Türk edebiyatının farklı tarihi

Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında yayımlanan roman sayısı sadece 'on'du. Zamanla roman sayısı düzenli olarak arttı, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir sıçrama yaşadı.
Haber: A. ÖMER TÜRKEŞ / Arşivi

Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında yayımlanan roman sayısı sadece 'on'du. Zamanla roman sayısı düzenli olarak arttı, İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir sıçrama yaşadı. Ancak rakamları şişiren, 'dime novel'* dediğimiz çoğu polisiye macera türündeki ucuz, az sayfalı (uzun hikâye türünden) kitaplardı ve Türkçe yazılan romanın en velut yazarları sıralamasında başı çeken yazarların hemen hepsi bu 'özel' türün ustalarıydı. Cumhuriyet döneminde yayımlanmış 6 bin romanın ciddi bir miktarı, 637'si polisiyedir ve polisiye türü bu ağırlığını biraz da 'dime novel'lara borçludur.
Cumhuriyet tarihinin 'en çok roman yazanlar' listesine baktığınızda, pek çok yazarı bırakın okumuş olmayı isimlerini bile hiç duymadığınızı göreceksiniz. Listede edebiyat incelemelerinde konu edilmiş sadece dört yazar bulunuyor; Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir ve Hüseyin Rahmi. Kaldı ki Hüseyin Rahmi'nin romanları da popüler edebiyatın içinde mütalaa edilebilirler.
Bildik isimleri bir kenara bırakarak listenin ön sıralarına yerleşenlere bakalım. Mesela Selami Münir Yurdatap'la. Elimizdeki verilere göre 71 roman yazmış Yurdatap, Cumuhriyet tarihinde en çok romanı olan yazar olarak görünüyor. Belki bizim verdiğimiz sayının da üstünde roman üretmiş olan Yurdatap 1910 Tripoli/Libya doğumluydu. İtalyan Lisesi'nden mezun olduktan sonra İstanbul'un çeşitli gazetelerinde çalıştı, Akbaba dergisinde mizah yazıları yazdı ve çok sayıda roman yayımladı. Selami Münir'in romanları kelimenin tam anlamıyla 'her telden çalar'. Bir yandan geleneksel halk masallarını roman formunda yinelemiş (Yanık Ömer ile Güzel Zeynep Hikâyesi ya da Yedi Alimler Hikâyesi), Harunureşidin Gözdesi gibi tarihi romanlar üretmiş, Gazveler Kahramanı Hz. Ali'nin İlk Zaferleri, Kerbela Faciası, Hayber Kalesi Fethi, Hz. Ali Zerrin Kalesi'nde gibi romanlarıyla islami cemaati, Mehmetçik Çanakkale'de ile Kemalistleri ihmal etmemiş ama diğer yandan Şehvet Geceleri, Gayri Tabii Aşıklar, Aşk Pansiyonu ya da Bir Çapkının Hatıratı gibi erotizm soslu aşk romanlarını da yazmaktan geri durmamıştı. Yurdatap külliyatının bu denli kabarık olmasının asıl nedeni okuyucuyla haftalık periyotda buluşan heyecan ve macera romanlarıydı. Gelini Kim Öldürdü, Kız Kaçakçıları, Tarzan Mandrake Mücadelesi, Hayberli Sihirbazın İntikamı gibi isimlerinden de anlaşılacağı gibi, Yurdatap'ın 'dime novel'larının pek çoğu adaptasyon niteliğindeydi. Onun yazdığı çok sayıda Amanvermez Avni, Arsen Lüpen, Alis Conson polisiyesi de var.
Daniş Remzi Korok da çok renkli bir yazardı. Kürk Manto Kurbanları'yla çevre konulu bir eser veren Türk romanıyla hiç de alakası olmayan bir dizi 'western' (Kovboy) hikâyesi de üretmişti. Ancak Korok'un Vahşi Batı'ya dair 'dime novel'ları polisiye mantığıyla yazılmıştır. Korok'un Bir Türk Genci Böyle Düştü tarzında muhafazakâr edebiyat geleneğininin izini süren 'ders çıkarılacak' romanlarını, Kızıl Rakkase Salome tarzındaki tarihi anlatılarını, Transatlantiğe Hücum gibi casusuluk, ya da Herkesin Kadını gibi aşk romanlarını da unutmamak gerekir.
Bu iki yazarımızla aynı kulvarda, onlar kadar renkli ve eğlenceli ürünler veren Cemil Cahit Cem, İskender Fahrettin, Selami İzzet, Murat Akdoğan, Hikmet Münir Ebcioğlu, Oğuz Özdeş, Esat Mahmut isimlerini de anmak isterim. Burhan Cahit Morkaya ise çok sayıda romanının önemli bir bölümünü Milli Mücadele konusu etrafında işlemiştir. Türk romanının Meşrutiyet döneminden miras aldığı bu hafif roman yazma geleneği 1950'lerin sonuna kadar sürmüştü. Geleneğin son temsilcisi ise hiç şüphesiz Osman Aysu'dur.
Alt-tür dediğimiz
Burada bir hatırlatma yapmakta yarar var: Edebiyat gibi insanın yaratıcı faaliyetlerinin estetik değer dikkate alınmaksızın sınıflandırılması, niceliksel çalışmalara tabi tutulması ilk bakışta tuhaf görüne bilir. Amaç yazar ve okuyucu ilgilerini, türlerin yükseliş ve iniş eğrilerini göstermek. Bu külliyatın tarihine ya da edebi değerine dair bir şeyleri açıklama iddiasından çok çalıştığımız alanı kuşatma denemesidir. Hedefimiz, roman üretiminin dinamiklerini yakalamak, onun iç şekli diyebileceğimiz şeye ilişkin bazı sorular ortaya atmak.
Beğensek de beğenmesek de, yukarıda sözünü ettiğim yazarlar ve romanları da Türk edebiyat tarihine giriyorlar. Önümüze iki seçenek var: Birincisi, polisiyelerin, aşk romanları ya da tarihsel romanların 'kötü edebiyat' olduğunu kabul etmek, ama onları alt-tür diye damgalamamak, ikincisi bu türleri doğrudan edebiyat dışı saymak. Ben üçüncü bir seçeneğin daha akla yatkın olduğunu düşünüyorum; bu türlerin de edebi etkinliğinin bir parçası olduklarını teslim etmek ama, roman sanatının edebi değerlerinden pek azına sahip oldukları için onları 'alt-tür' diye nitelemekten kaçınmamak. Roman sanatı edebiyatın bir dalıysa, onların da edebiyat ürünü olduğu kesindir. Üzerinde 'roman' yazan bir kitap raflara konduğunda, okuyucu çaresizdir artık. Onu beğenip beğenmemekte özgür olan okuyucu, onun bir roman olup olmadığı hakkında fikir yürütmekte özgür olamaz. Ne var ki değerlendirme hakkımız bakidir. Bir roman türü düşünün ki, türün en iyi örnekleri bile 'kötü' edebiyat olsun, bu kötüler toplamı yanyana gelip türü oluştursunlar, ama bu tür için 'alt' nitelemesi kullanmaktan kaçınılsın. Sanıyorum bu kötüler topluluğuna 'alt-tür' demek yazın jandarmalığına soyunmak anlamına gelmez, ama bu yargı alt-türleri küçümsemek ve okunmaya değmez bulmak da değildir.
İşin bir de öteki yüzü var: Bugün unutulan, bilinmeyen ve yok sayılan binlerce romanda karşılaştığımız hikâyeler, insan tipleri ve ilişki tarzları Cumhuriyet döneminin çeşitli evrelerinde ortaya çıkan zihniyet biçimlerini 'yüksek edebiyat'ın romanlarından çok daha çıplak yansıtıyorlar. Büyük bir kısmı -yazarlarının niyetinden bağımız olarak- bugün bizim popüler dediğimiz türler içinde mütalaa edilebilirler, hatta çoğu okuyucu onları basit, değersiz, 'kötü' bulabilir. Ancak toplumun edebi düzeyini, cinsellik algısını, eğlence tarzlarını, değer yargılarını, inanç biçimlerini, dışlama mekanizmalarını onlar kadar dolaysızca sergileyen metinler bulamayacağımızı hatırlatmak isterim. Ve yine hatırlatmak/uyarmak isterim ki bu metinleri bulmak şansımız giderek azalıyor. Öyle ki çok ciddi sayıda yazar dolayısıyla roman- ismi milli kütüphane kayıtlarına bile girmemiş.
Türkiye'de edebiyatla toplumbilimleri birleştirmek isteyenlerin detektif gibi izsürüp eski kitapçılarda, kütüphanelerde arkeolojik kazılar yapmaları gerekiyor. Elinize geçen yırtık pırtık, önemsizmiş gibi duran bir kitap türünün son sağlam kalmış örneği olabilir, onu okumakla olduğu kadar korumakla da yükümlüsünüz. Yükümlülüklerinizi fazla ciddiye alırsanız da yazmak anlamını yitirip, bilinmeyeni bulup çıkarmak arzusu edebiyat sevgisinin yerine geçebilir...
* 'Dime novel' terimi, 19. yy sonu ve 20. yy başında yayımlanmış popüler hikâyeler için kullanılmıştı. Bugünkü, cep kitaplarının, çizgi romanların ve televizyon dizilerinin öncüsü sayılan bu ucuz ve heyecanlı romanlar para kazanmak için hızla yazılan bir edebiyat olarak bilinir.
Edebiyatımızın 'çok yazanlar' listesi

    1. Selami Münir Yurdatap, 1927-1972 arası 71 kitap
    2. Peyami Safa, 1923-1952 arası 68 kitap
    3. Osman Aysu, 1994-2007 arası 45 kitap
    4. Daniş Remzi Korok, 1940-1946 arası 43 kitap
    5. Muazzez Tahsin Berkand, 1933-1980 arası 41 kitap
    6. Kerime Nadir Azrak, 1938-1984 arası 41 kitap
    7. Oğuz Özdeş, 1939-1984 arası 38 kitap
    8. Cemil Cahit Cem, 1928-1944 arası 36 kitap
    9. Orhan Kemal, 1949-1986 arası 34 kitap
    10. Burhan Cahit Morkaya, 1925-1945 arası 31 kitap
    11. Murat Akdoğan, 1941-1942 arası 31 kitap
    12. Ahmet Günbay Yıldız, 1974-2007 arası 31 kitap
    13. Yaşar Kemal Göğçeli, 1951-2002 arası 27 kitap
    14. Kemal Tahir, 1954-2005 arası 27 kitap
    15. Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1923-1973 arası 26 kitap
    16. İskender Fahrettin Sertelli, 1929-1943 arası 25 kitap
    17. Erhan Bener, 1952-2007 arası 25 kitap
    18. Hikmet Münir Ebcioğlu, 1939-1941 arası 24 kitap
    19. Mükerrem Kamil, 1934-1981 arası 23 kitap
    20. Ümit Deniz, 1954-1974 arası 23 kitap