Tekne kazıntıları birleşsin

Tekne kazıntıları birleşsin
Tekne kazıntıları birleşsin
'İgi ve Ben' ablalık konusunu müthiş eğlenceli bir dille ve komik bir yaklaşımla gündeme getiren bir kitap. Jenny Valentine, İgi'nin hayatının farklı evrelerinden bir kesitle yaklaşıyor çocuk dünyasına
Haber: ASLI TOHUMCU - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

Onların aldıkları kız çocuğunun adı Sam’di, ama kız “Sam” diye çağırıldığında kesinlikle karşılık vermiyor, ısrarla adının İgi olduğunu iddia ediyordu. Ablası Flo, anne ve babası, bunun birkaç günsürecek bir oyun olduğunu düşünüp bozuntuya vermediler. Ancak İgi, üzerinde “Sam” yazan bardağını, ayıcığını, adına yapılmış resmi ve diğer şeyleri atmalarını istediğinde işler biraz karıştı. Flo kakülleri kendisini kaşındırdığı için kestikten sonra, İgi de kafasında o güzelim sapsarı saçlarından sadece bir tutam bırakmaya karar verdiğinde de işler epey karıştı. İgi, bulduğu bütün arızalı ya da kopmuş oyuncakları odasına taşıyıp bir hayvan hastanesi işletmeye başlayıp, odasında adım atacak yer bırakmayınca da…
İgi evin küçük kızı; çocukluğun bütün neşesini, yaratıcılığını, komik mantık yürütmelerini barındırıyor bünyesinde ve davranışlarında. Saçlarını kestiğinde ortada kanıt bırakmadığı için, annesinin “kimse saçlarını kendi kesmeyecek” sözünü tuttuğunu düşünebiliyor örneğin. Ya da karanlık bir kış günü, gözünde güneş gözlüğüyle salonun ortasında bir çölü geçebiliyor. Seyretmemesi gereken bir vampir filmi yüzünden gece tek başına uyuyamadığında bunu itiraf etmekten itinayla kaçınabiliyor. Kendisi sürekli büyüdüğü halde, anne babasının büyümemelerini anlayamayabiliyor. Madem ayakları büyümüyor annesinin, ona neden yeni pabuç alınıyor, buna kim karar veriyor mesela, değil mi? Taşınmak ya da sadece bir iki saatlik mesafedeki bir aile dostlarına gitmek bile onun için büyük bir olay haline gelebiliyor.
Ancak ‘İgi ve Ben’in tek mizah unsuru İgi ve onun davranışları değil. Anne babası da, ufak çapta bir felaket yaşanmadığı durumlarda İgi’den aşağı kalmıyorlar. Tabii buna rağmen, her olayda iplerin İgi’nin elinde olduğunu söylemek lazım. Yazar Jenny Valentine, bu durumu ebeveynlerin hakimiyeti ve gücüyle dalgasını geçmek, aslında bir güç varsa, onun sadece çocukların ellerinde olduğunu göstermek için acayip matrak bir şekilde kullanıyor.
Çocuk edebiyatının bazı temaları diğerlerinden fazla sevdiği ortada; sanırım bunun nedeni, bu temaları içeren hikâyelerin çocukların hayatına epeyce bir dokunmaları… Çocukları hayatın bazı gerçeklerine hazırlama, onları bazı tehlikelerden koruma ya da bazı olaylara hazırlama arzusu, gerekliliği de var tabii işin içinde. Doktora gitme, yabancılarla ilişkiler, okula başlama, yani anneden kopma, boşanma, bir aile ferdinin vefatı ya da eve yeni bir bireyin katılması, ablalık ağabeylik sorumluluğu sıkça karşılaştığımız temalar.
‘İgi ve Ben’ de bu sonuncu temayı müthiş eğlenceli bir dille ve komik bir yaklaşımla gündeme getiren bir kitap . İgi’nin hayatının farklı evrelerinden bir kesitle yaklaşıyor çocuk dünyasına. Kendini ya da çevresindekileri güç durumda bıraksa bile ona kızamıyorsunuz; o kadar iyiniyetli ki bir kere. Ayrıca onun gözüyle dünya bizim gözümüzle gördüğümüzden çok farklı; bazen daha karmaşık bazen daha basit… Ama yine de acaba bütün tekne kazıntıları birleşse ve büyürken çevrelerine yaşattıkları zorluklar kadar, yaşadıkları zorlukların da dile getirilmesi için eylem yapsalar nasıl olur. Yeri gelmişken birkaç konu başlığı da vermekte fayda var belki; hep birilerinin küçülenlerini giymek zorunda kalmak, okulda ya da akraba toplantılarında hep ablanın/ağabeyinin adıyla seslenilmek… Evet, bence bütün tekne kazıntıları kesinlikle birleşsin, he he…

İGİ VE BEN
Jenny Valentine
Çeviren: Tuna
Alemdar
Tudem Yayınları
2011, 143 sayfa, 10 TL.