scorecardresearch.com

Ustadan gotik öyküler

Ustadan gotik öyküler

Carlos Fuentes

Carlos Fuentes'in romanlarını bazı eleştirmenler fazla entelektüel ve seçkinci bulmuşlardır oysa öyküler söz konusu olduğunda böyle bir eleştiri yapmak mümkün değildir. Çünkü öykülerinde klasik bir yapı kullanır
Haber: Asuman Kafaoğlu-Büke - akafaoglu@yahoo.com / Arşivi

Carlos Fuentes sadece ülkesi Meksika’nın ya da Latin Amerika’nın değil, tüm dünyanın önde gelen yazarlarından biridir. En çok romanları ilgi görür fakat o edebiyatın hemen her türünde, denemeden tiyatroya, öyküden senaryoya eserler yazmıştır. Yine de öykülerin yeri ayrıdır Fuentes külliyatında. 1950’lerde yazdığı gençlik öyküleri bazı eleştirmenler tarafından başyapıt olarak değerlendirilmişlerdir. 2000’li yıllarda yazdıklarından oluşan ‘Kaygı Veren Dostluklar’ adlı derlemesi, onun son dönem öykülerinden oluşur ve gençlik eserlerinden farklıdır. Bu kitapta yer alan öykülerde gotik-korku-fantastik türünün öğelerini yeni formlarda kullanmayı dener.
‘Kaygı Veren Dostluklar’ benzer yapıda altı öyküden oluşuyor. Öyle ki öykülerin haritasını çıkartmak mümkün, çünkü benzer kurguya sahipler. Giriş, dönüm noktaları, zirve ve sonlandırma teknikleri açısından hepsi aynı klasik kalıp içine oturtulmuşlar. Yapılarına daha dikkatli baktığımıza her birinin başında ince işlenmiş bir giriş bölümünün yer aldığını görüyoruz. Öyküler sıradan bir hayatın anlatısıyla başlar. Genelde korku öykülerinde olduğu gibi her şey ilk başta normal görünür. Çoğunda kahraman otuzlu yaşların başında, içine kapanık yaşam süren bir karakterdir. Sıkıcı ve monoton bir hayat düzeni vardır. Ne yakın dostları ne de sevdikleri vardır etrafında. Yalnızlığı ilk başta seçilmiş bir tercih olarak görünse de sonunda zorunlu bir durum olduğu anlaşılır. Öykü kahramanları bazen Paris, Londra gibi kentlerde yaşarlar fakat hepsi Meksikalıdır. Yaşadıkları evler, gotik öykülerde olmazsa olmaz türden, eski, gizemli, büyük ama bakımsız yapılardır.
Giriş bölümlerini Carlos Fuentes başka bir amaç için de kullanır, bu satırlarda genelde Meksikalı olmak, Meksika’da günlük yaşam, kültürel özellikler gibi temalara değinir. Örneğin Londra’da yaşayan karakteri anlatırken Avrupa ’da Meksikalılara tembel ve uyuşuk gözüyle bakıldığını anlatır. Bir başka öyküde Meksika’daki ırkçı ayırımlardan söz eder. Beyaz Avrupalı göçmenlerin oluşturduğu üst tabaka Meksikalı bir sınıf vardır ve öykü kahramanlarının hepsi bu sınıfa ait insanlardır. Evde çalışan, temizlik işleriyle uğraşan, kara tenli yerli Meksikalılar için aşağılayıcı deyimler kullanır, onlar öykülerde de dışlanan bir sınıfı temsil ederler.
Fuentes, öykülerindeki giriş bölümlerini tipik sergileme alanı olarak kullanır. Nasıl bir öykü anlatılacağı, nasıl bir ortamda olayların gelişeceği, kahramanın yaşam koşulları gibi temel öğeleri sergiler. Fakat tam bu noktada çok ani bir değişim olur kahramanın hayatında. Örneğin kitaptaki birinci öyküde, karşı binanın penceresinde duran çok çekici bir kadınla karşılaşır kahraman. Kadının bir anlık görüntüsü tüm hayatını allak bullak etmeye yeterlidir. Artık hiçbir şey eskisi gibi süremez, kahraman işe gitmekten vazgeçer, doktordan rapor alır ve gece gündüz pencereden karşı dairedeki kadını izlemeye başlar. Basit bir merak ya da ilgi, hastalıklı bir saplantıya dönüşür. 

Saplantılı Kişilik
Benzer saplantılar diğer öykülerde de aynen yer alır. Örneğin “Annemin Kedisi” adlı öykünün kahramanı kadın, evin yakınlarında her gün gittiği kahvede uzaktan bir erkeği görür ve “ruhumda ve kafamda her şey değişti” diye açıklar. “Ona bakakaldım, büyülenmiştim. İlk görüşte aşk buydu. Esmer, uzun bir yeleyi andıran çok bakımlı düz saçlar ve hayal gibi bir profil. Tüm benliğimle dua ettim.” Ve kahramanın duaları kabul olur, bir sonraki paragrafta henüz bir kez gördüğü genç adam için “Onu takıntı haline getirdim” diye söz eder. İşte bu kitaptaki öyküleri birbirlerine bağlayan unsur tam da budur: saplantılı kişilik.
Bu noktadan sonra “normal” gibi başlayan olaylar tümüyle yön değiştirir; kan içen ihtiyar kadınlar, intikam alan fareler, çocuk hayaletler, gotik mekânlar ve gerçekle örtüşen kâbuslar arasına düşeriz bir anda. Öykülerin başındaki mantıklı anlatı bizi alıştırdığı için bu yön değişiminin başlarında hâlâ her an her şeyin normale döneceğini ya da mantıklı bir açıklama yapılacağını boşuna bekleriz. Karanlık bir labirentin içinde ilerler öykü. Fuentes’in öykülerinin belirleyici özelliğidir bu türden ironik bükülmeler. Öyküdeki bu bükülmeler her zaman beklenmediktir, şaşırtıcıdır. Kahramanın hayatını tümüyle tersine çevirir. Yazar böyle yaparak, okuru mantığın işlemediği yeni bir alana sokar. Bu sapmadan sonra her şeyin ivme kazandığını görürüz. Saplantılar artar, doğaüstü öğeler girer ve gerilim gittikçe yükselir. Korkuyu besleyen öykülerin başlıca aracı bu ivmelerdir.
Carlos Fuentes’in romanlarını bazı eleştirmenler fazla entelektüel ve seçkinci bulmuşlardır oysa öyküler söz konusu olduğunda böyle bir eleştiri yapmak mümkün değildir. Çünkü öykülerinde hem klasik bir yapı kullanır hem de felsefe, tarih, mitoloji konularına girmez. Öykülerde karşımıza çıkan kinayeler sadece fantastik tuhaflıklar düzeyinde kalır. Vampirler, doğaüstü yaratıklar, hortlaklar popüler mitlerin varlıklarıdır, dolayısıyla buradan yola çıkarak Fuentes’in öyküleri daha geniş kitleler için yazdığı sonucunu çıkarabiliriz.
‘Kaygı Veren Dostluklar’ kitabındaki öykülerin fantastik özelliklerinden söz ettik fakat bunun yanı sıra, yazar bazen çok etkileyici simgeler kullanarak bu türde sık karşılaşmadığımız bir incelik getirir öykülere. Örneğin “Tiyatro Âşığı” öyküsünde, tiyatro âşığı genç adam karşı penceredeki kadına tutkulu bir aşk besler. Aşık olduğu kadını sadece penceresinin önünde görmüş olması, pencereyi bir sahne olarak algılamamıza neden olur. Kahraman gibi biz de kadına uzaktan bakarız, onu bir kadın olarak değil, bir maske ya da bir oyun gibi algılamaya başlarız. Öykünün bir yerinde seyirci her zaman bir sahnenin “dördüncü duvar”ıdır sözleri bunu doğrular niteliktedir. Bakan / seyreden sayesinde, başka deyişle dördüncü duvar sayesinde, diğer üç duvar ve sahne anlam kazanır. 

Yazar eğleniyor
Bu türden derin simgeler kullansa da, Carlos Fuentes’in bu kitaptaki öyküleri, zor anlam arayışları için yazılmamışlardır. Burada daha çok yazarın eğlendiğini, türün olanaklarını sonuna kadar kullandığını görürüz. Yazarın karmaşık kurguya sahip romanlarını seven okurlara belki basit gelecektir bu öyküler. Bunlar hem geniş okur kitlesi için hem de daha genç bir okura hitap etmek üzere yazılmışlardır. 30. Yıl Öykü Şenliği altında yayımlanan ‘Kaygı Veren Dostluklar’ fantastik tür seven okurlar tarafından zevkle okunacak bir kitap.

KAYGI VEREN DOSTLUKLAR
Carlos Fuentes
Çeviren: Pınar Savaş
Can Yayınları
2011, 272 sayfa, 18 TL.


http://www.radikal.com.tr/105007510500750

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.