'Sorun'dan 'mesele'ye!

'Sorun'dan 'mesele'ye!
'Sorun'dan 'mesele'ye!
'Kürt Meselesi'nde Algı ve Beklentiler', zamanında kolayca çözülebilecek Kürt sorunundan Kürt Meselesi'ne giden yolda sayılar üzerinden iz sürüyor
Haber: ONUR CAYMAZ / Arşivi

1971’de Genel Kurmay’ın bastırdığı Beyaz Kitap ’taki şu bölüm: “Dağların yüksek kısımlarında, tepelerde yaz kış erimeyen karlar vardı. Güneş açınca üzerleri buzlaşan camsı parlak bir tabakayla örtülürdü karın yüzü. Üstü sert altı yumuşak olurdu. Bu karın üstünde yürününce, ayağın bastığı yer içeriye çöker, ‘kırt-kürt’ diye ses çıkarırdı. Doğulu Türkmenlere Kürt denmesinin nedeni buydu.”
2011’deki Kürt algısıyla bu tanım arasında nice bedel ödendi; kan, gözyaşı döküldü... Son otuz yılda her on Kürt’ten ve her beş Türk’ten birinin canı yandı. Ecevit’in 1974’te bir mitingde halklara özgürlük sloganı atanlara, “ Türkiye ’de halklar yok, halk var” diye cevap verişinin üzerinden nice zaman ... Sarı, yeşil, kırmızı yandığı için dava edilen trafik ışıklarını; Apo’ya benzeyen tuzluğu; kahrolsun insan hakları diye yürüyenleri unuttunuz mu? Anadilde eğitim, kültürel kimlik gibi kavramlar kimileri için halen korkunç.
Konda Araştırma Grubu’nun titizlikle hazırladığı ‘Kürt Meselesi’nde Algı ve Beklentiler’ adlı kitap, zamanında kolayca çözülebilecek Kürt sorunundan Kürt Meselesi’ne giden yolda sayılar üzerinden iz sürerek çözüm arıyor.
Türkiye’nin ilk adalet bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un “Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı” anlayışı bu coğrafyada çok zaman hüküm sürdü. Artık eşit haklar ve aynı haklar üzerinde durulması gerekiyor noktasında eşit olmak, her konuda aynı haklara sahip olmak mıdır diye sorulmalı. Eşit olabilmek için kimi gruplara farklı ihtiyaçlardan kaynaklanan haklar verilemez mi? Kadınların doğum izni olması, erkeklere hakaret mi?
Türkiye’nin yüzde 12,7’sinin anadili Kürtçe; anadil farklı nedeniyle Kürt bölgelerine Kürtçe konuşan öğretmen atayıp birilerine hak vermek eşitliği bozar mı? Kaldı ki hak vermek seçkinci bir tavır; veren, verdikten sonra elindeki hakkın azaldığını düşünür. Oysa doğru bir vatandaşlık tanımı, etnik köken bağlamının ötesinde bireyi haklarla donatır.
Siyasal millet ve kültürel millet kavramları da aynı şekilde. Siyasal millet bölününce azalırken kültürel millet azalmadan bölünebilir. Diyarbakır’ın ülkenin kimi insanları için Amed olması ne şehrin değerini ne de nüfusunu azaltır. Hiçbir ülke o kadar kolay bölünmez... 

Sayıları doğru yorumlamak
Bir haber metni, olayın görmeyenler tarafından hayal edilmesini sağlar; fakat fotoğraf, sizi gerçeklikle yüz yüze bırakır, kanıttır. İstatistik veri de böyledir. Sonuçlar sayısal kesinliktedir. Doğru yorumlanan sayı sorunu gösterir. Kitabın bu anlamda ortaya koyduğu grafiklerden vahim sonuçlar çıkıyor. Misal, Türklerin yüzde 70’e yakını başkalarının kimlikle ilgili sorunu olmadığını belirtmiş. Yine aynı Türklerin yüzde 47’si öbür etnik kökenden komşu, yüzde 53,5’i iş ortağı ve yüzde 57,6’sı gelin istemiyor. “Öteki” kimliğe dair o kadar da rahat değil galiba?
Türkler Kürtlerin eğitimsizlik yüzünden Kürt Meselesi’ni büyüttüğünü düşünüyor. Araştırmalardan çıkan sonuçlara göreyse ülkenin üniversite mezunları meselenin bahsettiğim ayrımcılıktan kaynaklandığına en az katılan kitle. Okur yazar olmayanlarsa sorunun kesinlikle ayrımcılıktan kaynaklandığına inanmakta. Demek sorun sadece Kürtlerde değil; faşizan içerikli müfredatla eğitilmiş doğru, çalışkan ve varlık armağan edici Türklerle de ilgili. Üstelik Türkiye’nin ne yazık ki yüzde 32,4’ü Kürt Meselesi’nde çözüme dayatmacı ve şiddet içeren yollarla gidilebileceğini düşünmekte. Yazık ki Türklerde sahiplik, Kürtlerde dışlanmışlık duygusu devam ediyor.
Söz konusu kitap sivil toplumu, sivil girişimleri, yeni sınıfsal aktörleri dikkate almadan hiçbir şeyin çözülemeyeceğinin açık kanıtı. İlk elden bir adım atmak amacıyla Kürtçe gazete, dergi basımı, Diyarbakır Cezaevi’nin müze yapılması vb. gibi görece kolay sorunları el atılması önemli. Konda’nın kitabı, en çok da bu umut için okunmalı!

KÜRT MESELESİ’NDE ALGI VE BEKLENTİLER
Konda Araştırma
İletişim Yayınları
2011, 176 sayfa, 13 TL.