Sıradanlaşan ölüm

Gabriella Ambrosio 'Ayrılmadan Önce'de intihar saldırısına hazırlanan Dima'yı anlatıyor. Olay gerçekten yaşanmış. Yazar, roman kişilerinin adlarını değiştirse de, olayları o gün yaşanan şekilde aktarıyor
Haber: ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE - akafaoglu@yahoo.com / Arşivi

Filistin’de sıradan bir gün, ölümden ve ölüm haberinden uzak bir gün olmaz. İtalyan gazeteci yazar Gabriella Ambrosio ‘Ayrılmadan Önce’ adlı romanında Kudüs’te yaşayan birkaç ailenin yedi saatini anlatıyor. Aslında her şey sıradan bir gün gibi başlıyor: bir bahar gününde, sabah saat yedide, roman kahramanları masum uykularından uyanıyorlar. Kalkıp hazırlananlar ve evlerinden çıkanlar arasında farklı iki dünyanın yaşıt iki kızı var. Biri on sekiz yaşında Filistinli Dima adında bir genç kız, diğeri aynı yaştaki İsrailli Miriam. Dima Deyşa mülteci kampında kalabalık ailesiyle yaşıyor. Miriam ise orta sınıf evinde, babasından boşanmış annesiyle yalnız yaşıyor. Miriam ve annesinin hayatlarını belirleyen endişeler var. Birincisi Miriam’dan bir yaş büyük ağabeyi tehlikeli bölgede askerliğini yapıyor, ikincisi ise Miriam en yakın arkadaşını iki ay kadar önce bir patlamada kaybediyor. Parçalanan bedeninden geriye sadece dövmeli kolu kalan arkadaşının ölümü ardından kendini yalnız hissediyor ve içine kapanıyor. Tek ilgi duyduğu şey ıssız bir tepeye gidip oradaki ağaçların resimlerini çekmek. Dışardan bu iki genç kıza bakıldığında Dima daha dışa dönük görünüyor. Romandaki diğer kahramanlar Dima ve Miriam’ın yakın çevresinden oluşuyor. En başta her ikisinin ailesi ve konu merkezine onlardan daha yakın duran bir başka genç, Filistinli yirmi üç yaşındaki patlayıcı uzmanı Hasan var. Hasan Dima’nın bağlantı kişisi. Anlatıda saatler ilerledikçe Dima’nın Hasan’la buluşmaya gidişinin altında yatan neden ortaya çıkıyor. 

29 Mart 2002’de ne oldu?
İtalyan gazeteci yazar Gabriella Ambrosio ilk (ve bildiğim kadarıyla tek) romanı ‘Ayrılmadan Önce’de canlı bomba diye adlandırılan, intihar saldırısına hazırlanan genç Dima’yı anlatıyor. Olay gerçekten 29 Mart 2002’de yaşanmış. Genç kızın kendisiyle birlikte iki kişinin ölümüne neden oluyor bu olayda. Ambrosio, roman kişilerinin adlarını değiştirerek anlatıyor fakat olayları tam o gün yaşandıkları şekilde, bir gazeteci gibi aktarıyor. O günlerde basında çıkan haberlere daha sonra Dima’nın (genç kızın gerçek adı Ayat) babası ve nişanlısı ile; Miriam’ın (gerçek adı Rachel) annesi ve sınıf arkadaşlarıyla röportaj yaparak araştırmasını derinleştiriyor. Bu olay o günlerde gazetelerde geniş yer bulan haberlerden biri, çünkü ilk başta Filistinli ile İsrailli genç kızları kardeş zannederek polis iki kişinin suçlu olduğu sonucuna varıyor. Daha sonra öğreniliyor ki, süpermarketten içeriye girmekte olan İsrailli genç kızın yanında, üzerinde yüzlerce kişiyi öldürecek patlayıcı bulunan Filistinli kızı süpermarketin girişindeki koruma görevlisi de kardeş sandığı için şüphelenmiyor. Zira İsrailli kızı daha önce markete gelirken çok kereler görmüş ve ondan şüphelenmek aklına gelmiyor.
Ambrosio korkunç ama ilginç bir paradoks anlatıyor romanında. Aynı boy, aynı kilo ve aynı yaşta, kardeş sanılacak kadar birbirine benzeyen Filistinli ve İsrailli kızların her ikisinin de okulda başarılı olmaları, savaş ortamı içine doğmuş olmaları tamamen bir rastlantı. Çünkü bu çocuklar kendi iradeleri dışında bir savaşın içinde yer alıyorlar. Ambrosio romanında zaten bilinen bir gerçeği incelikle gösteriyor: bu coğrafyada yüzlerce yıldır bir arada yaşayan Musevi, Hıristiyan ve Müslüman’ın ortak kültürü, tarihi ve asla dile getirilmeyen, kardeşliği. Yöneticiler özellikle benzerliklere dikkat çekmekten hep kaçınmışlardır. Dima ile Miriam düşman güçlerin çocuklarıdır, düşmanlık da farklılıkla, ötekileştirmeyle mümkündür. Nesillerdir körüklenen düşmanlık duygularıyla büyüyen çocuklar ne benzerlikten ne de kültürlerini besleyen ana kaynaklardan haberdardır. Bu durumda iki genç kızın şaşırtıcı benzerliği ironik görünür. 

Dima’nın yüzü
Yazar ayrıca canlı bomba Dima karakteriyle etkileyici bir portre çiziyor. Dima yakında teyzesinin oğlu ile evlenme planları yapan, gazeteci olma hayalleri kuran bir genç kız. Onu sevgi dolu bir genç kız olarak görüyoruz: Mülteci kampında babalarının ölümü ardından yetim kalan bebeklere karşı son derece şefkatli. Ailesi de onun geleceğini parlak görüyor, babası onun okumasını ve meslek sahibi olmasını istiyor. Bütün bunlar Dima’nın ilk görünen yüzü, bu olumlu tabloya rağmen romanın ilk sayfalarında onunla ilgili gariplik hissediyoruz “Ocağı yaktı ve o gün sıradan bir gün olmadığı için, gazın kokusu hemen damarlarına girdi ve kanında yavaş yavaş akmaya başladı” sözlerinden Dima’nın sıradan bir sabah kahvesi yapmadığını anlıyoruz. İlerleyen satırlarda gariplik daha belirginleşiyor: “o sabah her şey yavaş olacaktı, bir yanını incitmemek için yavaş ve donuk olacaktı. Kapıda da yavaş ve donuk bir şekilde gülümsedi, tek bir bakışla, fotoğraf çeker gibi herkesi ve her şeyi kapsadı, kendisinin de tepeden tırnağa fotoğrafı çekildi sanki, tek parça halinde başı, kolları ve ayaklarıyla. Ayakları oradan ayrılmak istemiyordu...” Bir yanda yardımsever Dima, diğer yanda bir robot asker gibi görevine odaklanmış, tüm duygularını kilitlemiş birini görüyoruz. Örneğin, aklına ona dama oynamayı öğreten çok sevdiği teyzesi geldiğinde, kendini katılaşmaya zorluyor: “Dima yüreğinin yumuşadığını fark edince, işe yaramayan sayfalar nasıl yırtılıp atılıyorsa, teyzesinin düşüncesini de yırtıp atmaya karar verdi.”
‘Ayrılmadan Önce’, nesnel bir bakışla, gazeteci diliyle yazılmış bir roman. İntihar saldırıları gibi anlaması olanaksız görünen bir konuyu tarafsız ele alışıyla takdire değer. Gabriella Ambrosio, Filistin- İsrail savaşını ya da Ortadoğu sorunlarını anlatmaya çalışmıyor, burada sadece ölüme giden üç kişinin hayatlarının son yedi saatini sergiliyor. Anlatı tekniği olarak özetleme formunu kullandığı için, yargıdan uzak ve nedenselliği sorgulamayan bir metin çıkmış ortaya. Form olarak da Keifer Sutherland’ın başrolünde oynadığı 24 adlı televizyon dizisinin kalıpları kullanılmış. Bütün bunlarla birlikte, kitabın belgesel anlatı tekniğini özellikle kullandığını, edebi bir kaygı taşımadığını eklemek gerekir. Belgesel form bahsettiğim konularda yazarın işine yaramış, fakat okur açısından bakıldığında herhangi akşam haberlerinden öte bir şey katmadığını da söylemeli.

AYRILMADAN ÖNCE
Gabriella Ambrosio
Çeviren: Leyla Tonguç Basmacı
Remzi Kitabevi,
2011
125 sayfa
10 TL.