'Virtüözluktan nefret ediyorum'

'Virtüözluktan nefret ediyorum'
'Virtüözluktan nefret ediyorum'

Chopin

André Gide 'Chopin Üzerine Notlar'ı genç yaşta yazmamış olmasına rağmen, bütün eserde genç bir tepkisellik hissedilir. Wagner'i ve çok sayıda besteciyi ağır eleştirir. Bunlardan biri Richard Strauss ve özellikle Salomé adlı operasıdır
Haber: ASUMAN KAFAOĞLU-BÜKE - akafaoglu@yahoo.com / Arşivi

Herhangi bir konuda yapılan en sert ve kaba eleştirilerin, konunun yabancılarından geldiğini fark etmek şaşırtır insanı. Sıcak evinde, pijamasıyla divana uzanmış futbol maçı seyreden biri, yeri geldiğinde bir oyuncuyu, sahadaki takım arkadaşlarından çok daha sert eleştirir. Takım içinden gelecek eleştiri ise zorlukları tanıyanlardan geleceği için daha insaflı, daha ılımlı olur. André Gide’in Chopin Üzerine Notlar’ını okurken ister istemez bu düşünce geldi aklıma. Gide, büyük hayranlık beslediği Chopin’in eserlerini anlattığı metninde, yorumculara ve özellikle çağın büyük virtüözlerine çok kızgın eleştirilerde bulunur. Gide’in sert yorumları, çok sayıda konser piyanistinin hoşuna gitmemişti, hatta Arthur Rubinstein sert dille kitabı eleştirmişti. Hem müzik çevrelerinin hem de genel okurun ilgisini çeken bu kitap, nihayet Chopin’in 200. doğum yılının kutlandığı 2010 yılında ilk kez Türkçe yayımlanıyor.
Chopin Üzerine Notlar birçok bakımdan çok ilginç bir eserdir. Piyanist olmamasına rağmen, Gide 20. yüzyılın önemli entelektüellerinden, müzik konusunda derin bilgi sahibi bir yazar olarak romanları dışında da deneme ve günlükleriyle dikkat çeker. Müzik onun hayatında hep önemli rol oynar. Gençliğinde değilse de, ilerleyen yaşında müziğe ilgisi artmış ve günlerini, haftalarını piyano başında geçirdiği olmuştur. Kitap sadece Gide seven okurlar için değil, sanat ve müziğe meraklı herkes için ilgi çekici bir eserdir. Yine de bazı konulardaki abartılı görüşleri tepkiye neden olmuştur.
Eserin ilk dikkat çeken yanı, çağının bütün virtüözlerini aynı kefeye koyması ve her birini Chopin’i yanlış yorumlamakla suçlamasıdır. Chopin Üzerine Notlar’da en sık tekrarladığı sözlerin başında “virtüözluktan nefret ediyorum” gelir. Özellikle dinleyicileri kendinden geçirmek üzere parıltılı Chopin yorumlayanlara karşı nefreti ve kızgınlığı her satırda hissedilir. Oysa Gide’e göre Chopin’in müziği, “her zaman alçak sesle, neredeyse fısıldar gibi, hiçbir parıltı aramaksızın” çalınmalıdır.
Aslında Chopin’in kendisi de eserlerinin gösterişsizce çalınmasından yanadır. Hayatı boyunca en çok ‘fazla narin’ çalıyor olmasıyla eleştirilir. Chopin bu eleştirinin farkındadır. İlk kez Viyana’da verdiği konser sonrasında ailesine yazdığı mektupta “büyük ihtimalle bu eleştiri gazetede de yer alacak. Ancak bunun önemi yok. Benim için kuvvetli çalıyor denmesindense, böyle bir eleştiriyi tercih ederim” der. Zaten kendisini dev salonlarda büyük kalabalıklara konser verirken düşünmeyi de sevmez, daha çok dostlar arasında çalarken rahat eder ve kendini bulur. André Gide de Chopin’in bu arzusunun altını çizer kitapta; ona göre Chopin’in müziği gösteriş için hızlı bir tempoda çalındığında etkileyici olur ve dinleyicinin ilgisi kazanılır ama arzu edilen bu olmamalıdır. “Ortalama icralarda, bütün virtüözlerin çaldıkları biçimde, neredeyse sadece etkileyicilik vardır. Gerisi, özellikle önemli olan yanı hiç görünmemektedir.”

Baudelaıre ve Chopın
André Gide yazınsal örnekler vermekten kaçındığını, edebiyat ile müzik arasında kurulacak benzerliklerin yanıltıcı olabileceğini söylemesine rağmen, deneme boyunca çok sık Baudelaire ile Chopin’i karşılaştırır. Gide’in zihninde Baudelaire ile Chopin yan yana dururlar. Benzetmeyi şöyle açıklar yazar: “Chopin’in eserleri için ‘hastalıklı müzik’ denirdi. Kötülük Çiçekleri içinse ‘hastalıklı şiirler’ denir (...) her ikisinin de benzer bir mükemmeliyet arayışı, retorikten ve abartıdan aynı ölçüde nefret vardır. Ama özellikle belirtmek istediğim, ikisinin de beklenilmedik unsurlar etkisini ve bu etkiye yol açan sıradışı kestirmeden söyleyişleri aynı biçimde kullandıkları yolundaki düşüncemdir.”
Gide’in ortak özellik olarak gördüğü ‘abartıdan nefret’ ne kadar doğru olsa da fazlasıyla yaygın bir genellemeden başka bir şey değildir. Baudelaire ile Chopin’in sanatlarını birleştiren unsurlar olarak saydığı özellikler, çok sayıda sanat eserinin özelliği olabilir. Böylesine genel bir ortak özellik, benzetme yapmak için yeterli olamaz. Aslında Baudelaire ve Chopin çok daha önemli bir noktada benzeşmezler. Chopin duygulara adeta bembeyaz eldivenleriyle ve kirletmediği elleriyle yaklaşır. Sunduğu neredeyse arınık bir sanat ortamıdır. Onun müziğinde Baudelaire’in şiirlerinde bulduğumuz “çiğ,” işlem görmemiş hayvansı duygular yoktur. André Gide’in Chopin’in müziğinde bu unsurları görmüş olması beni hayrete düşürür. Baudelaire de kendine Chopin’den çok Wagner’i yakın görürdü kuşkusuz. Wagner üzerine yazdığı uzun denemesinde şiirleriyle Wagner’in müziğindeki ortaklıklara da değinir. Oysa Gide Wagner’in müziğini hiç sevmez ve çok kereler tekrarlar: “Ben Wagner’in kişiliğinden de yapıtından da hiç hoşlanmam: ona karşı duyduğum kökten nefret çocukluğumdan bu güne durmadan büyümüştür.”

Nefret ediyorum öyleyse varım
Chopin Üzerine Notlar, sadece Wagner’i değil, çok sayıda besteciyi ağır eleştirir. Bunlardan biri Richard Strauss ve özellikle Salomé adlı operasıdır. “Berbat romantik müzik” diye betimlediği operayı hiç sevmediğini söyler ama satırları dikkatli okuyunca asıl eleştirinin Strauss’un operasından çok, yorumculara yöneldiğini anlarız. Strauss konusundaki katı eleştiriler gibi, Schumann için de “basit ve bayağı neşe”ye sahip der. Bunların içinde en şaşırtıcı olan Mozart ve Beethoven’i Chopin’den daha az beğenmesidir. Chopin’i karşılaştırmadığı ya da karşılaştırdığında yenik bırakmadığı tek besteci Bach’tır.
Chopin Üzerine Notlar’ı genç yaşta yazmamış olmasına rağmen, bütün eserde genç bir tepkisellik hissedilir. Nefret ettiği ya da hayranlık duyduğu şeyleri mantıkla açıklamaya girişmez. Sadece tepkilerini söyler, bunlar da genelde olumsuz tepkilerdir. Chopin’in müziğinin güzelliğini anlatmak için yazdığı denemenin büyük bir kısmı, Chopin’in ne denli kötü yorumlandığı ile ilgilidir. Bakışı hep son derece öznel, eleştirileri de hep tepkiseldir. Bunu bir eleştiri olarak değil, dikkat çekmek için söylüyorum, çünkü sanata böylesine kişisel değerlendirmelerle yaklaşmak hep genç dinamizm getirir. Gide de Chopin Üzerine Notlar’da böyle yapıyor.
Kitabın bu baskısında iki önemli ekleme var. Birincisi İdil Biret’in önsözü: Biret önsözünde eserdeki bazı halkaların tamamlanmasına yardımcı oluyor. Örneğin Gide’in güncesinde bahsettiği dostu Nadia Boulanger (müzik konusunda fikirlerine değer verdiği ender kişilerden biri) aynı zamanda Biret’in de uzun yıllar birlikte çalıştığı hocası. Kitaptaki bir diğer değerli bölüm, Gide’in yıllar boyunca tuttuğu güncelerden müzikle ilgili bölümler. Günceler, 1896 yılından başlıyor ve kırk yılın üzerinde bir zaman boyunca André Gide’in müzik konusunda yazdığı satırları önümüze getiriyor. Yazarların bu türden düşünsel süreçlerini yansıtan günceler her zaman okurların hoşuna gitmiştir. Gide’in de yıllar içinde Chopin yorumları konusunda fikrinin hiç değişmemiş olması çok ilgi çekici. Herhalde gençlik yıllarından başlayarak hiç arzuladığı yorumu dinleme fırsatı bulamamıştı ya da (daha mantıklı bir açıklama) zihninde yarattığı kusursuzluk, müziğe yansıdığında farklılaşıyor, eksiliyordu. 1896-1939 gibi uzun süre boyunca hayatında çok değişiklikler oluyor Gide’nin. Hatta bazı eserlerden daha önceleri almadığı yeni tatlar keşfettiğini söylüyor ama bunca yıl boyunca Chopin’in müziği ve yorumu hakkında farklı düşünmüyor. Ona göre tüm yorumlar gösterişe kaçarak Chopin’in adını lekeliyor.
Chopin Üzerine Notlar, Chopin yılına girerken, mutlaka okunması gereken bir eser. Chopin’in yeniden keşfedileceği, Gide’in sözünü ettiği derinliğin anlaşılacağı yeni bir dönem başlıyor besteci için. Bunca yıldır ‘genç kızların Chopin’i’ ya da ‘virtüözlerin Chopin’i’ olarak yanlış anlaşılan ve yanlış yorumlanan bestecinin, 200. doğum yılında André Gide’in arzuladığı biçimde dinlenmesi, anlaşılması için okunmalı.

CHOPIN ÜZERİNE NOTLAR
André Gide
Çeviren: Ömer Bozkurt
Can Yayınları
2010
88 sayfa, 13 TL.


Chopin’in bilinmeyen yönleri
Chopin’i konu alan bir diğer çalışma da, yaşam dizisinin yeni kitabı Chopin/ Tuşlara Adanmış Bir Yaşam. Daha önce hazırladığı Bach ve Mozart biyografileriyle de okur karşısına çıkan Aydın Büke, eserinde ünlü bestecinin George Sand’la yaşadığı fırtınalı aşk ilişkisinden çağdaş bestecilere bakışına kadar birçok konuya yer veriyor. Kendisi de bir müzisyen olan ve halen İstanbul Senfoni Orkestrası’nda görev alan Büke, bu kitabıyla okuruna yalnızca Chopin’nin yaşamından kesitler değil aynı zamanda Avrupa sanat, edebiyat ve müzik tarihiyle ilgili önemli bilgiler de sunuyor. Bunun yanında kitap, Türkiye’de Chopin üzerine yazılmış olan bu türde ilk özgün ve derin çalışma olma niteliği de taşıyor. Chopin’nin doğumunun 200. yılı sebebiyle tüm dünyada ve ülkemizde de gerçekleştirilecek olan anma günleri çeşitli etkinliklerle müzikseverlere Chopin klasikleri sunacakken, Aydın Büke’nin kaleminden çıkan Chopin/Tuşlara Adanmış Bir Yaşam da Chopin’i ve onun müziğini daha iyi anlamamızı sağlıyor.  (Radikal Kitap)

CHOPIN
Tuşlara Adanmış Bir Yaşam
Aydın Büke, Can Yayınları
2010, 271 sayfa, 19 TL.

Son yıllar 1817-1849
18 Ocak 1847 günü Chopin Kontes Delfina Potocka’nın evinde, büyük çoğunluğunu Polonyalıların oluşturduğu kalabalık bir davetli topluluğu önünde piyano çalmıştı. Her zaman olduğu gibi, dostlarının arasında, onlarla sohbet edermişçesine içinden geçenleri tuşların yardımıyla açığa vurmak en sevdiği şeydi. 7 Şubbat’ta, George Sand ve ailesi Paris’e dönmüşlerdi; bu, Chopin için yalnız geçen günlerin sonu anlamına geliyordu. Kısa zamanda eski yaşam yeniden başlamıştı. Ailenin yanında bir konukları vardı: Fernand de Préaulx. Nothant’daki komşu çiftliklerden birinin oğlu olan delikanlı Solange ile
evlenmek istemiş, bu istek iki aile tarafından da uygun bulunduğu için yaz sonunda gençlerin nişanlanmasına ve kısa süre içinde evlenmelerine karar verilmişti. Chopin Fernand’ı Nohant’dan tanıyordu ve Solange ile mutlu bir yuva kuracağını düşünüyordu. Genç kızın evlenmeye karar vermesinde, büyük olasılıkla annesinin onu artık eskisi kadar sevmediğini düşünmesinin de önemli bir payı vardı. Kendi yaşamını kurmak, George Sand’ın boyunduruğundan kurtulmak istiyordu.  Chopin adlı kitaptan