Yalnız hayatların peşinde

Behçet Necatigil 'Pan'ın önsözünde özetleyiveriyor: 'Hamsun sadece bu eseri yazsaydı yine büyük bir şair sayılırdı. Modern psikolojinin canlı bir anıtı sayılan bu kitap, bir şaheser' değeri taşır
Haber: AYÇA ÖRER / Arşivi

‘‘Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir Kristiania’da aç açına sürttüğüm günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum, alt katta bir saatin altıyı vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı…” Kopenhag’ta bir çatı katında yazılan bu romanın adı ‘Açlık’. İş bulabilmek, yeni bir hayat kurmak isteğiyle Amerika’ya giden ve burada yazılarıyla tanınmaya çalışan Knut Peterson’un Knut Hamsun olarak yazmaya başladığı yıl 1885. O yıl Mark Twain üzerine yazdığı bir yazıda kullandığı müstear isim Knut Hamsund’un ‘d’si dizgi hatası yüzünden düşmüş, 1920’de aldığı Nobel ödülüyle bütün dünyada tanınan yazar Knut Hamsun olmuştu.
Uzun yıllarını “Ne yapmalı?” sorusuyla geçirip, tam her şeyden umudun kesmişken, bir yazar olarak yeniden var olmayı başaran genç yazar, ‘Açlık’ı kaleme aldığı sırada kendinden başkasını anlatmıyordu. Romanı götürdüğü Politiken gazetesi yazı işleri müdürü bu yazarla karşılaşmasının trajedisini yıllar sonra şöyle anlattı: “Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık oluşundan ötürü değildi yalnız. Ya o yüzü! Çok uzundu müsvedde, kendisine geri veriyordum ki birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerini, gözlerindeki ifadeyi gördüm. Geri çeviremezdim, hiçbir şey diyemedim…”
Roman basıldıktan sonra arka arkaya eser vermeye devam eden Hamsun, ‘Pan’, ‘Victoria’, ‘Sonbahar Yıldızları Altında’, ‘Hüzünlü Havalar’, ‘Son Mutluluk’, ‘Rosa’, ‘Dünya Nimeti’ kitaplarıyla akıllarla kazındı.
Teğmen Thomas Glahn’ın Notlarından altbaşlığıyla yayımlanan ‘Pan’ 1894 yılında yazılmış. Güçlü bir aşk örgüsüne, tabiat betimlemelerinin eşlik ettiği kitap, kendine bir inziva hayatı kurmuş Teğmen Thomas’ın notlarından oluşuyor. Yalnız bir adam teğmen, kendine köpeği Aisopos’la avcılık ve uzun yürüyüşlerden oluşan monoton bir hayat kurmuş. Bu hayatı renklendiren şeyse, sonrasında her şeyi karmakarışık bir hale sokan aşk… 

İçine kapanık insanların hayatı
Yalın bir dille süren romanı okurken, güçlü doğa betimlemelerine kapılmamak imkânsız. Olaylarla birlikte değişen zaman, değişen mevsimler ve ruh halleri öylesine çarpıcı ki, Behçet Necatigil önsözde, “Hamsun sadece bu eseri yazsaydı yine büyük bir şair sayılırdı. Modern psikolojinin canlı bir anıtı sayılan bu eser, kelimeler arasında yaşattığı inceliklerle bir şaheser değeri taşır” diyor.
Gençliğinde yaşadığı sıkıntılardan ilerleyen zamanlarda hayatını inzivada geçiren Hamsun’un dönüp dönüp işlediği konular arasında yoksulluk ve içine kapanık insanların hayatı var. ‘Pan’da etkili olansa, Norveç’in ufak kasabalarında yaşanan, basit, uygarlıktan uzak, sıradan hayatlar ve doğa. Söylemekte fayda var, çeviri ve önsöz Behçet Necatigil’e ait. Çevirideki ustalık romanı bir çırpıda bitirmenize neden oluyor. Kışın tam da etkisini hissettirdiği bugünlerde bu romanı okurken insan, uçsuz bucaksız tepelerin sessizliğini, kesif yalnızlığın acısını hissediyor. Yine de ‘Pan’, romandaki herkese sirayet eden yalnızlık ve aşk acısıyla, artık yaşamadığımız ve yaşayamayacağımız bir hayatı hatırlamak için elimizden tutuyor. 

PAN
Teğmen Thomas Glahn’ın Notlarından
Knut Hamsun
Çeviren: Behçet Necatigil
Timaş Yayınları
2011, 221 sayfa
12 TL.