Yanmayan kızların zamanı...

Yanmayan kızların zamanı...
Yanmayan kızların zamanı...
Pakize Türkoğlu, 'Kızlar da Yanmaz'da şaşırtıcı hafızasıyla, o yılların Alanya'sında, Çile adındaki dağ köyünde başlayan macerasını, dönemin köyünü, okulunu yalın fakat çarpıcı bir dille anlatıyor
Haber: AYCA YILMAZ / Arşivi

Aslında bir kitabın tanıtımına, o kitabın ‘Önsöz’ünün ilk paragrafıyla başlamak biraz tuhaf gelebilir. Lakin istisnai bir paragraf söz konusu ise, biz de bir istisna yapabiliriz: “Cumhuriyetin onuncu yılıydı. Eğitimin uğramadığı, okulu olmayan bir dağ köyünde, ‘Ben de okumaya gideceğim!’ diye tutturduğumda, ‘Okuyan kızlar başını örtmezmiş, yarın ahrette cayır cayır yanarsın!’ diyen komşumuz Cemiş teyzenin yüzünü gözünü tırmaladığımda ve eşek sırtında götürüldüğüm nahiyede başka bir aile yanında kalarak ilkokula başladığımda henüz altı yaşında bir köylü kızıydım. Bir çocuk için bıçak sırtı bir durumdu bu.” Belki Önsöz’e başka bir giriş yazılsaydı, 1933’te, inadı sonuç verip de ilkokula başlayan altı yaşındaki Pakize Türkoğlu’nun öyküsüne hiç de ilgi göstermeyebilirdim. Ama önümde duran kitaplar arasında beni ilk arasına alan, ‘Kızlar Da Yanmaz: Genç Cumhuriyet’te Köy Çocuğu Olmak’ oldu…
Yukarıdaki kısacık paragraf, yakın zaman öncesine kadar, ‘Okula türbanla girilsin mi?’ sorusunun belki de biraz abartılı bir biçimde tartışıldığı Türkiye ’de, aslında soruyu farklı sormak gerektiğini ne kadar da yalın söylüyor değil mi? Ne yazık ki, Türkiye’de hâlâ milyonlarca kadının ‘kader’ini belirleyen esas sorun, okula ulaşamama sorunu. ‘Türban’ uzun süre bu sorunun da üzerini örttü…
Bugün sadece ‘kıyafet’ yasaları değil, bir bütün olarak Kemalizm bir tabu olmaktan çıkmış vaziyette, dileyen dilediği gibi sorgulayabiliyor. Öyle olması da gerekiyor. Ne var ki, Cumhuriyet’in kadın ve eğitim arasındaki mesafeyi dünyada eşine az rastlanır bir biçimde kapattığını teslim etmeliyiz. ‘Kızlar da Yanmaz’ın yazılmasına vesile olan da, kuşkusuz, eğitimdeki bu büyük atılımdı. Yazar Pakize Türkoğlu, “Din kökenli, kalabalık, dallı budaklı bir soyağacımız olmasına, kişiliğimin örgüsünde dinsel motifler bulunmasına karşın benim ve bizim kuşağın pupa yelken bir aydınlığa açılmamız nasıl olmuştu?” sorusunu sorarken, aslında yanıtın ipuçlarını da veriyordu. Okula giden kızların cehennemde yanacağı anlatılan Pakize Türkoğlu’na babası, “Kızlar da yanmaz, okuyabilirsin,” demişti… 

Sürgün trajedisi
Türkoğlu, ‘Kızlar da Yanmaz’da şaşırtıcı hafızasıyla, o yılların Alanya’sında, Gazipaşa’nın Çile adındaki dağ köyünde başlayan macerasını, dönemin köyünü, kasabasını, okulunu, yaşamını, yalın fakat çarpıcı bir dille anlatıyor. Bölgede de yaşanan mübadelenin hikâyesini, trajik bir olayla, evlerinde çıkan yangınla öğrenmiş örneğin Türkoğlu: “Babam benim oymalı dolap diyerek ağlamamdan o kadar bıktı ki, ‘Oymalı dolaplı evimiz yandı, bu ev yeni yapıldı, oymalı dolabı yok’ dedi bir gün. ‘Niçin yok?’ diye yeniden ağlayınca, ‘O oymaları Mikis Usta yapmıştı. Bu evi Molla Ahmet yaptı, onun için yok’ dedi. ‘Mikis Usta’yı çağır gelip yapsın’ dedim. Beni sevecenlikle kucağına aldı, ‘Mikis Ustalar yok ki kızım artık buralarda. Onlar kayıklara binip vardılar gittiler’ dedi tuhaf bir hüzünle. O ünlü mübadele döneminde Rumların Alanya’dan gidişiymiş anlattığı.” Ve sadece Rumlar değil, Ermeni ustalar da kayıplara karışmış…
‘Kızlar da Yanmaz’ı okurken sık sık gülümseyeceğinizi, geçmişe özlem duyacağınızı söyleyebilirim. Ama bir bölüm var ki, insanın üzerine hüzün çöküyor. Muhtemelen Dersim isyanının ardından, köylerine bir ‘Kürt Haydar’ sürülmüş Pakize Türkoğlu’nun. Herkes çok merak etmiş önceleri Kürt Haydar ve eşini. Haydar ve genç eşi ayrı ayrı atlarda evlerinin önünden geçerken herkes pencerelere koşarmış. Daha sonra davet etmeler, düğünlerde beraberce oynamalar başlamış. Herkes çok sevmiş Kürt Haydar’ı ve eşini. Bugün, onca köy boşaldıktan sonra, çaresizlikten Batı’ya göç etmiş Kürt nüfus için de aynısını söyleyebilsek keşke…
Yazık ki, pek çok bakımdan 1930’ların Alanya’sından çok daha gerideyiz bugün… Ve kızlar da yanıyor artık…

Kızlar Da Yanmaz
Genç Cumhuriyet’te Köy Çocuğu Olmak
Pakize Türkoğlu
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
2011, 547 sayfa, 24 TL.