Shakespeare'in manga hali

Shakespeare'in manga hali
Shakespeare'in manga hali
'On İkinci Gece' ve 'Kuru Gürültü' kitapları farklı mangakalar tarafından çizilmiş. İtalyan, Japon ya da Britanyalı hiç fark etmiyor her birinde aynı çizgileri görüyoruz
Haber: ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE - akafaoglu@yahoo.com / Arşivi

Edebiyatçılar arasında ‘purist’ diye adlandırılan bir grup vardır, klasiklerin kısaltılmasına, resimlendirilmesine, basitleştirilmesine ve güncel uyarlamalara dönüştürülmesine karşı çıkarlar. Özellikle Shakespeare’in eserleri söz konusu olduğunda tartışma iyice alevlenir. Bir yanda ‘purist’ler, diğer yanda ‘popülist’ler edebiyata zarar mı veriyor yoksa eserlerin sevilmesine yardımcı mı oluyor, yıllardır tartışır dururlar. Son yıllarda manga adı verilen çizgi romanlar tartışmaya yeni bir boyut getirdi.
Manga, Japon çizgi romanlarına verilen bir isim. Manga çizen sanatçılara da mangaka deniyor. Manga’ların konuları çok çeşitli olabiliyor. Çocukları ve gençleri hedef alanlar çoğunlukta ama bilim kurgu, fantezi alanlarında da çok sayıda manga yayımlanıyor. Hatta finans dünyasını anlatan ya da hentai denilen pornografik mangaların bile geniş piyasası var. Mangaların bir özelliği, farklı sanatçılar tarafında çizildiğinde bile aynı kalemden çıkmış izlenimi vermeleri. Üstelik mangalar artık sadece Japonya’da değil, dünyanın her tarafında üretiliyorlar; ama neredeyse hep aynı çizgilerle. Manga Shakespeare adıyla geçtiğimiz günlerde yayımlanan ‘On İkinci Gece ’ ve ‘Kuru Gürültü’ kitapları da farklı mangakalar tarafından çizilmiş. İtalyan, Japon ya da Britanyalı hiç fark etmiyor her birinde aynı çizgileri görüyoruz.
Mangaların ortak bazı özellikleri var. ‘Kuru Gürültü’ ve ‘On İkinci Gece’de bunlar hemen fark ediliyorlar. İlk başta karakterlerin cinsiyetsiz hatta kimliksiz betimlenmiş olmaları dikkat çekiyor. ‘Kuru Gürültü’nün kahramanlarından orta yaşlı Aragon Prensi Don Pedro, beline kadar uzun sarı saçlı genç biri olarak resmedilmiş; ayrıca Hero’nun babası Messina valisi Leonato da en fazla on sekiz - yirmi yaşlarında duran bir genç adam. Elbette mangalar ağırlıklı olarak çocuklar için üretiliyorlar fakat bütün karakterlerin aynı yaşlarda ve birbirlerine aşırı benzeyen gençlerden oluşması, konuyu anlamayı zorlaştırdığı gibi, Shakespeare’in eserlerini yakından tanıyanlar için bile akıl karıştırıcı oluyor. ‘On İkinci Gece’de Lady Viola kılık değiştirip erkek görünümü kazanır fakat bu mangada sevdiği erkek Illyria Dükü Orsino, Viola’dan çok daha fazla bir kadına benziyor. Kürk mantosu ve hoş bir stilde kesilmiş saçlarıyla her seferinde okurun yanılmasına neden olabiliyor. 

Kimonolu batılılar
Mangaların bir diğer özelliği kültürel bağlardan kopuk olması. Örneğin kadın karakterlerden biri kısa etek ve dize kadar gelen çoraplar giyerken, bir diğeri 16. yüzyıl giysileriyle olabiliyor. Hatta Japon çocukları düşünülerek üretilen bazı mangalarda kimono giydirilmiş batılı karakterler de çiziliyor. Bu eserlerin tarihsel ya da kültürel doğruluk beklenmeden okunması gerekiyor. 

Karakter çok iş zor!
Shakespeare eserlerinde kimlik karıştırmalarını çok sık kullanırdı. Örneğin, maskeli baloda birbirlerinin yüzlerini görmeden aşık olanlar ya da erkek kılığına giren kadınlar, hemen her komedide yer alır. Sahne üzerinde çok hoş etki yapan bu karmaşıklıkları çizgi romanlarda vermek kuşkusuz çok zor. Bir karakteri hem maske altında gizleyip hem de okurun anlamasını sağlamak ayrı bir ustalık gerektiriyor. Mangalarda özellikle bu kişilik karışıklığı yaratan sahneler başarılı olmamış. Zaten aşırı derecede birbirlerine benzeyen karakterleri bu konumda çözmek iyice zorlaşıyor.
Shakespeare komedilerinde çok sayıda karakter bulunur. Her biri, konunun gelişmesi açısından çok önemlidir. Genelde bir ana hikâye oyunun merkezinde yer alır, diğerleri de merkeze bağımlı olarak gelişir. Örneğin, Beatrice ile Benedick’in aşkı ‘Kuru Gürültü’nün merkez konusudur. Onların aşkına paralel olarak diğer aşklar ve ilişkiler şekillenir. Beatrice’ye ya da Benedick’te yakınlıklarıyla önem kazanır diğer karakterler. Shakespeare, oyunlarında merkezin anlaşılmasını kolayca sağlar; kahramanlar kurguyu en çok şekillendiren olayların eylemcileri olarak çıkarlar karşımıza. Ayrıca oyundaki en önemli dizeleri de kahramanlardan duyurur okuyucuya. Şimdi bu gözle baktığımızda çizgi romanlarda merkezin kaydığını görürüz çünkü kısıtlı bir alan içinde öyküyü anlatması gerekir, bu yüzden bir ilişkiye diğerlerinden daha fazla önem veremez. ‘Kuru Gürültü’nün merkezindeki Beatrice ile Benedick’in aşkı yerine Don Pedro’nun kardeşi tarafından aldatılış öyküsü merkeze yerleşir çünkü olayların anlaşılır olması için bu öykünün çok etraflıca anlatılması gerekmiştir. Elbette bunu bir sakınca olarak göremeyiz, çizgi romanın yapısı gereği konu, diyalogların önüne geçmiştir. 

Yine de keyifli
Şimdi asıl tartışma konusuna gelelim: mangalar, özellikle edebiyat klasiklerinin mangaları, klasiklerin sevilmesine, anlaşılmasına, okunmasına neden olurlar mı? Benim yanıtım olmadıkları yönünde. Basitleştirilmiş klasikler ya da çizgi roman şekline sokulmuş eserler edebiyat yapıtından iyice uzaklaştırır okuru. Yine de mangaların, çizgi romanların, basitleştirilmiş klasiklerin okunmasından yana olduğumu da hemen eklemeliyim, bunlar çocuklara genel okuma alışkanlığı vermek için önemli araçlardır. Söylemek istediğim, bu kitapları Shakespeare okuduğunu sanarak okumamak gerekir fakat yine de çok zevk alınarak okunabilirler. 

ON İKİNCİ GECE
William Shakespeare
Everest Yayınları
Çeviri: Sabri Gürses
2011, 208 sayfa, 9.9 TL.

KURU GÜRÜLTÜ
William Shakespeare
Çeviri: Sabri Gürses
Everest Yayınları
2011, 208 sayfa, 9.9 TL.