Tanıdık bir coğrafyadan

Tanıdık bir coğrafyadan
Tanıdık bir coğrafyadan

Yishai Sarid

Yishai Sarid, İsrail'in John Le Carré'si gibi. Onun gibi içeriden olduğunu düşündürecek kadar içten
Haber: ARMAĞAN TUNABOYLU / Arşivi

Kitabı okumak için üç nedenim vardı; birincisi Fransa’da 2011 yılında Polisiye Edebiyat Büyük Ödülü kazanmıştı ki bu ödül hakkında en ufak bir bilgim yoktu. İkinci olaraksa İsrail’den bir polisiye yazar vardı karşımda. Türk halkının tarih içinde Yahudilerle dost, İsrail ile düşman olması kitabın bir başka ilgi çekici, egzantrik tarafıydı. Sonra isim olarak da coğrafik olarak yakınlık sağlıyordu. Sonuçta kitabı büyük bir merakla okudum... Hayatım filan değişmedi. Ama yine de iyi bir kitap . Kahramanımız İsrail gizli servislerinden birinde çalışıyor. Her İsrailli gibi o da Araplardan nefret ediyor. Hatta canlı bomba olacak bir militanın kardeşini sorgularken kazara öldürüveriyor. Senin sinirlerin bozulmuş, diyerek pasif bir göreve atıyorlar. Aslında henüz üniversite yıllarında zekası ile dikkat çekerek servisin gözüne girmiş, istikbal vaat eden memurlardan biri. Küçük bir oğlu, kendini seven bir de karısı var ama geç saatlere kadar çalıştığından, ailesine zaman ayıramadığından araları bozuk. Hatta kadın kendine gelen bir teklifini değerlendirerek onu terk ederek Boston’a yerleşmeye karar veriyor.
Kahramanın hayatındaki tek kadın eşi değil, görev icabı yanaştığı Dafna da önemli yer tutuyor yaşamında. Dafna gençliğinde önemli bir romancıyken yazmayı bırakmış orta yaşlarda çok güzel bir kadın. Arap bölgesinde bir de şair arkadaşı var: Hani. Hani’nin oğlu da Arap teröristlerinin beyin takımından önemli bir adam. Servis’in derdi Hani’nin oğlunu tuzağa çekip öldürmek.
Yishai Sarid, bir Amerikan dizisi heyecanıyla gitmek yerine daha sakin bir anlatım tutturuyor. Entrikasını kurarken yaşamın gerçekliğini de yansıtmaya çalışıyor. Dafna’nın eroinman oğlunu mafyanın elinden kurtarmak için yaptığı anlaşma ya da kurduğu tuzaktan, etrafındaki insanların acımasızlıklarından ürkmesi gibi…
‘Limasol’da en yakın düşman olan Araplar, aşağılanmadan paylarına düşeni fazlasıyla alıyorlar. Mesela, sorguladığı adama yaşını sorar, “Otuz üç.” Daha yaşlı gösteriyordu, zaman içinde tıkındığı bütün o baklavaların ve koyunların işi olmalıydı.”
Ya da biraz evvel bahsettiğim canlı bombanın ağabeyine patlama anını anlatır: “Kendini patlatan birinin neye benzediğini biliyor musunuz? Önce kafası top gibi havaya uçar, ama gözleri birkaç saniye daha görmeye devam eder. (…) Sonra iç organlar etrafa saçılır, önündeki uzantısı da param parça olur…”
“Karşıma oturttukları genç, öldürdüğüm adamdan tamamen farklıydı. Moda olan bir kısa sakalı vardı, üstüne yapışan giysiler giymiş, saçlarını parlak bir şeyle taramıştı. O pezevenk edası beni hemen tiksindirdi.”
Bu aşağılamalar yaratılan kitap kahramanların görüşleridir elbette ama gene de İsrail edebiyatının Araplara ve Müslümanlara bakışından bir takım izler taşıdığı da su götürmez. Ama gene de yazar Sarid kendini ortalarda bir yerde göstermeye çalışır. Mesela kahramanımızın şefi Hayim iş yerinde bile kipasını takan oldukça koyu bir yahudidir. Karısının kendini terk edip Boston’a yerleşeceği sırada şunları konuşurlar: “Sen karının gitmesine izin vermezdin, değil mi?” “Bizde karı koca birbirine kenetlenmiştir. Üstelik, bir başka kadın yaklaştığı anda başımı önüme eğerim. Siz laiklerin işi çok daha zor. Sizi ayakta tutan hiçbir şey yok.”
Yishai Sarid, İsrail’in John Le Carré’si olmaya soyunuyor, onun gibi içeriden biri olduğunu düşündürecek kadar içtenlikli. Ve gerçekçi değil de inandırıcı. Le Carré’ye göre çok daha kolay okunabilir olması, derdini daha kısa sürede ortaya dökebilmesi önemli avantajları.

LİMASOL
Yishai Sarid
Çeviren: Esra Özdoğan
Koton Kitap
2012, 192 sayfa, 15 TL.