sözcüklerin çok sık kullanılmasının da anlamın daralmasına yol açtığını, gelişen değil, genişleyen bir şiirimiz olduğunu savlar. “Bugün Türk şiirinde benimsenmiş, işletilebilen bir esin kuramı yok” diye düşünür.
Şiir değerlendirmelerinin içerik üzerinden yapılmasına karşı olan Çolak, “Ne yazık ki Türk şiiri eleştirisi de bütünüyle bu mantıkla işletilmiştir hep.” der. Yapılan kimi sıradan bağdaştırmaların şiirleri eskittiği, garip bağdaştırmaların ise yaşamdan kopardığı, Türk şiirinin ‘gibi’ ilgeciyle yapılmış benzetmeler mezarlığı olduğu, O. Paz’ın şiire ilişkin konuşmalarda tartışmasız bir referans sayıldığı, çağdaş Türk şiirinde karşıtlığın kullanıldığını söylemenin zorluğu, mitlerden pek yararlanılmadığı gibi birçok önemli saptama ve eleştirileri vardır. Çolak’a göre, şairlerin çoğu, söz ve anlam sanatları, şiire ilişkin imge-eğretileme gibi en temel kavramlar konusunda bile bilgi yoksunudur. Bu bağlamda kitabıyla ilgili şöyle der Sunu yazısında: “Bu çalışma şairlere bir uyarı elbette. Şiirin incelikleriyle buluşmak isteyen okuyucu içinse, bir anahtar niteliği taşıyor.”
Günümüz şiirinin yaşamın dışına düşmüş olduğunu savlayarak, şairin toplumsal sorumluluk yüklenmesini istiyor Çolak. Onun yaptığı da bir bakıma şiir ve şairler, insanlar ve toplum adına, iyi şiir yazmanın ve bilinçli bir okur olmanın bilgisini vermek. Bu kitap, işte bunu gerçekleştiriyor; yazılma amacı da bu. Ayrıca bu tür kimi kitaplardan anlatımdaki yalınlığı, açıklık ve kolay anlaşılabilirliği öncelemesiyle ayrılıyor. Daha çok şiir yazmaya yeni başlayanlara ya da şiir okurlarına yönelik olarak, şiir bilgisinin, poetik ve eleştirel bilincin oluşmasına katkı sağlamak amacıyla hazırlanan benzer kitaplarda, anlatımın özlü, açık ve anlaşılır olması büyük önem taşır. Düşündüklerini zorlamasız, yalın anlatıp yazabilmek de işlenen konuyu iyi bilmekle ve birikimle yakından ilgilidir. ‘Şiir Nedir ve Nasıl Yazılır?’ adlı kitap, yazarının bu konudaki yetkinliğini gösteriyor.

ŞİİR NEDİR VE NASIL YAZILIR?
Veysel Çolak
İkaros Yayınları
2011
247 sayfa
14 TL.


    ETİKETLER:

    kitap

    ,

    Bugün

    ,

    Yetenek

    ,

    Yaşam

    ,

    Modern

    ,

    Şiir

    ,

    Şair

    ,

    Anahtar

    ,

    toplum

    ,

    doğa

    ,

    yazar

    ,

    zaman

    ,

    batı