YENİ ÇIKANLAR

PSİKODİNAMİK AÇIDAN HAYDAR ERGÜLEN VE ŞİİRİ
Yusuf Alper,
Özgür Yayınları,
eleştiri, 95 sayfa

Yusuf Alper, daha önce yayımlanan ‘Şiir ve Psikiyatri Kavşağında’ adlı kitabında, sanat ve yaratıcılığın psikodinamiğini irdelemişti. Şiir ve psikiyatri ilişkisi ise, Alper’in söz konusu incelemesinin omurgasını oluşturuyordu. Yazarın elimizdeki kitabı ise, Türkiye şiirinin önde gelen isimlerinden Haydar Ergülen’in şiirini psikodinamik açıdan irdeliyor. Alper’e göre Ergülen, şiirinde bilinçdışı süreçleri kullanmasıyla, ruhsal dünyası psikodinamik açıdan incelenebilecek şairlerden biri. Cemal Süreya’yı da benzer bir teknikle ele alan Alper, yaratıcı sanatçının psikolojik-psikodinamik bir portresini çizmeye Ergülen’le devam ediyor.

ŞEYTANLAŞAN İNSANLAR
Adnan Nur Baykal,
Galata Yayınları,
inceleme,
190 sayfa

Adnan Nur Baykal ‘Şeytanlaşan İnsanlar’da, kendi hırslarına yenik düşmüş tarihten iki figür üzerinden, akıllarına kötülük ve fenalıktan başka bir şey gelmeyenlerin hikâyesini anlatıyor. Yazarın “şeytanlaşan insanlar”a örnek olarak gösterdiği karakterler ise, Fransız Joseph Fouche ile Osmanlı Mehmed Said Halet Efendi. Yazara göre bu iki karakter, düzenin sarsıldığı dönemlerin isimleri. Baykal, biri Fransız İhtilali’nde, diğeri Kabakçı Mustafa Paşa İsyanı’nda pişen bu iki aktör üzerinden, inançlarına ve ideallerine sürekli ihanet eden ve kendisinin “şirret” olarak tanımladığı insanların kötücül iç dünyalarına doğru bir yolculuğa çıkıyor.

KAYIP RUHLAR CENNETİ
Veysel Dikmen,
Cem Yayınevi,
roman,
840 sayfa

Hatırlanacağı gibi ‘Büyük Ölüler Meydanı’, Veysel Dikmen’in daha önce yayımlanmış romanlarından biriydi. Yazar söz konusu romanında, Osmanlı tarihinin olduğu kadar, günümüze gelen yansımalarıyla da önemli roller üstlenmiş İttihat ve Terakki partisinin hikâyesini anlatmıştı. Dikmen, son romanı ‘Kayıp Ruhlar Cenneti’nde de, yine benzer bir zamanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerini ele alıyor. Yeniçeri kıyımından 1. Dünya Savaşı’na uzanan süreçte geçen roman, dönemin başlıca aktörlerini de kurguya dahil ediyor; iç karışıklıkların ve büyük başarısızlıkların ortadan kaldırdığı bir imparatorluğun trajik hikâyesini okurlarına sunuyor.

ERGENEKON BELGELERİNDE FETHULLAH GÜLEN VE CEMAAT
Nedim Şener, Destek Yayınları, siyaset, 290 sayfa

Nedim Şener, ilk baskısı 2009’da yapılan ‘Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat’te, Ergenekon sandığından çıkan Gülen külliyatını inceliyor. Buradaki belgeler ise, Ergenekon davasının ekleri arasında bulunan MİT, Emniyet Genel Müdürlüğü, Mülkiye Teftiş Kurulu raporları ve Genelkurmay Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı’nın resmi raporları gibi önemli dokümanlar. Cemaatin, insanları korkutan gücünün ilk hukuki testinin Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in tutuklanması ile sonuçlanan soruşturma olduğunu savunan Şener, şeffaflık taleplerine kayıtsız kalan cemaatin işleyişini resmi belgelere dayanarak anlatıyor.

KİMLİĞİMİ KAYBETTİM, HÜKÜMSÜZDÜR!
Gündüz Vassaf,
İletişim Yayınları,
deneme, 199 sayfa

Gündüz Vassaf’ın ‘Uçmakdere’ dizisinin ikinci kitabı olan ‘Kimliğimi Kaybettim, Hükümsüzdür!’, yazarın Radikal gazetesinde yayımlanmış yazılarından derlenmiş. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere Vassaf, bizi kuşatan, kapsayan, ayrıştıran, ötekileştiren ve kimi zaman hayati ve tehlikeli roller de üstlenebilen ulusal, cinsel ve dini kimlikleri, bu yazıların konusu kılıyor. “Kendimi belki de en özgür hissettiğim anlar, karşılıklı kim olduğumuzu bilmediklerimle yaptığım tesadüfi sohbetlerde olur.” diyen Vassaf, dünya vatandaşlığına ulaşmanın, “Kimsin?”, “Kimlerdensin?” gibi soruların daha az sorulmasıyla mümkün olabileceğini belirtiyor.

LEYLEK KIRMIZISI
Tuncay Takmaz,
Çekirdek Sanat Yayınları,
şiir,
85 sayfa

‘Leylek Kırmızısı’, Tuncay Takmaz’ın ‘Unutma Aşk’ ve ‘Okunmuyor Aşk’tan sonraki üçüncü şiir kitabı. Takmaz, kitapta yer alan ‘Korkmuyorum Hiç’ şiirinde şöyle diyor: “peter’a dikkat et / suç işledi işleyecek / çok katı sözler vermişti kendine / çocuktu ufacıktı / ip atlayıp duracaktı / anasının kucağında // gökyüzü doğduğum yer / nüfusa kayıtlı olduğum ceviz ağacı kireç burnunda / bu kahrolası mavi ekmek kavgam / sesi aktı kesildi kokusu / bir deri bir kemiğe döndüm // su titrer / ateş akardı / tehlike anında kuluçkaya yatar / ilişkilere girmezdi cemaate // peter’a dikkat et dedimse / korkumdan değil / ben o değilim / kahrolası (...)”

PENGUEN
KARİKATÜR YILLIĞI 2010
Yayına hazırlayan: Faruk Kaya, Getto Basın Yayın,
karikatür, 160 sayfa

‘Penguen Karikatür Yıllığı 2010’, Türkiye’nin geride bıraktığı bir yılına dair karikatürün hem güldüren hem düşündüren tanıklığını sunuyor. Kitap, hızla değişen gündemin unutmaya terk ettiği önemli olayları kayıt altına almasıyla önemli. Burada, TEKEL işçi eylemi, dört bir yana yayılan linç eylemleri, ıslak imza, Kozmik Oda, Balyoz darbe planı, Anayasa paketi, referandum, Taksim’deki 1 Mayıs kutlamaları, seks kaseti skandalı, maden kazaları, Mavi Marmara baskını, Tophane’deki sanat galerilerine saldırı ve çalınan KPSS soruları gibi konular işleniyor. Yıllık, 2010’un acı ve tatlı olaylarını bir film şeridi gibi izlemek için iyi bir fırsat.

TÜRK ŞİİRİNDE TAŞRA
Selim Temo,
Agora Kitaplığı,
eleştiri,
395 sayfa

Selim Temo ‘Türk Şiirinde Taşra’da, 1859-1959 zaman aralığında, Türk şiirinde taşra temasının ortaya çıkışını ve dönüşümünü irdeliyor. Çalışmasına, 1859’da yayımlanan İbrahim Şinasi’ye ait ‘Terceme-i Manzûme’ ile başlayan Temo, ardından, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Recaizâde Mahmut Ekrem tarafından yazılan vatan ve taşra temalı şiirleri ele alıyor. Devam eden bölümlerde ise, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, halkçı söylemin şiirde nasıl belirdiği; o yıllarda yaygınlaşan taşrayı tanıtma söylemi inceleniyor. Kitapta, ilgi çeken bir dönem de, 1950-1959 zaman aralığı. Zira yazara göre bu dönemde, taşralı şairler nicel olarak merkezdeki şairleri geçmiş ve “poetik iktidarı” ele geçirmişti. Temo, taşranın Türk şiirindeki görünümlerini incelerken, taşra olgusunun siyasal, tarih- sel durumla olan ilişkisini de analiz ediyor.

TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL
CİNSİYET ÇALIŞMALARI
Derleyen: Hülya Durudoğan, Fatoş Gökşen, Bertil Emrah Oder ve Deniz Yükseker,
Koç Üniversitesi Yayınları, kadın, 382 sayfa

‘Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları’, aynı adla düzenlenen bir konferansa sunulan bildirilerin bir kısmı ile konferansa sunulmamış farklı çalışmalardan oluşuyor. Toplumsal cinsiyet olgusunu hukuktan felsefeye, sosyolojiden ekonomiye farklı disiplinlerin bakış açılarıyla inceleyen makaleleri bir araya getiren kitabın, çarpıcı bilgi ve belgeler barındırmasıyla dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Çiğdem Kağıtçıbaşı, Zeynep Direk, Hülya Durudoğan, Serpil Çakır, Feyda Sayan Cengiz, Ayşe Güneş-Ayata, Özlem Gölgelioğlu, Zeynep Oya Usal, Elif Ekin Akşit, Feride Acar, Fatoş Gökşen, Deniz Yükseker, Bertil Emrah Oder, Nur Centel, Filiz Kerestecioğlu, Kadriye Bakırcı, Bruce H. Rankin, Işık A. Aytaç, Ayşe Gündüz Hoşgör, Ayça Kurtoğlu, Tore Fougner, Azer Kılıç ve Aslıcan Kalfa.

FOUCAULT
Yazan ve yayıma hazırlayan:
Veli Urhan, Say Yayıncılık,
felsefe, 470 sayfa

Veli Urhan ‘Foucault’da, 1926-1984 yılları arasında yaşamış çağdaş Fransız düşünürü Michel Foucault’nun düşünce dünyasını ele alıyor. Urhan kitabına, Foucault’nun düşünce hayatı ve eserlerini inceleyerek başlıyor. Kitabın ikinci bölümünde ise bu önemli ismin “Episteme”, “Bilgi”, “Bilim”, “Arkeoloji”, “Bilginin Arkeolojisi”, “Benlik Teknolojisi”, “Biyoiktidar”, “Tarih ve Süreksizlik” ve “Bilgi/İktidar İlişkisi” gibi temel kavramları irdeleniyor. Urhan, Foucault’nun en önemli çalışmalarından biri olarak kabul edilen ‘Bilginin Arkeolojisi’nde ele aldığı konuları ise, üçüncü bölümde inceliyor. Çalışmanın son bölümünde ise, Gilles Deleuze, Roberto Machado, Pierre Burgelin, Ian Hacking, Michael S. Roth ve Thomas R. Flynn gibi isimlerin kaleme aldıkları yazılardan oluşan, Foucault’ya dair seçme metinlere yer verilmiş.

7’DEN 70’E TAŞ DEVRİ DİYETİ
Ahmet Aydın,
Hayy Kitap,
sağlık,
503 sayfa

Ahmet Aydın, bir önceki çalışması ‘Taş Devri Diyeti’nde, modern hayatın endüstriyel tuzaklarına karşı okurlarını uyarmış ve “hakiki” yiyeceklerle daha sağlıklı bir yaşam sürülebileceğini göstermişti. Söz konusu çalışmanın devamı olan elimizdeki eser ise, doğru ve sağlıklı beslenerek hastalıklardan korunmanın mümkün olduğunu, çok sayıda bilimsel araştırma ekseninde ortaya koyuyor; reklamlarla pompalanan birçok yararsız, hatta zararlı yiyeceği mercek altına alarak, bu albenili gıdaların bizi nasıl hasta ettiğini gözler önüne seriyor. Çalışmayı önemli kılan bir diğer husus da, yazarın “diyet diktatörleri” dediği kişilerle hesaplaşması. Servet harcanan diyetlerin karşısına, halkın kolayca ulaşabileceği ucuz ve basit tedavileri koyan çalışma, tıp öğrencileri, hastalar, diyetisyenler ve hekimlere tavsiye edilir.

Arkeolojinin delikanlısından yemekler

KAZI BAŞKANININ KARAVANASI
Muhibbe Darga
Can Yayınları
2010, 128 sayfa.

Ülkemizin en önemli arkeologlarından biri olan Prof. Dr. Muhibbe Darga’nın ‘Kazı Başkanının Karavanası’ ilginç ve keyifli bir kitap. Bir yemek kitabı olan ’Kazı Başkanının Karavanası’, başarılı bir bilim kadınının anılarını da içeriyor. Kartepe, Gedikli ve Değirmentepe kazılarına katılan, Şemsiyetepe ve Şarhöyük kazılarına başkanlık yapan Darga burada öğrencilerine ve işçilerine yaptığı yemekleri, yakın köylerden edindiği tarifleri birleştirerek bu kitabı oluşturmuş. Kitap şüphesiz ülkemiz kültürüne büyük katkıda bulunuyor. Bir yanıyla özel bir mutfağı içinde barındıran ‘Kazı Başkanının Karavanası’, bir yanıyla da kültür tarihi sunuyor.
Muhibbe Darga ezelden beri yemeklere ve yemeye düşkün biriymiş. Kazıları sırasında genç arkeologlara güzel yemekler yapmak kendisi için çok önemli. Kitapta da bahsettiği gibi Darga için ‘kazı karavanası’ iyi ve doyurucu olmalı. Yemek esnasında yapılan hoş sohbetin genç arkeologların çalışma verimini arttırdığını düşünüyor. Kendisi yemek konusunda çok titiz. Örneğin Darga kesinlikle dışarıdan reçel ve kokteyller almaz, hepsini kendi elleriyle yaparmış. Kazı zamanları da yiyecek ve içeceklerin temiz ve sağlıklı olmasına çok özen gösterir onun kazısında kimse hasta olmazmış. 1980’li yıllarda başlayan yemek yapma hevesi Teşvikiye’deki evinde gelişmiş. Bir gün yemeklerinin, reçellerinin tadını bilen çok yakın arkadaşı ve öğrencisi ona bildiklerini yazmasını önermiş. Bu fikir kitabın temellerinden biri sayılabilir. Fikre kafası yatan Darga’yı asıl harekete geçiren ise ı Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın yazısı olmuş. Muhibbe Darga, İlber Ortaylı’nın yazısını okuduktan sonra iki dostuna da hak verip bu kitabı yazmaya koyulmuş. Kitap içerisinde çeşitli, ilginç yemek tarifleriyle beraber ilk kez yayımlanan ‘kap kacak’ fotoğrafları da yer alıyor. İşte size ‘arkeolojinin delikanlısı’ndan Yumurtalı taze fasulye tarifi: 500 gram taze fasulye tuzlu suda haşlanır. İyice piştikten sonra süzülür. İki baş soğan rendelenir ve tereyağında hafifçe kızartılırken fasulyeler eklenir ve soğanla beraber kavrulur (yaklaşık on dakika). Sonra üç yumurta çırpılır ve sıcak fasulyelerin üstüne dökülür. Bu şekilde beş dakika pişirilir.
Elif Doyran