Vampirler, melekler, yaratıklar...

Vampirler, melekler, yaratıklar...
Vampirler, melekler, yaratıklar...
Tamara Summers 'İlk Buluşmada Asla Isırma'da kendi vampir dünyasını yaratıyor... L.A. Weatherly'nin 'Melek'i, melek klişesini yerle bir ediyor... Kiersten White'in 'Paranormal'i yaşadıklarımızın sıradan olmadığını gösteriyor
Haber: Aslı Tohumcu - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

Bu yılın başıydı; hiçbir şey için olmasa bile Ulysses Moore dizisi için bütün iyi dileklerimi yolladığım Doğan Egmont, 16-25 yaş grubu okuyucular için sıkı bir bomba patlattı: Dex. “Eğlenceli ne varsa”, bu yeni markada bulunacaktı ve işin garibi, yayınevinin bu iddiası boş çıkmadı. ‘Yedi Ölümcül Günah’ serisiyle başlayan bu macera, daha ilk kitaplarıyla seksi, matrak, ürkütücü, sürükleyici, hareketli ve sıradışı olacağının da sinyallerini verdi. Ve neyse ki hiçbir kitapçı kimlik kontrolü yapmıyordu, yani orta yaşlıların da Dex kitaplarına erişimi vardı!
Genç yetişkinlerin, kendilerine özel edebiyat basan bir yayıncıyla bir araya gelmeleri bir yana, Dex’in edebiyatla ve gençlik edebiyatıyla ilgili klişeleri sarsan bir yaklaşımı da var. Bu yaklaşımı zaten seçtikleri kitapların tamamında görmek mümkün. Raflardaki hareketliliklerini www.dexkitap.com adresi üzerinden de sürdürüyorlar. Bu alanda da, kitap özetlerinden ibaret yayıncı sitelerinin dışına çıktıklarını söylemek yanlış olmaz.
Uzun lafın kısası, bu hafta bir oturuşta üç Dex kitabı bitiren o arsız okuyucu benim. İşte bunlar da okuduğum kitaplar: ‘İlk Buluşmada Asla Isırma’, ‘Melek’ ve ‘Paranormal’. 

Her önüne geleni ısırma!
‘İlk Buluşmada Asla Isırma’, tek başına Mehmet Turgut’un kapak fotoğrafıyla bile, vampir serisi rakiplerini solluyor. Bu romanda başrolde Kira adında yeşil saçlı bir kız var. Ayrıntılarını anımsayamadığı bir trafik kazasında öldükten sonra vampire dönüştürülmüş ve yeni vampir ailesiyle başladığı yeni hayata alışmaya çalışıyor. Öyle kafasına estiği gibi kan içmek, milletin boynuna diş geçirip öbür dünyaya yollamak falan yok bu hayatta. Zaten ortaçağdan kalma vampir babası acayip kuralcı bir tip, yani tam bir ergenin aradığı şey! Kira’nın sınıf arkadaşlarından biri öldürülüyor, hem de boynunda diş izleriyle. Ailesi (geçmiş kabahatlerini düşünerek) bu cinayetten Kira’yı suçlayınca katili bulmak da ona kalıyor. Elinde üç şüpheli var Kira’nın, ancak zamanı kısıtlı. Üç şüphelinin üçü de birbirinden yakışıklı üstelik!
Kira bir yandan âşık olduğunu sandığı için vampire dönüştürdüğü (ve bundan pişmanlık duyduğu) Zach’in tacizleriyle uğraşırken, bir yandan da ölümüne neden olan kişiyle ve ölümüyle yüzleşmek, ruh ikizini terk etmek ve en çok şüphelendiği insana hayatını emanet durumunda kalıyor. Hangisi daha kötü bilmiyorum; ruh ikizinin vampir avcısı çıkması mı, katilin bütün bu süre boyunca burnunun dibinde olması mı! Tamara Summers’ın ‘İlk Buluşmada Asla Isırma’ adlı romanı, kendi vampir dünyasını yaratması ve bir cinayetin merak uyandıran izlerini sürdürmesi bir yana, ergenliğe ve aşka dair sözlerini de matrak bir havayla söylemesiyle de okuyanı sarıyor. 

Melek dediğin böyle olur
L.A. Weatherly’nin ‘Melek’ adlı romanıysa insan ruhuyla beslenen ve dünyaya hastalık saçan ‘kötü’ melek tiplemeleriyle, daha ilk satırlarında melek klişesini yerle bir ediyor. Elini tuttuğu kişinin geleceğini görme yetisine sahip Willow’un yarı melek olduğunu, annesinin melek çarpmasına uğradığı için bu dünyadan koptuğunu öğrenmesiyle, Melekler Kilisesi’nin kendisini hedef tahtasına oturtması aynı güne denk geliyor! Çünkü melekleri dünya üzerinden silebilecek tek kişi Willow; kendisi bunu nasıl başaracağını bilmese de…
CIA’in yönetimindeki Melek Katilleri’nden Alex’le karşılaşması, Alex için bir can düşmanından hayat arkadaşına dönüşmesi, peşlerinde bir melekler ve onlara inanan fanatikler sürüsüyle hayatta kalmaya çalışmaları, romantizm isteyenleri de macera isteyenleri de kesinlikle eli boş göndermiyor. Willow’un hasta annesiyle sürekli iletişim kurmaya çalışıp hayal kırıklığına uğraması, evine sığındıkları teyzesi için daimi şikayet konusu olmaları, babasız büyümesi, Alex’in annesini melek çarpmasına kurban vermesi, hayatını beş yaşından itibaren kamplarda, meleklerle savaşmayı öğrenerek geçirmesi, kardeşini dikkatsizliğine kurban vermiş olması gibi trajediler yakınlaşmalarını biraz geciktirse de, bu travmatik ikili bir süre sonra süper uyumlu iki aşığa dönüşüyor. Böylece, romanın sonunda Melekler Kilisesi’nin planlarını suya düşürmeyi başaramasalar bile, bu maceradan eli boş dönmüş sayılmıyorlar. Romanın finali burnuma devam kitabı kokuları taşıdı ama… bilmiyorum… 

‘Göründüğü’ gibi değil
Kiersten White’in ‘Paranormal’i ise şu yaşadığımız sıkıcı hayatta, arka fonda bir dolu sıradışı ve doğaüstü canlı olduğu, devletlerin bu yaratıkları gözlerden uzat tutma becerisi sayesinde mutlu mesut yaşayıp gittiğimiz tezi üzerine kurulmuş bir roman. Uluslararas Paranormal Tecrit Ajansı adına çalışan, hatta ajansın bir nevi evlat edindiği Evie, normallik de bir yere kadar diyenler için ideal bir kahraman. Eski erkek arkadaşı bir peri ve hayatını vampirleri, kurt adamları vs. etkisiz hale getirerek kazanıyor. Anne babası tarafından bebekken terk edildiği için, kendisine kucak açan merkezi ve merkezdeki hayatını fazla sorgulamadan yaşayıp gidiyor. En yakın arkadaşı bütün operasyonları akvaryumundan yöneten bir denizkızı.
Evie’nin artık sıradanlaşmış hayatı, günün birinde Lend adında bir ‘su oğlan’ın merkeze gizlice girmesiyle alt üst oluyor. Bunu takip eden ve paranormalleri hedefleyen cinayetler (hadi şunlara katliam diyelim) her şeyin üzerine tuz biber ekiyor. Evie’nin, yakalanıp hücreye atılan Lend’le yaşayamadığı ergenliğini yaşamaya çalışması, aslında kendisinin de sınıflandırılmış bir paranormal olduğunu ve merkezden ayrılmayacağını öğrenmesi işin hüzünlü yanı. Lend’le birlikte bir katliamın kurbanları olmaktan son anda kurtularak kaçmaları, Evie’nin dış dünyada kolejli, balolu sıradan bir hayata uyum göstermeye çalışırken bile kendini olayların dışında tutamaması da belki bir parça öyle.
Katliamların ardındaki katilin Evie’yle bağı ve bu bağın Evie’de yarattığı ruh karmaşası, romanın sonuna doğru yapmak zorunda kaldığı zor seçim derken, Evie bütün bu maceradan alnının akıyla ve cebinde müthiş bir aşkla çıkmayı başarıyor. Bize de bu flörtöz macerada kalbimizi Lend’e mi, yoksa paranormallerin kaderine mi kaptıracağımız sorusu kalıyor. Yanıt belli; maceradan da aşktan da vazgeçmek olmaz çünkü!
Siz bu yazıyı okurken ben çoktan Dex’in ‘Yaratık Avcısı’, ‘Beyaz Kedi’ ve ‘Kontes’ adlı romanlarıyla gölgeli bir köşeye sinmiş olacağım. Bir yandan bu yeni romanları heyecanla lüplerken, bir yandan da evdeki gençlerin kütüphanesinden kitap araklamaya çalışan yetişkinleri düşünerek kıkırdayacağım.

İLK BULUŞMADA ASLA ISIRMA
Tamara Summers
Çeviren: Talin Ataman
Dex
2011, 196 sayfa, 14 TL.

MELEK
L.A. Weatherly
Çeviren: Talin Ataman
Dex
2011, 392 sayfa, 19 TL.

PARANORMAL
Kiersten White
Çeviren: Barış Emre Alkım
Dex
292 sayfa, 17 TL.