Yemek kitaplarının yükselişi

Yemek kitaplarının yükselişi
Yemek kitaplarının yükselişi
Evde yemek pişiriyorsak, annemizin mutfağına ya da kendi yaratıcılığımıza güveniyorsak geriye sadece ikna edecek bir yayınevi bulmak kalıyor. Gördüğümüz kadarıyla o da pek zor değil
Haber: MÜGE AKGÜN / Arşivi

Gelecekte 2000’li yılların kitaplarının bir dökümü yapıldığında birincilik açık ara yemek ve diyet kitaplarının olacak gibi görünüyor. İnsanların en sevdiği ve kendini en iyi ifade ettiğini düşündüğü bir alan olmalı ki neredeyse her hafta yeni bir yemek kitabı çıkıyor piyasaya. Evde yemek pişiriyorsak, annemizin mutfağına ya da kendi yaratıcılığımıza güveniyorsak geriye sadece ikna edecek bir yayınevi bulmak kalıyor. Gördüğümüz kadarıyla o da pek zor değil. Neredeyse tümünün yemek kitapları için ayrılmış bir kotası var. Ben bazen karmakarışık, her türlü malzemenin bir araya geldiği, hiç bir mantığı ve neden yazıldığı belli olmayan kitapları okurken bile yoruluyorum, bir de bu tarifleri uygulamaya kalkanların halini düşünün.

Diyet kitaplarına gelince onlar da çeşit çeşit. Kimisi etle, kimisi, makarnayla kimisi de salatayla zayıflatmaya çalışıyor. Kimisinde bu öneriler işe yarıyor kimisinde de tam ters etki yapıyor. Bu kitapları takip ederek kilo alanlar da az değil. Tabii ki bu arada emekle yazılmış, hayatımızı kolaylaştıran yemek kitapları da beslenme kültürü üzerine düşündürenler de var. Bunlar arasında Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın kaleme aldığı ‘7’den 70’e Taş Devri Diyeti’nin bir eşik noktası olduğunu düşünüyorum.

Devamı 70. sayfada
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Beslenmesi ve Metabolizması Bölüm Başkanı olan Ahmet Aydın yağ kullanımından, et tüketimine, mono sodyum glutamattan(MSG) genleriyle oynanmış tohumlara, margarin kullanımından katkı maddeli ürünlere tartışmalı bir çok konuyu bir kez daha düşünmemizi sağlıyor. Ayakları yere basan, 500 sayfalık bu cesur kitap sağlıklı beslenmenin baş ucu kitabı gibi. Artık genetiğiyle oynanmış, doğallığını tümden kaybetmiş ürünlere dur dememiz, aldığımız besinleri çok iyi tanıyıp neyi neden yediğimizi düşünmemiz, daha doğrusu reklamların ve vitrinlerin cazibesine kapılmayıp, ne yiyeceğimize ve çocuklarımıza ne yedireceğimize kendimizin karar vermesi gerekiyor.

Bu yılın kitaplarından bir seçki
Bayram süresince biraz kendine, biraz da mutfağına dönmek isteyenlere geçtiğimiz aylarda çıkan kitaplardan bir seçki hazırladım. Mutlaka biri size göredir. Ben hepsinden ayrı ayrı keyif alıyor ve yararlanıyorum.
Bilimsel gerçeklerle kilo vermenin abc’si: Karatay Diyeti
Dünya Sağlık Örgütü ve Bill Gates Vakfı’nın ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı bir araştırmaya göre 2008 yılında tüm dünya nüfusunun üçte bir kilolu, dokuz yetişkinden biri de aşırı kilolu /obez bulunmuş.
Canan Karatay bu verilerden yola çıkarak aşırı kilo ve obezite tehlikesinden nasıl uzak duracağımızın yollarını gösteriyor. ‘Neden spor yapmadan sağlıklı yaşanmaz?’,’ Bütün yağlar zararlı mı?’, ‘Her gün iki yumurta’, ‘Kolestrol terörü’, ‘Kırmızı et sağlıklıdır’, ‘Efsane diyetler’ gibi ana başlıklar altında topladığı kitabı tam bir doğru beslenme ve sağlıklı yaşam kılavuzu.

Ender Saraç sağlıklı beslenme üzerine yazdığı yeni kitabına ‘İlaç Gibi Yemekler’ adını vermiş. Dilimizde ‘İlaç gibi’ deyimi genellikle lezzetli olmayan ama sağlığımız için yememiz ya da içmemiz gerekli şeyler için kullanılır. Oysa kitapta hem sağlıklı hem de zayıflamaya yardımcı birbirinden ilginç yemek tarifleri yer alıyor. Saraç’a bu kitabı hazırlarken diyetisyen Betül Ay ve şef Ayvaz Akbacak destek vermiş. Tarifi verilen, vücuda ne gibi yararı olduğu anlatılan yemeklerin kalori, protein ve yağ miktarları hesaplanarak yazılmış.

Yalnız ‘İlaç Gibi Yemekler’e birkaç küçük eleştirim var. Tıp eğitiminin ardından yurtdışında ayurveda ve doğal tıp eğitimi alan Ender Saraç uzun yıllardır sağlıklı yaşam koçluğu yapıyor. Ve bugüne dek yayınlanmış hemen hepsi çok satanlar listesine girmiş beş kitabı var. Ama nedense kitapta GDO’lu olup olmadığını bilmenin pek kolay olmadığı soya gibi tartışmalı bir ürüne de yer vermiş. Kültürümüz içinde pek yeri olmayan, hatta hiçbir yerde satıldığını görmediğim muz yapraklı tarifler, yararı tartışmalı şekerin esmer de olsa zeytinyağlı yemeklerde kullanılması insana ne gerek var dedirtiyor.

Aşçı, fotoğrafçı, yazar
‘Alafranga Türk Sofrası’, neşeli, çekici, resimlerinden tariflerine yaratıcılığın konuştuğu bir yemek kitabı. Aşçı, fotoğrafçı, yazar Daniel Colagrosi çoğunluğu Türk mutfağının malzemeleri ve Fransız tekniğiyle yapımı kolay, çok fazla vakit istemeyen yemeklere imza atmış. Türkiye ’de yaşayan, yemeklerimizle haşır neşir olan bir çok şef gibi Cologrosi de mutfağımıza katkı düşüncesiyle yola çıkmış. ‘Alafranga Türk Sofrası’nda bol kalorili, kaçamak yapmaya değecek bir çok yaratıcı tarif var. Tahinli tavuk pate, palamut kavurması, barbunya balığı ezmesi, fener balığı kuyruğu kızarması, tavada kuzu böbrek, baharatlı kuzu köftesi, güveçte kuzu kolu gibi yemeklerin yer aldığı kitabı okuması bile çok keyifli. Tek itirazım bazı salatalarda kullanılan ayçiçeği yağı ve soya sosuna.

KARATAY DİYETİ
Canan Efendigil Karatay
Hayykitap
2011, 160 sayfa, 12 TL.

İLAÇ GİBİ YEMEKLER
Ayvaz Akbacak, Betül Ay, Ender Saraç
Doğan Kitap
2011, 196 sayfa, 16 TL.

ALAFRANGA TÜRK SOFRASI
Daniel Colagrossi
Boyut Yayın Grubu
2011, 168 sayfa, 39 TL.