'Sizin hiç babanız öldü mü?'

Umberson: 'Ebeveynin ölümü birçok yetişkinin hayatında dönüm noktasıdır. Kendimize, başkalarıyla ilişkilerimize ve hayattaki yerimize bakışımızı değiştiren bir olaydır'
Haber: FİGEN ŞAKACI / Arşivi

Teksas Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Debra Umberson, üç yılı aşkın bir sürede binlerce yetişkinle anket yaparak, ebeveynlerin ölümünden sonra “ Hayat nasıl geçiyor?” diye sormuş. Ankete katılanlar içini dökmüş, Umberson dinlemiş, cevapları değerlendirmiş... Sonuçta ortaya herkesin korkulu rüyasıyla yüzleştiği rehber bir kitap çıkmış... Kalbimizin kilitli kapılarını hiç zorlamadan, bir çilingir ustalığıyla açan şairimiz Cemal Süreya; bir şiirine başlıktaki ismi vermiş ve en can alıcı dizesiyle yanıtlamıştı sorusunu; “Benim öldü, kör oldum.” Bu kadar çarpıcı bir ifşaattan sonra yutkunmadan daha karanlık bir boşluğa seslenmiş, “Yüzümün yarısını kaybettim” diye devam etmişti şiirine... 

Belki merhem olur
Süreya’nın sorduğu bu soruyu genişleterek Debra Umberson da yetişkinlere sormuş; ‘Ebeveynin Ölümü’ kitabında... Umberson, üç yıl boyunca binlerce katılımcıyla yaptığı anket çalışmasında, ebeveyn kaybının yetişkinler üzerindeki etkilerini araştırmış ve elbette birçok sonuca ulaşmış. Burada uzun uzun bu sonuçların değerlendirmesine girmek haddimi aşar ama en azından birkaç soru ve cevaptan alıntılar yapmak istiyorum. Her soru ve cevap bu acının tezgahında dokunmuşlar için belki merhem olur diye, belki okudukça yalnızlıkları azalır, artık kimsenin çocuğu olmadan yaşamanın acemiliği, yüzlerini bile görmedikleri insanların hikayelerini okudukça yükleri hafifler diye... Çünkü konuşanların yaşadıkları her deneyim, sadece bize özgü sandığımız ruh hallerini aslında herkesin yaşadığını gösteriyor ve başa çıkma yöntemleri hakkında çaktırmadan da olsa yol yordam öğretiyor. Umberson, Amerikan Ulusal Yaşlılar Enstitüsü’nden de destek alarak, ırk, medeni hal, eğitim, yaş, gelir düzeyine göre ayırdığı kişilere en zor soruları sorarak başlamış araştırmasına: Anneniz/babanız sevildiğinizi ve önemsendiğinizi size ne kadar hissettirdi? Sorunlarınız hakkında konuştuğunuzda sizi dinlemeye ne kadar isteklilerdi? Anne/babanızın sizden çok şey istediğini ne sıklıkla hissedersiniz? Anne/babanız siz ya da yaptıklarınız konusunda ne kadar eleştireldir? Anne/babanız ihtiyacınız olduğunda size yardımcı olacak zihinsel ve ruhsal güce sahip miydi?
Bu ve benzeri daha birçok soru, kendine yetişkinim diyen herkesin karşısına kocaman bir boy aynası çıkarmış. Daha önce o aynaya döne döne bakıp kendine binbir türlü şekil-şemal vermeye çalışanlar, bu kez ta içlerinden yakalanmış ve haliyle hiç eveleyip geveleyememişler... Soruların sadece bir kısmını ele almamın sebebi, konuyla yakından ilgilenenler ve derman arayanlar için zamanı biraz öne almak. Arkamızdan atlı kovalıyormuş gibi kapıldığımız hayatın vitesini küçültüp, kendimize en azından bu soruların birkaçını –geç olmadan-sorabilmek ve cevaplarla mümkünse ahir vakitte yüzleşebilmek... “Çünkü” diyor Umberson; “ Ebeveynin ölümü birçok yetişkinin duygusal, özel ve sosyal hayatında bir dönüm noktasıdır. Büyük bir değişim başlatan ve kendimize, başkalarıyla ilişkilerimize ve hayattaki yerimize bakışımızı değiştiren bir olaydır” Hal böyle olunca herkesin kendi kişisel boşluğu, tek başına baş edemeyeceği bir gayya kuyusuna dönüşüyor ve hayat böyle durumlarda herkese pek de şefkatli davranmıyor: “ Ölüm mutlaka bir krize neden olur, bu kriz ileri derecede ruhsal sıkıntı, depresyon riskinde artış, sağlıkta fizyolojik bozulmalar veya alkol tüketiminde artışla sonuçlanır”
‘Ebeveynin Ölümü’ kitabı, kayıpla birlikte yaşanan aile içinde bölünme, mecburen yetişkinliğe terfi, kardeşlerle yaşanan rol değişimleri, kimsesizlik ve sahipsizlik hislerini, yasın olağan sonuçları olarak ortaya koyuyor ama yine de “ölenle ölmek” yerine hayata tutunmayı öneriyor. Kimsenin kızı ya da oğlu olmadan, en yakın tanığızı kaybederek yaşadığınız bu milat, yeni bir hayatın anahtarını elinize tutuşturuverdiğinde aniden yeni bir hayata başlıyorsunuz. Çünkü diyor babasını kaybeden bir kadın : “Herkes size her şeyin düzeleceğini ve zamanın en büyük ilaç olduğunu söylüyor ama hayatım bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Güzel ya da tatminkar olmayacak demek istemiyorum ama hiçbir şey aynı olmayacak.”

EBEVEYNİN ÖLÜMÜ
Debra Umberson
Çeviren:
Özge Çağlar Aksoy
İletişim, 2011
272 sayfa, 18 TL.


    ETİKETLER:

    YAŞ

    ,

    hayat

    ,

    kitap

    ,

    Aile

    ,

    Kadın