Tahran'a giden yol

Tahran'a giden yol
Tahran'a giden yol
Çocukken bulduğu tüm gezi kitaplarını okuyan, sonra da çok okuyan mı bilir çok gezen mi sorusunun yanıtını bizzat cevaplamak için yollara koyulan Thomas Stevens, bisikletle dünya turu yapan ilk gezgin. Yirminci yüzyılı bisiklet selesinde diyar diyar arşınlayarak karşılayan Stevens'ınkitabı, amatör seyyahlar için de cesaret verici bir başucu kitabı
Haber: FERİDE ÇETİN / Arşivi

Teknoloji bizi kutu misali akıllı evlere, yüzlerin gülmediği cam kafeslere hapsettikçe içimizdeki ‘gitmek’ isteği artıyor. Savaş ve ekonomik buhran dönemlerinde ‘yol edebiyatının’ ilgi görmesini böyle açıklıyor sosyologlar. Dünyanın çevresini bisikletle dolaşan ilk seyyah olma ünvanını elinde bulunduran Thomas Stevens’ın da başlangıçtaki motivasyonu bu aslında. Gençliğini emeğinin karşılığını alamadığı işlerde çalışarak değil, yeni yerler ve farklı kültürler görerek geçirmek istiyor. Aşık Veysel’in o müthiş sözünde dediği gibi “gezerken aklının evine varmayı” pek önemsemiyor başlangıçta.
Henüz on sekiz yaşındayken 19. yüzyıl İngiltere’sinin içinde bulunduğu ekonomik dar boğazdan sıtkı sıyrılan genç Thomas, yeni bir hayat kurmak uğruna soluğu Amerika’da alıyor. Burada para kazanmak için madencilik, tezgahtarlık gibi çeşitli işler yapıyor ama nafile. İçinden bir ses başka yerler görmesi gerektiğini söyleyip duruyor. Çocukluğunda yaptığı gibi eline geçen tüm gezi kitaplarını okursa bir yerleşik olabilir sanıyor. Ama ne okumak ne de yeni kıtanın dinamizmi onu tatmin etmiyor. Otuz yaşına geldiğinde önünde iki seçenek var ya çocukluğundan beri kulağına fısıldanan diyarları görecek ve macera tutkusunu dindirecek ya da Amerika’da bir yerleşik olarak hayatına devam edecek. Zor olanı seçiyor ve dönemin popüler ulaşım aracı olan ön tekerleği büyük bisikletiyle 22 Nisan 1884’te sabah sekizde San Francisco’dan yola çıkıyor. Uzun mesafeler için güvenlik arz etmeyen bisikleti tek arkadaşı, çantasında ise bir çift çorap, bir tişört, bir yağmurluk, bir kampet ve 38’lik Smith&Wesson tabancadan başka bir şey yok. Kötü hava şartları yüzünden yaşadığı duraklamalar hariç seksen üç gün yolların ruhunu emiyor ve 4 Ağustos’ta Boston’a vardığında artık varoluş nedenini bulduğunu anlıyor. O tarihlerde Stevens’a dair bir haber yapan Harper’s Weekly’ye göre daha önce yedi kişinin denediği bu istikamette başarılı olan tek isim o! Bunun nedeni de yollara direnmesi...
Gördüğü her şeyi kaydetmesini pek seven bu adam, yol boyunca karşılaştığı kızılderililere ve kaçakçılara rağmen yılmıyor ve daha da uzun mesafelere ulaşmayı hayal ederek kış mevsimini New York’ta geçiriyor. Artık Avrupa ve Asya’yı günümüz için oldukça kullanışsız sayılacak bir bisikletin selesinde görmeye hazır. Güvenli bir güzergah belirliyor. İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan, Türkiye ve oradan Şah’ın konuğu olarak İran’a gidiyor.
Bu ülkelerde karşılaştıklarını kısmen objektif bir gözle aktardığı için Stevens’ın kitabı özel bir yere koyulabilir. Malum o yıllarda Batı’nın doğuya bakışı oldukça taraflı. Stevens yol harçlığını çıkarmak için aynı zamanda bir derginin özel muhabiri olarak görevlendirildiğinden okurların ilgisini taze tutmak için oryantalist süsler katıyor yazdıklarına. Lakin bu kitabın en güzel yanı, yollarda önyargılara yer olmadığını ve tek dayanağın cesaret olduğunu söylemesi. Mesela İstanbul’u beklediğinin aksine oldukça gelişmiş bir kent olarak buluyor.
Rusya, Hindistan ve Japonya gibi ülkeleri de gezen yazarın notlarından faydalanan İngiliz Ordusu için Stevens bir kahraman. Üç yıllık yolculuğu boyunca iç savaşların, dilini bilmediği kültürlerin içinden geçen ve zamanın ruhunu kaydeden bu cesur adam farklı kültürleri tanıdıkça dünyaya dair merakı daha da artıyor. Stevens’ın alanında bir ilk olan kitabı, Lao Tzu’nun o “İyi bir gezgin asla varmaya niyetlenmez” sözünü şiar edinmeden yola çıkılmayacağını hatırlatıyor. 

SAN FRANCISCO’DAN TAHRAN’A BİSİKLETLE DÜNYA TURU
Thomas Stevens
Pozitif Yayıncılık
Çeviren: Ömer Öğünç
2009
511 sayfa 23 TL.