Şiirde kafiye

Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

‘İİkibinbir ile ikibinonbir’in arasındaki kafiye uyumuna dikkat çekerek ironik bir temennide bulunmuş Baki Asiltürk; “Sadece kafiyede kalmayan, şiirle dolu bir yıl olsun.” Türkiye ’de bugün şiir bekli de en çok şair ile kafiyelidir de, hem kafiye düşmanlığından hem de kafiyenin kullanıla kullanıla düşürülmesinden dolayı bir hükmü, çağrışımı, çağrısı yoktur, kalmamıştır, bırakılmamıştır. Asiltürk’ün haklı ve çok iyi niyetli temennisini bir yere not edip geçmeden önce bazı noktaların altını özellikle çizmek gerekir. ‘Şiir Yıllığı’ adı altında çıkan bir çalışma, o yıl yayımlanan en güzel şiirleri bir araya getiren bir çalışma değildir, olmamalıdır. Şiirin niteliğini şairler belirler, seçki sadece niteliğe yönelmiş toplu bakıştır. Yıllığa girmekle bir şiir değerlenmeyeceği gibi seçilmemekle de değer kaybına uğramaz çünkü. “Yıllıkların esas amacı ve onların karakterini oluşturan yanı; şiirdeki gelişmeleri, yenilikleri, farklı anlayışları örnekler bağlamında yansıtmak olmalıdır” değerlendirmesinde bulunuyor özellikle Asiltürk. Elbette haklıdır, bir yıl içinde, bütün şairler tarafından yazılmış şaheser şiirler toplamı sayılamaz yıllıklar. Antolojiler de öyle. Hareket ve eğilimi yansıtmak kendi başına yeterlidir ilk planda. Yeter ki zevk ve ideolojik körlükler yanında iktidar kanonlarının yedeğinde işlemesin yapılan çalışmalar. Düne nazaran bugün daha az edebi kamuoyu önünde tartışılıyor olması yıllıkların, nitelik kaybıyla değil demokratikleşmeyi başarabilmesindedir. Yayıncılar kadar hazırlayıcılar da demokratiktirler bugün de ondan, düne göre.
Bir yılın tam niteliğini yıllıklarda aramak da yanlıştır hem şiir hem şairler bağlamında. Hazırlayıcı, bütün objektifliğine rağmen kendi beğenisini devreye sokacaktır ister istemez. Buna da hakkı vardır. Eğer bir yıllıkta subjektif ve psikolojik sayılabilecek bakışlar, tutumlar, yorumlar ve sataşmalar daha ön planda duruyorsa ona da dudak kenarından gülümsemekten öte yapılacak bir şey yoktur. Olur böyle şımarıklıklar, örülür böyle oyun sepetleri deyip yoluna devam etmesi gerekir şairlerin hatta okurların. Arayış, yenilik, dönüşüm, atılım gibi kavramlar süreklilikleri gereği bir yılın içine de sığdırılamazlar zaten. Yıllıklar herkesin orada olduğu değil gerekirse olmadığı mecralar olarak da kabul edilmelidir. Bugün Türkiye’de yazılan şiirle, okunarak hayata dönüştürülen şiir arasındaki temel paradoks yıkılmadığı, yıkılamadığı sürece, tartışmalardan da medet ummak boşuna bir çabadan ileri gidemeyecektir. Önemli olan kim ve neden yok sorusunun değil kim ve neden var sorusunun karşılığının görülebilir olmasıdır bir yıllıkta. Eğer şiir yıllığı hazırlayan kişi, o yıl içinde yazılan şiir yanında yayımlanan ve hakkında en çok yazı yazılan kitapları görmeme cesareti taşıyorsa bir yandan, yıllık hazırlama cüretinin de hayli geliştiğini kabul edebiliriz değil mi ülkemizde? 

Ana hatlarıyla yıllıklar
Bir şiir yıllığını okurken gözden ırak tutulmaması gereken noktalardan birisi de o yılın şiir konusunda sergilediği performansı göstermektir. Edebiyat ve şiir dergileri yanında yazılı basında hangi konular hangi yöntemlerle tartışılmıştır, bunu da göstermeli ana hatlarıyla yıllıklar. Bir yılın şiir verimi sadece yayımlanan şiirlerden değil belki asıl şiir hakkındaki zihni yönelimlerle izlenebilir. Poetik metinler, eleştiriler, söyleşiler, polemikler, ödüller, yeni basımlar hatta seçilmiş yazılar. Bu noktadan bakıldığında, Asiltürk akademisyenliğin de kendisine verdiği imkânla hem okura hazır bir tablo sunmakta hem de kendi değerlendirmelerinin kaynaklarını işaret etmektedir. Baki Asiltürk yerinde ve haklı gerekçeyle 2010 yılı içerisinde gerçekleştirilen şiir etkinliklerinin sayıca çokluğuyla bu etkinliklerin etkinsizliği arasındaki çelişkiye değinmektedir ayrıca. Şiirin bir birey etkinliği olmaktan çıkarılıp bir belediye -kitle etkinliğine hızla indirgenmesi elbette ters açılar içinde değerlendirilip tartışılmalıdır. Fakat asıl olan, şiirdeki nominal değeri somuta dönüştüren dergilerin tutumudur ki, dergiler 2010 yılı içerisinde de şiir konusunda hayli hareketli bir tablo sergilemiş gözüküyorlar.
Bir şiir yıllığını okurken ‘neler olmuş’ sorusu kadar ‘neler olabilir’ sorusunun da beraberinde yürümesi gerekir. Yıllıklar geleceğe yönelmiş bakışıdır hazırlayanların bu bakımdan. İlhan Berk, “Ben yıllıkları tersinden okumaya başlarım” derdi, bu ironik cümlede hem ebedi genç kalmak arzusu görürdüm ben içten içe (YKY’nın yıllığı göz önüne alındığında, bir kum saati canlanır ister istemez benim zihnimde, aşağı değil yukarı akan bir kum saatidir bu ve yaşlananlar hep yukarıda birikirler) hem de neler olabilir gelecekte sorusunun da karşılığını aramak olarak yorumlardım. Eğer, Baki Asiltürk’ün değerlendirmelerine kulak verecek olursak, dönüşüm ve tazelenme sürmektedir. Bu sürüşün şiir karşılığı var mı diye aramaya başladığımızda ise herkesin bulacağı farklı olabilir. Ben bulmaktan yana değilim, aramanın, gözlemenin, beklemenin daha sağlıklı olacağını düşünürüm. Hiçbir etken bir şairin gelişini engelleyemez çünkü tıpkı şiirin sürüşünü engelleyemediği gibi.


ŞİİR YILLIĞI 2010
Hazırlayan: Baki Asiltürk, Yapı Kredi Yayınları, 2011, 295 sayfa.