Sonsuz bir arayışın öyküsü

Sonsuz bir arayışın öyküsü
Sonsuz bir arayışın öyküsü

Inez Baranay

Bireylerin değişim sürecinin hep çetrefilli yollardan geçtiğini göz önünde bulundurursak, Inez Baranay'ın 'Kaplanla Yan Yana' romanı toplumsal farkındalıkları gözlemlemek için iyi bir rehber
Haber: YİĞİT ÖZGENTÜRK - yigitozgenturk@hotmail.com / Arşivi

Avusturalyalı yazar Inez Baranay’ın ‘Kaplanla Yan Yana’ isimli romanı raflardaki yerini aldı. Kasım ayında gerçekleşecek kitap fuarına da, kitabın önsözünü yazan Ayşe Kulin’le birlikte katılacak olan yazar, tabulaşmış değerleri sorgulayan ve kişisel huzurumuzu ve tutkumuzu keşfetmeye yönelik bir rehber edasıyla selam veren bir arayış ve yolculuk hikâyesini anlatıyor.
Baranay, W. Somerset Maugham’ın 1944 yılında yayımlanan ve 1919 yılında Avrupa’daki Amerikalılar hakkında geçen ‘The Razor’s Edge’ (Şeytanın Kurbanları) isimli romanının öyküsünü ve karakterlerini alıp, 70’ler, 80’ler ve 90’lardaki Avusturalya’ya koyuyor. Bu bağlamda güncel bir yeniden yazım olan kitap, aynı zamanda da Maugham’ın romanına bir saygı duruşu niteliği taşıyor. Yazar, okuyucuya notunda, Maugham’ın romanındaki yapıyı aynen izlediğini ve hatta kitabın her bölümünün başlığına, orijinal kitaptaki bir cümleyi kullandığını söylüyor. Yirminci yüzyılın başlarında işlenen konuların yüzyılın sonlarına doğru hâlâ gelişerek büyük bir önem taşıdığına dikkat çekme kaygısı, yazarın neden yeni bir roman yazmak yerine yayımlanmış bir romanı tekrar yazmak istemesine bir neden olarak gösterilebilir. Ayşe Kulin’in kendisine yönelttiği nerede yaşadığı sorusuna cevap olarak “Ben dünyada yaşıyorum, yani her ülkede, her kıtada, her iklimde” diyebilen gezgin ve cesur bir yazar olan Inez Baranay’ın romanı her ne kadar Avusturalya’da başlasa da, Hindistan’a kadar uzanan bir arayış süreci sunuyor. Orijinal romanda Somerset Maugham’ın üstü kapalı biçimde kendisini de romanın kahramanlarınının içine dâhil eden ve anlatıcı konumunda olduğu durum, bu kitapta da aynen korunuyor.
Hikâyemiz, Avusturalya’daki elit ve zengin bir çevrede, anlatıcımız oyun yazarı Will Maugham’ın, arkadaşı Elliot sayesinde tanıştığı iki gence, Larry ve Isabel’e odaklanıyor. Üst sınıftan ünlü ve sosyetik kişilerle güçlü bağlantıları olan, iletişim yönü sayesinde onları bir araya getiren organizasyonlar düzenleyen ve o çevrede saygı gören Elliot, Maugham’ı yeğeni Isabel ile tanıştırır. Isabel hem özgür hem de tutucu olan, varlıklı ve elit bir çevrede büyüyen, nişanlısı Larry’ye son derece âşık ve onunla güzel ve rahat bir ömür düşleyen bir kızdır. Elliot da onun için iyi bir evlilik hayali kurmaktadır. Öte yandan, aynı çevrede büyümüş Larry’nin istekleri ve hayat algısı Isabel’inkiler ile örtüşmez. Çevresindekilerin karşıt fikirlerine rağmen, çalışmak yerine ne istediğine karar vermesi gerekiyordur. O, hayatta ne istediğini bulmadan, tabulaşmış düzenli yaşam kriterlerine göre yaşamayı reddeder. Genç yaşta Hindistan’a yaptığı yolculuk onu değiştirmiştir. Üniversiteye gitmekten vazgeçer, eski hayatının getirdiği ayrıcalıkları ve olanakları reddeder ve hayatın anlamını, onu neyin mutlu edeceğini bulmak için bir arayışa girer. Onu tatmin edebilecek bir yaşantının, ne olduğunun bilgisine sahip değildir ve bu bilgiyi, okuyarak, seyahatlere çıkarak, insanlar tanıyarak bulabileceğini düşünmektedir. Şüphesiz, romandaki en ilgi çekici unsur Larry’nin amacını bulmak için giriştiği bu serüvendir. Şansın ve ölümün anlamını aradığı seyahatleri, onu kişisel gelişim seminerlerine, modern bir ‘aşram’a, sanat ve politika dünyasına, Budist manastırına ve Hintli bir guruya götürür. Bu arada, Isabel’in de, refah ve ün için yaptığı seçimler kendi iç hesaplaşmasına zemin hazırlayacaktır. Yıllar içinde tekrar bir araya gelen bu kahramanlar birbirleriyle yüzleşiyorlar.
Sunulanlarla yetinmeyen bir gencin, mutluluğu bulma çabası…
Anlatıcı Maugham ve Larry arasında üniversiteye neden gitmek istemediğine dair geçen kısa bir diyalog, Larry’nin bütün amacını ve hayatı sorgulama isteğini anlatıyor aslında;
“Beni ilgilendirmez ama biraz haklı olabileceklerini düşünmüyor musun? Üniversiteye gitmek, sana çok zaman kazandırabilir. Genç bir öğrenci olarak seni yönlerdirirler, etrafında ilgilendiğin konulara ilişkin bilgi sahibi insanlar olur ve senin gibi öğrenmek isteyen…”
“Belki haklısınız, ama bunun ne kadar süreceğine aldırmıyorum.”
“Neyin ne kadar süreceğine? Eğitim almanın mı?”
“Hayatımın anlamını çözmenin.”
“Hayatın anlamı nedir ki?”
“İşte soru bu, henüz bilmiyorum?”
Hedeflerimiz, tutkularımız, egolarımız
Şüphesiz hepimiz, özellikle genç yaşlarda bu sorunun yanıtını ararken bulmuşuzdur kendimizi. Acaba kazandığımız yahut elimizde koz olarak bulundurduğumuz coşkularımız, hedeflerimiz, tutkularımız, egolarımız her zaman bizi gerçek anlamda ifade etmeye yetiyor mu? Doğruyu bulmamızı sağlayan toplumsal dürtüler, mahalle baskıları arasında bocalayıp durduğumuz hayatta, ne istediğimizin farkına varmamıza başka bir pencereden rehber oluyor kitap. Kalp ve mantık arasında oluşan medcezirler, tutkunun gerçekle, tıpkı Cervantes’in dünyaca ünlü romanı ‘Don Kişot’ta olduğu gibi, ironik bir biçimde çekişmesine zemin hazırlıyor. Romanın birbirinden farklı karakterleri ve onları buluşturan ortak değerler, düşünsel bir yolculuğa sürüklüyor okuyucuyu.
Inez Baranay’ın daha önceden yayımlanmış dokuz kitabı bulunmakta. Farklı tarzını Ayşe Kulin şu sözlerle tanımlıyor: “Sabahları yarım saat başının üzerinde duran bir insan olarak, her olaya başka bir açıdan bakma alışkanlığı var.” Bu romanda da onun kişiliğinden ve hayatını geçirdiği ortamlardan bir hayli etkiler bulunmakta. Romanın orjinaline kıyasla sunduğu en büyük fark, Larry’i Hindistan’a daha erken yollaması ve çağdaş, batılı bir gencin doğudaki tecrübelerini daha uzun bir sürece yayması.
Bireylerin değişim sürecinin hep çetrefilli yollardan geçtiğini göz önünde bulundurursak, kitaba toplumsal farkındalıkları gözlemlemek için bir rehber olarak da bakılabilir. Felsefe, aşk, çevresel dürtüler gibi konuları içinde barındıran bu yolculukta, hayatında bir yol arayışında olan meraklı kişiler kadar yollarını çizmiş, emin ve keskin duruşları olanlar da kendilerinden bir parça bulacaklar.

KAPLANLA
YAN YANA
Inez Baranay
Çeviren: Zeynep Ç. Kanburoğlu
Everest Yayınları
2011, 376 sayfa, 18 TL.