Üç yabancının dostluğu

Üç yabancının dostluğu
Üç yabancının dostluğu
Şükran Yiğit, üçüncü romanı 'Çatıkatı Âşıkları'nı üç yabancının aniden buldukları dostluk ve sevgi üzerine kurmuş. Aslında romanda dostluklarına pek değinilmiyor ama birbirlerine sıcak davranışlarından bu sonuca varıyor okur. Roman İstanbul'da, karlı bir Aralık ayı boyunca geçiyor. İstanbul sokakları, semtleri romanın mekânını oluşturuyor
Haber: ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE / Arşivi

Kırtasiye dükkânı sahibi Süreyya hanım, iki çatıkatı dairesi için, gönlüne göre kiracılar arar. Ölen ağabeyinden miras kalan iki daireyi kiraya verirken kira bedelinin ya da nasıl bir kira sözleşmesi yapılacağının Süreyya hanım için önemi yoktur. O, yaşlılık günlerinde yalnızlığına iyi gelecek, kendine dost olacak kiracılar ister. Uzun saatler düşündükten sonra, kırtasiye dükkânının kapısına “Güneyli Bayan ya da Niteliksiz Adam’a (çocuklu olabilir) Arnavutköy’de kiralık çatıkatı, 40 metrekare, kat kaloriferi. Müracaat içeriye” yazan bir kâğıt asar. Aynı gün, hem güneyli bayanını hem de niteliksiz adamını bulur. İlandaki edebi göndermeleri anlayan, Mercan adındaki genç adamla, Laden adlı Kıbrıslı genç kadın, karşılıklı dairelerdeki çatıkatına birkaç gün içinde yerleşirler. Aslında iyi ki de taşınırlar, Süreyya hanımın dosta gerçekten ihtiyacı vardır bu günlerde.
Süreyya, tam da yeni kiracılarıyla tanıştığı zamanda kendini şair olarak tanıtan eski bir kadın müşterisinden bir intihar mektubu alır. “Bu mektup inşallah vakitlice elinize geçer” sözlerinin de yer aldığı mektup aslında sevilen birine veda etme niteliğinde değildir, aksine intihar Süreyya’ya ceza olarak düşünülür. İşte bu noktadan sonra roman, intihar tehdidiyle mektup yazmış bu kadının kimliğini araştırma, geçmişini öğrenme gibi bir yöne girer. Süreyya ile çatıkatı kiracıları amatör dedektifliğe soyunurlar. Tanımadıkları bu kadın hakkında bilgi topladıkça, hayat hikâyelerini paylaşmaya ve dolayısıyla da yakınlaşmaya başlarlar.
Süreyya’nın kırtasiye dükkânının kapısına astığı ilandan itibaren, çatıkatı kiracıları için romantik hayaller kurduğu sezilir. Bir çeşit çöpçatanlığa girişmiştir. Robert Musil’in Niteliksiz Adam romanının kahramanı Ulrich ile Bilgesu Erenus’un Güneyli Bayan’ını bir araya getirmek gibi bir hayali vardır. Gerçek bir çöpçatan gibi, gençleri birbirlerine yönlendirmeye çabalar. Bazen belli bir konuyu açıp onların baş başa konuşmaları için çay almaya mutfağa gider ve uzun süre dönmez, ya da bir yerden eve birlikte dönmeleri için ısrar eder, vb... Hiç tanımadığı bu iki gencin birlikteliğinden ne beklediği pek anlaşılmaz, kendince onları birbirlerine yakıştırdığı için sevgili olmalarını ister. Onların sevgili olmalarını istemesinde, garip bir boşluk hissedilir, bunun ardında kendi romantik hikâyesinin başarısızlığının yattığını romanın ilerleyen sayfalarında öğreniriz.

Perihan Abla dizisi gibi
Şükran Yiğit, üçüncü romanı Çatıkatı Âşıkları’nı üç yabancının aniden buldukları dostluk ve sevgi üzerine kurmuş. Aslında romanda dostluklarına pek değinilmiyor ama birbirlerine sıcak davranışlarından bu sonuca varıyor okur. Roman İstanbul’da, karlı bir Aralık ayı boyunca geçiyor. İstanbul sokakları, semtleri romanın mekânını oluşturuyor. Yıllar öncesinin Perihan Abla dizisi gibi, insanların komşularını tanıdığı, semt esnafının birbirine yardım ettiği bir İstanbul yaratıyor Yiğit. Gece yarısı elinde çorba ya da çay termosuyla komşuya gidildiği, pencereden bağırarak komşunun yemeğe çağrıldığı bir apartman anlatıyor. Bu İstanbul anlatısında nostalji hissetmemek mümkün değil. İstanbul’un ya da belki bir Anadolu kasabasının iyi insanlarının oturduğu eski günleri gibi...
Romanda beni rahatsız eden bir nokta, edebi eserlere yazarın yaptığı göndermeler oldu. Sadece Niteliksiz Adam ya da Güneyli Bayan değil, ilerleyen sayfalarda sık sık ünlü romanların ve roman kahramanlarının adları geçiyordu. İmdi bir romanda yazar belli bir eserden bahsediyorsa, bunu romanının çeşitliliğini artırmak için kullanıyordur. Örneğin, Günlerin Köpüğü’nden birkaç kez bahsediyorsa, özellikle de yeni tanışan iki gencin gelişmekte olan ilişkileri hakkında sorular varken, okurun aklı doğal olarak genç kadının amansız bir hastalıktan öleceği ihtimaline kayar. Adı geçen sanat yapıtları ya da romanlar asla sadece bir isim değildir. Onların adlarını duyunca doğrudan zihnimiz o eserle ilgili duygularımızı canlandırır. Günlerin Köpüğü gibi çok ünlü bir romandan bahsedildiğinde, çoğu okurun bu kitabı tanıyor olması ve de dolayısıyla zihninde birçok sahnenin canlanacak olması kaçınılmazdır. Fakat Şükran Yiğit, roman adlarını okurun farklı duyularını harekete geçirmek için belirtmiyor, bu romanlar belli ki yazarın sevdiği eserler ve dolayısıyla roman kahramanının ne denli eğitimli ve kültürlü olduğunu göstermek için ortaya bir etiket gibi konmuşlar. Aynı, Süreyya karakterinin kırtasiye dükkânının kapısına astığı ilan gibiler, eğer ilandaki adı geçen edebiyat eserlerini duyacak kadar iyi eğitimli ve okumuş biriysen, o zaman kiracı olmaya hak kazanırsın. Aksi takdirde, niteliksiz adam hiçbir şey ifade etmez. Aynı bu nedenden dolayı roman boyunca okur boşuna Mercan ile Ulrich arasında bir benzerlik bulmayı bekliyor.
Çatıkatı Âşıkları sadece Süreyya’nın öyküsü etrafında kalsa daha tutarlı olabilirdi. Mercan ve Laden’in öyküleri romana bir şey katmadıkları gibi, konudan uzaklaştırıyor ve birkaç noktada da akıl karıştırıyorlar. Oysa Süreyya’nın önce sevgilisi Murat’la, sonra oğluyla, kocasıyla ve yeni kaybettiği yakın dostuyla ilişkileri gerçek ve duygu dolu. Roman bunlar ve bunlarla bağlantılı olarak dallara ayrılsa bütünlük bozulmazdı. Bir romanda yan karakterler uçta ve bağlantısız durduklarında, hep onları romanın konusuna bağlayan nedenler bekliyor okur, Mercan’ın trajik aile hikâyesinin bir noktasında Süreyya’nınkiyle ya da Laden’inkiyle bağlanacağı beklentisi boşa çıkıyor.
Bunları söyledikten sonra, yine de romandaki dostluk değerlerinin hoşuma gittiğini eklemeliyim. Saf ve özlem dolu bir anlatısı var Şükran Yiğit’in. Roman günümüzde geçiyor olmasına rağmen, daha masum bir çağın anlatısına benziyor.

ÇATIKATI ÂŞIKLARI 
Şükran Yiğit
İletişim Yayınları
2008
251 sayfa
16 YTL.