Vurguncu zamanlardayız

Vurguncu zamanlardayız
Vurguncu zamanlardayız
Zweig'ın 1909-1941 dönemini kapsayan deneme yazıları 21. yüzyılın insanlığının içinde bulunduğu durumu tarif ediyor
Haber: AYSEL SAĞIR / Arşivi

Stefan Zweig, ‘Geleceğe Güven’de, alışık olmadığımız bir Zweig portresi çiziyor. Eserlerinde öne çıkan derin karakter ve psikolojik arka plan tahlilleriyle tanıdığımız yazar, bu kez dünyanın içinde bulunduğu duruma yönelik genel bir gözlem ve analizde bulunup, kaygılarını ve az da olsa umutlarını dile getiriyor. Zweig’ın yazıları 20. yüzyılın değil de, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın insanlık sorunlarına odaklanıyor adeta. Ama tarih tekerrür etmiyor. “Tarih tekrarlanmaz, o sadece başarılı bir sanatçı gibi benzerliklerle oynar, hiçbir zaman eskileri tekrarlamaz, hep yeni şeyler yaratır.” Zweig’ın eserinde kaleme aldığı deneme yazıları, önemli bir dönemi kapsıyor. Yazarın dile getirdiği süreç (1909- 1914), Birinci Dünya ve İkinci Dünya Savaşı gibi içinde büyük çalkantıların oluştuğu bir dönemi kapsadığından, dünyanın ve insanlığın gidişatına yönelik duyduğu endişe daha ağır basıyor. İki dünya savaşına sahne olan 20. yüzyılın önemli düşün ve edebiyat insanlarından biri olan Zweig, ‘Geleceğe Güven’de, vatan, vatanseverlik, ulus, milliyetçilik gibi kavramlarla ilgili sorgulama yaparken, aynı zamanda da bir savaş karşıtı olarak yaşadığı yer olan Avusturya etrafında gelişen politikalardan yola çıkıyor. 

Geçmişin tehlikeli imgesi
Avusturyalı olan yazar, Avrupalı insanların ortak bir kimliğe kavuşması için kültür birliğini savunduğu yazılarında, savaşın çıkmasıyla birlikte derin hayal kırıklığını, dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı sonunda Avrupa için duyduğu umutları dile getirmiyor sadece. Söz konusu sürecin devamının da geliyor olduğuna dair keskin işaretler veren ikinci büyük kasırganın korkutucu yüzüyle ilgili bir resim çiziyor.
Zira 13 Mart 1938’de Hitler’in Viyana’ya girmesiyle anavatanı Avusturya’yı terk etmek zorunda kalan Zweig’ın yazıları, “vatansız kişi” ve Avrupa’yı yitirmiş bir düşün ve edebiyat adamının kaba kuvvete, şiddete ve “savaşa karşı savaşma” temalarını içeriyor. “Ülkemizde vatanseverlik, Kayseri sevmek demektir. Bu güzel, fakat tuhaf oyunun acıklı bir yanı vardır. O da, birlikteliğin özlemini çeken insanların yaşamın anlamını hep geçmişte aramasıdır. Geleceği kimse düşünmez. Öteki toplumlar ileriye bakarken bizler coşkuyu, arkamıza dönüp geçmişte arıyoruz. Ve bu tehlikeli bir imgedir.”
Tümüyle kapitalizmin çıkmazlarından kaynaklanan Birinci ve İkinci Dünya Savaşı gibi bir felaket sürecinin içinde duyarlı, hümanist bir insan ve yazar olmasıyla söz konusu süreci daha bir derinliğiyle gören Zweig, yazılarında bunu tüm boyutlarıyla yansıtıyor. Zira yazar, dönemin kaba politikalarını görünür kıldığı metinlerinde, politikaların ve politikacıların, kalabalıkların düşünce kodlarını nasıl belirlediklerini, sıradan yaşam süreçlerinde felaket unsurlarının nasıl beslendiğini ve aynı öznelerin yaşamı algılama felsefesi gibi asıl dinamiklere bakıyor. 

Politize olan duygular
‘Geleceğe Güven’, söz konusu süreçlerin farklı zamanlarına yayılıyor. Böylelikle de her bir yazı bir olaya olmasa da dönemsellik içeren genel bir hassasiyete karşılık gelirken, bütün yapaylığına rağmen, egemenlerin bugün de tüm kötücüllükleriyle insanlığın başına tebelleş ettikleri temel bir soruna odaklanıyor.
“Ülkü uğruna milyonları ölüme yollamak, yığınları şehit etmek ve onun bir alınyazısı olduğunu sanmaksa, sadece canice bir yanılgıdır.... Şu günlerde insanlık bir çelişki içinde. Peşinden gidilen bir ideal mi, yoksa insan yaşamı mı daha değerli? Her insanın yaşam hakkı vardır, en önemli olan da budur. İnsan bu hakkını istediğinde koruyabilir ve istediğinde inancı uğruna feda edebilir... Şu günlerde sürekli bir ülküler ticareti, ülküler ve insan yaşamı vurgunculuğu yaşıyoruz. Bu arada da politize olan duygular insancıllıklarını yitiriyor, iflas ediyorlar. “

GELECEĞE GÜVEN
Denemeler 1909-1941
Stefan Zweig
Çeviri: Ahmet Arpad
Everest Yayınları
2011, 171 sayfa
12 TL.