YENİ ÇIKANLAR

VAN’DAN VANİKÖY’E
Haşmet Sırrı Akşener,
kendi yayını,
deneme,
160 sayfa

Haşmet Sırrı Akşener ‘Van’dan Vaniköy’e’ adlı bu kitabında, doğduğu ve belirli bir döneme kadar yaşadığı Van şehrini anlatıyor. Akşener’in anılardan, şiirlerden, fıkralardan, coğrafi bilgilerden oluşan kitabı, şehrin eski hallerini bilmek isteyenler için iyi bir kaynaktır diyebiliriz. Van, kalkınmadaki kendine özgü modeliyle, ayrıca Doğu Anadolu’da bölgesel bir göçün odağı olmasıyla ve özellikle de bir dönem göldeki sevimli canavarıyla kamuoyunu uzun süre meşgul eden, ilginç şehirlerden. İşte Akşener’in, sadece şehrin tarihi ve coğrafyasıyla sınırlı kalmayan; keyifli bir üslupla kaleme aldığı çalışması, Van’a dair merak edilen birçok ayrıntıyı okurlarına sunuyor.

OPERASYON CEMAAT
Aytekin Gezici,
Akis Kitap ,
siyaset,
399 sayfa

Aytekin Gezici’nin ‘Operasyon Cemaat’ adlı elimizdeki kitabında, Hanefi Avcı’nın gündemin baş sıralarına oturan Fethullah Gülen cemaatini konu edinen çalışmasına yanıt veriyor. Gezici, cemaatin, yeniden bir medyatik infaza kurban edilme girişimleriyle karşı karşıya bulunduğunu savunuyor. Gülen ve takipçilerinin ne yapmak istedikleri; gerçekte devleti ele geçirme planlarının olup olmadığı; orduda ve poliste gizli bir yapılanmanın olup olmadığı; Gülen’in neden Amerika’da yaşadığı; dünyada açtıkları okullarda ne yapmak istedikleri; Özal, Ecevit ve Erdoğan üçlüsüyle gizli işler yapıp yapmadıkları ve ışık evlerinde öğrencilerin nasıl yetiştirildiği, Gezici’nin ele aldığı konulardan birkaçı.

AYIŞIĞININ BİLİRKİŞİLİĞİ
Zafer Doruk,
Ava Yayınları,
öykü,
141 sayfa

‘Ayışığının Bilirkişiliği’, Zafer Doruk’un seçme öykülerinden oluşuyor. Doruk’un buradaki on sekiz öyküsü, sıradan insanın hayatını anlattığı kadar, güçlü politik çerçeveleriyle de dikkat çekiyor. Yazar, yayımlanan altı kitabında bulunan bu öykülerin, kendisini yeniden yazılmaları için sürekli rahatsız ettiklerini ve bunları yeniden yazarak onlarla arasına kalın bir duvar ördüğünü belirtiyor. Doruk, seçkiye adını veren öyküsünde, fabrikada çalışan bir baba ve ailesinin trajik sonunu hikâye ediyor. Baba ve oğlunun anlatımlarıyla kurulan öykü, yoksullukla mücadele ekseninde ilerliyor. Fakat, aile üyelerinin zaten zorlu olan hayatları, daha kötü bir olayla alt üst olacaktır.

KARL MARX
Vladimir İlyiç Lenin,
Çeviren: Ferit Burak Aydar,
Agora Kitaplığı,
siyaset, 102 sayfa

‘Karl Marx’, Lenin’in Karl Marx’ı ve Marksizmi merkeze aldığı yazılarından oluşan bir derleme. Lenin’in, Marx’ı ve Marksizmi sınıf söyleminden bağımsız ele almama konusundaki ısrarı, bu kitaptaki yazılar için de geçerliliğini koruyor. Bu söylem, bugün “işçi sınıfı öldü”, “eski işçi sınıfı kalmadı” veya “sınıf bileşimi çok değişti” türündeki iddiaların ne denli gerçekdışı olduğunu ortaya koyuyor. Lenin kitapta ayrıca, Marx’ın sosyalizminin temelinde, insanlığın düşünce birikimini her türlü önyargıdan uzak, gerçek bir bilimci gibi özümsediğini ve Marx’ın iflah olmaz enternasyonalizminin, her daim yurtseverliğe karşı durduğunun altını çiziyor.

HANİ OKULU SEVECEKTİM
Olcay Güner,
Efil Yayınevi,
psikoloji,
136 sayfa

Klinik psikolog Olcay Güner ‘Hani Okulu Sevecektim’de, dikkat eksikliği, öğrenme bozukluğu ve sosyal beceri eksikliği yaşayan çocuk ve gençler konusunu ele alıyor. Güner, aileler, öğretmenler, okulda başarısız olduklarını düşünen gençler ve konuyla ilgilenen herkese hitap edebilecek kitabında, “okulun vazgeçilmez beşlisi” olarak tanımladığı dikkat kontrolü, okuma, yazma, matematik ve sosyal düşünme sistemlerinden bahsediyor ve bu konularda sıkıntıların nasıl aşılabileceği konusunda önerilerde bulunuyor. Okulda başarısız olmanın, hayatta başarısız olmak anlamına gelmediğini belirten yazar, bu sorunları yaşayan kişilerin, en başta kendilerini anlamaları gerektiğini belirtiyor.

FELSEFE VE ŞİİR
Metin Cengiz,
Şiirden Yayınları,
eleştiri,
56 sayfa

Metin Cengiz ‘Felsefe ve Şiir’de, çeşitli eleştiri kuramlarından hareketle, felsefe ve şiir ilişkisini inceliyor. Cengiz, Schiller, Bakhtin, Voloşinov, Heidegger, Kagan, Bergson, Jakobson ve Eagleton gibi düşünürlerin fikirleriyle beslenen kitabında, dilin şiir olarak örgütlenmesinden başlayarak, dış gerçeklikle şiirsel gerçeklik; gündelik dille yazınsal dil arasındaki farkları ortaya koyuyor. Modern şiirin dil ve söylem özellikleri ile anlamlandırma kapasitesini de tartışan Cengiz, şiirin, insanın varoluşuna dair temel sorunsalda nasıl bir rol üstlendiğine de odaklanıyor. Şiir ve felsefe ilişkisini ayrıntılı bir bakışla ele alan kitap, poetik çalışmalarla ilgilenen herkese hitap ediyor.

YAZININ İZİ
Hasan Öztürk,
kendi yayını,
deneme,
142 sayfa

Edebiyat/eleştiri yazılarını bir araya getiren ‘Kitabın Dilinden Anlamak’, lise edebiyat öğretmeni Hasan Öztürk’ün yayımlanan ilk kitabıydı. Öztürk, ikinci kitabı ‘Yazının İzi’nde ise, okurunu yeniden edebiyat dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor. İfade etme özgürlüğü ve sanatın gücü; anadil sevgisi ve medyatik Türkçe; bir çile ve zevk olarak yazarlık; Cumhuriyet romanının kendine has yönleri ve popülizmin yazın alanında yarattığı yozlaşma, Öztürk’ün denemelerinden bazılarının konusu. Kitapta bunun yanı sıra, Tarık Buğra, Nahit Sırrı Örik, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Reşat Nuri Güntekin gibi Türkiye edebiyatının önde gelen isimlerinin yapıtlarına dair eleştiri yazıları da bulunuyor.

Duygular gerçek durumlar değildir

KORKMA! MUTLU OL
Elizabeth Crane,
Çeviren: Yasemin Elyan,
Goa Yayınları,
2010,
184 sayfa.

Elizabeth Crane’in alışılmadık bir üslubu var; Crane, öncelikle okuyucuyu eğlendirmeyi hedefliyor. Hikâyelerindeki ironik anlatımı, bunu üslup edinmiş usta edebiyatçları hatırlatıyor. Öykülerinde olumsuz en ufak bir duygu yok. Bunu yapabilmek için olayları ‘yeterince’ ciddiye almak ve asla bir noktada gereğinden fazla kalmamak gerekiyor, Crane’in yaptığı da bu. “Duygular gerçek durumlar değildir” diyen Crane kitabıyla okurlarının karşısına dünyayı fethettiği iddiasıyla çıkmıyor, birbirinden eğlenceli hikâyeleriyle okurlarını eğlendiriyor.
Yaşadığımız hoşa gitmeyen bir anı soyutlaştırıp bir sonuca bağlanması mümkün olmayacak sorgulamalarla mutsuz olmak gibi bir seçeneğimiz varken; Crane’in kumaşçı dükkânında bir vampir tarafından ısırılan Zombi Betty’nin, bir gece Ethan Hawke’a dönüşen bebeğin hikayesini anlattığı satırlarla ya da televizyonsuz bir hayat mümkün olabilir miydi gibi sorularıyla eğlenebiliyorsunuz. Kitabın giriş bölümünde, sahip olduklarıyla ve kendisiyle barışık portresiyle karşımıza çıkıyor yazar. Bu bölümde satır aralarında herhangi bir kişisel gelişim kitabında bulabileceğinizden çok daha fazlasını buluyorsunuz. Kitabın devamında anlattığı öykülerinde sürükleyici anlatımını duygusallaşmadan, zekice, şaka yollu ironik üslubuyla devam ettiriyor. Kişisel gelişim meraklıları ve zekice yazılmış, anlatımın yer yer fantastikleştiği, eğlenceli öykü meraklılarının ilgisine sunulmuş bir eser.
Recep Usta

EDEBİ VE HATTI İLE ALİ ALPARSLAN
Hazırlayan: M. Uğur Derman,
Yapı Kredi Yayınları,
sanat,
126 sayfa

‘Osmanlı Hat Sanatı’, hat sanatının yaşatılmasında ve öğretilmesinde emeği geçenlerden biri olan Ali Alparslan’ın yayımlanmış bir çalışmasıydı. Burada Alparslan, Türklerin bu sanat dalına katkılarını; yalnız kitabi bilgilerle değil içinde bulunduğu sanat ortamından, ders aldığı Necmeddin Okyay ve Halim Özyazıcı gibi usta hattatlardan devredilen sözlü bilgilerle de zenginleştirerek anlatmıştı. ‘Edebi ve Hattı ile Ali Alparslan’ adlı elimizdeki çalışma ise, 2006 yılında aramızdan ayrılan Alparslan’ın hayat hikâyesini ve Türk sanatına verdiği hizmetleri anlatan bir inceleme ile eserlerinden yapılmış bir seçkiden oluşuyor. Anılar ve resimlerle de desteklenen kitapta, daha çok bir ta’lîk hattatı olarak tanınan Alparslan’ın koleksiyonlarında bulunan ta’lîk, celî ta’lik, dîvânî, celî dîvânî, şikeste ve rik’a ile yazılmış eserlerinden seksen biri sergileniyor.

İZMİR’DE BİR MANASTIR ÇINARI
F. Zühal İzmirli ve Yücel İzmirli,
Kırmızı Kedi Yayınevi,
roman,
187 sayfa

İki yazarlı ‘İzmir’de Bir Manastır Çınarı’, eğitimci ve ders kitapları yazarı Halim Eker’in anılarından hareketle kaleme alınan bir roman. 1915 yılında Manastır’da doğan Halim Eker’in babası, Manastır eşrafından Kamil Efendi, annesi Florinalı Hatice hanımdı. Ailesi Nüfus Mübadelesi’ne dahil olarak Türkiye’ye gelen Eker, burada ilkokula devam etti. “Manastır’ın ortasında var bir havuz” türküsüyle başlayan roman, Eker’in doğumundan 2008 yılındaki ölümüne uzanan hayatını, Fatma Eker’le evliliğini, ilkokul ve ortaokullarda uzun yıllar sürdürdüğü matematik kitapları yazarlığı dönemini, uzun yıllar süren öğretmenlik görevini ve 1989 Haziran’ında memleketi Manastır’ı ziyaret edişini hikâye ediyor. Roman, doksan üç yaşına geldiği halde ders kitapları yazmaya devam eden Eker’in hayatı ekseninde, Cumhuriyet’in çalışkan ilk kuşağını anlatıyor.

KİŞİSEL BİR SORUN
Kenzaburo Oe,
Çeviren: H. Can Erkin,
Can Yayınları,
roman, 232 sayfa

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kenzaburo Oe’nin ‘Kişisel Bir Sorun’ adlı romanı, engelli bir çocuk sahibi olduktan sonra tüm hayalleri yıkılan baş kahramanı Bird’ün yaşadıklarını anlatıyor. Büyük, oldukça gürültülü bir şehirde yaşayan dershane öğretmeni Bird’in hayali, Afrika gezisine çıkmaktır. Fakat şimdi önündeki en büyük engel, karısının doğum yapmak üzere olmasıdır. Gezi planlarını belirsiz bir zamana erteleyen Bird, doğan çocuğunun beyin fıtığı gibi nadir görülen bir hastalığa sahip olduğunu öğrenir. Yaşadığı kötü durumun önce alkole ve kaçışa yönelttiği Bird, kısa bir süre sonra da çocuğun yaşamaya hakkı olup olmadığını sorgulamaya başlar. Çocuğu öldürmeyi planlayan Bird, aynı esnada kendisiyle büyük bir hesaplaşmaya girişecektir. Kenzaburo Oe’nin de baş kahramanı Bird gibi engelli bir çocuğa sahip olması, hikâyeyi gerçekçi kılan hususlardan biri.

KARGACIK İŞLEYİŞ
Necmi Zekâ,
Yasakmeyve Yayınları,
şiir,
135 sayfa

‘Kargacık İşleyiş’ başlıklı elimizdeki kitap, Necmi Zekâ’nın şiirleriyle kısa düzyazılarını bir araya getiriyor. İki bölümden oluşan kitabın ‘Diğer Şeyler’ başlıklı ikinci bölümünde Necmi Zekâ, bir anlamda şiirleri aracılığıyla yapmaya çalıştığı şeyi, bu sefer düzyazı tarzında yapmaya çalışıyor. Kitabın ilk bölümünde yer alan ‘Bu İnsanlar Ne Düşünecek’ başlıklı şiirden bir alıntı: “bu insanlar nereye gidecek... eğitim büyük macera/ bu çocuklar çinlilerle mi sevişecek // el ele vermiş sıkı fıkı nesneler/ osmanlı günü daracık sokaklarda/ hatırasız hatırlı serserilik/ ve rusyanın üzerindeki soğuk kanı bilmezlik/ warholvari orak çekiç // .../ bizim köyde öyle insanlar var ki/ meram anlatmada sürüm sürüm (maalesef)/ sizin avrupada öyle insanlar var ki/ korozyona uğramış kayısı rengi (evet hâlâ)/ bu uçakta öyle insanlar var ki/ uçmama meraklısı sıngın çene (...)”

YETENEK DEDİĞİN NEDİR Kİ?
Geoff Colvin,
Çeviren: Kemal Atakay,
Elma Yayınevi,
kişisel gelişim, 314 sayfa

Geoff Colvin ‘Yetenek Dediğin Nedir?’de, dünya çapında başarılı olmuş isimler üzerinden, sıkı çalışmanın önemine odaklanıyor. Büyük çabaların büyük başarılarla eşdeğer olduğunu belirten Colvin, yeteneğin bu aşamada çok da önemli olmadığının altını çiziyor ve iç motivasyon ile beslenen amaca yönelik alıştırmanın, başarılı olmanın asıl belirleyicisi olduğunu savunuyor. Üstün performansın gerçek kaynağı; üstün başarıda zekâ ve belleğin rolü; belirlenen ilkelerin hayata nasıl uygulanabileceği; erken başlamanın ve hep devam etmenin yararları ve yaratıcılık mitlerinden çok ilkelerle hareket edilmesinin katkıları, kitaptaki konulardan bazıları.

FRANSA MAYIS 68
M. Şehmus Güzel,
Kibele Yayınları,
tarih,
399 sayfa

M. Şehmus Güzel ‘Fransa Mayıs 68’de, 1968 gençlik hareketini, toplumsal tarih bakış açısıyla değerlendiriyor. Pierre Bourdieu Mayıs 68 için, “Düzenin sembolik anlamda sıkı bir silkelenmesidir...” demişti. Güzel de kitabında, bir hafta gibi kısa sürdüğü halde, toplumu ve düzeni silkeleyen bu hareketi “Uzun saçlıların başkaldırısı” olarak tanımlıyor. Gelişmeleri adım adım takip eden ve hemen her olay sonrasında yaşananları sunan Güzel’in çalışması, Mayıs 68’in nitelikli bir belgeselini sunuyor diyebiliriz. Kitapta, Mayıs 68’in özellikleri, öğrenci hareketinin ivme kazanması, isyanın toplumsal tabana yayılması, hareketin başlıca liderleri ve olayların nasıl bir seyir izlediği anlatılıyor.

HAZAR İLE ÇAĞRI
İsmail Polat,
Kora Yayınları,
öykü,
157 sayfa

İsmail Polat ‘Hazar ile Çağrı’da, Anadolu’nun muhafazakar toprağında filizlenen bir aşk öyküsünü anlatıyor. Kitabın her öyküsünde, bu aşka dair farklı veçheleri ele alan Polat, Hazar ile Çağrı arasında 1964 yılında başlayan aşkı okurlarına sunuyor. Hazar ve Çağrı birbirine aşık oldukları halde, acımasız töreler aralarına girdiği için bir türlü kavuşamaz. Fakat tüm zorluklar, ikili arasındaki karasevdanın önüne geçemez. Öte yandan Hazar, Çağrı’nın kendisini kaçırma fikrine de karşı çıkar. Her şeye rağmen iki aşık, uzun yıllar birbirlerini unutmayacaklardır. Fakat toplumun baskısı, mutlu olmayı iki gence çok görecek ve bu ilişki, trajik bir şekilde sonlanacaktır.

KEDİ HİKÂYELERİ
Kolektif, derleyen: Julia Bachstein, çeviren: Esen Tezel, Dürrin Tunç, Aslı Genç, Begüm Kovulmaz, Nazmi Ağıl, Serhan Şimşek ve Aylin Karagöz,
Yapı Kredi Yayınları, öykü, 225 sayfa

Kediler, sadece insanların değil, edebiyatın da en sevdiği, çokça işlediği hayvanlardan. İşte Julia Bachstein’ın derlediği ve birçok yazarın öykülerinin yer aldığı ‘Kedi Hikâyeleri’ de buna verilebilecek örneklerden biri. Buradaki öykülerde, kimi zaman kedi gözünden insan, kimi zaman da insan gözünden kediler anlatılıyor. E.T.A. Hoffmann, Grimm Kardeşler, Hans Christian Andersen, Mark Twain, Oscar Wilde ve Gustav Schwab, kitapta öyküleri bulunan bazı tanınmış yazarlar. Kitaptaki öyküler, kedi ve insan dostluğunun iyi birer göstergesi olarak tanımlanabilir.

MODANLI KÖYÜ
Muharrem Yılmaz,
kendi yayını,
tarih,
439 sayfa

Muharrem Yılmaz, ‘Taşa Yazılan Dilekçe’de, çocukluğundan öğretmenlik yıllarına uzanan dönemi anlatmış ve çalışmasının merkezine de, doğup büyüdüğü Elazığ Ağın’a bağlı Modanlı köyünü almıştı. Yazar elimizdeki kitabında ise, köyü daha ayrıntılı bir şekilde okurlarına sunuyor. Modanlı köyünün kuruluşu ve coğrafik konumuyla çalışmasına başlayan Yılmaz, köydeki sosyal yaşam, eğitim durumu, folklor, aile düzeni, töreler, Modanlıca ağzı, köydeki kadınlara takılan lakaplar, halk hekimliği örnekleri ve yemek kültürü gibi konuları işliyor. Yılmaz ayrıca, köyün iz bırakan isimlerini ve şairlerini de anlatıyor. Fotoğraflarla da zenginleştirilmiş kitap, 0232 348 24 49 nolu telefondan temin edilebilir.

TARKAN: GÜMÜŞ EYER 2
Yazan ve çizen: Sezgin Burak,
Turkuvaz Kitap,
çizgiroman,
79 sayfa

Sezgin Burak ‘Gümüş Eyer’in ikinci bölümünde, Tarkan’ın babasının düşmanlarıyla kapışmasını hikâye ediyor. Bu maceranın merkezinde, Alan Beyi Kostak’la amansız bir savaşa giren Tarkan’ın babası Kumandan Altar, Tarkan’ın ağabeyi Tan ve Büyücü Goşha yer alıyor. Oğlu Tan’ı, Büyücü Goşha’nın elinden kurtarmaya çalışan Altar, Kostok’un tuzağına düşer. Fakat, bir şekilde buradan kurtulan Altar, oğlu Tan’ın öldürüldüğünü öğrenir. İntikamını almak için ne yapacağını düşünen Altar’ın, adını Tarkan koyacağı yeni bir çocuğu dünyaya gelir. Öte yandan Kostok da boş durmamaktadır. Çocuğunun doğumu onuruna büyük bir şenlik düzenleyen Altar’ı korkunç bir tehlike beklemektedir.

GÖRÜNMEZ ADAM SMITH
Derleyen: Mine Kara ve
N. Emrah Aydınonat,
İletişim Yayınları,
iktisat, 238 sayfa

‘Görünmez Adam Smith’, iktisat tarihinin öncü isimlerinden Adam Smith’e odaklanan metinleri bir araya getiriyor. Kitap, 2008’de gerçekleştirilen ‘Smith Bu Meçhul’ başlıklı çalıştaya sunulan bildirilerden oluşuyor. Çalışmanın ilk bölümündeki makaleler, Smith’in düşüncesini genel bir bakış açısıyla, Smith’in uzak görüşlülüğüne vurgu yaparak değerlendiriyor. Kitabın ikinci bölümü, bir Aydınlanma dönemi düşünürü olan Smith’in fikir ve düşüncelerinin Aydınlanma ile ilintili açılımlarına yoğunlaşıyor. Çalışmanın üçünü bölümü ise, Smiht’in en çok bilinen ifadelerinden ve sosyal bilimlerdeki en tartışmalı eğretilemelerden olan “görünmez el”e odaklanıyor.

Kenti bilmek kendini keşfetmektir 

BEKLEYEN KENT BURDUR
Yusuf Erkan,
Heyamola Yayınları,
2010,
391 sayfa.

Her şeyin tüketildiği, anlamdan ve bilgiden uzak bir yaşamın egemen olduğu günümüz toplumunda, üzerinde yaşadığımız kentlerin tarihine olan ilgisizliği de düşünürsek, kent kitaplarından hep uzak durulmuş. Bu durumun iki temel sebebi var. İlki kent kitaplarına olan ilginin sadece turistik ve akademik ihtiyaçlar çerçevesinde oluşu, diğer sebebiyse kent kitaplarında anlatılan bilgilerin kuru, ansiklopedik ve açıklamalardan yoksun akademik kavramlarla dolu oluşu. Yazarın Bekleyen Kent Burdur kitabında çizdiği yol ve belirlediği edebi üslup ilgisizliğe yol açacak bu sorunların önüne geçiyor.
Kitabın başında yazar, İstanbul’dan yolu Burdur’a düşen hayali bir konuk yaratıyor. Daha sonra konuğunu terminalden alıp kenti tanıtmaya başlıyor. Alışılagelmiş turist rehberlerinin yöntemleri dışında, sıcak diyaloglarla, karşılıklı sorular ve zaman zaman tartışmalarla geçen kent gezisi okura ayrı bir keyif veriyor. Anadolu’nun her karışı gibi Burdur da tarih boyunca ayrı bir öneme sahip olmuş. Yazarın da dediği gibi kent, tarihi boyunca bir geçiş bölgesinde yer almış. Şimdi küçük illerimizden biri ama önceden büyük yerleşmeler yöresiydi. Büyük yerleşmeler yöresi olmasının izlerini hemen hemen her yerinde görmek mümkün. Hangi yerleşim birimine giderseniz gidin -köy, kasaba, ilçe fark etmeyecek biçimde- antik kent, höyük, anıtsal ağaç veya kalıntılara rastlamak olası. 
Neolitik dönemden Antik çağa, Romalılardan Osmanlılara kadar bütün uygarlıkların izine rastlamak mümkün Burdur’da. Yakın dönem kültürel motiflerin, yalın ve sıcak bir dille anlatıldığı kitapta yazar, Teke Yöresi’ne özgü sosyolojik öğeler konusunda da okuru bilgilendiriyor. Geleneksel şenlikler; çoban bayramı, maşala, kütük atma, animasyon oyunları, tahta oyunlar, taş oyunlar, çelik çomak oyunları, geleneksel sanatlar; halı ve kilim dokumacılığı, hasır dokumacılığı, çancılık, bakırcılık, semercilik, sipsicilik, çanakçılık, geleneksel gülyağı üretimi, diğer sanatlar, folklör; sipsi, Burdur türküleri, hada, folklör kıyafetleri, geleneksel düğünler, söylentiler ve Burdur mutfağına dair bilinen ve kaybolmaya başlayan tüm kültürel değerleri konuğuyla birlikte biz de öğreniyoruz. Üstelik tüm bu kültürel öğelerin bire bir tanığı olan yazar okuru, konuğu aracılığıyla, bu öğelerin belki de en son temsilcileriyle gerçekleştirdiği diyalogların içine sokuyor. 
Mehmet Sait Taşkıran

KIZ AYAKLARI
Vivet Kanetti,
Everest Yayınları,
deneme,
249 sayfa 

Romanlarıyla ve gazeteci kimliğiyle tanıdığımız Vivet Kanetti’nin son kitabı ‘Kız Ayakları’ yazarın çeşitli zamanlarda çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından oluşuyor. Genelde yazarın tecrübelerinden yola çıkarak yazdığı yazılar, kimi zaman günlük hayatın içine doğru akıyor, kimi zaman da edebiyat, sinema , müzik, resim gibi sanat dallarından beslenerek ilerliyor. Çoğu 90’larda kaleme alınmış yazılar, bir anlamda o zamanların gündemine de sizi götürmüş oluyor. Çoktan unutmuş olduğunuz tartışmalı başlıkları okurken hem geçmişe doğru kısa bir yolculuğa çıkıyorsunuz, hem de eğleniyorsunuz. 

KIRLANGICIN OKUMA UÇUŞU
Özdemir İnce,
Destek Yayınevi,
deneme,
283 sayfa

Yazar, şair ve fıkra yazarı olarak bilinen Özdemir İnce’nin ‘Kırlangıcın Okuma Uçuşu’ isimli kitabı yazarın daha önce çeşitli yerlerde yayımlanmış yazılarından oluşuyor. Kendisi üç bölüme ayırdığı kitabın ilk bölümünde İnce’nin Özgür Edebiyat dergisinde yayımlanmış edebiyat ve sanat üzerine kaleme aldığı 12 yazısı bulunuyor. ‘Öteki Yazılar’ isimli ikinci bölümde yazarın cumhuriyet ve demokrasi üzerine bir metniyle birlikte Fazıl Hüsnü Dağlarca üzerine bir yorum denemesi var. Kitabın son bölümünde ise yazarın Hürriyet gazetesinde yer alan yazıları yer alıyor. Kitabın geneli eleştiri şeklinde ilerliyor. 

YAŞAMI SINIFA TAŞIMAK
Banu Özdemir,
Elma Yayınevi,
kılavuz,
121 sayfa

Banu Özdemir’in ‘Yaşamı Sınıfa Taşımak’ kitabı, ilk ve ortaöğretimde okuyan çocuklara sınıf içi rehberlik etkinlikleri sunuyor. Öğrencilerin kuramsal bilgiden çok hayatın pratikleri üzerine eğilmeleri amaçlanarak yazılan kitapta, tüm sınıflar için 22 tane etkinlik bulunuyor. Etkinliklerde ‘öfke duygusunu olumlu ifade etmek’, çeşitli problemler karşısında uzlaşı sağlama, etkin dinlemenin sağlanması, başarı elde etme, arkadaş ve aile ilişkilerini önemi kavrama gibi pek çok amaç hedeflenmiş. Adım adım anlatılan etkinliklerin kazanımları da maddeler halinde verilmiş. Kitapta ayrıca bir de CD-rom da mevcut. 

HAİN KOYUNLAR
Katja Lange-Müller,
Çeviren: Mehmet Cemal Ener,
Kanat Kitap,
roman,160 sayfa

Yeni Alman edebiyatının en ilginç figürlerinden biri olan Müller, ‘Hain Koyunlar’da 1987’nin Batı Berlin’ini anlatıyor. Doğu Almanya’dan kaçan, çiçek satıcısı, dizgici Soya, gizemli bir geçmişi, karanlık bir geleceği olan, uzun boylu, özgür, sessiz ve kararlı Harry… Uyuşturucu, müzik, seksenli yıllar, AIDS, Duvar…Romanın anlatıcısı ve anti-kahramanı Soya, yazarın hayatından izler taşır. Harry ise uzun süre hapiste yatmıştır bir karakterdir, eski bir junkie’dir... Müller, okura geleceği olmayan, melankolik bir aşk öyküsü de sunuyor.  

KAYBOLAN MESLEKLER VE
SON USTALAR
M. Ali Diyarbakırlıoğlu,
İTO Yayınları,
inceleme, 304 sayfa

Toplumlar kadar eski olan mesleklerin makineleşmeyle birlikte yaşadığı değişim, sayısız mesleğin sessizce yok oluşunu da beraberinde getirdi. M. Ali Diyarbakırlıoğlu’nun ‘Kaybolan Meslekler ve Son Ustalar’ adlı kitabı, Anadolu’nun bu mesleklerini mercek altına alıyor. Çocukluğundan itibaren dökümcülük, kutnuculuk gibi yok olmaya yüz tutmuş mesleklerde çalışmış olan Diyarbakırlıoğlu‘nun bu kitabı, meslekleri taşıdığı resimlerinin yanı sıra bu mesleklerle ilgili araştırmalar, ustalarla gerçekleştirdiği görüşmeler ve yer yer eleştiren vurgularıyla dikkat çekiyor.

KIZIL KRALİÇE: CİNSELLİK VE İNSAN DOĞASININ EVRİMİ
Matt Ridley,
Çeviren: Erhun Yücesoy,
Yapı Kredi Yayınları, bilim, 450 sayfa

Matt Ridley ‘Kızıl Kraliçe’de, merkezine cinsel evrimi koyarak, insan evrimini kapsamlı bir bakışla irdeliyor. İnsan doğasının niteliklerini araştıran Ridley, nasıl evrim geçirdiğimizi kavramadan insan doğasını anlamanın mümkün olmadığını ve insan cinselliğinin nasıl evrim geçirdiğini kavramadan da insan doğasının nasıl evrim geçirdiğini anlamanın mümkün olmadığını savunuyor. Dolayısıyla Ridley’e göre, evrimimizin asıl teması cinselliktir. İnsanın cinsel davranışlarıyla, başka türlerin davranışlarını karşılaştıran Ridley, cinsellik ve evrimin nedenleri hakkındaki bilimsel tartışmalara önemli bir katkı sunuyor.

MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE ALEVİ OLMAK
Ağa Memiş,
Federe Yayınları,
din, 206 sayfa

Alevilik, Türkiye’nin yakıcı sorunlarından. 12 Eylül rejiminin, okullarda din derslerini mecburi hale getirmesi, herkesin malumu. Yine bilindiği gibi iş, Alevi köylerine, hiç kimsenin gitmediği camiler yaptırma noktasına dahi varmıştı. İşte Ağa Memiş ‘Müslüman Mahallesinde Alevi Olmak’ başlıklı kitabında, Alevilerin Türkiye’deki benzer uygulamalar karşısındaki hislerine tercüman oluyor. Çalışma için bir araya gelen Aleviler, birebir tanıklıklarıyla, ne düşündüklerini, ne yaşadıklarını ve nelerden korktuklarını anlatıyor. Kitabın, yüzyıllar boyunca tarifsiz acılardan, ateşlerden ve yangınlardan geçen Alevileri anlamak için nitelikli bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz.

YASAK MEYVE:
CEHENNEMDEN ÇIKIŞ
Uygar Özesmi,
TB Yayıncılık,
ekoloji, 197 sayfa

Greenpeace Akdeniz’in Genel Direktörü Uygar Özesmi ‘Yasak Meyve’de, başlangıçtan günümüze, insanın yeryüzü ve gökyüzüyle bitmek bilmeyen ihtiras dolu kavgasına yer veriyor. Doğayla insanın kurduğu ilişki hakkında yeni bir ideoloji sunan kitap, doğa ve yeryüzüyle barışçıl bir ilişki kurmayan hiçbir ideolojinin işe yaramadığı gerçeğinden yola çıkarak, geleceğin ideolojilerinin doğayla kurulan uyumlu ilişkiden doğacağını söylüyor. Mitolojiye göre, yasak meyve yendikten sonra insan cennetten kovulmuştu. “Bugün insan, cenneti cehennemleştirmektedir” diyen Özesmi’ye göre tek kurtuluş umuduysa, insanların onurlu bir gelecek için kaygı duyması ve harekete geçmesidir. 

MUHÂVERÂT-I HİKEMİYYE
Hazırlayan: Ali Budak,
Bilge Kültür Sanat Yayınları,
inceleme,
202 sayfa

Osmanlı’da Batı’dan yapılan ilk çeviri olan ‘Muhâverât-ı Hikemiyye’, günümüz Türkçesinde ‘Felsefi Konuşmalar’ anlamına geliyor. Aydınlanma Çağı Fransız düşünürlerinden Voltaire, Fenelon ve Fontenelle’den seçilmiş on bir diyalogdan oluşan kitap, Münif Efendi tarafından Osmanlıcaya kazandırılmıştı. Voltaire’den sekiz, Fenelon’dan iki ve Fontenelle’den bir diyalogun yer aldığı kitap, bilindiği gibi, Tanzimat devri fikir hayatını önemli ölçüde etkilemişti. Elimizdeki baskının ilk bölümünde kitabın çevirmeni Münif Efendi’nin hayatı ve eserleri özetleniyor. İkinci bölüm eser hakkında bir incelemeden ve son bölüm de, eserin Türkçeye çevirisinden oluşuyor.

İÇİMİZDEKİ BALIK
Neil Shubin,
Çeviren: Aysun Yavuz,
NTV Yayınları,
inceleme, 260 sayfa

Ellerimizle bir sineğin kanadı arasındaki benzerlik ne olabilir? Göğüsler, ter bezleri ve balık pulları birbiriyle bağlantılı mı? İç organlarımızın nasıl işlediğini daha iyi anlamak ve günümüzdeki çeşitli hastalıkların kaynağını bulmak için, belki de daha uzak taşların altına bakmamız, kurtçuklara, sineklere ve hatta balıklara odaklanmamız gerekiyor. 2006 Tiktaalik’i keşfeden, alanının önde gelen profesörlerinden Neil Shubin ‘İçimizdeki Balık’ta, milyonlarca yıl öncesine gidip insan organlarının izini sürüyor. Fosilleri ve DNA’yı inceleyen Shubin, ellerimizin aslında balık yüzgeçlerini andırdığını, kafamızın yapısının soyu çoktan tükenmiş, çene kemiği olmayan bir balığınkiyle aynı olduğunu söylüyor.

MİKROKOZMOSLAR
Claudio Magris,
Çeviren: Leyla Tonguç Basmacı,
Turkuvaz Kitap,
gezi, 248 sayfa

 İtalyan edebiyatçı Claudio Magris, Türkçeye daha önce çevrilen ‘ Tuna Boyunca‘da, Tuna’ nın kaynağına inerek, nehrin geçtiği ülkeleri, şehirleri, entelektüel bir bakış açısıyla ele almıştı. Magris, elimizdeki benzer çalışması ‘Mikrokozmoslar’da ise, doğduğu, yaşadığı toprakları; Trieste ve Istria Yarımadası’na yakın bölgeleri, kendine has bir tarzla işliyor. Bu bölgeleri, insanı ve coğrafyasıyla ince ince dokuyan Magris, sıradan hayatlarını yürüten insanların kimi zaman komik, kimi zaman hüzünlü ve nostaljik hikâyelerini sunuyor. Etkileyici üslubuyla da dikkat çeken kitap, sıradan ve küçük hayatların taşıdığı büyük anlamları gözler önüne seriyor. 

FAZLA KÜLTÜR GÖZ ÇIKARMAZ
Judy Jones ve William Wilson,
Çeviren: Elif Özsayar,
Şiir çevirileri: Cevat Çapan,
Optimist Kitap, kültür, 752 sayfa

Yeni bir baskıyla yayımlanan ‘Fazla Kültür Göz Çıkarmaz’, kültür hayatının birçok konusunu eğlenceli bir üslupla kaleme getiriyor. Kitapta, sanat tarihi, edebiyat, müzik, sinema, felsefe, psikoloji, din, bilim, iktisat, dünya tarihi ve siyaset bilimi gibi alanlara dahil edilebilecek çok sayıda konu yer alıyor. Edebiyatta iz bırakan, kesinlikle bilinmesi gereken kahramanlar; kendilerini dünya vatandaşı olarak tanımlayanlar için beş kıtada yaşama kılavuzu; eski bir Yunanlı ile modern bir Kaliforniyalı arasındaki benzerlikler ve pratik İtalyancayı öğrenmenin ipuçları, kitapta karşımıza çıkan bazı ilginç konular.

‘Playlist’i olan kitap

AŞKIN 8 KUSURU
Arzum Uzun,
Goa Yayınları,
2010,
200 sayfa.

Magazin haberleriyle tanıdığımız, Esquaire ve Alem dergilerinde editör olarak görev yapmış olan Arzum Uzun, yaşanmış olaylardan hareketle yazdığı öykülerini Aşkın 8 Kusuru isimli kitapta topladı.Gazeteci kimliğiyle moda, magazin ve ilişkiler hakkında yazan Arzum Uzun’un öykülerinin ekseninde yine aynı başlıklar göze çarpıyor.
Aşkın 8 Kusuru; postmodern toplumun kültür karmaşası içinde, aşkın özel alanlarında yaşanan sıra dışı hikâyeleri ele alıyor. Kitaptaki ilk öyküde; çocuk yaşlarda hayran olduğu, hayallerini süsleyen aktörle röportaj yapmak bahanesiyle tanışma fırsatı bulan Ruda, aktörün evine gider ve masumane hayranlığının kurbanı olarak, çok daha ‘yakın’dan tanıma şansı bulur çocukluk aşkını. Başka bir öyküde, kocasını seven ama sevgisine karşılık olarak aldatılan ve sürekli olarak kocasından dayak yiyen bir kadının 3. sayfa dramı çıkıyor karşımıza. ‘Sekizinci Günah’ başlıklı öyküde, Hıristiyan geleneğinde büyük günahlar olarak anlatılan gurur, şehvet, öfke, kıskançlık, kibir, tembellik ve açgözlülüğe kıyasla saplantı ve saplantının doğurduğu tutkuların insana çok fazla zarar verebileceği, saplantıya dönüşmüş ilişkilerle anlatılıyor.
Aşkın 8 Kusuru’nda romantik aşk masalları yok, arzu, tutku, hırs, saplantı ve açgözlülük gibi kusurlarımızla şekillenmiş gerçek hikâyeler var. Bir solukta okuna bilen kitap, bambaşka hayatların içine girme ve onları deneyimleme şansını veriyor adeta okura. Aşkın 8 Kusuru’nda okuyucunun kahramanlarla aynı dünyada yol alması için düşünülmüş önemli bir ayrıntı var. Okuyucuyu kitabın içinde bir playlist bekilyor. Böylelikle okuyucu, kitabın hemen girişinde verilen “Bu Kitabı Okurken Dinleyebilecekleriniz (Aşkın 8 Kusuru’nun Çalma Listesi)” listesindeki tüm şarkıları müzik çalarına aktararak, kitabın kahramanlarıyla birlikte, aşkın ve hayatın içinde benzersiz bir yolculuğa çıkma şansını yakalıyor.