scorecardresearch.com

Ulusal mimarlık hazinesi Kemalettin

Ulusal mimarlık hazinesi Kemalettin
Mimarlar Odası'nın Mimar Kemalettin'i anma programı çerçevesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün katkılarıyla yayımladığı üç kitap ve bir belgeselden oluşan dev Mimar Kemalettin seti, Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki mimari için eşsiz bir başvuru kaynağı
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

Bir görüşe göre Mimar Kemalettin, bu toprakların Mimar Sinan’dan sonra en etkili, en çok tanınan mimarı. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında bugün hâlâ ayakta olan Ankara Palas, Çamlıca Kız Lisesi, bugün Gazi Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılan Gazi İlk Muallim Mektebi, Edirne Gar Binası, Bebek Camii, içinde Küçük Sahne’nin olduğu Ankara’daki 2. Vakıf Apartmanı, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlük binası, Türkiye’deki ilk toplu konut sayılan Laleli’deki Tayyare Apartmanları (Harikzedegan Kat Evleri), Eminönü’ndeki Dördüncü Vakıf Han gibi pek çok görkemli yapıya imza atmış, aynı zamanda bu topraklarda mimari meslek örgütlenmesinin, bilimsel anlamda restorasyonun temellerini atan kişi. Vedat Tek’le birlikte 1. Ulusal Mimarlık akımının en etkili ismi. Ayrıca mimarlıkla ilgili ilk kuramsal yazıları kaleme alan bir eleştirmen, yüzlerce mimar yetiştirmiş bir öğretmen. Bir de günümüzde 20 liralık banknotların üzerinde resmi olan mimar...
Fakat hikâyenin sonu hazin, çok hazin. 1920’li yılların başında genç Cumhuriyet’in yeni başkenti Ankara’da pek çok alanda olduğu gibi mimari anlamda da yoğun bir hareketlilik vardır. Saray mimarı Vedat Tek, Cumhuriyet’in de ‘ilk ve tek’ mimarı olarak Ankara’da görev başındadır. Mimar Kemalettin ise o yıllarda kendisine İngiliz Kraliyet Mimarlık Akademisi onursal üyeliği kazandıran Mescid-i Aksa’nın restorasyonu için Kudüs’tedir. Geleneksel biçimlerle nasıl Osmanlı-Türk kimliği yaratılabileceği kaygılarıyla ilglenen Vedat Tek’in Ankara’daki yapıları kimi çevreler tarafından Osmanlı’nın türeviymiş gibi görünmektedir. Diğer taraftan Vedat Tek, Kemalettin’i mimar olarak görmemektedir ve aralarında ciddi bir gerilim vardır. Kimi anlaşmazlıklar sonucu Vedat Tek, Ankara Palas için yaptığı projeleri de yanına alarak Ankara’dan ayrılır. Cumhuriyet Hükümeti ise Mimar Kemalettin’i 1925 Ağustosu’nda Kudüs’ten Ankara’ya çağırır.

Hazin bir sonun ardından...
Mimarlığın Avrupa normlarını iyi özümsemiş bir sanatçı mühendis olan ve daha çok neoklasik bir mimarlık uygulayan Kemalettin, Ankara’daki yoğun yapı programının başına geçer ve iki yıl boyunca pek çok önemli yapı tasarlar. O yıllarda Atatürk devrimleri de art arda gelmektedir. Atatürk’e ‘Cumhuriyetin hak ettiği dışavurumun ne Vedat ne de Kemalettin’in gerçekleştirdiklerinin olduğu’ söylenir ve Avrupa’dan mimarlar çağrılır. Ankara’ya çağrılan İsviçreli mimar Ernst Egli, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki bir toplantıda Kemalettin’in Gazi Muallim Mektebi tasarımını acımasızca eleştirir ve çağdışı bulduğunu söyler. İçekapanık, duygusal bir yapısı olan Kemalettin ise bir şey söylemez, toplantıdan çıktıktan sonra ağlar. Hükümetin de Egli’nin arkasında durması Kemalettin’i derinden yaralar. Bu toplantıdan birkaç gün sonra Mimar Kemalettin, 13 Temmuz 1927’de Ankara Palas’ın inşaatındaki odasında ayakkabılarını bağlarken beyin kanaması geçirir ve yığılır kalır.
Hükümet, Kemalettin’in Ankara’ya gömülmesinden yanadır. Ancak Acıbadem’de oturan karısı Sabiha hanım, mezarını ziyaret edebilmesi için İstanbul’a gömülmesini ister. Mimar Kemalettin, Karacaahmet’e gömülür. Daha sonra Kadıköy-Üsküdar arasında açılan yol nedeniyle toprak mezar kaybolur. Eşi tüm çabalara rağmen mezarı bulamaz. Oysa o sıralar mezarlıklar müdürü olan ve Kemalettin’e büyük saygı duyan Fazıl Ayanoğlu, bir gece adamlarına yolu kazdırıp Kemalettin’in kemiklerini Beyazıt Camii’nin türbesine taşıtır, burada baştaşı olmayan basit bir mezar yaptırır. Bu mezar 1990’larda ortaya çıkar.
Ve hazin ‘son’a mutlu son. Mimarlar Odası, 2006 yılında mimarlık tarihimize önemli katkıları olan ölmüş mimarlar için iki yılda bir anma programı düzenlenmesine karar verir ve ilk isim olarak da Mimar Kemalettin’i seçer. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün de katkılarıyla Mimar Kemalettin’in mezarı yaptırılır. Can Çinici ve Zeynep Mennan’ın tasarladığı mezar ünlü mimarın 80. ölüm yıldönümü olan 13 Temmuz 2007’de açılır.
Mimarlar Odası’nın anma programı elbette sadece mimarın mezarının yapılmasından ibaret değildi. Afife Batur kapsamlı bir Mimar Kemalettin sergisi hazırladı, sergi Türkiye’nin pek çok yerini dolaştı. Ayrıca 7-8 Aralık 2007 tarihinde 1. Ulusal Mimarlık akımının son eseri kabul edilen Mimar Kemalettin’in tasarladığı Ankara Gazi Muallim Mektebi’nde ‘Mimar Kemalettin ve Çağı’ başlıklı sempozyum düzenlendi. Ve Mimarlar Odası, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla üç kitap ve Hilmi Etikan’ın çektiği belgeselden oluşan dev bir Mimar Kemalettin seti yayımladı.
Birinci kitap İmparatorluktan Cumhuriyete Mimar Kemalettin adını taşıyor. Prof. Yıldırım Yavuz’un hazırladığı kitap, 1981 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesi tarafından çok kısıtlı sayıda basılıp tükenen Mimar Kemalettin ve 1. Ulusal Mimarlık Dönemi kitabının düzeltilmiş ve genişletilmiş versiyonu. Mimar Kemalettin’in yaşamı ve binalarının (çizimler ve fotoğraflarıyla) ayrıntılı bir şekilde tanıtıldığı kitapta, Mimar Kemalettin’in ailesiyle mektuplaşmaları da ilk kez yayımlanıyor. Atütürk ve İnönü gibi isimlerle birinci elden tanıklıklar içeren mektuplar, dönemin Ankara’sı ve Kemalettin’in kişiliğiyle ilgili önemli ipuçları veriyor: “Dün Gazi Paşa Hazretleri (Atatürk) ziyarete geldiler. Bana iltifat ettiler. Safa geldiniz, yapıyı nasıl buldunuz cümleleri ile başlayan iltifatları devam etti. Gazi Paşa Hazretleri ile ilk defa olarak mülakat şerefine nail oluyorum. Sonra başvekil İsmet Paşa Hazretleri dahi yapıya teşrif ettiler...” (9 Ağustos 1925 tarihli mektup). Mektuplardan Süreyya Operası’nın dış cephesini de Kemalettin’in tasarladığı anlaşılıyor ama bu konuda resmi kanıt yok.
İkinci kitap Mimar Kemalettin ve Çağı ise 2007 yılında yapılan ‘Mimar Kemalettin ve Çağı/ Mimarlık, Toplumsal Yaşam, Politika’ adlı sempozyumda sunulan bildirileri içeriyor. Editörlüğünü Ali Cengizkan’ın üstlendiği kitapta İlhan Tekeli, Gülsün Tanyeli, Oya Şenyurt, Afife Batur, Uğur Tanyeli, Emre Madran, Süha Özkan gibi Bülent Tanju gibi önemli mimarlık tarihçilerinin Mimar Kemalettin ve dönemiyle ilgili yazıları yer alıyor.
Üçücü kitap ise Prof. Afife Batur’un editörlüğünde hazırlanan Mimar Kemalettin Proje Kataloğu. Kitapta Mimar Kemalettin’in İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün (Kemalettin, dönemin Vakıflar’ı Evkaf Nezareti’nin başına atanmıştı) arşivinde bulunan projelerinin detaylı çizimleri yer alıyor.
Mimar Kemalettin seti Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki mimariyle ilgili benzersiz bir kaynak.

*İMPARATORLUKTAN CUMHURİYETE MİMAR KEMALETTİN
Yıldırım Yavuz

*MİMAR KEMALETTİN VE ÇAĞI
Editör: Ali Cengizkan

*MİMAR KEMALETTİN PROJELER KATALOĞU
Editör: Afife Batur
TMMOB Mimarlar Odası ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün
ortak yayını, 2009.

ETİKETLER:

haber

http://www.radikal.com.tr/9851069851060

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.