Ütopyalar diri tutar devrimi

Ütopyalar diri tutar devrimi
Ütopyalar diri tutar devrimi
Morris ve Bellamy uykudan uyanan insanların devrim sonrası düşledikleri dünyayı anlatıyor. Yaklaşık 120 yıl önce yazılan bu iki roman hâlâ güncelliğini koruyor
Haber: RIZA KIRAÇ / Arşivi

Yaşadığımız yüzyıldan memnuniyetsizliğimiz ‘yeni bir dünya ’ düşünü kaçınılmaz kılıyor. Thomas More’dan Erasmus’a onlardan ‘ütopik sosyalistler’e insanların aradıkları daha mutlu bir dünya düzeni. Yeni bir dünya düşünün, modern ütopyaların, teknolojik gelişmelerin, kapitalizmin ortaya çıkma ve palazlanma dönemine denk düşmesi elbette tesadüf değil. Modern ütopyaların sosyalist zihinlerden çıkması dünyaya cenneti getirmek için değil, öteki alemde cennet olduğu düşüncesinin edilgenleştirdiği bireyin ufkunu açmak içindir adeta. Olmazı oldurma, yaşanılamaz denileni yaşanabilir kılma çabası, inadıdır. Thomas More’dan bugüne yazılan ütopyaların temel niteliği geleceğe dair falcılık yapmak değil, geleceği tasarlamak, bunu yaparken bugünün toplumsal, ekonomik, politik, sanatsal sorunlarına çözüm önerileri sunmaktır. Ütopik sosyalistler, Thomas More’un seküler, sınıflı, hümanist ama tahakküme, cezalandırmaya dayalı ütopik düşüncelerinin yerine sınıfların, sınırların kalktığı bir dünya tahayyül eder. 19. yüzyılda kaleme alınan roman estetiğindeki ütopyaların ana derdi insanları derin uykularından uyandırmak ve 2000’li yılların eşitlikçi toplumunun tohumlarını yüz yıl öncesinden toprağa atmaktır.
İngiliz şair, ressam ve yazar Willam Morris’in (1834-1896) ‘Hiç Bir Yerden Haberler ’ ile Amerikalı yazar, sosyalist Edward Bellamy’nin (1850-1898) ‘Geçmişe Bakış’ adlı ütopik romanı çağının insanlarını derin uykusundan uyanmaya çağırıyor. Aynı yıllarda yaşayan Bellamy ve Morris sanayi devriminin acımasız koşullarına tanıklık etmiş toplumların üyeleri ve toplumun ilerlemesi için sınıfların, devletin ve politikacıların ortadan kalktığı bir dünya düzeni öngörüyorlar. 

Uyanan insan
Edward Bellamy, ‘Geçmişe Bakış’ta Boston’lu burjuva, kapitalist karakteri Julian West’in hikâyesini anlatır. Uyuma zorluğu çeken ve ancak hipnozla uyuyabilen Julian West işçi sınıfının eylemlerinden mustariptir, çünkü işçi eylemlerinden, grevlerinden dolayı bir türlü bitiremediği evine taşınamaz ve nişanlısıyla evlenemez. Herkesten gizlediği uyku sorununa çözüm olsun diye evinin mahzenine özel bir uyuma odası yaptırır. 1887 yılında hipnozla daldığı uykusundan 113 yıl sonra 2000 yılının Boston’una uyanır.
William Morris’in ‘Hiçbir Yerden Haberler’ adlı ütopik romanı, 1800’lerin son yıllarında bir dernek çerçevesinde toplanan insanların “Devrim ertesi neler olacağı üzerine hararetli bir konuşma”dan sonra yazarın arkadaşının ertesi gün, uykuyla uyanıklık arasında düşlediği yeni dünyayı aktarmasıyla başlar.
Tartışmadaki dört kişi, “birbirinden farklı olmakla birlikte, güçlü Anarşist fikirlere sahiptir” fakat tartışma sonunda, “İnsanların gelecekte barış ve huzur içerisinde yaşayacaklarına, iyi şeyler düşünüp, iyi niyetli olacaklarına ilişkin belli belirsiz bir umut dışında tartışmadan hiçbir iz kalmaz.”
William Morris ve Edward Bellamy 2000’li yılların dünyasını yani bugünleri görse hem romanlarındaki öngörülerinden dolayı mutlu olur hem de kapitalizmin insanlar üzerindeki tahrifatından dolayı üzülürdü. Ancak bu durum, onların romantik sosyalist düşüncelerinin hâlâ dikkate alınması gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.
Ulusal değerlerin ortadan kalktığı ve tek bir ulusal değer altında yani etnik ve kültürel değer farklılıklarına rağmen birlikte yaşama bilinciyle örgütlenmesini öngören yazarlarımız, kapitalizmin ve gelişmiş teknolojilerin insan hayatının doğallığını parçaladığının altını çiziyor romanlarında. Yeni bir örgütlenme biçimi demek, yeni bir toplumsal düzen, yeni bir ekonomik sistem, yeni bir hümanist düşünce, önyargılardan ama özellikle şiddetten uzak yeni bir dünya düzeni demektir.
Tekeller yerine halkın iradesinde olan bir devlet tekeli öngören Bellamy’nin parayı tedavülden kaldırarak insanların kredi kartlarıyla alışveriş yapacağını, 1887’den bugünlere bakarak anlatır. “Tekeller Çağı büyük tekel ile son buldu. Kısaca, Birleşik Devletlerin halkı, nasıl yüz küsur yıl önce kendi yönetimine sahip çıktı ise, aynı biçimde kendi ekonomisine de sahip çıktı. Birinci durumda siyasal örgütlenmeye temel olan ilkelere dayanarak bu kez de endüstrinin örgütlenmesini gerçekleştirdi,” (Bellamy, s.63) diyerek 2000’li yılların Amerika Birleşik Devletleri’nin resmini çizer. Ancak iki yazar da toplumun sadece sosyal, ekonomik yapısıyla ilgilenmez. Toplumun gelişimi için en önemli unsurlardan biri sanattır. 

Zenginleri fakirlerden korumak
Morris ‘Hiçbir Yerden Haberler’in “Devlet Yönetimi Hakkında” adlı bölümünde Hammond ve Ben adlı karakterlere, iki dünya savaşı ve bölgesel savaşlar öncesinde de dünya devletlerinin ve zenginlerin ikiyüzlülüğünü tartıştırır. “Hammond: (...) çünkü daha önce de gördük ki hükümetin işlevi zenginleri fakirlerden korumaktır. Fakat hükümet kendi zengin adamlarını diğer ülkelere karşı korumadı mı? Ben: Zenginlerin korunmaya muhtaç olduklarını hiç duyduğumu anımsamıyorum; çünkü söylendiğine göre, iki ülke birbirleriyle savaşırken bile, her iki ülkenin kendi zenginleri her zaman olduğu gibi birbirleriyle karşılıklı olarak kumar oynamaya devam etmişlerdir ve hatta kendi vatandaşlarını öldürmeleri için birbirlerine silah satmışlardır.” (Morris,123) Ben’in anlattıkları bugünün dünya düzeninin kirliliğinin resmi gibi. Oysa, ‘Hiçbir Yerden Haberler’de ne politikacıya ne de saçma politik oyunlara hayatta yer vardır, bu durumu çok güzel özetleyen cümle ise “Biz politika konusunda çok iyi durumdayız, çünkü bizde böyle bir şey yok,” diyor.
William Morris ve Edward Bellamy uykudan uyanan insanların devrim sonrası düşledikleri dünyayı anlatıyor. Yaklaşık yüz yirmi yıl önce kaleme alınan bu iki romanın hâlâ güncelliğini kaybetmemesinin nedenini sormaya bile gerek yok bence. Ama şu soruyu sorabiliriz: Böyle bir dünya öngörüsünde bulunan edebiyat eserleri varken iki dünya savaşı ve milyonlarca insanın öldüğü bölgesel savaşlar nasıl yaşanır ve yaşanmaya devam eder. Ülkelerin ve ülkelerdeki kapitalistlerin zenginliğini değil, dünyanın zenginliğini korumak önemlidir. Burun kıvrılarak bakılan ütopik sosyalistlerin değerinin 1980 sonrasında anlaşılması ve “Sosyalistlerin ütopyası kalmadı” nakaratının tekrar edilmesi yerine, “Ütopya diri tutar devrimi,” demek gerekiyordu. Artık ütopyalara daha da çok ihtiyacımız var, çünkü domino taşlarının ucunun nereye uzanacağını kestirmek zor.

GEÇMİŞE BAKIŞ
2000’den 1887’ye
Edward Bellamy
Çeviren: Fahri Yaraş
Say Yayınları
2011, 262 sayfa, 12.5 TL.


HİÇBİR YERDEN HABERLER
William Morris
Çeviren: Meral Karakuş
Say Yayınları
2011, 302 sayfa, 15 TL.