Yediği tokat kadar kalbi var

Duman'ın şiirleri çağdaş bir kadın sorunudur
Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

Asyak, başkasız, pektirmek, ölünde, zaçmak, debiy, modarm, sazuhur, dimçak, ınırsım, portish, denbiz, kamussor, vs.vs. Cihat Duman yeni şiir kitabı ‘Kızkardeşleşmek’de böylesi kelimeleri kullanıyor. Özellikle ilk şiirlerde yoğunlaşıyor böyle kelimeler. Bu tür kelimelerle şiir yazması değil şüphesiz öne çıkan, bu kelimelerin şiirsel bağlamını ısrarla aramasıdır. Ki bu bağlam, Eloğlu, Ayhan yer yer Can Yücel arasında gidip gelmektedir. Sevgisi daha çok Metin Eloğlu’na eğilimli dursa bile konuşması arada göz kırpıyor diğer şairlere. Elbette bu dil Süreya ve Cansever ‘dahil’ fonlar, efektler kazanmakta bir tür yenilenmiş, güncellenmiş izlenimi vermektedir. Cihat Duman’ın şiiri ararken, şiire varırken bir ‘koyvermişlik’ psikolojisi taşıdığı, son yıllarda internet ‘dahil’ bir alt-dil şiiri, daha şiire, asıl şiire çekme çabası taşıdığı söylenilebilir bu psikolojiyi. Burada sorulması gereken şairin bu ‘eylemi’ hangi şiir katında gerçekleştirdiği değil neyin adına bu ‘eyleme’ katıldığıdır. Bir tür bilinçli sürçmeler içinden yazmaktadır Duman şiirini. Sürçme tesadüfler, şuuraltı izleri, anlık bağdaştırmalar dahası tarihsiz bir güncellik içinden değil zihni uyanık bir dikkatten süzülmektedir. Şiirimizde şapkayı tersinden giymenin her zaman bir yeri oldu. Bu yer arayışının estetik karşılığının uzun vadede neyi karşılayabileceğini ise herkesten önce şairin düşünmesi gerekmektedir. Çünkü daldığı su uzun vadede başkasının köksapı’na bağlanmaktadır. Bu bağlamda ‘asyak’ olmak, asyayı, tekinsizliği, sivilliği, dışlanmışlığı, aksiliği kim bilir kötülüğü de imliyordur çoktan. Fakat asıl karşılığını hangi aynasız mezarda bulacaktır bu dil. Soru budur. 

İnsanı kadında ‘çırpmak’
Şiirin doğasında sadece verili dile değil o dili dolduran espriye de temelden bir eleştiri her zaman vardır. Cihat Duman’ın şiirlerinde sıklıkla eleştiri devreye girmekte, hatta bu şiirin enerjisini oluşturmaktadır. Eleştiri ile refleks hatta yer yer kontrolü devreden çıkan küfürümsülükler araya serpilmektedir kitap boyunca. Taşlama, ince alay, dilin esnekliğinden aldığı çağrışım gücüyle dolayıma sokulmakta, okurun mevcut algısını sarsmaya cüret etmektedir. Yer yer saklambaç duygusu veren bu serilişler Cihat Duman’ın ‘eyyorlaması’nın karşılığı olarak bir yere konulabilir mi? O yerin ne olacağı henüz belli değil. Çünkü bu görünüşü, ilkin bir dil problemi olduğu kadar bir hayat problemi diye de okumakta fayda var şimdilik. Bu yüzden; bir dil problemi benim seni Trabzon burmam, mısralarını daha rahat konumlandıracaktır okur. Ters ve çapraz, yakın ve uzak çarpıştırmaları seviyor ayrıca bu şiir. Hatta böylesi vuruşları onu başarılı da kılıyor, ‘geriye doğru aydınlanıyoruz orda lut gölü var’diyebildiğinde.
Okuru yanlış( yazım yanlışı yok) bırakan bir psikolojisi var bu şiirlerin ayrıca. Duman’ın anlam kadar duygu ve yer yer pratiğe yansıyan inancın ara bölgelerini de zorladığı, bilerek ‘söylediği’ şeyler var. Ben bu türden şiirlerde, şairlerin özel dünyalarına değil hayatın akışına bakmanın daha sağlıklı bir yol olduğunu düşünürüm. Tasannu şaire dair bir ipucu kolaylığı taşısa bile şiirin duyurmak istediği toplumsaldır da ondan. Çünkü “yediği tokat kadar kalbi vardır insanın” demekle şair, insana değil tokata vurgu yapar aslında.
Bir tespit daha yapalım, isminden de yol alabileceğimiz gibi, esasta çağdaş bir kadın sorunudur Cihat Duman’ın şiirleri. Kadına bakarak ve kadından çıkarak bir zaman okumasına girişmektedir şair. İnsanı kadında ‘çırpmaktadır’. Bu bir erkek olduğu kadar toplumsal sorundur da neticede. Her ne kadar tarihin bu yana doluşunda can sıkıcı sesler duyulsa bile, niçin sorusunu değil neden sorusunu öne almak gerekmektedir. Kitapta isimlerin değil fiillerin öne çıkması fenomolojik açıdan irdelenmelidir. Yoksa bunlar şaka mı diye düşünmekten kurtaramayız kendimizi. O zaman belki şair daha bir haklı çıkar; “şakadan başka çaremiz yok/ sonra şakadan başka giden yolda son surat/ çarpışmış ve mekanik olmuştuk/ ölüm bizi boynu kırık bir it gibi/ boynu kırık bu dünyaya bırakıp gitmişti…”

KIZKARDEŞLEŞMEK
Cihat Duman
Pan Yayıncılık
2012
84 sayfa
10 TL.