Vedad'ın hazin hikâyesi

Vedad'ın hazin hikâyesi
Vedad'ın hazin hikâyesi

Selim İleri FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Halid Ziya kitaplarından 'Bir Acı Hikâye'nin ruhu 'Kırık Deniz Kabukları'na nakil olmuş. Selim İleri, Vedad'ın uğradığı haksızlıklara kendi dilinde isyan eder, ağıt yakarken bizi yakın tarihin bilinmeyenleriyle de buluşturuyor. Özellikle Mustafa Kemal, Latife Hanım ve Vedad arasında yaşanan ilginç anektodlar dikkat çekiyor
Haber: SERDAR SABRİ ÖZKUBULAY / Arşivi

Çalkantılı bir hayattan sonra virane köşküne çekilmiş yaşlı bir kadın olan Mediha Hanım, çocuk yaşlarında Selim İleri’ye piyano dersleri verirken bir yandan da onun Halid Ziya’nın oğlu Halil Vedad’la bir bağ kurmasına vesile olur.
Halid Ziya Uşaklıgil (1867-1945) dört çocuğundan üçünü daha kendisi hayatteyken toprağa vermek bahtsızlığını yaşamış bir edebiyatçıdır. Sadun ve Güzin adındaki çocuklarını henüz bebekken kaybeder. Sadun için ‘Kırık Oyuncak’, Güzin için ‘Kırık Hayatlar’ hikâyelerini kaleme alır. Daha sonra Halil Vedad ve Bülent isminde iki oğlu olur. İkisi de hariciyeci olarak yurtdışında görev yapar. Ölümünden sonra anısına Bir Acı Hikâye kitabını yazdığı Halil Vedad, 1937’de Arnavutluk’ta görevi başındayken intihar eder. Bir Acı Hikâye’nin 1942’de yayımlanışından sonra, hayatının en fırtınalı dönemlerini yaşayan Mediha Hanım, kitabı gözyaşları içinde okuyup soluğu yazarın Yeşilköy’deki evinde alır. Halid Ziya, Hollywood’un sinema artistlerini hatırlatan okurunu epey yadırgasa da görüşmeyi kabul eder fakat sık sık “Sizi kim gönderdi?” diye sorar.
Selim İleri, piyano dersleri sırasında, Halid Ziya’nın Bir Acı Hikâye’sini Mediha Hanım’la uzun uzun konuşur. Halil Vedad’ı kafasında yaşamış, hatta 1993’te yazdığı Kırık Deniz Kabukları’ında onu intihardan vazgeçirmek istemiş gibidir:
“Çocukluğumun eczanelerini anarak, Tiran’ın sokaklarında, caddelerinde umarsızca dolaşan, eczanelerin birine girip birinden çıkan ve yeni bir eczaneye girerek az miktarda bir kutu- ilaç... uyku ilacı... zehir satın alan Halil Vedad’ın da çocukluğunda böyle eczaneler görmesini boş yere dilerdim. Mesela o da annesiyle, yakınlarıyla Kadıköyü’nün Rıhtım Caddesi’ndeki eczaneler önünden geçseydi ve vitrindeki kavanozlara, renkli sıvılara baksaydı, hayal nehirlerinde birçok dünyalar, gezegenler umabilseydi, şimdi belki bu resimler kararını değiştirebilecekti. Hem o zamanlar eczanelerin camekanlarında bu kavanozlara çok daha sık rastlanmaz mıydı?”

Müziğe istidadı vardır
Uzun süre piyasada bulunmayan Selim İleri kitapları Everest Yayınevi tarafından yeniden basılınca Kırık Deniz Kabukları’nı okuma şansı bulmuş olduk. Selim İleri’nin deyişiyle “Artık kimsenin aramadığı” (dizi senaristleri hariç) Halid Ziya kitaplarından Bir Acı Hikâye’nin ruhu Kırık Deniz Kabukları’na nakil olmuş. Selim İleri, Vedad’ın uğradığı haksızlıklara kendi dilinde isyan eder, ağıt yakarken bizi yakın tarihin bilinmeyenleriyle de buluşturuyor. Mustafa Kemal, Latife Hanım ve Vedad arasında yaşanan ilginç anektodlardan bazıları:
Halid Ziya Uşaklıgil ve Latife Hanım’ın babası Muammer (Uşaklı) Bey kardeş çocuklarıdır, Halid Ziya yaşça büyük olduğundan Muammer Bey kendisine “amca” diye hitap eder (Muammer Bey’in adı Atilla İlhan’ın Karantina’lı Despina şiirinde geçer). Halid Ziya, yeğeni Latife Hanım’ın eğitimiyle bizzat ilgilenir, Fransızca dersleri verir. Latife Hanım da kendisinden 5 yaş küçük Vedad’a ablalık yapar.
Vedad’ın müziğe, piyanoya istidadı vardır, o kadar ki Sultan Reşad, Halid Ziya sarayda başkatiplik yaptığı sıra Vedad’a bir piyano hediye eder. Bu piyano daha sonra hariciyede görev yaptığı yıllarda Ankara’ya taşınır. Vedad’ın Mustafa Kemal Atatürk’le tanışması da piyano sayesinde olur. Latife Hanım’ın Mustafa Kemal’le evli olduğu zamanlarda, konser vermek için Ankara’ya gelen Vedad bir gece Çankaya Köşkü’ne misafir olur. Yeteneği ile Mustafa Kemal’in beğenisini kazanır. Vedad’ın Fransızca, İngilizce ve Almanca’yı çok iyi konuştuğunu öğrenen Mustafa Kemal, o gece orada bulunan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’a Vedad’ın dışişlerine memur olarak alınması için direktif verir. Latife Hanım’ın şaşırtıcı engelleme girişimine rağmen Vedad babasının da araya girip Mustafa Kemal’den ricacı olması üzerine hariciyeye girer. Halid Ziya’nın çektiği teşekkür telgrafına Mustafa Kemal’in verdiği yanıt kitapta mevcuttur:
“Ankara 3595
17 Ağustos 342
İstanbul’da Ayastfanos’ta Uşakizade Halid Ziya Beyefendi’ye
Vedad Bey’in yeni dahil olduğu hayat-ı resmiyede memlekete müfit hizmetler göstermesini temenni vesilesiyle hürmetlerimi takdim ederim.
Gazi Mustafa Kemal...”
Vedad, Ankara’ya gelir ve Çankaya Köşkü’nde müştemilatta misafir olarak kalır. Bir gece köşkte Mustafa Kemal Vedad’ın piyano çalışına iltifat edince, Latife Hanım’ın kıskançlık krizi geçirdiği anlatılır. Mustafa Kemal ile boşanma sürecinde Latife Hanım, kendisi ayrıldıktan sonra onun da köşkte kalamayacağını belirtmesine rağmen, Vedad, Mustafa Kemal’in himayesindedir. Selim İleri durumu şöyle aktarıyor: “İzmir’e hareket ‘ettirilen’ Latife Hanım, öyle anlaşılıyor ki, bütün dayanışmalardan da yoksun kalıyordu. Oğlu Vedad’ın köşkün konukları arasında kalmasına Latife Hanım’ca izin verilmek istenmediğini öğrenen Halid Ziya, akrabası genç hanıma, daha düne kadar Mustafa Kemal’in eşi sıfatıyla gerekli ya da zorunlu itibarı göstermişken, şimdi biraz uzaktan bakıyor, onun ayrılık acısını pek de önemsemiyordu. Romancı oğlunu “teskin” edecek bir mektup karalayacak; “... Sen oarada Latife’nin misafiri olmaktan ziyade Reisicumhur’un misafirisin ve onun himayesi altındasın, o ne emrederse onu yaparsın...” diyecekti.”
Bu mektup yanlışlıkla Vedad’tan önce Mustafa Kemal’in eline geçer. Okuduklarından memnun olan Mustafa Kemal, bundan sonra Halid Ziya’yı nerede görse iltifatı esirgemez. Yine de durum pek uygun görülmemiş olsa gerek, kısa bir süre sonra Vedad sedece köşk ve Ankara’dan değil Türkiye’den de ayrılıp Londra’ya görevli olarak gider. Bundan sonra Vedad’ın hazin sonunu hazırlayacak görevlendirmeler ve görevden almalar silsilesi başlar.
Artık müzikten de uzaklaşan Vedad, son olarak Arnavutluk’taki görevinde terfi beklerken, sebep gösterilmeksizin Türkiye’ye dönmesini isteyen bir telgraf alınca, odasında uyku ilacı içerek intihar eder. Halid Ziya oğlunun çöküşünü hazırlayan bu sürecin sorumlusu olarak, yüzüne gülüp arkasından kuyusunu kazan, 1925-1938 yılları arasında kurulan bütün kabinelerde dışişleri bakanlığı görevini yürüten Tevfik Rüştü Aras’ı gösterir, Bir Acı Hikâye’de ‘Vekil’ takma adıyla onu açıkça suçlar.

KIRIK DENİZ KABUKLARI
Selim İleri
Everest Yayınları
2009
240 sayfa
10 TL.