Sırada hınzır Lâl'le tanışmak var

Sırada hınzır Lâl'le tanışmak var
Sırada hınzır Lâl'le tanışmak var
Rosset, espri yapacak zekâyı hep oğlan çocuklarına layık gören yazarların tersine, Lâl'le kanlı canlı bir kız çocuğu yaratırken, bu özellikleri atlamayarak karakterini sıkıcı bir tip olmaktan kurtarmış
Haber: ASLI TOHUMCU - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

Biz yetişkinlerde hep, çocukların yaşantılarını, deneyim ve sıkıntılarını küçümseme tavrı oluyor sanki. Oysa çocukluğun da, çocukların da, bizce minyatür olsa bile, kendince devasa bir dünyası var. Okul arkadaşlarıyla anlaşabildikleri gibi sürtüşebiliyor, fiziksel eşitsizlikler yüzünden tacize uğrayabiliyorlar. Tek bir evde, aynı maddi ve manevi imkânlarla büyüdükleri halde kardeşlerin birbiriyle alıp veremedikleri oluyor. Okulda sıkıcı buldukları ya da kendilerini korkutan görevler üstlenmek, yine okulda mânâsız bir şekilde kendilerini göstermek, kendilerini tuhaf şekillerde ispatlamak zorunda kalabiliyorlar. Ne yazık ki bu ve bunun gibi onlarca sorunla, yetişkinlerin küçümsemelerinin gölgesi altında tek başlarına başa çıkmak zorunda kalıyorlar.
Neyse ki çocukları ciddiye alan, sıkıntılarını hayal edebilen ve kulak arkası edilmeyecek çözümler sunmayı başaran çocuk yazarları var. Lâl! Hayat bu işte! serisinin Fransız yazarı Florence Dutruc-Rosset de işte bu başarılı yazarlardan. Haşarılığı, yaramazlık ve espri yapacak zekâyı hep oğlan çocuklarına layık gören yazarların tersine, Lâl’le kanlı canlı bir kız çocuğu yaratırken, bu özellikleri atlamayarak, karakterini klişe ve sıkıcı bir tip olmaktan kurtarmış!
Rosset’nin yedi yaş ve üzeri gruptaki çocuklar için yazdığı Lâl! Hayat bu işte! beş kitaplık bir seri henüz. Bu kısa romanların başlıkları temalarını ele veriyor; ‘Ablam Bana Emir Yağdırıyor’, ‘Çekingen Olmaktan Nefret Ediyorum’, ‘Kötü Not Almaktan Korkuyorum’, ‘Benimle Alay Ediyorlar’ ve ‘Âşık Oldum’. Lâl’e maceralarında eşlik edenlerse anne ve babası dışında, en yakın iki arkadaşı Can ile Elâ ve gıcık ablası Melisa. 

Akrobasinin hastasıyım
İlk kitap ‘Ablam Bana Emir Yağdırıyor’da evde durumlar pek hareketli, çünkü Melisa on üçüncü doğum günü için evin garajında havalı bir parti veriyor. Partiye davetli olmadığı halde arkadaşlarını çağırmış bulunan Lâl’in canı sıkıldıkça sıkılıyor hazırlıklar sırasında. Ama komik bir şekilde günü, yani partiyi kurtaran da Lâl ve kankaları oluyor. Her hikâyenin sonundaki Ya Sen? başlıklı bölümde, elinizde tuttuğunuz kitabın işlediği temaya dair küçük akıl vermeler var. Bu hikâye özelinde bu tavsiyelerin kardeş ilişkileri üzerine olduğunu söyleyebiliriz. Diğeriyle konuşarak iletişim kurma ve onun hayatına saygı duyma üzerinden verilen tavsiyeler mantıklı ve elbette ki uygulanabilir tavsiyeler.
‘Çekingen Olmaktan Nefret Ediyorum’da takla ve parende gibi akrobasinin her türlüsünün hastası olan Lâl, jimnastik dersine yazılıyor. Ama iş öğrencilerin birbiriyle tanışmasına, ardından da çeşitli sululuklar yapmasına gelince tutulup kalıyor ve adını bile söyleyemiyor. Hal böyle olunca bir sonraki derse gitmemek için türlü numaralar çeviriyor. Sıkıntısını annesiyle paylaşınca, üstüne, babasının da yaklaşan sunumu konusunda aynı nedenlerle strese girdiğini öğrenince bir durup düşünüyor. Lâl’in sorununu çözen, parkta Elâ ve Can’la gerçekleştirdiği akrobasi buluşmasında jimnastik sınıfındakilere yakalanması oluyor. ‘Çekingen Olmaktan Nefret Ediyorum’ çocukları, sorunlarını anne babalarıyla paylaşmaları ve birlikte çözüm aramaları konusunda cesaretlendirmesi bir yana, çekingenliğin çocuklara has bir sorun olmadığını, bugün yakın diye nitelediğimiz arkadaşlarımızla da aslında bir zamanlar yeni (!) tanıştığımızı vurguluyor.
‘Kötü Not Almaktan Korkuyorum’ adlı macerada Lâl’in tarih dersiyle başı dertte. Düşük not aldığı yetmezmiş gibi annesi de odasından çıkmama cezası veriyor Lâl’e. Ceza küçük Lâl’in sorununu çözmüyor, annesinin karşısında bütün ezberini unutan Lâl, ailesiyle birlikte küçük bir geziye çıkarak yerinde öğrenme metodunu uyguluyor. Her derste yerinde öğrenme gibi bir şans olmadığı halde, her çocuk için farklı bir öğrenme tekniği olabileceğinin altını çizen öykünün anne babalara da diyecekleri var yani. Bilgiyi edinmek, sindirmekle ezber arasındaki kalite farkı mı diyelim artık, işte bu fark da vurgulanıyor öyküde.
‘Benimle Alay Ediyorlar’ın konusu oldukça tanıdık aslında. Gözlük takanlarımız, genelden kilolu olanlarımız, konuşması ya da herhangi bir konuda görgüsü farklı olanlarımız alay konusu olmuştur arkadaşları arasında. Hatta çoğumuzun hatırlamak istemediğimiz bir lakabı vardır okul yıllarından kalma. Dördüncü kitap işte bu meseleye değiniyor ve çocuklara alay konusu olduklarında “Eee, ne olmuş yani?” diyebilmelerinde yardımcı oluyor. Diş telleri yüzünden ‘Çelikdiş’ lakabını alan Lâl, “Eee, ne olmuş yani?” adında bir kulüp kurarak, kendileriyle çeşitli nedenlerle alay edilen arkadaşları için bir parti veriyor. Partinin sonunda karşı takımın (alay etmeyi sevenler) bir üyesini de aralarına almaları, yani Lâl ve arkadaşlarının ‘ötekileştirme’ yanılgısına düşmemeleri de takdire değer. Bütün bunlar sırasında ablası Melisa’nın da ona destek olması, moral vermesi ayrıca güzel.
Serinin son kitabı ‘Âşık Oldum’ ise tam bir şenlik. Ali’ye âşık olan Lâl, aşkını itiraf edemeden manitayı Selin’e kaptırıyor. Selin de ne Selin ama! Lâl’in rakibi olduğu içine mi doğduğundan mıdır artık, tam bir kötü dişi kesiliyor ve çok başarılı bir şekilde Lâl’in özgüvenini yıkıyor. Bu hikâyede de kader ve neyse ki Ali’nin aklı devreye giriyor da, Lâl sevdiğine kavuşuyor. Gerçekten güzel bir tipleme Lâl; iyi yönleri ve kusurlarıyla, dünyaya bakışındaki mizahla, her şeyden önce çocukluğuyla… Çocuklarının hayat dersini kitaplardan, biraz yumuşatılmış ve komik bir üslupla almasını tercih eden anne babalar seriyi çocuklarına hediye etsinler…

Ablam Bana Emir Yağdırıyor
Çekingen Olmaktan Nefret Ediyorum
Kötü Not Almaktan Korkuyorum
Benimle Alay Ediyorlar
Âşık Oldum
Florence Dutruc-Rosset
Resimleyen: Marylise Morel
Çeviren: Yasemin Tanbi – Burcu İnal Turan
Derin Kitap
2011, her bir kitap 48 sayfa ve 7.5 TL.