Şiir defteri

İlkin söylemeliyim ki, tam bir emek ve adanmışlık örneği Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu'nun yaptığı
Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

Şiir Defteri bir yıllık. Şiir yıllığı. Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu tarafından hazırlanıyor. Her yıl biraz gecikerek çıksa da beklenen bir yıllık o. Kendisini kura kura var oldu. Bıldır’dan bu yana inşa etti içeriğini, yönünü aradı. Tartıştı. Tartışıldı. Daha da arayacak. Belli ki daha da tartışılacak. İlkin söylemeliyim ki, tam bir emek ve adanmışlık örneği Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu’nun yaptığı. Yapmaya karar vermek, kararı sürdürmek dahası onu dönüp bakılacak bir haline getirmek kolay değil. Hele bizim gibi kültürün her havuzunu bilir bilmezin taş çakıl fırlattığı, kem söz fısıldadığı bir ortamda. Göze alacaksınız onca dergiyi takip etmeyi. Notlar almayı. Şiirleri okuyup notlandıracaksınız. Kitapları kaçırmayacaksınız. Tartışmaların nabzını tutacaksınız. Yazıları neredeyse tek tek okuyacaksınız. Bu da yetmeyecek bütün bunlardan kendinize özgü bir envanter çıkaracaksınız. Öncelikle bu bakımdan hemen ayrılıyor Şiir Defteri. Bağlam zenginliği hem çalışmanın hanesine olumlu bir not olarak yansıyor hem de çerçevenin doldurulmuş bulunması niteliğe ilişkin ortaya bir perspektif koyuyor. Bu perspektif başkaları adına, başkalarının ağzıyla kurulan bir dile yaslanmıyor. Şeref Bilsel ve Cenk Gündoğdu markasını taşıyor. Her tür kurumsal dopingin uzağında tam yaratıcı amatörlüğün ateşlediği, değer iplikleriyle dokunmaya çalışılmış bir kumaştır bu. Dileyen dilediği yönden biçebilir. Parça da bir bütün de bir.
Şiiri salt bir metin eylemi olarak algılamıyorlar Şiir Defteri’ni hazırlayanlar. Onu hayatla birlikte, hayata rağmen ve hayat için bir kaynama olarak da görüyorlar. Parti politikası değil ama bir zihin politikası güttükleri dahası buna haklarının olduğunu kim inkar edecek? ‘Hayat’ meselesi mühim onlar için. Şiir de bu değerin en saf mühimmatı olarak duruyor çeperde. Yeri gelmişken Şiir Defteri’nin bir özelliğini de vurgulayalım. Çalışmaya esas olan vulgarize dil her tür entelektüel çapaktan arınmış kendi ‘takip mesafesini’ koruma reflekslerine dayanıyor ki burası çok önemli. Böylelikle hazırlayıcıları birer teknisyen olmak durumundan çıkarıp zihni irtifası yüksek bir konuma çıkarıyor. Hem Bilsel hem Gündoğdu, yıl içinde yaptıkları diğer çalışmalarda da sürdürüyorlar bu enerjiyi. Merkezden çevreye değil, yıl içinde yayımlanan onca dergiyi izlemek, gelişmeleri takip etmek sonra da böylesi bir toplama kavuşturmak kolay iş değil.
Şiir Defteri bir yıllık, ancak sadece hazırlayanların kendi zevk ve dikkat derecelerine göre hazırladıkları bir yıllık değil. Önce, şiir adına sürecin topografyasını çıkarıyorlar. Böylelikle, üzerine konuşulacak zemin belirgin hale getiriliyor. Sonra da vurgulanan ‘hayat’ bağlamında soru ve soruşturma bölümü devreye giriyor. Soru yaratmak kadar soruyu yanıtlamak da ayrı bir maharet. Belki burada görünenden fazla kişiye sorular gönderiliyor ama geri dönüşler her zaman istenilen nitelikte olmaya biliyor. Mevcut tablonun bize bu noktadan gösterdiği çok yönlü harekettir. Tartışma konularına yaklaşımdaki çoğul perspektifin hissediliyor olması, yıllığı subjektiflikten uzaklaştırıyor. Seçilen şiirlere bir şey diyemeyeceğim. Belki, tek tek birkaç cümleyle ve bölümün hemen önüne seçilen şiirlerden hazırlayanların zihninde oluşan tablo yorum olarak sunulabilirdi. Ancak şart değil. 

Şair olmanın gereği
Mehmet Can Doğan (bu bağlam için doğru tercih), Ali Ayçil, Cihan Oğuz, Tozan Alkan, Özcan Erdoğan, Şiir Defteri’nin havzasını alabildiğine genişleten çalışmalarda bulunmuşlar. Çalışmanın sonuna 2010 yılında yayımlanan şiir kitapları ve şiire dair kitaplar eklenmiş. 384 sayfalık bir toplama kavuşan çalışma, ele alındığında hem yaklaşım diriliği hem yayın ve hazırlık titizliği hem de bakarak doyurabilme kapasitesiyle kendisini ‘yükseltmekte’ bir hamle daha yapmış gözüküyor. Umuyor ve bekliyorum ki, ideolojik körlüklerin ve hiçbir değer üretmeyecek kavgaların uzağında, iş üzerinden, yöntem üzerinden yürümeyen tartışmaların üstüne bir sünger çeksin Şiir Defteri. Emeği kadar tavrı da görülsün, karşılık bulsun.
Bu yapılabilir mi? Neden yapılmasın? Pekâlâ yapılabilir. Şiir Defteri’nin toplamına katkı sağlayan ülke şiirinin verim aktörleri, kemik ve post kavgasına düşmeden, insanımız, hayatımız, dilimiz ve varlığımızı kuşatmaya devam eden dişlenmeye karşı ahlaklıca bir duruş sergileyebilir. Şiir Defteri’ni önümüze koyan bu iki ahlaklı insana en azından bu bakışı yönetmek şair olmanın gereğidir.

Şİİr Defterİ 2011
Haz. Şeref Bilsel, Cenk Gündoğdu, İkarus Yayınları, 2011, 384 sayfa, 12 TL.