Tuhaf ama tanıdık... Elbette Galip Tekin

Tuhaf ama tanıdık... Elbette Galip Tekin
Tuhaf ama tanıdık... Elbette Galip Tekin
'Her hikâyeyle birlikte, o hikâyeyi çizerken neler yaşadığını anımsarsın, ama beni en çok üzen, kötü çizilmiş iyi hikâyelerdir' diyen iyi çizilmiş çarpıcı hikâyelerin ustası Galip Tekin'in 'Tuhaf Öyküler'inin 1. cildi yayımlandı
Haber: CENGİZ ALKAN / Arşivi

Çok rahatlıkla söylenebilir ki 70’li yılların toplumsal muhalefetinin bileşenlerinden biri, bir ‘mizah’ dergisidir: Gırgır. Sendikalar (DİSK!), meslek odaları (Çırak-Der’den TMMOB’a kadar say say bitmez), gençlik örgütleri (‘Dev’le başlayanlardan ‘D’ ile bitenlere pek çok), partiler (yasal, yasadışı ve onlardan bölünerek çoğalanlar), gazeteler (Cumhuriyet, Demokrat, Politika ), dergiler, yayınevleri… Böyle devam eder. İsim isim sayabiliriz. Bu kortejin bir yerinde de Gırgır vardır. Denebilir ki güncel politik olaylara dair antiemperyalist, ulusalcı, sol bir tavrı vardı derginin, bugünden baktığımızda eleştirecek pek çok yanı olan.
Bir de çizgi romanın Türkiye ’de en olgun kuşağının yetiştiği okul olma işlevi vardı ki Gırgır’ın, minnettarlığımız sonsuzdur. Bir anasınıfı değil ama bir meslek lisesi, bir güzel sanatlar lisesi. Notlara değil de öğrenmeye hevesli haylaz çocukların okulu. 

Gereksiz taramalar
Galip Tekin de bu okulun teşekkür-takdirle mezun olanlarından. Derginin karikatür-mizah ağırlığının çizgi romandan yana evrilmesinde epeyce bir ağırlığı olan çizerlerden. Bu evrim Gırgır’da gidebileceği son noktaya kadar gidip kesintiye uğrasa da çizgi romanda yeni bir aşamaya geçilmişti ve başka oluşumlarla bugüne kadar devam etti. Sonraları Galip Tekin ‘Gır-Zara’da “Gırgır cildini kutsal kitap sayan bir ahali”nin öyküsünü anlattı. Tabii bu da epeyce bir tartışma yarattı: Olduğundan fazla bir anlam mı atfedilmişti Gırgır’a?..
Oğuz Aral’ın atasözü kıvamına gelmiş “Gereksiz taramalardan kaçının” sözünü en doğru yorumlayan çizerlerden biri Galip Tekin olsa gerek. Malum Galip Tekin’in stili taramaya dayalı, ince işçilik isteyen, çizgi romanın grafikten uzaklaştıran bir stil. Burada mühim olan Tekin’in “gereksiz” kısmını doğru kavramış olması; çünkü onun fantastik-bilimkurgu-korku öğeleri içeren öykülerinin Fransız-Belçika stiline yaklaşan bir çizim anlayışıyla bu kadar etkili olma ihtimali düşüktü. Biçim içeriğin dışlaşmış haliyse eğer, bu öyküler ancak “böyle” çizilerek anlatılabilirdi. Öyküleri ne kadar çarpıcı olursa olsun, okurlara çizerin varlığını bir an bile unutturmayan bir tarz Tekin’inki. Kare kare incelemeye sevk eden, bu anlamıyla kolay tüketilemeyen bir tarz. Zaten Tekin de ‘çizginin önemi’nin epeyce farkında olan bir çizer: “Her hikâyeyle birlikte, o hikâyeyi çizerken neler yaşadığını anımsarsın, ama beni en çok üzen, kötü çizilmiş iyi hikâyelerdir. Bunla tıpkı kötü davranılmış iyi sevgililer gibidir ve hadi bir daha deneyelim der gibi bakarlar sana... Artık daha ustasın, daha az hata yaparsın. Kötü davrandığın iyi kadın ne yaparsan yap affetmez ama hikâyeler öyle değildir, biz hikâyelerimizi de, sevdiğimiz kadınları da kendimiz yaratırız. Aralarındaki tek fark kadınlara değil ama hikâyelere kendimizi affettirebiliriz. Aslında buna kısaca gerçekle hikâyeleri paralel yaşamanın dangalaklığı denebilir.” 

Kişisel bir dünya
‘Karelerin içinde çizgi blokları yaratma sanatı’ olarak çizgi romanda ‘çizgi’nin birincil önemde olduğunu söylemek gerekli ama bu, ‘anlatılanın’ önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Galip Tekin’in öyküleri çarpıcı olmak bir yana kişisel bir dünya kurmaya elverişli olacak kadar da öznel. Geçen sene Fransız Kültür Merkezi’ndeki ‘Yüzde Yüz Orijinal’ sergisinde, çizgi romancılığından çok şey öğrendiği ve etkilendiği Moebius gibi (Tekin, sergi için Moebius’ün ‘Arzach’ından bir sayfanın kendi yorumunu getirdiği bir kopyasını çizmişti. İki ‘orijinal’ çizimi yan yana görmek çizgi romanda ‘etkilenme’nin, hatta gerektiğinde ‘alıntı’ yapmanın önemine dair epeyce şey anlatıyordu) bir ‘Galip Tekin dünyası’ndan söz edebiliyoruz: Cerrare, Elbi, Füttün, Kediboğan, Mirza.. bu dünyanın figürlerinden (‘Galip Tekin dünyası’na alçakgönüllü bir giriş için kitapta da yer alan Levent Cantek’in Serüven Çizgi Roman Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanmış ‘Galip Tekin Sözlüğü’ne bakmakta fayda var.).
Polisiye edebiyatın olduğu gibi, bilimkurgu ve fantezi edebiyatının da ‘Türkçe yazılması’nda, uzun zaman boyunca ‘olayların burada geçtiği’ bahsinde hep bir sorun vardı: İkna edicilik. Bu türlerin hepsini ve daha fazlasını kullanan çizgi roman için de bu sorun geçerliydi. Galip Tekin neredeyse çizgi romancılığının en başlarında bunu çözmüş biriydi. Yine kitapta yer alan ‘Galip Tekin, Türk Çizgi Romanındaki Fantastik Sürgün’ yazısında Kutsi Akıllı, Tekin’in bunu nasıl çözdüğünü “Karakterlerini ve kurguyu iyi oturtması, zamandan ve mekândan bağımsız hikâyeler yapabilmesini sağladığından” diyerek açıklıyor. Zamanın ne için de ne de büsbütün dışında bir çizer olarak Galip Tekin’in hikâyeleri hâlâ çok ikna edici. Bu dünyaya girmek gerekli.

TUHAF ÖYKÜLER 1
Galip Tekin
Mürekkep Basın Yayın
2011
112 sayfa
15 TL.