Viagra ve başka ilaçlar

Viagra ve başka ilaçlar
Viagra ve başka ilaçlar

Aşk Sarhoşu, Edward Zwick imzalı bir romantik komedi.

Jamie Reidy'nin Pfizer yıllarını anlatan kitabı, ilaç dünyasının 'numaralar'ı üzerinden yürüyor. Kitabın beyazperde uyarlamasıysa işin bu boyutunu 'arka plan' olarak kullanıp, hikâyeyi bir romantik komediye çevirmiş
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden Pfizer’ın eski mümessillerinden Jamie Reidy’nin firmadaki deneyimlerini aktardığı kitabı ‘Aşk ve Başka İlaçlar: Viagra Satış Mümessilinin Doğuşu’ ya da orijinal adıyla ‘Hard Sell: The Evolution of a Viagra Salesman’, dünya ilaç pazarının tahmin ettiğimiz ama yakından görme fırsatını bulamadığımız ‘kirli’ doğasını gözler önüne seren bir kitap . Reidy, bir yandan bu dünyanın kurallarını deşifre ederken, öte yandan da kişisel gelişiminin ipuçlarını sunuyor burada.
Babasının bütün itirazlarına rağmen ordudaki görevinden ayrılıp şansını Pfizer’da deneyen Reidy, bu mesleği tanıma aşamalarında epeyce sıkıntı çekiyor ama ‘numaralar’ı birer birer öğrendiğinde kendini kaptırıp gidiyor bu işe. Mümessillerin doktorlar, hemşireler ve resepsiyon memurlarıyla olan ‘hediye’ (rüşvet demiyor bunlara) temelli ilişkileri çarpıcı örneklerle aktaran yazar, doktorlara kendi ilaçlarını yazdırmak için binbir numaraya girişiyor, onları buna ikna edebilmek için büyük çaba harcıyor. Rakiplerini alt etmek için olmadık formüller geliştiren mümessiller, bir yandan da kişisel deformasyondan nasiplerini alıyorlar. ‘Kirli bir yarış’ın içinde olduklarını biliyorlar ama bunun avantajlarını, getirdiği ekonomik katkıyı çok iyi bildikleri için akıntıya kaptırıyorlar kendilerini, ‘direnmeden’ işlerini yapıyorlar. 

Ne verirsen ‘yutmak’ zorunda
Bu noktada, hastaların olanlardan habersizce verilen ilaçları aldıklarını, doktorların tavsiyelerine kulak verdiklerini görüyoruz. Başka çareleri de yok zaten, çünkü ‘sistem’ öyle iyi işliyor ki, hastalara ne verseniz onu ‘yutmak’ zorundalar! Sağlık sistemini yöneten devasa şirketler, ‘çürüme’nin de tetikçisi oluyorlar bir bakıma. Mümessillerden başlayan zincirin halkaları önce paslanıyor, sonrasında da kopuyor kaçınılmaz biçimde.
Jamie Reidy’nin kitabı, yazar açısından bir ‘başarı’ kuşkusuz, ama bu başarıyı gözümüze fazlasıyla sokma hevesinde. Reidy, açılıştaki teşekkürler bölümünden finaldeki kapanışa kadar bir ‘rüya’nın gerçekleştiğine inanarak kaleme almış kitabını. Kitaptan edindiğimiz izlenimlerse daha çok bizim ‘hissetme’ yoluyla aldıklarımızdan oluşuyor. Dağınık bir anlatıma sahip ve gereksiz ayrıntılara boğulmuş metin, yazarın ‘deneyimleri’ üzerinden para kazanma isteğini belgeler nitelikte. Evet, ilaç şirketlerinin ‘kusurlu’ yüzünü gösteriyor bizlere ama bunu ‘doğru’ olduğu için değil, kendisi için yapıyor. Durum böyle olunca da Jamie Reidy’nin samimiyetine inanmak zorlaşıyor bizim için. 

Kitaptan uzakta bir film
Bu kitaptan Edward Zwick’in yaptığı beyazperde uyarlaması ‘Aşk Sarhoşu’ ise bambaşka bir hikâye anlatıyor bizlere. Jamie Reidy’nin ilaç dünyasıyla ilgili metnini çok daha ‘ilginç’ bir romantik komediye dönüştürüyor Zwick.
Öncelikle Jamie Reidy karakterini Jamie Randall’a çeviren filmin senaryosu, temel bir değişiklik yapıyor ve bu karakterin dünyasına ‘hasta’ bir kadın sokuyor. Böylece bir film için gereken çatışma noktalarını açığa çıkarma fırsatı yakalayan yönetmen, Jamie Reidy’nin kitapta verdiği bilgileri bir ‘arka plan’ oluşturmak için kullanıyor. Onun asıl derdi, Jamie ile 26 yaşındaki Parkinson hastası Maggie arasındaki ilişkinin derinliklerine inmek.
Jamie’yi iflah olmaz bir ‘çapkın’ olarak resmedip, Maggie’nin ‘özel’ durumunun tetiklemesiyle değişim/dönüşüm geçirmesi de filmin ilgi alanı içine giriyor. Başkahramanın bir ‘kaybeden’ olarak çizilmesi, Pfizer’a girdikten sonra ‘kazanma’ya başlaması, Maggie’yle tanıştıktan sonra ‘sevme’yi öğrenmesi, genç kadınla yaşadıkları sonrasında ‘olgunlaşması’yla şekillenen bir rota izleyen senaryo, sinema için çekici bir toplama ulaşmış oluyor böylece. Bu ilişkinin çevresine serpiştirilen kimi unsurlar da tamamlayıcı kimliğiyle görevlerini yapıyorlar; Jamie’nin aile ilişkileri, aynı evi paylaştığı kardeşiyle taban tabana zıt görüşleri, Maggie’nin ilaç almak üzere otobüsle Kanada’ya götürdüğü yaşlı hastalar ve tabii ki Jamie’nin Pfizer günlüğünü harekete geçiren olaylar zinciri... Tüm bunlara, ‘mucize ilaç’ Viagra’nın piyasaya çıkışıyla yaşanan ‘histeri’ de eklenince, mideye oturmayacak bir yemek yapacak ‘malzeme’ toplanmış oluyor. Deneyimli yönetmen Edward Zwick de bu malzemeyi değerlendirme konusunda yeterince ‘istekli’ görünüyor ve bütün bunları bir ‘düzen’ içinde harmanlamayı başarıyor.
Jake Gyllenhaal ve Anne Hathaway’e Altın Küre adaylığı getiren ‘Aşk Sarhoşu’, uyarlandığı kitabı bir çıkış noktası olarak kullanıp bambaşka bir yöne doğru savrulan bir çalışma. Kitabın ilaç şirketlerine dair barındırdığı eleştirel boyut, filmde de yerini alıyor ama temel kimi ipuçlarıyla. Dediğimiz gibi, filmin temel derdi bu değilmiş gibi görünüyor, hikâyesini desteklemek için bir yan unsur olarak kullanıyor bunu. Sonuç böyleyken, bu film için ‘kitabı da var’ damgası vurmak da zorlaşıyor doğal olarak. Kitabı da var ama henüz yazılmamış belli ki!
Not: ‘Aşk Sarhoşu’, 14 Ocak’ta gösterime girdi.

Bu da aslına sadık bir uyarlama
Aşk Sarhoşu’nun yönetmeni Edward Zwick, 1994’te de Jim Harrison’ın 1979’da çıkan ‘Düşüş Efsaneleri’ (Legends of the Fall) adlı üç bölümlük romanını sinemaya uyarlamıştı. Türkiye ’de ‘İhtiras Rüzgarları’ adıyla gösterilen film, 20. yüzyıl başlarında üç kardeşin babalarıyla olan ilişkilerine odaklanırken, kalburüstü oyuncu kadrosuyla da ilgi çekiyordu. Anthony Hopkins, Brad Pitt, Aidan Quinn, Julia Ormond, Henry Thomas gibi isimleri bir araya getiren yapım, John Toll imzalı görüntüleriyle Oscar’a da uzanmıştı. Epik yaklaşımıyla izleyiciyi kolayca kavrayan bu çalışma, yoğun duygusal tonlarıyla da ilgi çekmeyi başardı... Jim Harrison’ın romanını Telos Yayınları etiketiyle raflarda bulmanız mümkün.

AŞK VE BAŞKA İLAÇLAR
Jamie Reidy
Çeviren: Tuğçe Kanbur
Mikado Yayınları
2010
236 sayfa
19.5 TL.