YENİ ÇIKANLAR

ROSA LUXEMBURG
Annelies Laschitza,
Çeviren: Levent Bakaç,
Yordam Kitap ,
biyografi, 480 sayfa

Annelies Laschitza, akıcı bir dille kaleme aldığı ‘Rosa Luxemburg’ta, Polonya ve Alman Sosyal-Demokrasisi’nin yıldızı Rosa Luxemburg’un yetkin bir yaşamöyküsünü sunuyor. Luxemburg, örgütlenmeye olan inancı, mücadelenin olmazsa olmazı olarak kitle grevinden yana olması ve parti yönetimlerinin dar kadrolarından öte, eylem içindeki kitlelerin kendi deneyimlerini merkeze alan tavrıyla hâlâ önemini ve etkisini koruyan bir devrimci. Luxemburg’un toplu eserlerini ve mektuplarını da yayına hazırlamasıyla bilinen Laschitza kitabında, Luxemburg’u botanik ve edebiyat düşkünü, yazar ve militan, tutkulu bir iktisatçı ve devrimci olarak ele alıyor.

İNGİLİZCE’DE ZAMANLAR
Murat Kurt,
MK Publications,
dil,
496 sayfa

Murat Kurt ‘İngilizce’de Zamanlar’da, İngilizce’de kullanılan tüm zamanları ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Zamanları anlatırken, birbirleri ile benzerlik gösterenlerine öncelik veren, aynı zamanda İngilizce’de zamanlara verilen adların çağrışımlarına odaklanan Kurt, bu yolla, hem öğrencilerin konuyu daha iyi anlamalarını hem de kafalarında bir zaman haritası oluşturmalarını amaçlıyor. Kitapta Passive Voice, Indirect Speech ve Conditionals kapsamlı bir şekilde, Türkçe açıklamaları eşliğinde anlatılıyor. Kitapla beraber, Kurt’un sesiyle İngilizce tüm zamanların anlatıldığı iki saatlik bir eğitim DVD’sinin verildiğini de belirtelim.

KARA EFE
Çağan Dikenelli,
Gürer Yayınları,
roman,
329 sayfa

Şu ana kadar birçok kitabı yayımlanan Çağan Dikenelli ‘Kara Efe’ adlı son romanında, zeybekler arasında yaşanan acımasız bir intikam öyküsünü anlatıyor. Romanın öne çıkan karakterleri ise Dulkadir ve Kara Efe’dir. Roman, Türkiye genelinde verilen zorlu bir kurtuluş mücadelesini, intikam almak için Ege dağlarına geri dönen Kara Efe’nin maceralarıyla harmanlayarak veriyor. Bu gerilim unsurları üzerinde ilerleyen olay örgüsü, aynı zamanda öfkelerine esir düşmüş, tek yaşam amaçları öç almak olan zeybeklerin sert dünyasına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Dikenelli’nin romanı, Türkiye’de “spagetti western” türünün ilk örneği olarak sunuluyor.

İSTANBUL’UN ANTİKÇAĞ TARİHİ: KLASİK VE HELLENİSTİK DÖNEMLER
Murat Arslan, Odin Yayıncılık,
tarih, 595 sayfa

Murat Arslan ‘İstanbul’un Antikçağ Tarihi’ adlı bu kitabında, İstanbul’un Klasik-Hellenistik dönem tarihini, tarihi coğrafyasını ve toplumsal yapısını inceliyor. Kitap, kentin kuruluşu ve İstanbul Boğazı’nın tarihsel coğrafyasına dair bilgilerle başlıyor ve Klasik ve Hellenistik dönemlerin tarihiyle devam ediyor. Çalışmada bunun yanı sıra, Byzantion’un idari, toplumsal ve ekonomik yapısı; kentteki yapılar, surlar, kültler, limanlar ve adalar da ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Baskı kalitesiyle de dikkat çeken çalışma, İstanbul’un antikçağ tarihi gibi çokça uğraş isteyen bir konuda çalışmak isteyen araştırmacılar için iyi bir kaynak.

GECENİN ÇOCUKLARI
Ulaş Işıklar,
Avrupa Yakası Yayınları,
inceleme,
200 sayfa

Ulaş Işıklar, ilgi çeken kitabı ‘Gecenin Çocukları’nda, son dönem korku sinemasında vampir karakterinin değişimini ve dönüşümünü inceliyor. ışıklar kitabında, vampir karakterlerinin özelliklerini ve bu karakterlerin dönemsel ve kültürel olarak nasıl bir değişim geçirdiklerini örnekler üzerinden değerlendiriyor. Korku kavramını, korkunun ideolojisini ve bir tür olarak korku sinemasını anlatarak çalışmasına başlayan Işıklar, korku sinemasında vampir mitinin, içinde bulunduğu dönemin toplumsal belirleyicileri tarafından yeniden üretildiği ve o dönemde var olan ideolojik ve kültürel anlamların temsil edildiği bir alan olduğunu savunuyor.

ŞİA’DAN KIZILBAŞLIĞA TÜRKLERDE ALEVİLİK
Yasin İpek, Ender Atalay,
Murat Serdar ve Harun Işık,
Bizim Kitaplar, din, 511 sayfa

Malum, Türkiye’de Alevilik, kapsam olarak geniş ve bir o kadar da karmaşık konuların başında geliyor. İşte dört yazarlı elimizdeki kitap, konuya dair bilgi kirliliğinden hareketle, mümkün olduğunca az yorumda bulunarak Türklerde Aleviliği kapsamlı bir bakışla inceliyor. Kitapta, ayrı bölümler halinde, Aleviliğin tarihçesi, inanç ve ibadet şekilleri ve Alevi ocakları ele alınıyor. Aleviliğin ve Kızılbaşlığın dünü ve bugünü; Şaman kültürünün Aleviliğe etkileri ve Şia’nın Alevilikle bir ilgisinin olup olmadığı, kitapta işlenen konulardan birkaçı. Kitapta bunların yanı sıra, Alevi edebiyatının incelendiği ayrı bir bölüm de yer alıyor.

GÜMÜŞ AY
Cemile Çakır,
Ceylan Yayınları,
roman,
270 sayfa

‘Beyaz Düşsel Kanatlar’, Cemile Çakır’ın kısa bir süre önce yayımlanan şiir kitabıydı. Çakır şimdi de, birbirinin devamı olan iki romanla, ‘Gümüş Ay’ ve ‘Karanlık Ay’la okurunun karşısına çıkıyor. Çakır ilk romanında, bir kasabada baskıcı devlet güçleri ile dağda mücadele eden gerillalar ve umutsuz hayatlar süren kasabanın sakinlerinin hikâyesini anlatıyor. Hemşire Asleya, onun sevgilisi Biglele, Doktor Asifak ve düzene başkaldıranların dağdaki sembol isimlerinden Kameka, kurguda karşımıza çıkan birkaç karakter. Roman, acımasız düzene karşı mücadele eden dağdakiler ile halkın ve aydınların olup bitenlere verdikleri tepkilerle ilerliyor.

Aaron bir faniyle bir meleğin oğluydu

ASİ VE LEVIATHAN
Thomas E. Sniegoski
Çeviren: Evrim Solpan
Artemis Yayınları
2010, 442 sayfa.

‘Asi ve Leviathan’, Thomas E. Sniegoski’nin yarattığı melek dünyasında geçen, alt-metinleri oldukça sağlam ve ciddi edebi ve tarihsel göndermelerle dolu bir kitap. Olay örgüsünün, atmosferin ve diğer yan unsurların okuru sıkmadığını ve yormadığını söylemek mümkün. Gerçek anlamda bir kefaret öyüküsünün anlatıldığı kitapta, doğa-üstü pekçok figür de göze çarpıyor. ‘Asi ve Leviathan’, adından da anlaşılabileceği gibi iki kitabın bir arada basılmış hali. Yurtdışı baskıları da aynen böyle yapıldığı için yayınevi baskıya sadık kalarak biçimi muhafaza ederek basmış kitabı. İlk kitapta, kitabımızın başkarakteri Aaron’ın yüce misyonunu anlaması ve seçim yapmak zorunda olduğu kararlar alması anlatılırken, ikinci kitap, verilen kararların mücadelesi ve kefaretiyle dopdolu. Baştan sona kadar soluksuz okunabilecek, görsel anlatımı kuvvetli bir gençlik kitabı yaratmış Thomas E. Sniegoski.
‘Asi ve Leviathan’, New York Times çok satan listesinde on hafta kalmayı başararak tür kitapları arasından sıyrılmayı başarabilmiş. Aslına bakılırsa Asi’yi diğer türdeş kitaplardan ayıran en önemli özellik: Birçok evrensel değeri benimsemiş olması ve okuyan herkesi ortak bir noktada birleştirecek önemli unsurları bir arada barındırıyor olması kuşkusuz.
Thomas E. Sniegoski, Amerika’daki ABC Family Channel için Asi ve Leviathan’ı televizyon için uyarlamış ve dizinin hazırlanmasında önemli bir rol üstlenerek buradan da milyonlarca insanı ekrana bağlamış. Zaten ülkemizde de pek çok izleyicisi bulunan Buffy’nin yaratıclılarından aynı zamanda. Yazar Thomas E. Sniegoski, gerçekten de kendine has özellikler taşıyan oldukça üretken bir yazar. Hatta şöyle ki, elinize 90’lı yılardan bir karikatür ya da çizgi roman aldığınızda karşınıza direk çıkacaktır. Roman yazmadan önce karikatür ve çizgi romanlar yazarak bu alanda kendini ispatlamış. Bizim de yakından tanıdığımız ve bildiklerimizi saymak gerekirse: Batman, The Punisher, Hellboy, Wolverine, Buffy gibi oldukça güçlü ve ses getiren kitapların hikâyesi onun elinden çıkmış. Karikatür ve çizgi roman dünyasında kısaca Tom Sniegoski olarak tanınan yazar, hâlâ çok büyük projelerde yer alıp önemli görevler üstleniyor. Bahsi geçen kitapların şirketlerinin çoğu onunla çalışmak için can atıyor diyebiliriz. Thomas E. Sniegoski aynı zamanda hâlâ Dc, Marvel, Image ve Dark Horse gibi alanının en çok tanınmış ve bilinen markalarıyla birlikte projeler hazırlıyarak Massachusetts’te yaşamını sürdürüyor. Yazarla ve eserleriyle ilgili daha fazla bilgi edinmek isteyenler için internet adresi: http://www.sniegoski.com
Fikret Bahar

MEDYADA ŞİDDET KÜLTÜRÜ
Editör: Ömer Özer,
Literatürk Yayınları,
medya,
576 sayfa

‘Medyada Şiddet Kültürü’, medya-şiddet ilişkisine dikkat çekmeyi amaçlıyor. Medyada sunulan şiddet, ağırlıklı olarak televizyonlara mâledilir. Oysa şiddet tiyatro eserlerinde, romanların dilinde, gazete haberlerinde, çizgi romanda, radyo oyunlarında, sinemada; kısacası akla gelebilecek tüm kitle iletişim araçlarında karşımıza çıkar. Kitapta, söz konusu kitle iletişim araçlarını temsilen birer çalışma bulunuyor. Medyada sunulan şiddetin ekonomisinin de incelendiği çalışmada ayrıca, şiddeti üreten muhabirlerin görüşleri, medya şiddetini inceleyen psikolojik kuramlar ve kadına yönelik şiddette medyanın oynadığı rol konuları da ele alınıyor.

BULUŞMA
Osman Bozkurt,
Telos Yayınları,
öykü,
96 sayfa

Osman Bozkurt, şiir, deneme, eleştiri ve söyleşi kitaplarıyla bildiğimiz bir isim. ‘Buluşma’ ise, yazarın öykülerini bir araya getiriyor. Bozkurt, burada yer alan on bir öyküsünde, insan-toplum çelişkisini, doğaüstü bir mücadele sergileyerek hayata tutunmaya çalışanları hikâye ediyor. Dili itibariyle, Bozkurt’un şairliğinden izler taşıyan öyküler, sıradan olanın ayrıntılarına inmeleriyle de dikkat çekiyor diyebiliriz. Yazar, kitapta yer alan ‘Çobanevi’ adlı öyküsünde, eşini kaybetmiş, çocuklarına hiç sevgi göstermemiş ve köyde çobanlık yapmak gibi üstlenemeyeceği sorumluluklar almış Şemsi isimli karakterinin yaşadıklarını anlatıyor.

FİRARPEREST
Elif Şafak,
Doğan Kitap,
deneme,
232 sayfa

“Elif Şafak’ın gazete yazılarından oluşan yeni kitabı ‘Firarperest’ okuyucuyla buluştu. M. K. Perker’in çizimleriyle hayat bulan kitap Şafak’ın denemeci kimliğini ortaya koyuyor. Gurbetten yerleşmeye, evlenmekten aşka, kadınlardan erkeklere, içlenmekten mutlu olmaya dünya hallerine kafa yoran Şafak ‘Firarperest’i, “öteden beri romanlarımı okuyan okurlara da, yazılarımla yeni tanışanlara da hitap eden bir seçki” sözleriyle anlatıyor. 2009 yılında çıkan romanı ‘Aşk’ kısa sürede en çok satan romanlar listesinde birinci sırayı alan Şafak, yeni kitabı ‘Firarperest’le de şimdiden çok satanlar listesine girdi.

GELECEĞİ HATIRLAMAK
Nil Gün,
Kuraldışı Yayınları,
kişisel gelişim,
250 sayfa

Kişisel gelişim kitaplarının ünlü isimlerinden Nil Gün ‘Geleceği Hatırlamak’ta, modern insan Homo Sapiens’ten 21. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan yeni insan türü Homo Novus’a geçiş dönemini anlatıyor. Bu dönemde, yaşanması kaçınılmaz bir “bilinç devrimi”nin insanlığı beklediğini savunan Gün, bu “devrim”in bireyin karşısına yeni duyarlılıklar kadar muazzam tuzaklar da çıkarabileceğini belirtiyor. Eski ve yeni insanlığı, Big Bang’ten başlayarak evrenin kendi öyküsü ekseninde anlatan yazar, GDO’lu ürünlerden tüketim deliliğine, savaşlardan sevgisizliğe, çağın yakıcı sorunlarından bilinçsizliğe, modern insanın seyrini izliyor.

SARAYI YIKALIM
Mehmet Altan,
Söyleşi: Defne Asal,
Hayy Kitap,
söyleşi, 191 sayfa

Mehmet Altan’la yapılmış uzun soluklu söyleşilerden oluşan ‘Sarayı Yıkalım’, 1980’lerden günümüze Türkiye’de yaşanan değişimi irdeliyor. 24 Ocak 1980 Kararları’nın Türkiye’deki değişimin miladı olduğunu söyleyen Altan, bu tarihten günümüze devlet yapısında, iktidar ve üretim ilişkilerinde, siyaset kurumu ve medya araçlarında yaşanan dönüşümleri ele alıyor. Altan, hâlen gücünü koruyan Siyaset-müteahhit-bürokrat üçlüsünü; dünyayı tanıdıkça talepleri yükselen insanları; AB süreciyle dünyalılaşmaya başlayan Türkiye’yi ve “saraya devşirildiler” dediği medya mensuplarını anlatıyor.

ULUSUN İNŞASI VE RESMİ EDEBİYAT KANONU
Elif Baki,
Libra Kitap,
inceleme, 187 sayfa

Elif Baki ‘Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu’nda, milli eğitim ideolojisinin edebiyat eğitimine bakışını ortaya koyuyor. Baki’nin çalışması, bu ideolojinin, 1930-1980 arasında okutulan lise edebiyat kitaplarına nasıl yansıdığını; edebiyatı kısır birtakım savlarla inşa etme çabasının bu kitaplarda ne şekilde görünürlük kazandığını ve bu yolla öğrencilere ne tür bir edebiyat eğitimi verildiğini gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor. Araştırmasına, Talim Terbiye Kurulu’nun liselerde okutulmasını uygun gördüğü kitapların bir dökümünü yaparak başlayan Baki, ardından, bu metinlerin milli eğitim ideolojisiyle bağlantılarını kuruyor.

EYLÜLDÜ AŞKIM
Esra Uçar,
Arion Yayınevi,
roman,
441 sayfa

Esra Uçar ‘Eylüldü Aşkım’ı, her biri farklı sınıflardan, inançlardan ve kökenlerden gelen kadınların, İstanbul’daki bir apartmanda bir araya gelişi üzerine inşa etmiş. Hayatın zorluklarına karşı birbirine kenetlenecek olan Zeyno, Hicran, Damla, Necla, Şerbet ve Mimi adlı bu karakterler, aynı zamanda bir İstanbul mozaiği olarak karşımıza çıkıyor. Burada, üst düzey bir yönetici de, köyden okumak için İstanbul’a gelmiş bir öğrenci de yaşıyor. Yazar, günlük hayatta gerçekte birbirlerine karşı önyargılı olabilecek insanları bir araya getirirken, okurunu, dostluk ve sevginin dönüştürücü ve kenetleyici gücünü yeniden keşfetmeye çağırıyor.

Kapitalizm ile ideoloji arasındaki yedi farkı bulun

KAPİTALİST İDEOLOJİ
Adnan Güriz
Phoenix Yayınları
2010, 229 sayfa.

Kapitalizm, 16 ve 19. yüzyıllar arasında kurumsallaşan, özel mülkiyetin üretim araçlarının ağırlıklı bir bölümüne sahip olduğu ve işlettiği, Avrupa’da feodalizmin çöküşünden bu yana egemen olan ekonomik bir sistem. İdeoloji ise sözlük anlamıyla siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü.
Hukuk felsefesi ve sosyoloji profesörü Adnan Güriz’in ‘Kapitalist İdeoloji’ kitabı bu kavramları çok daha geniş bir biçimde ele alıyor. İdeoloji kavramının anlatımıyla başlayan çalışmada, merkantilizm, fizyokrasi, ortaçağ ahlakı ve kapitalist ahlak, kapitalizmin temel nitelikleri, 1929 ekonomik bunalımı, yeni kapitalizm, küreselleşme, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’de kapitalizm ele alınan başlıklar. Bu konuların yanı sıra yazar aralarında Adam Smith, David Ricardo, John Stuart Mill gibi kapitalist ideolojinin temellerini atan isimlere de yer vermiş çalışmasında. Güriz, “Bir düşünce veya fikir sisteminin ideoloji olabilmesi için eylem sistemine sahip olması gerekir” diyor. Ve eylemliliğe sahip olduğu için kapitalizmi de ideoloji olarak kabul ediyor. İdeoloji-kapitalizm kavramlarının oldukça yalın bir üslupla anlatıldığı kitap, meraklısı için es geçilmemeli.
Uğur Biryol