Tatile götürülecek kitaplar

Tatile götürülecek kitaplar
Tatile götürülecek kitaplar
Yaz, yan gelip yatma yeri değildir. Tenimizi bronzlaştırırken zihinlerimizde de kitap sayfaları uçuşmalı. Radikal Kitap olarak deniz suyunda ıslanıp kumsalda kuruyacak birkaç kitap önerdik...

* Murathan Mungan’ın on beş yıldır üzerinde çalıştığı ‘Şairin Romanı’, şiirin bir din gibi insanları etkilediği kadim bir zamanda, surlarına şiirler asılan kentlerin bulunduğu hayali bir dünyada geçiyor. Mungan’ın günümüz edebiyatının gözde fantezi romanlarıyla, Binbir Gece Masalları’nı birleştirdiği, roman sanatının tüm evrelerine göndermeler yaptığı kitabını hâlâ okumadıysanız tatile çıkarken mutlaka yanınızda olmalı. Mungan, bir yanıyla şiir sanatına, bir yanıyla doğaya saygı duruşunda bulunan romanında kentleri, binaları, ağaçları, çiçekleri, hayvanları ve hatta gelenekleriyle tamamen kendine özgü bir dünya kurmuş... 

*Zülfü Livaneli’nin ses getiren romanı ‘Serenad’ altmış yıllık bir aşkı anlatırken birçok drama da ortak ediyor bizi; Struma trajedisi, Mavi Alay, Ermeni Tehciri... Savaşların yarattığı insanlık suçlarından yola çıkan Livaneli, Birinci Dünya Savaşı’ndan bugüne uzanan çok katmanlı bir romanla karşımızda. Kitapta anlatılan hikâyelerin bazıları tanıdık, bazılarıysa ne yazık ki unutulmuş… Plaj kenarında güneşlenirken emin olun en az on kişinin elinde ‘Serenad’ olacak! 

*Hakan Günday okurları bu kitabı elbette ki yaza bırakmamışlardır; sözümüz Günday’ı ilk kez okuyacaklara: ‘Az’, Güneydoğu’da bir Yatılı Bölge Okulu’nda başlıyor. Küçük bir kızın korkularını anlatan çarpıcı ilk sayfalar, tarikatlar, ağalar arasına sıkışmış yoksul insanların dünyasına bir uğruyor ve on bir yaşındaki Derda, kara çarşafa girip, birinin karısı olarak kendini Londra’da buluyor. Derda, kendine biçilen kâbus gibi hayatı kabullenmeyecek, o evden çıkacak ve pornonun, uyuşturucunun yollarından geçip kendi mutlu sonunun bulacaktır. Tıpkı kentin eteklerinde bir mezarlık duvarının dibindeki gecekonduda yaşayan adaşı gibi... 

*Tuna Kiremitçi ‘Selanik’te Sonbahar’da, ‘ya her şey farklı olsaydı?’ sorusu üzerine kurgulanmış bir romanını. O, ‘ya her şey farklı olsaydı?’ sorusu bir anlamda da ‘ Atatürk olmasaydı ne olurdu?’ya denk geliyor aslında... Kiremitçi’den politik bir roman okumak isteyenler için... 

*İnci Aral’ın 12 Eylül dönemini merkezine oturttuğu ve kırık bir aşk hikâyesi anlattığı ‘Şarkını Söylediğin Zaman’ da şimdiye kadar okumayanlar için farklı bir yaz okuması sunan bir roman. 

*Rabbimiz uzun ömür versin... Ece Temelkuran ‘İkinci Yarısı’ adını verdiği kitabında kendi hayatından ilginç ayrıntılar anlatırken bizi de kendi hayatlarımızdaki ayrıntılar üzerine düşünmeye davet ediyor. Hayat gibi; eğlenceli ve yürek burkan... Kitabın çok satan listelerindeki hakimiyetine bakarsak ‘ikinci yarısı’nı merak edenlerin her geçen gün arttığını söyleyebiliriz. 

*Nisan ayında piyasa çıkan ve oldukça ses getiren (İzmir Kitap Fuarı’nda yer yerinden oynamıştı) Yılmaz Özdil imzalı ‘İsim Şehir Hayvan’ın sayfaları da denizde ıslanıp kumda kurumalı... Güneş yağı sürülecek iki kitapla devam edelim: Gülse Birsel’in ‘Yazlık’ı ile Perihan Mağden’in ‘Yaz Kitabı’... İsimlerinin hatırına bu kitaplara bir göz atmamak olmaz. 

*Ron Currie Jr, Palahniuk ve Raymond Carver gibi ustalarla birlikte anılan bir delikanlı. Yazar ‘Tanrı Öldü’de tanrının insan kılığına girip aramızda yaşamaya başlamasını anlatıyor. İyi edebiyat, ironik bir anlatım. Palahniuk adı geçmişken; eğer hâlâ okumadıysanız ‘Ölüm Pornosu’nu yasaklara inat okuyabilirsiniz, okuyun da... 

*Vücutta çıkan şezlong izlerinden kurtulmanın en iyi yolu, tarihe gönül düşürmüş sürükleyici bir roman okumaktır. İşte en âlâsından bir tane: ‘Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara’. Michaelangelo, Haliç üzerine bir köprü yaptırmak isteyen II. Bayezid’in davetini kabul eder ve İstanbul’a gelir… Yeterince ilgi çekici değil mi... İspanyol yazarı Mathias Enard da lezzetli bir dil katınca ortaya okumaya doyulmaz bir eser çıkıvermiş. 

*Yazın en çok ilgi gören türlerden biri de biyografiler... Kış boyunca kendiyle baş başa kalanlar kendilerinden sıkıldıklarından mıdır bilinmez, tatil okumasını başka insanların hayatlarına ayırıyorlar. Nereden mi biliyoruz? Sahilde, tatil yolunda okunan kitapları parmak hesabı sayarak elbette. Başka hayata tanık olmak isteyenler için köşede kalmış bir mücevher olan Salinger’ı keşfetmelerini öneriyoruz. Merak edilen ama pek bilinmeyen bir yazardır J. D. Salinger... ‘Üzüntü, Muz Kabuğu ve J.D. Salinger’ın yazar hakkında yazılmış ilk kapsamlı kitap olduğunu söylemek mümkün. ‘Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın yazarını, ünlü kitabının John Lennon cinayetinde oynadığı rolü merak edenler için... 

* Şu hayatta iki kişiden biri insanlara ‘hayır’ diyememekten yakınır. ‘Hayır’ diyemiyorsanız bizce artık buna daha fazla kafa yormayın. Onun yerine ‘s*ktir et’ deyiverin gitsin. John C. Parkin’in komik kitabı ‘S*ktir Et’, bu kelimeyi kullanmanın insanı ne kadar iyi hissettirdiği üzerine... “Mücadeleden vazgeçmek, ne hoşunuza gidiyorsa onu yapmak, çevrenizdekilerin sizin hakkınızda düşündüklerini umursamamak ve kendi yolunuzdan gitmek harika bir duygudur.” Ters köşeye yatıran bir kişisel gelişim kitabı. 

* Tuğla gibi kitap deyip okumaktan vazgeçerseniz siz kaybedersiniz. Stephen King bin sayfayı aşan ‘Kubbe’nin Altında’da, çevresine yayılan şeffaf bir ‘kubbe’yle Amerika’nın geri kalanından kopan bir kasabanın yaşadığı dehşet verici olayları anlatıyor. ‘Amerika’nın dahil olmadığı tatil yapmak istiyorsanız yanılıyorsunuz... Biliyorsunuz kaçış yok...