Varoluşçu bir tarihi hikâye

Varoluşçu bir tarihi hikâye
Varoluşçu bir tarihi hikâye
'Cellatbaşı'nda, Sultan İbrahim döneminde geçen bir öykü anlatılıyor. Cellatbaşı Ali'nin öyküsü üzerinden tarih kitaplarında göremeyeceğimiz ince detaylarla üç boyutlu bir dünya kuruluyor
Haber: CİHAN ERKEN / Arşivi

Erk Acarer, bir önceki romanı ‘Darülfesad’da Kanuni’nin ölümünün ardından II. Selim dönemini anlatmıştı. ‘Cellatbaşı’nda ise IV. Murat’ın ölümünün ardından İbrahim döneminde geçen bir öyküyü anlatıyor. Romanın kilit kişisi olan Cellatbaşı Ali’nin öyküsü üstünden kah saraya kah sokaklara uzanıp, tarih kitaplarında göremeyeceğimiz ince detaylarla karşımızda üç boyutlu bir dünya kuruyor. Birbirine paralel öykülerle ilerleyen romanda önce padişahın cellatbaşısı Ali’nin ailesi ve oğullarıyla tanışıyoruz. Bir cellat olduğu için imparatorlukta, padişah dahil en çok korktuğu kişi olmasına rağmen, aynı zamanda da lanetlenmesi nedeniyle ailesi toplum tarafından dışlanmaktadır. Osmanlı’da cellatlık müessesesinin de ilginç bilgiler eşliğinde anlatıldığı bu ilk bölümde tanıştığımız Ali’nin büyük oğlu Süleyman’ın, roman boyunca tanıklık ettiğimiz kendini bulma yolculuğu ise kitabın ana hattını oluşturuyor. Sırf bir celladın oğlu olduğu için halk tarafından dışlanan ve neredeyse linç tehlikesiyle burun buruna gelen Süleyman’ı kurtaran Deli Zeydi ise dıştaki korkunç görünümünün ardında, içinde bilge bir kişilik taşıyan özel biridir. O gün Süleyman’ın Deli Zeydi’den öğrendiği ilk ders kimseyi dış görünüşü ve değiştiremeyeceği özellikleri nedeniyle yargılamamak olacak ve bu ilk dersi takip eden dersler boyunca Süleyman gelişecek, Deli Zeydi’yi de sürekli zulüm gördüğü babasının yerine koyacaktır.
Öte yandan Cellatbaşı Ali ise kendi varoluş sorunlarıyla uğraşmakta ve cellat kimliğini sorgulamaktadır. Cellatlık onun için alıştığı bir iştir, üstelik ölüm emrini veren de o değildir, o yalnızca hükmü uygulayan bir aracıdır ama yine de son zamanlarda işinden zevk almaya başladığını hissetmesiyle içini bir huzursuzluk kaplamaya başlamıştır. İmparatorluğun en korkulan kişisi, yüreğindeki ikilemler ve iç huzursuzluklarıyla dışarıya belli etmese de alışık olmadığı ruh zayıflıkları yaşamaya başlamıştır. O sırada ziyaret ettiği müneccimbaşının sırf cellatbaşına karşı duyduğu huzursuzluk nedeniyle kolayca kurtulmak için kafadan uydurduğu “yakında saray toprağı üstüne yedi kişinin cansız bedeni düşecek” kehaneti ise tuhaf bir biçimde yavaş yavaş gerçekleşmeye başlar. 

Kader nedir?
Bu arada saraya ve orada dönen entrikalara da şahit oluruz. Ağabeyi IV. Murat tarafından her an öldürülme korkusuyla tecrit içinde yaşaya yaşaya yarı deli bir hale gelmiş olan İbrahim tahta geçmiştir. Ancak imparatorluğu asıl yöneten kişi annesi Kösem Sultan’dır. Oğlunun zayıflıkları Kösem Sultan’ın işine gelmekte, iktidarda dilediği gibi at oynatabilmektedir. Bu amaçla padişahın çevresini de kendi adamlarıyla doldurmuştur. IV. Murad döneminden kalma dirayetli devlet adamları ise valide sultanın kumpasları sonucu birer birer kellesini kaybetmeye başlar. Bu süreçte İbrahim’in kadın düşkünlüğünün tarihte nelere mal olduğunu, aslında bir Şark kurnazı olan ve kendini Cinci hoca olarak tanıtan Cinci Hüseyin’in nasıl olup da kendini saraya atıp, Kösem Sultan’ın gözüne girdiğini ve birlikte ne kumpaslar çevirip, padişahı nasıl parmaklarında oynattıklarını da görürüz.
Yerin üstünde ve altındaki saraylarda her tür entrika yaşanırken, kahramanlarımız da türlü maceraların eşliğinde birbirleriyle beklenmedik şekilde kesişecek olan kaderlerine doğru yürümeyi sürdürürler.
Erk Acarer, ‘Cellatbaşı’nda dönemin tarihsel olaylarının ve karakterlerinin yanı sıra sosyo kültürel ortamını da zengin ayrıntılarla anlatırken, esas olarak bize varoluşçu bir hikâye dile getiriyor. Romanın öne çıkan tüm karakterleri sürekli olarak ‘kim olduklarını’ sorguluyorlar ve kader kavramı üstüne kafa yoruyorlar. Romanda farklı konumlarda durup farklı kişiliklere sahip olsalar da hepsinin de sürekli olarak iki soruyu tekrarlayıp durduğunu görüyoruz; ‘Kimim ben?’, ‘Kader nedir?’

CELLATBAŞI
Erk Acarer
Sayfa6 Yayınları
2011
488 sayfa
22 TL.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Kadın

    ,

    Zengin

    ,

    Tarih

    ,

    toplum

    ,

    ruh

    ,

    ders

    ,

    paralel

    ,

    Karşı