YENİ ÇIKANLAR

YENİ ÇIKANLAR
YENİ ÇIKANLAR

MALLARIN MALLARLA DEĞİŞİMİ
Piero Straffa,
Çeviren: Ümit Şenesen,
Yordam Kitap,
iktisat, 176 sayfa

20. yüzyıl iktisat literatürünün en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilen, Piero Straffa imzalı ‘Malların Mallarla Değişimi’nde, kapitalist dünyada iktisat düşüncesine bir yüzyıl boyunca hakim olmuş neoklasik iktisadın dışında yeni bir teorik çerçeve öneriliyor. Straffa, kitabın ilk bölümünde, tek ürünlü üretim dalları ile dolaşır sermaye konusunu irdeliyor. Çalışmanın ikinci bölümü, çok ürünlü üretim dalları ile sabit sermayeye, üçüncü bölümü ise, bir üretim yönteminden öbürüne geçiş konusuna odaklanıyor. Kitapta ayrıca, Heinz D. Kurz, Christian Lager ve Sungur Savran’ın Straffa’nın siyasal iktisada katkılarına odaklanan yazıları da bulunuyor.

3 KİTAP ŞİİR
Kemal Sümer,
Y Yayıncılık,
şiir,
95 sayfa

‘3 Kitap Şiir’, Kemal Sümer’in daha önce yayımlanmış ‘Tortu’ ve ‘Loş Zamanlar’ ile hiç yayımlanmamış ‘Aşk Yaraşır İnsana’ başlıklı kitaplarını bir araya getiriyor. Sümer, her birini birer uzun şiir olarak tasarladığı bu kitaplarında, aşkı, sevgiyi, dostluğu, yalnızlığı ve umudu anlatıyor. Sümer’in, ilk kez 1995’te yayımlanan ‘Tortu’ adlı şiirinden bir alıntı: “Umut etmeye yatkın mı yüreğin/ Ya da sevmeye delicesine/ Her yeni aşkta/ Aldanır mı badem ağaçların/ Arar mı her yağmurda gözlerin/ gökkuşağını/ Al götür öyleyse beni de/ Kopar istersen köklerimden/ Yeter ki götür beni// Yorgunum/ Kayan bir yıldızın izinde/ Umudum, özlemim, aşkım/ Hep aynı arayışın gizinde. (...)”

ENİS BATUR’U ÖLDÜRMEK
İsmail Pelit,
Geniş kitaplık,
anlatı,
129 sayfa

Enis Batur’un şiirini ‘bütün’ kılacak şeyin, bizzat şairin ölümü olduğunu düşünüyor Ömer Faruk Es, Mustafa Pelit, Ahmet Erkam, İsrael Rahom, Reşat Mecal, Hikmet Arzu ve İsmail Pelit. Bunun da aslında Enis Batur şiirinin içinde bildirildiğine eminler. Kendilerine biçtikleri görev, şiir adına bu ölümü gerçekleştirmek.
Enis Batur’u Öldürmek; şiir, şair, okur, müzik, varoluş ve ölüm üzerine bir kurgu denemesi. İsmail Pelit
daha önce de ‘İsmet Özel Cinayeti’ adlı bir kitap yazmıştı. Yazarın ayrıca ‘Mûsiki Bu’ ve ‘Türk Oluşmaları’ adlı kitapları bulunuyor.

SON ŞARKI
Nicholas Sparks,
Çeviren: Zeynep Yeşiltuna,
Artemis Yayınları,
roman, 470 sayfa

Nicholas Sparks ‘Son Şarkı’da, on yedi yaşındaki Veronica Miller’ın hayatında ilk kez aşık oluşunu hikâye ediyor. Annesi ve babası boşanmış Miller, küçük bir sahil kasabasında yaşayan babasıyla tatilini geçirmeye gelir. Babasının tüm yakınlaşma çabalarını görmezden gelen Miller, tatilinin bitmesini ve ardından New York’a dönmeyi dört gözle beklemektedir. Fakat tam bu esnada, Will isimli bir genç, Miller’ın karşısına çıkacaktır. Bu karşılaşmanın ardından, heyecan ve tutku, bu duyguları daha önce hiç yaşamamış genç kadını tüm güçleriyle etkilemeye başlar. Miller kısa bir süre sonra, aşkın yalnız mutluluğu değil, acıyı da beraberinde getirebildiğini öğrenecektir.

SORU VE YANITLARLA KEDİ VE KÖPEK BAKIMI
Oktay Deprem,
Buluş Tasarım,
rehber, 163 sayfa

Veteriner hekim Oktay Deprem, ‘Soru ve Yanıtlarla Kedi ve Köpek Bakımı’nda, kedi ve köpek sahiplerini ya da pet edinmek isteyenleri en çok meşgul eden soruları yanıtlıyor. Özellikle kedi ve köpeklerin davranış problemlerine cevap niteliğindeki kitap, kedi ve köpeklerin günlük davranış problemlerinin yanı sıra, her iki türe dair temel fizyolojik bilgiler de barındırıyor. Kitapta bunun yanı sıra, küçük dostlarımız hakkında yararlı bilgiler, kedi ve köpeklerin belli başlı hastalıkları ve aşı bilgileri de yer alıyor. Kedi ve köpek ırklarına dair resimlerle zenginleştirilmiş bir bölümün de eklendiği kitabın, pet sahipleri için nitelikli bir rehber olduğu söylenebilir.

BİR AN BİN PARÇA
Enver Aysever,
Remzi Kitabevi,
roman,
248 sayfa

Enver Aysever, ilk baskısı 2006 yılında yapılan ‘Bir An Bin Parça’da, farklı karakterlerinin dünyasından 6-7 Eylül olaylarını anlatıyor. Bu trajik süreci insani boyutlarıyla anlatan yazar, sadece azınlıkları değil, azınlıklarla yakın ilişkiler kurmuş Türklerin bu olaylardan nasıl etkilendiğinin izini sürüyor. 6-7 Eylül’de yaşananlardan bir şekilde etkilenmiş farklı karakterlerin düşünceleri ve hisleri, adından da anlaşılacağı üzere, romanın omurgasını oluşturuyor. Kurgu ana hikâyeye paralel olarak, iş hayatında ayakta durmaya çalışan kadınlar, akıl yitimi, acılarını dile dökemeyip suskunluğu tercih edenler ve insanların mekânla kurduğu ilişkiler gibi temalara da uzanıyor.

SAHTE AJAN
Osman Aysu,
Alfa Yayınları,
roman,
324 sayfa

Polisiye-gerilim türündeki romanlarıyla bilinen Osman Aysu, son romanı ‘Sahte Ajan’da, baş kahramanı Okan Gürdal’ın maceralarını anlatıyor. Sıradan bir hayat yaşayan reklamcı Gürdal, Sultanahmet Meydanı’nda bir adamın bıçaklanmasına tanık olur. Bu olaydan sonra hayatı alt üst olan genç, kendini polis soruşturmalarının, cinayetlerin, ölüm tehditlerinin ve tabi, Aysu’nun daha önceki romanlarından da bildiğimiz erotizmin ortasında bulur. Alışkın olduğundan hareketli bir hayata adım atan Gürdal, acımasız bir dünyada öldürülmemek için mücadele ederken, Melis adlı bir kadınla da beklenmedik bir aşk yaşayacaktır. Kahramanımız, tehlikeli bir kovalamacada hem kendini hem de kadını korumak zorundadır.

SIFIR GENERAL
Sinan Onuş,
Dama Yayınları,
inceleme,
315 sayfa

Sinan Onuş ‘Sıfır General’de, 27 Mayıs 1960 darbesinin öncesi ve sonrasını inceliyor. Kitabını hazırlarken, Milli Birlik Kometesi’nin 1960’taki Ankara kanadından Sami Küçük, Suphi Karaman, Mustafa Kaplan, Kadri Kaplan ve İrfan Solmazer ile, İstanbul kanadından Ahmet Yıldız, Suphi Gürsoytak, Şükran Özkaya, Şefik Soyuyüce, Selahattin Özgür ve Numan Esin’in anılarından yararlanan Onuş, darbenin oluşumunun ve yapılışının ayrıntılarını okurlara sunuyor. Çalışma, sürekli darbe planlarıyla çalkalanan Türkiye’nin yakın tarihinin bir panoramasını çizdiği kadar, darbe yapan askerlerin hangi heveslerle böylesi yollara başvurduklarını ve darbecilerin mantığını da gözler önüne seriyor.

EVLİYÂ ÇELEBİ SEYAHATNÂMESİNDEN SEÇMELER
Hazırlayan: Seyit Ali Kahraman,
Yapı Kredi Yayınları,
seyahatnâme, 406 sayfa

Elimizdeki kitap, 17. yüzyıl Osmanlı coğrafyasının köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir her yerini gezip dolaşan Evliyâ Çelebi’nin ünlü seyahatnâmesinden bir seçme. İlk seyahatini İstanbul’dan Bursa’ya yapan Evliyâ Çelebi, daha sonra tüm Anadolu, Kırım, Kafkaslar, Irak, Suriye, Filistin, Arabistan yarımadası, Mısır, Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya ve Moldova’yı gezerek, izlenimlerini, tamamı on cildi bulan seyahatnâmesine nakşetti. Bu on cilde yayılmış çok sayıda ilginç, keyifli ve heyecanlı hikâye, dili gözden geçirilerek elimizdeki seçmede bir araya getirilmiş.

ŞAİR FÂTİH: AVNÎ
İskender Pala,
Kapı Yayınları,
inceleme,
241 sayfa

İskender Pala, yeni bir baskıyla okurun karşısına çıkan ‘Şair Fâtih’ adlı eserinde, 1432-1481 yılları arasında yaşamış yedinci Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’in hayatına ve şiirine odaklanıyor. İmparatorluk kurmuş ilk şair hükümdarlardan olan Fatih Sultan Mehmed, bilindiği gibi, Avnî mahlasıyla şiirler de yazdı. Pala, iki bölümden oluşan kitabında ilk olarak; Fatih’i besleyen kültürü; onu diğer yöneticilerden ayıran hususiyetleri; Fatih devrindeki dil ve kültürü; Fatih’in şairleri himaye etmesini ve bir şair olarak Fatih’i anlatıyor. Yazar, kitabının en geniş bölümü olan ikinci bölümünde ise, Fatih’in şiirlerini ve bunlara getirdiği yorumları okurlarına sunuyor.

AVRUPA’DA DEMOKRASİ
Luciano Canfora,
Çeviren: Neşenur Domaniç ve
Nusret Ayhan, Literatür Yayıncılık, siyaset, 338 sayfa

‘Avrupa’da Demokrasi’, geniş bir zaman diliminde Avrupa’nın demokrasiyle münasebetine odaklanıyor. Antik Yunan’da demokrasinin nasıl filizlendiğiyle çalışmasına başlayan Luciano Canfora, Büyük İskender ve kölelik zamanlarından günümüze, Avrupa’nın demokrasiyi kurmasındaki dönüm noktalarını tespit ediyor. Canfora, genel oy hakkının kazanılması, Soğuk Savaş süreci, Fransız Devrimi, Marksizmin Doğu ve Batı Avrupa’daki etkisi, Paris Komünü, Rus Devrimi ve faşizm zamanları gibi süreçlerden gelişerek ya da zayıflayarak yol alan Avrupa demokrasisini anlatırken, tarihin yanı sıra, sosyoloji ve siyaset biliminden de yararlanıyor.

ESKİ DÜNYAYA YENİ BİR BAKIŞ
Oğuz Adanır,
Doğu Batı Yayınları,
sosyoloji,
726 sayfa

Elimizdeki çalışma, Oğuz Adanır’ın farklı zamanlarda yayımlanmış ‘Eski Dünyaya Yeni Bir Bakış’ başlıklı üç kitabının toplu basımı. Adanır burada ağırlıklı olarak, Baudrillard’ın potlaç kuramından hareketle Osmanlı ve Cumhuriyet kültürünü inceliyor. Adanır, bu bağlamda ortaya koyduğu “Simülasyon evreninden Osmanlı ve Cumhuriyet’e nasıl bakabiliriz?”, “Bu evrende sık sık nükseden hastalıkların kökü nerededir ve kültürel kodları nasıl bir anlama sahiptir?”, “Batı burjuvazisinin aksine, bu toplumdaki para ve kazanç tutkusunun ürettiği herhangi bir değer olmuş mudur?” gibi soruları, Mauss, Berkes, Ülgener, Baudrillard, Bloch ve Braudel’in düşünceleri ekseninde yanıtlıyor.

GÖKSEL KÜRELERİN DEVİNİMLERİ ÜZERİNE
Nicolaus Copernicus,
Çeviren: C. Cengiz Çevik,
İş Kültür Yayınları, astronomi, 529 sayfa

‘Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine’ ile Ptolemaeus’un dünya merkezli modeline karşı güneş merkezli yeni bir model koyan Nicolaus Copernicus, bu yönüyle modern astronominin kurucusu olarak kabul ediliyor. Aristoteles’in dünyanın devinimsiz olduğu ve evrenin merkezinde bulunduğu düşüncesi ve bu düşünceyi referans alan Ptolemaeus’un fikirleri, Copernicus’un elimizdeki eserinin yayımlandığı 1543’e kadar kilise tarafından savunuluyordu. Copernicus ise, bunun aksine, sabit yıldızlar kümesinin merkezinde sabit duran bir güneş olduğunu ve gezegenlerin, aynı ekliptikte güneşin etrafında sabit hızla döndüğünü ortaya koymuştu.

TEKNOLOJİK DETERMİNİST KALKINMA ARACI OLARAK TEKNOEKONOMİ POLİTİKALARI
Sinan Alçın, Tarem Yayınları,
ekonomi, 224 sayfa

Sinan Alçın ‘Teknolojik Determinist Kalkınma Aracı Olarak Teknoekonomi Politikaları’nda, teknolojinin toplumsal ve sınıfsal karakterini ortaya koymak amacıyla, teknoekonomi politikalarını irdeliyor. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, deterministik yaklaşımların kökenlerinde doğru bir yolculuğa çıkılıyor; bu yaklaşımın yer aldığı belli başlı hareket noktalarına değiniliyor. İkinci bölümde, kalkınma teorileri genel bir bakışla ele alındıktan sonra, teknoekonomi politikaları ve araçları tanıtılıyor. Kitabın son bölümünde ise, dünyadan ve Türkiye’den teknoekonomi politikaları, örnekler eşliğinde açıklanıyor.

KADERİN KIZLARI
Sujatha Hampton,
Çeviren: Bilge Gündüz,
Maya Kitap,
roman, 414 sayfa

Sujatha Hampton ‘Kaderin Kızları’nda, Amerika’da sakin bir hayat yaşarken, bir lanetin anayurtlarından gelerek düzenlerini alt üst ettiği Hintli bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Hindistan’da doğan Dr. Raman Nair, eşi Jaya ve beş kızıyla Virginia‘da yaşamaktadır. Dr. Nair’in bilmediği, ailesini takip eden Brahmin lanetinin varlığıdır. Korkunç gerçek, doktorun ailesinin kuşaklar boyu, kızlarından birini bu lanete kurban vermiş olmasıdır. Beklenmedik bir zamanda Dr. Nair, kızlarının gizemli bir şekilde yoldan çıktığına tanık olacak ve bunun sonucunda zorlu bir mücadeleye soyunup, kökenleri, gelenekleri ve peşini hiç bırakmayan lanetiyle hesaplaşacaktır.

HATALIYDIM, ÖZÜR DİLİYORUM: ÖZÜRLERİN ANLAMLARI
Nick Smith, çeviren: Kıvanç Tanrıyar,
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,
felsefe, 333 sayfa

Nick Smith ‘Hatalıydım, Özür Diliyorum’da, özürlerin, ahlâki rollerini ve sosyal işlevlerini gözler önüne seriyor. “Özürler, haber başlıklarımıza ve özel ilişkilerimize kadar sızdı da, bu genelde muğlak ve aldatıcı ritüelleri nasıl değerlendireceğiz?” diye soran Smith, geçmiş ve yakın tarihten çok sayıda örneği tartışarak, bireysel ve kolektif özürlerin anlamlarını ortaya koyuyor. Modernitede özür, özürlerin anlamları ve karmaşık yönleri, özür ve toplumsal cinsiyet ilişkisi, farklı dini ve kültürel geleneklerde özür, özür çeşitleri ve hukukta özrün anlamları, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

BİLİM VE TEKNOLOJİ TARİHİ
Mehmet Doğan,
Anı Yayıncılık,
bilim,
296 sayfa

Mehmet Doğan ‘Bilim ve Teknoloji Tarihi’nde, baş döndürücü bir hızla kaydedilen bilimsel gelişmelerin tarihini dünya ve Türkiye ekseninde araştırıyor. Çalışmasına, bilimin dünyanın farklı medeniyetlerinde kaydettiği gelişmelerle başlayan Doğan, bazı teknolojiler ile bilim alanlarının gelişimini ve Cumhuriyet Türkiye’sinde ortaya konan bilimsel gelişmeleri anlatıyor. Tüm çağları ve kültürleri kapsayan bilimsel olayların izini süren yazar, böylelikle kolay okunur ve bilim tarihinin özeti niteliğinde bir esere imza atmış. Kitap, sadece fen ve teknik bilimler öğretimi alan öğrencilere değil, bilimsel/ teknik gelişmeleri derli toplu bir kaynaktan öğrenmek isteyenlere de hitap ediyor.

BAHÇELERDE NELER OLUYOR?
Rengin Kevenk,
GOA Yayınları,
104 sayfa

Rengin Kevenk, alt başlığı ‘Büyümek ve Büyütmek Üzerine Bir Gözlem Kitabı’ olan ‘Bahçelerde Neler Oluyor?’da, bir kadın olarak çocuğunu büyütürken deneyimlediklerini anlatıyor. Çocuklarını hayata hazırlayan kadınların, bu deneyim aracılığıyla dönüşüp olgunlaşmaları, anlatımın omurgasını oluşturuyor diyebiliriz. Yazarın kişisel gözlemlerinin yanı sıra, başka insanların hikâyeleriyle de desteklenen çalışma, çocuk büyütme sürecinde kadınların karşı karşıya geldikleri zorlukların nasıl üstesinden geldiklerini; onların bu çabayı ortaya koyarken neleri öğrendiklerini ve bu durumun onların kişiliğini ne şekilde geliştirdiğini, samimi bir üslupla okurlarıyla paylaşıyor.

KARALAMA DEFTERİNDEN AFORİZMALAR
Georg Wilhelm Friedrich Hegel,
Enver Orman, Belge Yayınları,
felsefe, 119 sayfa

‘Karalama Defterinden Aforizmalar’da yer alan kısa metinler, felsefe tarihinin önde gelen isimlerinden Hegel’in dünyaya bakışındaki renkli, ironik ve iğneleyici söylemine ilişkin iyi örnekler sunuyor. 1803-1806 döneminde kaleme alınmış bu aforizmalar, Hegel’in düşüncelerinin gelişimine dair bazı ipuçlarını sunuyor. Ayrıca bu kitapta, düşünürün ‘Kim Soyut Düşünür’ başlıklı bir yazısı da yer alıyor. Bu yazısında, sıradan düşünme biçiminin tek yanlı, indirgeyici ve böylece soyut oluşuna dikkat çeken Hegel, spekülatif düşüncenin soyuttan somuta gidişini tartışıyor ve soyut düşünmeye düşman olan felsefenin, ‘somut’u aradığını savunuyor.

TÜRK GEZGİNLER İÇİN DÜNYA MUTFAĞI
Dolores Freely,
Çeviren: Yelda Türedi,
Çitlembik Yayınları, yemek, 211 sayfa

Dolores Freely’nin kaleme aldığı ‘Türk Gezginler İçin Dünya Mutfağı’, dünyanın farklı yerlerinde dolaşırken kendi damak tatlarına aykırı gelmeyecek değişik lezzetlere meraklı Türkiyelilere hitap ediyor. Kitapta, aralarında Fransız, Akdeniz, Japon, Hint ve Çin gibi, dünyanın bilinen ve sevilen birçok mutfağından seçilmiş yirmi menü bulunuyor. Çorba, salata, et ve etin yanına yakışan yemek tariflerinin yer aldığı menüler, yerel tatlı tarifleri ile son buluyor. Vejetaryenler için ayrı bir menünün bulunduğu kitapta ayrıca, özel davetler için kahvaltı, çay saati ve açık büfe menülerinin nasıl hazırlanacağı konusunda ipuçları da veriliyor.

ORADA SAAT KAÇ?
Serge Gruzinski,
Çeviren: Özcan Doğan,
Doğu Batı Yayınları,
tarih, 220 sayfa

Tarihçi Serge Gruzinski ‘Orada Saat Kaç?’ta, 16. yüzyılda, Meksikolu Heinrich Martin ile İstanbul’da yaşayan isimsiz bir yazarın, çok farklı coğrafyalarda bulunmalarına rağmen, ortak hisleri ve duyuşlarıyla dünyayı nasıl benzer biçimde algıladıklarını anlatıyor. Yazar, ele aldığı kişilerin bakış açıları aracılığıyla, başka dünyalara dair sorgulamaların temeline iniyor ve bu sorgulamaların yalnızca yakın dönemdeki iletişim teknolojilerinin yarattığı etkilerle sınırlı olmadığını, uzak geçmişte de benzer durumların yaşandığını ortaya koyuyor. Yazar, insanların birbirlerini anlama çabalarının ve sınırları yıkmaya yönelik girişimlerinin hikâyesini anlatıyor.

***
Yolun bir gün Hindistan’a düşerse...
Aylin Sayın’ın Hindistan Günlüğü okuyucuyu farklı bir deneyime davet ediyor. Alıştığımız gezi kitaplarından değil. Hindistan’a turist olarak ya da bir gezgin olarak gitmeyen, yaşamaya giden yazar farklı bir deneyime tanıklık etmiş. Bu deneyimi okurken Hindistan’ın tarihine, kültürüne, sinemasına, yoksulluğuna ve daha nicesine tanık oluyoruz.
Yazar Hindistan’da bulunduğu ve çeşitli şehirlerinde yaşadığı sürece tanık olduklarını, orada edindiği arkadaşlıklar dolayısıyla Hintlilerden öğrendiklerini, onların gündelik hayatını, yemeklerini, Hindistan’ın politik yapısını kitaba aktarmış. Sayın kitabı bir günlük olarak tasarlamış. Orada edindiği deneyimleri ve yaşananlara verdiği tepkileri hemen ertesinde kâğıda döken yazar belki de hiç görme fırsatı yakalayamayacağımız Hindistan’ı karış karış gezdiriyor bizlere.
Bazen işçi çocuklarıyla tanışıyoruz bazen festivallerde bolca mücevher takan Hintli kızlarla. Bazen bir Hint düğününe misafir oluyor, Bollywood dansları yapıyoruz bazen de sinema salonunda yazarla birlikte uyuyoruz.

Sinema üzerinden hindistan
Aylin Sayın, Hindistan’a sinema okumak için gitmiş dolayısıyla Hint sinemasına da kitapta yer ayırmış. Hint sinemasının anlatıldığı bölümleri okurken Hindistan’ın geçirdiği dönüşümlere tanık oluyoruz. Sinema filmleri aracılığıyla Hindistan’ın tarihini; bağımsızlık mücadelesini, bağımsızlık sonrası uygulanmaya çalışılan sosyalist ekonomi politikalarını, ulus kimliğinin kurulmasında sinemanın nasıl aracı rol üstlendiğini, 1970’lerde yaşanan dünya ekonomik krizinden Hindistan’ın da payını almasını, doksanlarda küresel ekonomiye kapılarını açan ülkenin alışveriş merkezi odaklı sinemasını öğreniyor ve bir ülkenin sanatının geçirdiği toplumsal dönüşümlerden ayrı olmadığını bir kez daha fark ediyoruz.
Kitabı okurken Hindistan’ın dünyanın çok farklı bir yeri olduğunu ve bu farklılığın bizim gibi Avrupa merkezli bakışla dünyayı anlamlandıran bir coğrafyanın insanlarına ne kadar ‘tuhaf’ geldiğini düşündüm. Oysa yazar daha kitabın isminde başka bir şey söylüyor bu coğrafyanın insanlarına uzak ama umutlu olarak nitelendirdiği Hindistan’a başka bir gözle bakmaya davet ediyor. Okuyucusunun yollara çıkmasını dileyerek...
Gül Erdost

HİNDİSTAN GÜNLÜĞÜ
Hâlâ Uzak Hâlâ Umutlu
Aylin Sayın,
Kalkedon Yayınları,
2010,
156 sayfa

***
Bir kubbenin ve bir mimarın ilginç hikâyesi
Brunelleschi’nin Kubbesi/ Floransa’daki Büyük Katedralin Hikâyesi okuyucusuna ‘Rönesans kubbesi’nin doğuş hikâyesiyle birlikte, bu kubbenin yaratıcısı Filippo Brunelleschi’nin Floransa’da “Pippo” adıyla anılan bir kuyumcu ustasıyken, büyük deha Filippo Brunelleschi olarak adını tarihe nasıl yazdırdığını anlatıyor.
Rönesans mimarlığıyla ilgileniyorsanız ilk karşınıza çıkan isim Filippo Brunelleschi olacaktır. Brunelleschi’nin ve kubbesinin hikâyesi 19 Ağustos 1418 günü bir yarışma duyurusuyla başlar. Yüzyılı aşkın süredir inşa halinde olan Santa Maria del Fiore’nin ana kubbesinin yapımı için maket ya da tasarım yapılması amacıyla bir yarışma açılmıştır. Brunelleschi için bu yarışma bulunmaz bir fırsat olur. Aslında o bir kuyumcu ustası olarak yaratıcı ve sanatçı kişiliğini ortaya koyan eserleriyle Floransa’da adını duyurmuştur. Yaşamının ilk önemli yarışması San Giovanni Vaftizhanesi’nin tunç kapılarıyla ilgili ünlü yarışma olup burada bir diğer Floransalı kuyumcu ustası Lorenza Ghiberti ile yarışmıştır. İkisi arasında yaşam boyu sürecek rekabet bu yarışmayla başlamıştır. Bu ilk yarışmayı Ghiberti’nin tasarımı kazanır, küskün Brunelleschi Roma’ya gider. Brunelleschi Roma’da bulunduğu süre içerisinde bu eserleri yakından inceler ve olasılıkla da, antik dünyanın en büyük anıtsal kubbesinin örttüğü Panteon (MS 2. yüzyıl) özellikle ilgisini çeker. Floransa’ya dönüp 1418’de Santa Maria del Fiore’nin ana kubbesi için açılan yarışmaya katılmaya karar verdiğinde, Roma’da edindiği birikim onun rakipleri karşısında üstünlük sağlamasında belirleyici olur. Bu yeni yarışmada en önemli rakibi yine Ghiberti’dir, ama bu kez 43,7m çapında ve 51,8 m yükseklikten başlayacak bu olağanüstü boyuttaki kubbeyi kemer kalıbı olmaksızın inşa edeceğini gösteren maketiyle kazanan Brunelleschi olur.
Brunelleschi bu yarışmayı kazanır, ama maketini yaptığı kubbeyi nasıl inşa edeceği merak konusudur. Popüler kültür tarihi araştırmacısı Ross King, Brunelleschi’nin Kubbesi adlı kitabında bugün de merak konusu olan bu kubbenin yapım sürecini ve yaratıcısının hikâyesini, Rönesans döneminin doğuş sancıları içindeki Floransa’nın o günkü koşulları içinde okuyucusuna anlatıyor. Yazar bu hikâyeyi anlatırken, dönemin inşaat tekniğini ve  öküz-kaldırıcı, arno canavarı gibi ilginç buluşları da  akıcı ve anlaşılır bir anlatımla sunuyor.
Arzu Öztürk

BRUNELLESCHI’NİN KUBBESİ
Floransa’daki Büyük Katedralin Hikâyesi
Ross King,
Çeviren: Belkıs Dişbudak,
YEM Yayın,
2010, 181 sayfa

***
Bilim dünyasında son durum
Gazetelerin ansiklopedi dağıtma furyasından önceki döneme denk gelen çocukluğumda ansiklopediler kütüphanenin kıymetli kitaplarındandı; ama çocuklardan esirgenmezdi. Bir cildi o zamanki kiloma denk gelen bu ansiklopedileri karıştırmaktan büyük zevk alırdım. Favorimse sekiz ciltlik Altın Bilgi Ansiklopedisi’ydi, resimleri ve bir paragraflık açıklaması ile tam bana göreydi. Sovyet Rusya ’nın yıkılması, periyodik cetveline eklenen yeni elementler derken karıştırdığım ansiklopedilerdeki bilgilerin hükmü kalmadı. Şimdiki çocukların bilgiye ulaşması hem daha kolay hem de daha eğlenceli. İş Bankası Kültür Yayınları’nca yayımlanan İlk Bilim Kütüphanem Dizisi, ilkokul çocuklarının zevkle başvurabilecekleri bir kaynak. Nasıl Çalışır, Yaşayan Dünya, Dinozorlar ve Tarihöncesi, Yıldızlar ve Gezegenler başlıklarında yayımlanan kitapların hepsi birbirinden güzel.
Dizinin Yıldızlar ve Gezegenler kitabında Samanyolu galaksisinden başlayarak takımyıldızlar, güneş sistemi, gezegenler, ayın evreleri işlenmiş, görsellerle de desteklenmiş. İlginç bilgilerin yer aldığı bu kitapta Pluto’nun 2006’dan beri bir gezegen olarak kabul edilmediğini de öğrenmiş oldum. Dinozorlar ve Tarihöncesi ise denizdeki ilk yaşamdan başlayarak otçul ve etçil dinozorları ele almış. Dinozorların neslinin tükenmesiyle ilgili varsayımlara da yer veren kitap tarihöncesindeki hayvanları ve insanların tarih sahnesine çıkmasını da es geçmemiş. Yaşayan Dünya’da, mikroskobik yaşamdan başlayarak bitkiler, ağaçlar, çiçek ve tohumlar, besin zinciri, hayvanlar, insan vücudu anlatılıyor. Bu diziden çıkan ve diğer üç kitaptan farklı bir içeriğe sahip olan Nasıl Çalışır’da ağır makineler- den arabalara, tren ve uçaklara hatta uzay mekiğine kadar tüm taşıtlar ve çalışma mekanizmaları ele alınmış. Kuşe kâğıda, iri harflerle basılan İlk Bilim Kütüphanem kitapları konularındaki yetkin kişilerin danışmanlığında kaleme alınmış. Bilgi ve görsellik açısından oldukça doyurucu olan kitaplar 7 ile 11 yaşındaki çocuklar için hazırlanmış olsa da İlk Bilim Kütüphanem bilgilerini tazelemek isteyen herkes için uygun.
Ebru Akkaş

NASIL ÇALIŞIR/
YAŞAYAN DÜNYA/
DİNOZORLAR VE TARİHÖNCESİ/
YILDIZLAR VE GEZEGENLER
Nicholas Haris, Çeviren: Aslı Tohumcu,
İş Bankası Kültür Yayınları, her bir kitap 32 sayfa.


    ETİKETLER:

    Roma

    ,

    Faşizm

    ,

    Cunda