Unutulmuş bir kitap

Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Bu köşenin adı sevgili Cem Erciyes’ten armağan. Radikal Kitap ’ta yazmak istediğimi söyleyince, dört-beş yıl önce, uzun uzadıya düşünmüştük.
Başlangıçta güncel kitapları yazmayacak, dünün kitaplarından yola çıkacaktım. Günün kitaplarının o süslü püslü, ilüstrasyonlu kapakları yazının ortasına oturtulacaktı. Uzun süre öyle sürdü ‘Bir Kitap Kapağı’. Sonra dayanamayıp ‘sevdiğim’ güncel kitapları da yazdım. Bugün eskilere dönüyorum; fakat anacağım kitabın kapağı yok. Salı sabahı ışıl ışıl arkadaşım Burcu Aktaş yazıyı almaya gelince, “Bu yazı kitap kapaksız” diyeceğim...
Anacağım kitap, içinde tek bir resim, fotoğraf olmadığı halde, ismi ‘Resimli Kadın Şair ve Muharrirlerimiz’. Cümle azıcık düşük oldu, ne yapalım... ‘Resimli Kadın Şair ve Muharrirlerimiz’ 1941 yılında yayımlanmış. Tefeyyüz Kitabevi’nin verimi. Yazarı, Murat Uraz.
Bu kitabı çok eskilerde, hırlım pırtım, cildi dağılmış, yerlerde sünürürken bulmuş, bir kaldırım kitapçısından almıştım. Epey yararlandım. Meselâ, yüzyıllar öncesinde yaşamış, o günün kapalı ortamında, üstelik yalnız yayitaht İstanbul değil, Anadolu kentlerinde, taşrada, köylerde ‘şiir’ yazmış bazı hanımların kırık dökük mısralarından hüzün duydum. Kimdiler, puslanıp kalmış hayat hikâyelerinin aslı neydi?
Şimdi hepsi sayfaları sararık bir kitapta kalakalmışlar. 

Tiyatroya giden kadınlar
Murat Uraz “Piyes Yazanlar” bölümünde, kadın oyun yazarlarının azlığını, daha doğrusu hemen hiç olmayışını, Osmanlı İmparatorluğu’nda tiyatronun gördüğü büyük baskılara bağlıyor. Bununla birlikte unutulup gitmiş Mahşah Hanım’ın ‘Zafer’ adlı manzum piyesinden söz açıyor.
Bizde kadın aydınlanmasının ilk basın organlarından Hanımlara Mahsus Gazete’de yayımlanmış bir yazıdan alıntılar yapmış. 18 Temmuz 1312 tarihli gazetede, ‘öğretmen’ Nazmiye Hanım, tiyatroya giden kadınlara veryansın ediyor:
“Sen, ey tiyatro müdavimesi hanım! Vicdanen düşün! Tiyatroya devam ettiğin müddetçe nesini ve umûru beytini (evinin düzenini) ıslâh edecek ne fikir alabildin?
Ancak gönlünü eğlendirdin. Güldün, ağladın. Araba içinde kurularak mülevves (pis) ve gayri muntazam hanene avdet ettin, öyle değil mi?
Hanım, insanlık senden bu işi beklemiyor! Gerçekten insan olmuş bir vücut bekliyor!”
Murat Uraz şaşmaktan kendini alamamış:
“Bir muallimin tiyatro hakkında istisnasız olarak verdiği bu yanlış ve ağır hükümler acınacak bir hal olmakla beraber, işin asıl dikkate değer tarafı; kadınlığın terakkisi ve hürriyeti için çalıştığını söyleyen bir gazetenin bu yazıyı uygun bularak dercetmesidir.”
Aslında bir öykü, bir roman yatıyor meselenin ardında. Öğretmen Nazmiye Hanım kimdi? Hangi mektepte muallimeydi? Talebelerine neler aşılıyordu? Hanımlara Mahsus Gazete ‘hocanım’ın yazısını niye yayımladı? Ya da, yayımlamak zorunda mı kaldı? Soruları çoğalttıkça çoğaltabiliriz. Devrin fakir hayatı paldır küldür önümüze dökülür. Nazmiye Hanım’ın tiyatro düşmanlığı ise, öykünün bireysel dramını hazırlayabilir...
‘Resimli Kadın Şair ve Muharrirlerimiz’ bilimsel yöntemle hazırlanmış bir yazarlar sözlüğü değil. Ama bazı dikkatleriyle bugüne hâlâ ışık tutuyor.
Zaman içinde, tiyatroda, kadınların varlığı öne çıkacak. 1930’larda tiyatroda kadın yazar ve çevirmenler artık iş başında. Seniha Bedri İbsen’den “Pergünt”ü çevirmiş, çevirisi çok beğenilmiş. (Seniha Bedri’nin başka çevirileri de var.)
Yaşamı bir başka romanın konusu olabilecek Nezihe Muhittin, Florya adlı bir “müzikal piyes” yazmış. Florya, Halk Opereti’nce “temsil” edilmiş. Sezon boyunca ilgi devşirmiş müzikal.
Florya’yı çok merak ettim. Florya’nın Florya olduğu o günleri, yaz gecelerini, eğlenişleri mi dile getiriyordu?
Florya kayıp bir metin olmalı. Nezihe Muhittin’in toplu eserlerinde (kitabevi) karşıma çıkmadı. Zaten Murat Uraz’ın sözlüğünü tarayın: Sayısız kayıp eser!

Gündeş öneriler:
Yaşamak Hatırlamaktır, Ülkü Tamer, Doğan Kitap, 2011. (Değerli Ülkü Tamer’den unutulmaz anılar.)