Shakespeare'in evreninde

Shakespeare'in evreninde
Shakespeare'in evreninde
"Türk" Shakespeare, büyük yazarın eşsiz sahnelerini yaşamak, tatmak ya da yeniden yaşamak, bir kez daha tatmak için fırsat
Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Yaşadı mı, yaşamadı mı, kimdi neydi, takma ad mıydı tartışmaları ortasında, 1964 William Shakespeare’in dört yüzüncü doğum yılıydı.
1964! Başımda kavak yellerinin estiği, ‘her şeye rağmen’ mutlu yıllarım. Halide Edib’leri, Reşat Nuri’leri, Yakup Kadri’leri epey okumuşum. Başkalarını da. Hatta kendimce bir şeyler yazmaya başlamışım. Matematik öğretmenim Hilâl Pamir günün birinde ‘gerçekten’ yazar olacağıma inanıyor...
İşte o dönemlerde Shakespeare hayatıma girecek. Harikûlâde bir sonesi, düzyazı çeviriyle, ablamın Türk Dili ve Edebiyatı kitabında. Halide Edib ise, hangi romanındaysa, ‘Nasıl Hoşunuza Giderse’den alıntılayarak, dünyanın bir sahne olduğunu söylüyor.
Görkemli bir sahne dünya , bizler birer oyuncu. Yaşam boyunca nice roller üstleniyoruz...
1964’te İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları Shakespeare’in dört yüzüncü doğum yılını kutlamış. Tepebaşı Tiyatrosu’nda Venedik Taciri, Yeni Tiyatro’da Corilolanus, Romeo ve Juliet, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Fatih’te Kuru Gürültü, Üsküdar’da On İkinci Gece. Basbayağı bir Shakespeare şenliği.
Venedik Taciri’nin ünlü tiradı işte o zamanlar büyülemişti. Dünyanın bir sahne olup olmadığı önemli değildi artık. İç yakan, dünyaya, bu kötülükler, ezişler, yok edişler dünyasına Yahudi olarak gelmekti. Hiç unutmayacaktım artık.
Cumartesi matinede seyrettiğim Venedik Taciri’ni yıllar sonra Talât S. Halman’ın “Türk” Shakespeare’i dolayısıyla hatırladım. Hece Yayınları’nın okurla buluşturduğu “Türk” Shakespeare’in albüm sayfalarında, Şehir Tiyatroları’nın dört yüzüncü yıl afişi de yer alıyor. Dalıp gittim.
Değerli Halman vurguluyor: “Shakespeare, Türk tiyatrosuna 19’uncu yüzyılın ikinci yarısında girdiğinden bu yana, izleyicilerini ağlattı, güldürdü, coşturdu, düşündürdü. Sanırım, yerli yabancı hiçbir yazarın Shakespeare’inki kadar çok eseri oynanmış değildir bizde. Türk tiyatrosu, Shakespeare’i baş-tâcı etmiştir demek yanlış olmaz.”
“Türk” Shakespeare aslında Müşfik Kenter için hazırlanmış, kaleme getirilmiş tek kişilik bir oyun. Usta Müşfik Kenter 1934’te metni Kahramanlar ve Soytarılar adıyla sahneye taşımıştı. Elbette hayranlıkla izlemiştim. Bazı tiradları hâlâ işitir gibiyim.
Özgün metin, Halman’ın belirtmesiyle, üç saat kadar sürüyormuş. Müşfik bey ister istemez kısaltmış. Halman, ister sahneleyin, ister okuma tiyatrosuna dönüştürün, siz de kısaltabilirsiniz diyor.
Bununla birlikte, ‘ kitap ’ “Türk” Shakespeare özgün metin olarak yayımlanıyor, yıllardan beri. Ve iyi ki öyle yayımlanıyor: Shakespeare’in evreninde doya doya geziniyorsunuz.
Talât S. Halman yeryüzünün belki de en büyük oyun yazarının tüm sonelerini, nice zamanların emeğiyle, Türkçeye kazandırmıştı. Yanı başımdadır hep soneler. “Türk” Shakespeare ise, büyük yazarın eşsiz sahnelerini yaşamak, tatmak ya da yeniden yaşamak, bir kez daha tatmak için fırsat. Galiba en çok sevdiğim Macbeth, sonra Kral Lear, Hamlet, Atinalı Timon, Üçüncü Richard –ona da bayılırım- âdeta elinizin altında. Yalnız o kadar mı? Türkiye ’deki ve dünyadaki Shakespeare yansımaları da Halman’ın eserindedir. Tiyatro tarihlerimizin her ne hikmetse hor görüp geçtikleri Ermeni sanatçılarımızın ilk Shakespeare çalışmalarını Halman sevgiyle ve özellikle vurguluyor.
Sıcak bir metin “Türk” Shakespeare. İnce ayrıntılarla bezenmiş. Örnekse, Naşit’in Hamlet oynamak serüveni. Naşit ünlü bir tulûat sanatçısı. Gerisini Halman’ın eserinden okuyalım:
“Rahmetli, koca burunlu, dört kol çengi, gözleri fıldır fıldır bir komik... İlk temsilde, Naşit’in seyircisi her zamanki gibi, gülmüş de gülmüş. Naşit bakmış ki olacak gibi değil, sahnenin önüne yürümüş: ‘Bu bir trajedidir’ demiş. “Acıklıdır. Buna gülmeyeceksiniz, ağlayacaksınız.’” Naşit’in Hamlet yorumuna seyirci ağladı mı, bilmiyoruz. Bildiğim, “Türk” Shakespeare’le haz dolu saatler geçirdiğim...

Gündeş öneriler:
Funda’nın Mutfak Rehberi, Alev Alatlı, Alfa Yayınları, 2011. (Değerli Alev Alatlı’nın ‘müşfik’ sofrasından.)