Viva Hasan Sabbah!

Viva Hasan Sabbah!
Viva Hasan Sabbah!

William Burroughs

Burroughs, 'Nova Ekspresi'nde ağır bir kapital gösteri eleştirisine girerek Hasan Sabbah'ı aklıyor. Onun gösteri toplumu yaratıcısı devletlere açtığı savaşı da aklıyor
Haber: ŞENOL ERDOĞAN / Arşivi

Ve geldik Nova üçlemesinin son yani üçüncü kitabına. Aslında burada ‘son’ demek gülümsemeye neden olur, zira: başı ve sonu varolmayan bir metin toplamı için (daha da ötesi neredeyse beş ayrı kişinin ses ve görüntü kayıtlarının, net olarak da üç kişinin metinlerinin kitaba dahil edildiği bir eserden bahsediyoruz) bu kelime ne anlama gelebilirdi ki? Burroughs’un yazma disipliniyle, farklı formatları da bir araya ne denli rahat getirdiğini artık kim olsa görmüş, anlamıştır sanıyorum artık, en azından öyle davranıyorlar! Üç yıl önce Nova serisi geneli hakkında bir metinde: ‘çok farklı bir şeye çarpacaksınız’ demişim, sanırım birileri gerçekten farklı bir şeye çarptı, bazıları da en azından ‘farklılık’ adına metnin ve olayların hukuksal sürecinin içine attı kendisini. 

Kapital sömürü gerçeği
Bunlar bile bunca yıl sonra WSB edebiyatının gücünün nelere kadir olduğunun büyük göstergesi sayılabilir, saymak isteyen için. Hemen kısaca WSB’un yapmaya devam ettiği şeyleri üç kitapta da sürdürdüğünü (anal seks, uyuşturucular, devlet ve toplum düşmanlığı ve hiç vazgeçmediği benim tabirimle junk-poetikası) söyleyerek derinliğe inelim kendimizce. (Ve eklemek gerekir ki Üçlemenin bu son cildinde yazar, tür olarak ağır bir şekilde ‘H’ üzerine gidip etrafında dönüyor ve doğal olarak da ‘Çıplak Şölen’deki söylemlerini tekrar kullanarak esere katıyor, o kadar ki sıklıkla sayfaların arasında sevgili doktorumuz Benway ile rastlaşıyorsunuz. Ama önemle söylemek gerekiyor ki bu eserde metnin kurgusunu oluşturan uyuşturucu kesinlikle H değil, şüphesiz şekilde WSB, ‘Nova Ekspresi’ kitabını ‘meskalin’ üzerinden kurguluyor ve böylelikle zaten insanlığa sunulan ‘gerçek’ ile gerçek olan gerçeğe daha yakın olan kendinsil gerçekliğine dönerek ağır bir kapital gösteri eleştirisine girerek Hasan Sabbah’ı aklıyor ve onun gösteri toplumu yaratıcısı devletlere açtığı savaşı da aklayarak Sabbah’ı öncülendirip halüsinojen toplumunun olası yaratılmasının vizyonunun, yani el Sabbah’ın mürit-militanlarına sunduğu gerçeğin, kainatta hüküm süren kapital sömürü gerçeğinden nasıl da üstün, kutlu ve gerçek olduğunu ortaya koyarak da göksel olan dikeye de yaklaşıyor.) 

Sözde mücedele
Yazarın çalışmasının bu son cildi açık ara devletlerin ‘kapatma aygıtları’yla direk ilişkiye giren ve bunu diğer ciltlerde bahsetmediği kadar öne çıkaranı. Yeterli okuma alt yapısı olan birisi dilerse Guy Debord’a, dilerse Ivan Illich’e rahatlıkla vararak bu yönelmelerle bir Nova okuması yapabilir kendisine. Bir diğer yandan da Burroughs’un metninin -bu ciltte- direğinin net olarak (ki sadece bu eserinde değil WSB’un yaşamında da büyük etkileri görülmektedir) Hasan Sabbah olduğu görülecektir. Ki yazar bu ilgisini “Hasan Sabbah’ın Son Sözleri” isimli metniyle de ölümsüzleştirmiş, ses kaydı haline de getirdiği bu kült metninin bir kısmını da bu eser sayfalarına geçirmiştir.
Nova’nın ana derdi çok daha belirgindir aslen, Burroughs devlet denilenliklerin kapatma ve benzeşik diğer ünitelerinin işleyişini uyuşturucu trafiğinin devlet tarafından organize edilen sinyalizasyonlardan sadece biri olduğunu ortaya koyarak nasıl tekelde tutulduğunu, bunu yaparken de bir yandan vasat halk için vermeleri gereken sözde mücadeleyi verir gibi görünürken, diğer yandan da uluslararası büyük ticareti nasıl ellerinde tuttuklarını, ve sözde karşıt olan kültürle devlet sisteminin nasıl iç içe geçtiğini ve dahası aynılıklar gösterdiğini ortaya koyarak gösteri toplumunun en bariz öğelerine değinip, durumun metafiziksel tarafında da imaj dünyasının salt politik düzlemde değil bedensel ve ruhsal boyutta da ne denli önemli ve etkin olduğunu çıplaklaştırarak ortaya o net olan ‘hiçlik’ bakısını koymaktadır. Aslında morfinin denetimi üzerinden anlattığı durum bugün dahi devlet ve üstü sistemlerinin çok yollu uyguladığı onlarca ünitelerin tıpkıyapımlarının çoklu kullanımlarından başka hiçbir şey değil, elbette ki. 

İtaatkâr toplumlar
“Şimdi morfinin asalak polisine bakın. Öncelikle narkotik bir sorun yaratırlar sonra da daimi bir narkotik polisinin şimdi bu bağımlılık sorunuyla ilgilenmesi gerektiğini söylerler. Bağımlılık apomorfinle kontrol edilebilir ve önem teşkil etmeyen bir sağlık sorununa indirgenebilir. Narkotik polisi bunu biliyor ve tam da bu yüzden apomorfinin uyuşturucu bağımlılarının tedavisinde kullanıldığını görmek istemiyorlar.”
“Şimdi bana bir narkotik sorunsalını sürdürmek isteyip istemediğimi soruyorsunuz ve ben diyorum ki: HASTALIĞI KORUYUN. Toplumu hastalıktan korumak için yaratılmış suçlular olmalı.”
Sanrısal uyuşturucular her şeyden ziyade ‘gerçekliğin’ algılanma seyrini değiştirir, yani algıları eşiklerinden daha yukarı çıkarırlar. Böylece varolan -dayatılan- gerçekliği değil ‘başka bir gerçekliği’ görürüz. Gerçeklik dediğimiz şey en basit anlamda sabit tarama seyridir. Bizim kabul ettiğimiz -genel- ‘gerçekliğin’ tarama seyri bu gezegendeki ‘denetimci iktidar’ tarafından dayatılmıştır. Amacı topyekun denetim olan bir iktidar. Denetimi ele geçirmek için sanrısal uyuşturucuları tekelleştirdiler ve etkinliğini giderdiler. Burroughs’un argümanları doğrultusunda söyleyebilirim ki tüm kapatma aygıtlarıyla devletin, sistemin, düzeneğin karşısında olan kişi zaten junkydir. Algı seviyesi itibarıyla köle olmayan herkes junkydir. Bu sebepten dolayı Burroughs, junk bağımlılık değildir der. Gerçek bağımlılık kısıtlı algıyla yaşayan dünyanın onda dokuzunu oluşturan itaatkâr toplumlardır. İşte devletler LSD (Lizerjik asit dietilamidi) ve türevlerini halklardan gizleyip, yasaklaştırmalı, tekelleştirmelilerdir ki iktidarlarını tanımayan bir nüfusun varlığı oluşamasın. Ama diğer yandan da gerektiği miktarda gerektiği zaman ve özellikle de gereken insan topluluklarına devlet uyuşturucu sağlamalıdır ki her anlamda tekel ana çarkı döndürmeye büyük oranda katkısına devam edebilsin. Ki sadece bu değil, bu sadece seçilmiş bir unsur, yoksa Burroughs daha girişinde sorar kitabının:
“Aşk Seks ve Düşü kim tekelleştirdi” diye!
Viva Hasan Sabbah!

‘Evet, o bir yazar’ 
* 5 Şubat 1914’te Missouri’de doğan Burroughs, hayli rahat şartlarda büyüdü. 1936’da Harvard Üniversitesi’nden mezun oldu. 

* Burroughs, 1951’deki bir Meksika gezisinde, Giyom Tell’den bir sahne canlandırmaya çalışırken, kazayla ikinci karısı Joan’u vurdu. Bu olaydan sonra hayatının büyük bölümünü Güney Amerika’yı dolaşıp pek çok uyuşturucu deneyerek ve gelecekteki yazıları için araştırma yaparak geçirdi. 

* Yazılarında, birçok kişinin ‘kafa karıştırıcı ve ukalaca’ olarak nitelendirdiği kolaj (cut up) tekniğini kullanırdı. Ele aldığı konular çoğunlukla yer altı dünyası ve uyuşturucu alt-kültürleriydi. 

* James Graham Ballard’a göre “II. Dünya Savaşı sonrasındaki en önemli yazar”, Norman Mailer için “Dehanın hükmettiği tek Amerikalı yazar”dır. Samuel Beckett’a Burroughs hakkındaki görüşü sorulduğunda ise “Evet, o bir yazar” demiştir. 

* 1997’de, 83 yaşında öldü.

NOVA EKSPRESİ
William S. Burroughs
Çeviren: Süha Sertabiboğlu
Sel Yayıncılık
2011, 136 sayfa, 10 TL.