Tek bir istek var: Güç

Tek bir istek var: Güç
Tek bir istek var: Güç
George R. R. Martin kurduğu dünyada fantastik unsurları ön plana çıkartmıyor. En azından 'Taht Oyunları' ve 'Kralların Çarpışması' kitaplarında bu böyle
Haber: SAMED KARAGÖZ / Arşivi

George R.R. Martin fantastik edebiyat evreninde Buz ve Ateşin Şarkısı serisiyle kendi krallığını kuran 1948 doğumlu Amerikalı bir yazar. Seri, Amerikan HBO kanalı tarafından televizyon dizisi olarak ekranlara ulaştıktan sonra popülaritesi daha da arttı. Ülkemizde de daha önce söylediği şarkılar vasıtasıyla tanıdığımız, Adam isimli şarkısıyla 1990lı yıllara damgasını vuran Sibel Alaş’ın başarılı çevirisiyle seri neşredilmeye başlandı. Şimdilik serinin ilk kitabı olan ‘Taht Oyunları’ ve iki kısım halinde yayımlanan ikinci kitap ‘Kralların Çarpışması’ raflardaki yerini aldı. İngilizce olarak serinin beş kitabı yayımlanmış olsa da toplamda yedi kitaplık bir seri hem yazar hem de yayınevi tarafından duyuruldu: ‘Taht Oyunları’, ‘Kralların Çarpışması’, ‘A Storm of Swrods’ (Kılıçların Fırtınası), ‘A Feast of Crows’ (Kargaların Bayramı), ‘A Dance with Dragons’ (Ejderhalarla Dans), ‘The Winds of Winter’ (Kış Rüzgarları), ‘A Dream of Spring’ (Bir İlkbahar Düşü).
Fantastik edebiyat söz konusu olduğu zaman ülkemizde ve tüm dünyada önce çıkan tek bir isim var: J. R. R. Tolkien. Tolkien bu türün kurucusu olduğu için daha sonra yazılan her eser onun Yüzüklerin Efendisi’siyle mukayese edilmeye mahkûm. Hükmü peşinen vermekte bir beis yok. George R. R. Martin’in kurduğu dünya Tolkien’in kurduğu dünyaya paralellikler gösterse de aykırılıkları çok daha fazla. Martin, Tolkien’in açtığı yoldan giderken her başarılı yazarın yapması gerektiği gibi kendisinden öncekileri geçerek sancağı daha ileri bir noktaya taşıyor. Kitapla ünsiyeti dizi üzerinden olan okurlar için çok önemli bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Diziyi izlemiş olay akışını öğrenmiş olabilirsiniz lakin olayların aslında nasıl olduğunu arka planında ne gibi gerçeklerin bulunduğu daha detaylı anlayabilmeniz için mutlaka serinin en başından itibaren kitapları okumanız gerekmekte.
George R. R. Martin kurduğu dünyada fantastik unsurları çok fazla ön plana çıkartmıyor. En azından şimdiye kadar okuma imkânı bulduğumuz ‘Taht Oyunları’ ve ‘Kralların Çarpışması’ kitaplarında. ‘Taht Oyunları’nda binlerce yıldır görünmeyen Akyürüyenlerin tekrar ortaya çıkmasıyla alakalı rivayetler ve kitabın sonunda yüzlerce yıldır ortalarda görünmeyen ejderhaların ortaya çıkışının dışında fantastik unsur yok. Sadece olayların yer aldığı dünyada mevsimler alıştığımız şekilde geçmiyor. Her mevsim yıllarca sürebiliyor. Hatta bazen kış o kadar uzun sürüyor ki kışta doğan bir insan ilkbaharı göremeden ölebiliyor. 

Hanedanların tarihçesi
Martin kurduğu karakterleri o kadar büyük bir ustalıkla betimliyor ki her karakteri neredeyse yolda görseniz tanıyacakmış gibi hissediyorsunuz. Ayrıca mekânların tasvirlerinde başvurduğu müthiş tamlamalarla anlatımını adeta taçlandırıyor. Kitapta sık sık karşımıza çıkan hanedanlar var. Bu hanedanlarla alakalı her iki kitabın son bölümlerinde hanedanların tarihçesini aktarması kim kimdir? Konusunda kafası karışması muhtemel bazı okurlar için yol haritası işlevi görüyor. Her hanedanın tek cümleden oluşan bir özeti mevcut. Bütün fantastik eserlerin başına gelen simgesel okuma yöntemleri Buz ve Ateşin Şarkısı serisi için de yurtdışındaki eleştirmenler tarafından yapıldı. Birkaç örnek vermek gerekirse Martin’in kurduğu dünya Ortaçağ Avrupası’na, Kuzey’de yaşayan Starklar İngilizlere ve İskoçlara, Göçebe bir hayat süren ve sürekli atlarla seyahat eden, atların kutsallığına inanan Dothraklar Moğollara, Hunlara ve Türklere benzetilmiştir.
Serinin ilk kitabının adı ‘Taht Oyunları’ adeta kitabın tek cümlelik bir özeti. İlk kitaptaki hikâyemiz Starklarla başlıyor. Ejderha soyundan gelen Targeryen hanedanına karşı savaşmış, en yakın arkadaşı, ablasının nişanlısı, Robert’in tahta geçmesi için mücadele etmiş ve bütün bunlardan sonra tekrar hanedanlığına, Kışyarı’na dönen Ned Stark, kral dostu Robert’in baş danışmanı ve Kral Eli makamında oturan kişinin ölmesi sonucu Robert tarafından Kral Eli olması için, bizzat kral tarafından ziyaret edilerek Kral Toprakları’na davet edilir. Bu aslında tam manasıyla bir teklif sayılmaz çünkü kralın istekleri aynı zamanda bir emirdir. Ned Stark, Kral Eli olarak hem tüm krallığın uzun yıllar sürecek bir kaosa süreklenmesine hem de ailesinin dağılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Targeryenler krallığı tekrar eline geçirmek için hazırlıklar yapmaktadır. Ned Stark istemeye istemeye geldiği Kral Toprakları’nda türlü entrikalarla mücadele etmeye çabalarken, diğer yandan kimin eli kimin cebinde, konsey üyelerinin gerçek amaçları ve aslında kime hizmet ettiklerini çözmeye çabalamaktadır. Ve tüm bunlarla birlikte hiçbir şekilde mücadele edemeyeceği başka bir şey daha vardır: Kış gelmektedir. Olaylar süratle gelişmektedir. Yaklaşık 850 sayfalık ilk kitap bittiğinde şimdiye kadarki olayların giriş bölümünün bir kısmı olduğunu anlamak Martin’in Tolkien’in izinden giderken bazı köşe taşlarını yerinden oynatmadığının başlıca göstergelerindendir. 

Aslında kral da yok
İkinci kitapta ise ilk kitaptaki iyi adam, başkahraman, Ned Stark olmadan devam eden okuru büyük süprizler beklemektedir. İlk kitapta ölenlerin yerlerine hemen yenileri gelmiştir. Ölen Kral Robert’in yerine, kardeşleri Stannis ve Renly geçmek için mücadeleye başlamıştır, ayrıca Robert’in oğlu! Joffrey tahtta oturmaktadır, Targeryenler güç toplama mücadelelerine devam etmektedir, artık kraliçenin üç ejderhası vardır, böylelikle fantastik unsurlar biraz daha netleşmektedir. Ayrıca Ned Stark’ın henüz on beş yaşındaki oğlu Robb kuzeyde krallığını ilan etmiştir. Bu kadar çok kralın olduğu bir yerde tek bir gerçek vardır: Kral yoktur. Ayrıca uzun yıllar Starklara sadık kalan Teon Greyjoy da krallık iddiasındadır. Yeni Kral Eli cüce Tyrion Lannister da iktidarı kendine saklamaya çabalamaktadır. Bütün bu mücadelelerin temelinde tek bir istek vardır: Güç.
Ned Stark’ın dağılan ailesi kendisini toparlamaya çabalamaktadır. Robb Kuzey Kralı’dır; Sansa, eski Kral Robert’in oğlu yeni Kral Joffrey’in hâlâ nişanlısıdır ama aynı zamanda da tutsağıdır. Arya babasının idam edildiği günkü kargaşada kendisini Sur’a götüren bir kafilede bulur. Bran hala kötürümdür ama gördüğü rüyaların yolunu aydınlatması ve kurdu Yaz’la olan empatisi sayesinde rüyalarında bilgeliğini arttırmaktadır. Stark’ın piç oğlu John Kar, Sur’daki görevine başlamıştır. Sur’da ise işler hiç olmadığı kadar kötüdür. Akyürüyenler binlerce yıl sonra tekrar ortaya çıkmıştır, yabanıllar Sur’un aşağısına, sadece Kış Bayırını’na değil Kral Toprakları’na, Özgür Şehirler’e kadar inecek bir plan peşindedir.
Daha fazla ayrıntı verip kitabın okuma zevkini azaltmak istemem. İkinci kitapta ilk kitaptakine nazaran fantastik ve mistik olayların çokluğu fantastik edebiyat severlerin kitaba çok daha fazla iştahla yaklaşmasına neden olacaktır.
İlk kitabı okumayıp diziyi takip eden okurlar için ise ikinci kitap, dizinin devamının yayınlanacağı Nisan 2012’ye kadar çölde bir vaha gibidir. Ayrıca 2012 yılı içerisinde serinin üçüncü kitabının da Türkçe olarak neşredileceği müjdesini sevinerek vermek isterim.

TAHT OYUNLARI
2011, 850 sayfa, 29 TL.
KRALLARIN ÇARPIŞMASI
Kısım 1
2011, 504 sayfa, 20 TL.
KRALLARIN ÇARPIŞMASI
Kısım 2
2011, 504 sayfa, 20 TL.
George R. R. Martin’in Sibel Alaş tarafından çevirilen kitapları Epsilon tarafından yayımlanmaktadır.