Tüm takımlar aynı hızla şike yapıyordu...

Tüm takımlar aynı hızla şike yapıyordu...
Tüm takımlar aynı hızla şike yapıyordu...
Söz konusu olan spor müsabakasıysa mutlaka olaya bir yerinden dahil olmak için pusuda bekleyen şike artık Türkiye'nin gündeminde. Bu işin dünyadaki örneklerini görünce insanın 'güzel oyun'a inancı kalmıyor ama umut fakirin ekmeği. 'Şike: Futbol ve Organize Suçlar', kusursuz şikeyi deşifre ediyor
Haber: BURAK KURU / Arşivi

Paranın bulunmasıyla insan ilişkilerinde başlayan bozulmanın geldiği dereceyi aslında bir türk atasözü çok güzel açıklar: Akrabayla ye, iç, alışveriş etme! ‘Kardeşi kardeşe kırdıran’ bu para, insanın doğasında var olan ‘kazanma’yla bir araya gelinceyse spor alanında olayın ‘naif’liğine kabus gibi çöken bir durum ortaya çıkıyor: Şike… Türkiye’de yıllardır anlatılagelen ancak anlatanların ispatlama konusunda sıkıntı yaşadığı bu durum, teknolojinin gelişmesiyle artık ‘rüşvetin belgesi’ni bulunabilir kıldı. Teknik takiplerin (telefon dinleme, kamera kayıtları vs..) varlığına dayandırılarak başlatılan soruşturma nedeniyle 3 temmuzdan beri ‘güzel oyun’ futbolun saha içindeki mücadelesine halel gelmiş durumda. Türkiye’de sonuç ne olur bilemeyiz ancak Kanadalı gazeteci Declan Hill’in yazdığı ‘Şike: Futbol ve Organize Suçlar’ isimli kitap , bu konunun dünya çapındaki örneklerini tüm çıplaklığıyla –tabii ki gerçek kahramanlar yerine takma isim kullanarak- okuyucuya aktarıyor. Bunu yaparken de olayın yeşil sahada cereyan eden kısmıyla ilgili konuşmuyor, satrançtan basketbola hatta sumoya kadar, rekabetin olduğu her alanda ‘maç bağlama’ tabir edilen şikenin varlığından söz ediyor. 

Kitabı okurken, izlediğiniz maçlardan yaptığınız çıkarımların bazılarının gerçek olduğunu görebilir, bazı kısımlardaysa bugüne kadar doğruluğuna inandığınız şeylerin aslında konuyla pek de alakası olmadığının farkına varabilirsiniz. Bu işi yapanların ulaştıkları arsızlığın –Bir Asya Ligi’nde sezon içerisinde oynanan maçların yüzde 80’inini bağlanması- karşısında gerçeklerden bihaber şekilde futbol izlediğinize hayıflanabilirsiniz. Ama kitap aynı zamanda da ‘kusursuz şike’nin nasıl yapılacağının ipucunu size vererek, müsabakaları izlerken ‘arka planda’ dönen olası oyunları tahayyül etmeniz konusunda da fikir sahibi olmanızı sağlıyor. 

Türkçe’ye Eren Odabaşı’nın kazandırdığı kitaptan bir alıntıyla devam edelim: “Maçtan önce ‘Haydi, haydi’ diyerek saçma sapan gaz verirler. Maça gelince de ufak bir zamanlama hatası ya da rakibin geçip gitmesine izin vermek gibi ufak şeyler yaparlar. Bu adamlar, sanki takımı için canını verircesine oynuyormuş gibi görünmekte uzmandırlar. Maçtan sonra da kendilerini yerden yere atıp bağırırlar.” Ne kadar çarpıcı! E nasıl yapmasınlar ki, bakın bir dönem Liverpool kalesini koruyan ve şike yaptığı ortaya çıkan Bruce Grobelaar, mafya etkisini anlatıyor: “Hile yapıyorsan bundan hoşlanmayacak ve ‘kısa adam’ (mafya tetikçisi) haber salacak. Ve sonra baltayı yiyeceksin. Buna dikkat etmelisin derim. Kurşun geçirmez bir yelek edinsen iyi olur o zaman. Bu lanet işi bu kadar büyük işte. Kahrolasıca tehlikeli bir iş. Lanet olası tehlikeli insanlarla muhatap olduğun zaman, lanet olası tehlikeli bir iş yapıyorsun.” Maçlarda ‘iyi niyetiyle’ mücadele ettiğine inandığımız futbolcuların bu çabası bile bazen o kadar ‘içten’ olamayabiliyor. Eğer, kusursuz şike kaç futbolcu satın alarak yapılır, aracı olarak kim kullanılır, mafyanın bu konuda etkisi nedir gibi sorular şu günlerde sizin de kafanızı kurcalıyorsa, mutlaka okumanız gereken bir eser. 

Kitap okuduktan sonra ise iki ruh haline bürünebilirsiniz; ya yazarın kitabın önsözünde bahsettiği 1919 yılındaki Amerikan Beyzbol finalinde yaşanan ve hala bugün tartışmaları devam eden şike davası esnasında, ‘Ayakkabısız’ lakaplı sanık Joe Jackson’ın yanına gelen çocuğun “Ne olur onlara bunların gerçek olmadığını söyle Joe, sadece böyle olmadığını söyle” sözlerine benzer ruh hali ya da en baştaki Türk atasözünü spora uyarlayıp “Otur, izle, eğlen gerisine kafanı yorma” diyecek ruh hali. Okuyunca karar verirsiniz…


Bunlar da var
Futbol Asla Sadece Futbol Değildir (Simon Kuper) 
Orijinal adı ‘Football against the enemy’ (Düşmana karşı futbol) olan kitabın Türkçeye çevrilmesi sırasında danışmanı Yiğiter Uluğ’un seçtiği ‘Futbol Asla Sadece Futbol Değildir’ başlığı, Türkiye’deki futbolseverin bu oyuna bakış açısını da şekillendirdi. İyi yönde de, kötü yönde de futbol odaklı tartışmalarda en çok başvurulan ‘cümle’ oldu. Endüstrileşen ‘güzel oyun’un dış etmenlerle ne hale geldiği konusuna değinen Simon Kuper ‘başyapıt’ı her sporseverin okuması gereken cinsten.

Futbol ve Kültürü (R. Horak, Tanıl Bora, Wolfgang Reiter) 
Radikal Spor Servisi’nin Tanıl Hoca’sının (Bora) da yazarları arasında bulunduğu eser, ‘aslında sadece bir oyun’ olan futbolun, kitleler üzerindeki etkilerini her yönüyle ele alıyor. 

‘Gölgede ve Güneşte Futbol’ (Eduardo Galeano) 
‘Sahalarımızda görmek istediklerimiz hareketler’den dem vuran futbol dilencisi Eduardo Galeano, şike-para-kulis konularına girmeden naif duygularla futbola bağlı sporseverlerin gönlüne göre. Atılan gollerin, kazanılan maçların parasal değil kültürel etkilerinden bahsediyor. 

‘Mağlubu Anlatmak’ (İslam Çupi) 
Spor yazarlığı yapan herkesin imrendiği Büyük Usta rahmetli İslam Çupi’nin, Milliyet gazetesinde yazdığı yazılardan derleme olan kitap, her kitaplıkta olmalı. Ancak üzülerek söylemeliyiz ki daha önce Radikal’de pek çok kez değinildiği gibi, kitapçıların raflarında duran ölümsüz eser yeterli ilgiyi görmüyor. Fenerbahçeliliği dillere destan olan Çupi’nin ‘Fenerbahçe’nin büyüklüğü’ne dair sözleri Sarı-Lacivertli camianın her zor anında sığındığı limanı olsa da bu ilginin bir gün kitaba da yansımasını bekliyoruz. Zira, ustanın istediği ve sevdiği Fenerbahçe’nin ne olduğu daha iyi anlaşılacaktır. 

‘Fenerbahçe Cumhuriyeti’ (Yalçın Doğan) 
Şu günlerde şike soruşturmasıyla başı belada olan Fenerbahçe’nin, tarihine usta gazeteci Yalçın Doğan’ın gözünden bir bakış. Sarı-Lacivert geçmişte saha dışında neler yaşandığına dair önemli bir kaynak.
Bunların dışında Türk futbolunda siyasetin etkisini anlatan Mehmet Ali Gökaçtı’nın Bizim için oyna ve futbolda değişmeyen tek şeyin değişim olduğuna değinen Craig Mcgill eseri ‘Futbolun Karhanesi Futbol Taraftarların Elinden Nasıl Kayıyor’ da şu günlerde okunması gereken eserler. 

‘Futbol ve Mafya’ (Ecevit Kılıç) 
Deprem etkisi yaratan şike soruşturmasının başlangıcı kimilerine göre 2004 yılındaki davaya dayanıyor. İşte o dönemde yayımlanan Ecevit Kılıç eseri, şu günlerde yaşandığı iddia edilenlerden çok daha ‘cesur’ olayları anlatıyor. Saha dışındaki Türk futboluna dair çok önemli eser, Türk futbolunun geleceğinin çizildiği şu günlerde de kaydadeğer bir kılavuz niteliğinde. 

Daha az Pablo, daha çok Andres için… 
1994 Dünya Kupası’nda ABD’yle oynadıkları maçta kendi kalesine gol attıktan sonra ülkesi Kolombiya’da silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Andres Escobar ve Kolombiya futbolu üzerinde çok büyük etkisi bulunan uyuşturucu baronu Pablo Escobar’ın hayatının anlatıldığı belgesel, İstanbul Film Festivali’nde gösterilmişti. Futbolun naif yüzü Andres ile ‘kazanmak’tan başka bir şey düşünmeyen Pablo’nun hayatları oyunun kirlenmeye aslında ne kadar önce başladığı gerçeğini tokat gibi vuruyor. Andres’in hikayesi de en az şu anki durum kadar iç burkuyor.


10 kusurlu hareketin tekmili birden
Dünya futbolunu yöneten FIFA’nın yönetimini ele geçirmek için yapılan ‘kulis’ler başta olmak üzere pek çok ‘ölümcül günah’ın dillendirildiği kitap, bu yıl yapılan FIFA başkanlık seçiminde de oldukça tartışılmıştı. ‘Faul: Fifa’nın Karanlık Yüzü’, uluslararası organizasyonların ‘para’nın gücüne göre verildiği ve İsviçre’deki dokunulmaz hesaplar hasebiyle, dokunulamaz makam olan FIFA Başkanlığı’nın ‘karanlık yüzü’nü gözler önüne seriyor. Paranın futbola etkisi konusunda ağırlıklı olarak Fransa’ya
oradan dünyaya değinen ‘Futbol A.Ş.’ isimli kitap da bu alanda incelenebilir. Yazarı Christian Authier.