YENİ ÇIKANLAR

SOSYAL ETKİLER
Nuray Sakallı,
İmge Yayınları,
psikoloji,
255 sayfa

Nuray Sakallı, ilk baskısı 2001’de yapılan ‘Sosyal Etkiler’de, sosyal kurallar, sosyal baskı, grup etkileri, gruba uyma, ricalara boyun eğme, emirleri düşünmeden yerine getirme, güç, lider ve liderlik, azınlığın etkileri, tutum değişimi gibi, sosyal etkinin farklı türevlerini kapsamlı bir şekilde masaya yatırıyor. Sosyal psikoloji alanının yetkin çalışmalarından olan kitap bilhassa, bireylerin gruplara uymasında etkili olan faktörleri apaçık ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz. Kitapta ayrıca, sosyal etkiler ile reklamcılık ve televizyonun birey üzerindeki etkileri konusunda yapılan araştırmaların sonuçları de irdeleniyor.

MEKANİK MELEK
Cassandra Clare,
Çeviren: Zeynep Heyzen Ateş,
Artemis Yayınları,
roman, 532 sayfa

Fantastik bir dünyada geçen ‘Mekanik Melek’, baş kahramanı Tessa Gray’in, Viktorya dönemi Londra’sındaki maceralarını hikâye ediyor. Ağabeyini bulmak için uzun bir yolculuğa çıkan Gray, kendini büyücülerin ve doğaüstü yaratıkların ele geçirdiği Londra’da bulacaktır. Ülkenin alt üst olduğu bu zamanda, her şeyi normal haline getirecek tek güç de, iblislere karşı savaş açan Gölgeavcıları’dır. Bu esnada Gray, kötü niyetleri olan Kara Kardeşler tarafından kaçırılacaktır. Fakat Gray’in, istediği zaman başkasına dönüşmek gibi, doğaüstü bir yeteneği de vardır. Düşmanlarıyla mücadele etmeye koyulan Gray’in hayatından aşk da eksik olmayacaktır.

DOKTORUM ALTIN KAFESTE
Şaban Şimşek,
Alfa Yayınları,
sağlık,
372 sayfa

Şaban Şimşek ‘Doktorum Altın Kafeste’ adlı elimizdeki kitabında, meslek hayatı boyunca karşılaştığı gülünç olayları okurlarıyla paylaşıyor. Şimşek’in kitabı böylece, mesleğin rutini dışına çıkarak, hem okurları hem de doktorları tebessüm ettirmeyi amaçlıyor. Fıtık ameliyatı olması gereken bir Karadenizlinin, elbiselerinin altına “Fituğum sağ taraftadur, hayırlı başarılar!” yazılı bir kağıt koyması, kitaptaki güldüren hikâyelere bir örnek. Şimşek, “Bu kitabı, mutluluğu ve huzuru bir türlü yakalayamayan ülkemizde, son yıllarda önemli ölçüde statü kaybeden ve bu sebeple genele göre daha da karamsar olan doktorlar için yazdım” diyor.

İSTANBUL MEKTUPLARI
Guilleragues Kontu,
Çeviren: Yaşar Avunç,
Kırmızı Yayınları,
mektup, 175 sayfa

Guilleragues Kontu’nun, daha önce Türkçeye çevrilen tutkulu ‘Portekiz Mektupları’nın yazarı olduğu iddia edilir. Fakat kesin olan bir şey varsa, o da, Portekizli bir rahibenin kaleminden süzülen bu mektupların, kadın-erkek ilişkilerinin kendine has labirentleri konusunda önemli bir klasik olduğu. ‘İstanbul Mektupları’ ise, tam adı Gabriel -Joseph de la Vergne olan ve 1678’de
büyükelçi göreviyle İstanbul’a gelen Guilleragues Kontu’nun şehre dair mektuplarından oluşuyor. Kont, altı yıl boyunca görev yaptığı İstanbul’a dair, boğucu bir portre çiziyor. Kitapta, Enis Batur’un konta ve onun mektuplarına odaklandığı bir önsöz de yer alıyor.

THORGAL: OGATAI’NİN TACI
Jean Van Hamme ve Grzegorz Rosinski, çeviren: Zeynep Mertoğlu, Çizgi Düşler Yayınları, çizgiroman, 48 sayfa

Öyküsü Jean Van Hamme, çizimleri de Grzegorz Rosinski’ye ait olan ‘Thorgal’, ilk olarak 1977 yılında ortaya çıktı. Viking mitolojisinden beslenen ‘Thorgal’i ilgi çekici kılan bir başka husus da, fantastik, bilimkurgu, korku ve serüven gibi farklı türlerden beslenen zengin öykülere sahip oluşudur diyebiliriz. Elimizdeki seçkide ise, Tanrılar tarafından lanetlenmesine rağmen barış için savaşan Thorgal’in 1993, 1994 ve 1995 yıllarında Editions du Lombard tarafından yayımlanmış ‘Görünmez Kale’, ‘Sürülmüşlerin İşareti’ ve ‘Ogatai’nin Tacı’ başlıklı üç macerası yer alıyor. Seçkinin albenisi ise, tamamı kuşe renkli kağıda basılmış olması.

PUTİN’İN LABİRENTİ
Steve LeVine,
Çeviren: Mert Akcanbaş,
Destek Yayınevi,
siyaset, 207 sayfa

‘Putin’in Labirenti’nin yazarı Steve LeVine, Rus lider Vladimir Putin’in ülkede işlenen cinayetler ekseninde bir portresini çiziyor. Sovyetler Birliği ülkelerinde on yıldan fazla yaşayarak gazetecilik yapmış olan LeVine’in çalışması, kamuoyunun da gündemini uzun süre işgal etmiş eski KGB ajanı Alexander Litvinenko cinayetiyle açılıyor. Fakat kitap, söz konusu cinayetin izini sürmekle yetinmiyor; aynı zamanda Elena Baranovskaya, İrina Fadeeva, İlya Lysak, Nikolai Kholkhlov, Paul Klebnikov, Dimitri Medvedev, Anna Politkovskaya ve Putin’in azılı muhalifi Boris Berezovsky gibi aktörlerin de rol aldığı tehlikeli ilişkileri masaya yatırıyor.

SOSYAL ZAMAN VE DİN
Celaleddin Çelik,
Çizgi Kitabevi,
sosyoloji,
270 sayfa

Celaleddin Çelik ‘Sosyal Zaman ve Din’de, sosyal zaman anlayışları ile dindarlık ilişkisini sosyolojik bir yaklaşımla inceliyor. Toplumsal bir fenomen olarak zamanın sosyolojik düşüncedeki yerini saptayan; teorik kısımda da, zamanı değerlendiren sosyolojik yaklaşımları ele alan Çelik, çalışmanın eksenine ise “sosyal zaman” düşüncesi, tutumları ve kullanımları ile dindarlık arasındaki ilişkiyi oturtuyor. Çalışma, insanların günlük faaliyetleri içinde zamanı nasıl algıladıklarını, nasıl yorumladıklarını ve kullandıklarını ortaya koyuyor; sosyoloji aracılığıyla da, sosyal zamanın dini inançlar ve pratiklerle içli dışlı olduğunu gösteriyor.

‘Sade bir semtini sevmek bile...’
ZEYREK, FATİH
İstanbul’un Tarihi Yarımadası
Nursel Gülenaz,
İnci Tüysüz
Remzi Kitabevi
2010, 144 sayfa

Bugüne kadar İstanbul hakkında birçok şey yazılıp çizildi. Şiirler, romanlar, hikâyeler... Ne kadar çok şey yazılsa da hâlâ bir eksik varmış gibi geliyor insana. Belki de bu yüzden vazgeçmiyor yazarlar İstanbul’u anlatmaktan. İstanbul Teknik Üniversitesinde Sanat Tarihi derleri veren Nursel Gülenaz ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde Sosyoloji eğitimi almış olan İnci Tüysüz’ün yazdığı ‘Zeyrek, Fatih’ de şehrin en güzel semtlerinden birini anlatıyor. İstanbul’da doğup büyümüş aynı zamanda yakın arkadaş olan İstanbul âşığı bu ikili Yahya Kemal Beyatlı’nın “Sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel” sözünden yola çıkarak bize Fatih’in Zeyrek İlçesini tanıtıyor.
İstanbul’un tarihi yarımadası Fatih, Tarihi yarımada (Suriçi) denen İstanbul şehrinin ilk kurulduğu ve geliştiği bölgenin tamamını kaplayan ve İstanbul’un merkezi sayılan bir ilçe. Zeyrek ise Fatih’in bir ilçesi. İsmini kiliseden camiye çevrilmiş tarihi değere sahip Zeyrek Camii’nden alıyor. İlk başta kilise olarak kullanılmış daha sonra camiye dönüştürülmüş ve Fatih ilçesinde bir semt halini almış. Bu ilçe İstanbul’un en eski ve en çok tarihi eser barındıran semtlerinden biri. Nursel Gülenaz ve İnci Tüysüz, etnik ve tarihi yapısı birçok kez değişmiş olan bu semti sanat tarihçibi ve sosyolog gözüyle ele alıyor. Tarihi yarım adayı Zeyrek’ten başlayarak anlatan Gülenaz ve Tüysüz, aynı zamanda Fatih, Çarşamba, Karagümrük, Edirnekapı, Hırka-i Şerif, Sarıgüzel, Macar Kardeşler Caddesi, Fevzi Paşa Caddesini de tanıtıyor. Kitap içerisinde bolca fotoğraf ve harita yer alıyor. Akıcı ve okuyucu yormayan bir anlatıma sahip olan Nursel Gülenaz ve İnci Tüysüz’ün bu kitabı bir rehber niteliği de taşıyor. ‘Zeyrek, Fatih’ bu bölgenin tarihsel yapısını, bu yapıların yarattığı atmosferi, yörenin yaşayan geleneksel değerleriye öne çıkan güzellikleri ele alıyor.
ELİF DOYRAN

MALLARIN MALLARLA ÜRETİMİ,
Piero Sraffa,
Çeviren: Ümit Şenesen,
Yordam Kitap, iktisat, 176 sayfa

1983 yılında hayata veda eden Piero Sraffa, yirminci yüzyılın en önemli iktisatçılarından. İtalyan asıllı İngiliz iktisatçı 1926’da, henüz 28 yaşındayken kaleme aldığı makalesinde, serbest piyasanın tekelleşmeye yol açtığını savunmuş; bu tez çok tartışılmıştı. Cambridge ekolünden gelen Sraffa’nın otuz yılda yazdığı ve tek kitabı olan ‘Malların Mallarla Üretimi’ ise, kapitalist dünyada iktisat düşüncesine bir yüzyıl boyunca hakim olmuş neoklasik iktisadın dışında yeni bir teorik çerçeve öneriyor. 1960’ta yayımlanan kitapta Sraffa’nın çizdiği teorik çerçeve, neoklasik iktisadı eleştiren iktisatçıların temel kaynaklarından biri olmuştu.

TEMİZ KALPLER
Susan Hill,
Çeviren: Kerem Işık,
Yapı Kredi Yayınları,
roman, 463 sayfa

Susan Hill imzalı ‘Temiz Kalpler’, Başmüfettiş Simon Serrailler’in ikinci macerasıyla okurun karşısına çıkıyor. İngiltere’nin ufak bir katedral kasabası olan Lafferton’da geçen roman, küçük bir çocuğun kaçırılması ve devamında yaşanan olayları hikâye ediyor. Hill romanını, “suçlu kim?” sorusunun yanıtından çok, farklı durumlara savrulan karakterlerinin yaşadığı olaylar üzerine inşa etmiştir diyebiliriz. Böylece Serrailler kendini, evinin kapısının önünde beklerken kaçırılan bir çocuk, ölümle yaşam arasında gidip gelen bir kadın ve suçtan uzak durup durmamak konusunda ikilem içinde olan bir adam gibi ilginç hayatların içinde bulacaktır.

MODERN ARAŞTIRMACI
Jacques Barzun ve Henry F. Graff, Çeviren: Fatoş Dilber,
Kırmızı Yayınları,
bilim, 428 sayfa

Uzun zamandır kullanımda olan ‘Modern Araştırmacı’, araştırma tekniklerinin öğretilmesi amacına uygun olarak, eğitim ve her meslekten öğrenci ve araştırmacıya hitap ediyor. Kitap, bilimsel olma amacını taşıyan bütün araştırmalarda, araştırmacının, gerçekleri, fikirleri ve o konuda söylenmişleri içeren kayıtlara nasıl ulaşacağını ve bunları nasıl kullanacağını gösteriyor. Çalışma, kütüphanelerden nasıl yararlanılabileceğinden not tutma tekniklerine, yazma yöntemlerinden çeviri konusunda ipuçlarına, alıntı yapmanın inceliklerinden sunuş biçimlerine kadar pekçok ayrıntıyı barındırmasıyla, günümüz araştırmacısı için nitelikli bir kılavuz.

TÜRKÇE DİLBİLGİSİ
ÖĞRETME KİTABI
Feyza Hepçilingirler,
Everest Yayınları,
dil, 420 sayfa

Türkçe denince ilk akla gelen isimlerden olan Feyza Hepçilingirler’in ‘Türkçe Dilbilgisi Öğretme Kitabı’, Türkçe öğrenmek isteyenler ile öğretmeye çalışanlar için hazırlandı. Türkçe öğretimini ezberden çıkarmayı, Türkçenin temelden kavranmasını, sevilmesini ve bu sayede savunulmasını amaçlayan çalışma, Türkçeye dair merak edilip de sorulamayan birçok sorunun yanıtını barındırıyor. Küreselleşmenin dilleri tehdit ettiği çağımızda, sözcük, yazım kuralları, cümle, doğru ve iyi anlatım gibi kapsamlı bölümlerden oluşan elimizdeki çalışma, Türkçeyi bilinçli sevmek, onu bilinçli savunmak isteyenler için derli toplu ve nitelikli bir rehber.

NEREDE VE NE İÇİN YAŞADIM
Henry David Thoreau,
Çeviren: Yonca Yalçın Çakmaklı, Notos Kitap, anlatı,
156 sayfa

Amerikalı yazar, düşünür ve çevreci Henry David Thoreau, 1845’te Walden gölü kıyısında doğayla iç içe bir hayat yaşamaya başlamıştı. Thoreau’nun iki yılı aşan bu deneyiminin meyvesi olarak ‘Walden’ eseri ortaya çıkmıştı. Eser, modern hayatı geride bırakarak sade bir yaşam sürmenin en ünlü manifestolarından biri olarak kabul ediliyor. İşte ‘Nerede ve Ne İçin Yaşadım’, Thoreau’nun on yedi bölümden oluşan bu efsane eserinin dört bölümünü bir araya getiriyor. Kitabı dikkat çekici kılan başlıca husus, yalnızca Thoreau’nun Walden gölüne ve hayvanlara ilişkin gözlemleri değil, bunlardan hareketle farklı felsefi konulara uzanmasıdır diyebiliriz.

YENİ VAMPİRİN EL KİTABI
Joe Garden, Janet Ginsburg, Chris Pauls, Anita Serwacki ve Scott Sherman, çeviren: Anıl Dursun, Derin Kitap, mizah, 223 sayfa

Bilindiği gibi vampirler, bilhassa son zamanlarda birçok kitabın, filmin ve dizinin konusu olmalarıyla, hayatımızın vazgeçilmez figürlerine dönüştü. Elimizdeki kitap ise, genelde korku figürü olarak sunulan vampirlere mizah çerçevesinden bakıyor. Burada vampir vücudu, vampir cinselliği, avını baştan çıkarma yöntemleri, vampirin sofra ve beslenme “adabı”, vampirin ağız ve diş sağlığı, vampir-insan ilişkileri ve vampirlerin yaşam tarzı gibi, okurlarını güldürmeyi hedefleyen bölümler yer alıyor. Konunun yalnızca gülünç yönleriyle yetinmeyen kitap, vampir edebiyatını çığırından çıkarmış “korku endüstrisi”yle alay etmeyi de ihmal etmiyor.

DEVLET DERSİNDEN ÇAKIYORUZ ABİLER
Metin Sever,
Hayy Kitap,
siyaset, 231 sayfa

‘Devlet Dersinden Çakıyoruz Abiler’, Metin Sever’in Sabah gazetesindeki köşesinde yayımlanmış yazılarından oluşuyor. Sever’in buradaki yazıları, Türkiye ’nin inişli çıkışlı yakın tarihine odaklanıyor.
12 Eylül darbesi ve sonrasında yaşanan yıkım; orantısız güçle içinden çıkılamaz hale gelen Kürt sorunu; devletle göbek bağını bir türlü kesemeyen medya; Türkiye siyasetinden bazı aktörler ve Türkiye solunun yaşadığı sıkıntılar, Sever’in ele aldığı konulardan birkaçı. Karanlık bir döneme, vicdanı merkeze alarak bakmaya çalıştığını söyleyen Sever, saptadığı yanlışlıkların, ancak demokrasi zemininde buluşmakla aşılabileceğini belirtiyor.

Mutlak gücün romanı

BAY CH
Berivan Kaya
Berfin Yayınları
2010, 155 sayfa

Berivan Kaya, ilk romanı ‘Bay CH’de, küreselleşmenin getirdiği sorunlarla birlikte, mutlak gücün etkilerini de irdeliyor. Romanda, yenilmez işadamı olan Bahtiyar Bey’in kişiliğinde, parasal değerlerin etkisi anlatılıyor. Yazar, elöyküsel anlatımla yazdığı romanında, holdingten holdinge geçmenin daha getirili bir iş olduğunu vurgularken, marka yöneticisi Bahtiyar Bey’i ve yeni Metin Yazarı Sadettin’i tanıtıyor. Holding ürünlerini pazarlamak için marka yaratma çalışmaları yapılırken, yoksulların ruhları çalınıyor, pazarlama gücü ortaya konuluyor.
Holding yöneticileri, devletin satılığa çıkardığı sigara fabrikalarını satın alıyor. Yönetim kurulu toplantısında, sigara fabrikalarının yeniden yapılandırılması kararlaştırılıyor. Bunun için yönetici kadroları değiştirilip işçiler çıkarılıyor. Bahtiyar Bey, tüketiciler ile zihinsel ve duygusal bağları kurmanın önemini belirtiyor. Gösterişe önem vererek müşteri kazanma yollarını araştırıyor. Cep telefonlarında olduğu gibi telefonla mutlu olan insanlar örnek alınıyor. İçilen sigaralar inceleniyor, Metin Yazarıyla birlikte “ruh avına” çıkıyorlar. Kentin varoşlarında yaşayan insanları, çamura batarak da olsa izliyorlar. Dünyanın bir alma-satma dünyası olduğundan hareket ediyorlar. Marlbora sigarasının içilmesinde, çok satılmasında, reklam etkisini, kovboyun mutluluğuna özenmenin payını değerlendiriyorlar. İnsanları “marka düşkünü” yapmak için çalışıyorlar.
Berivan Kaya, ‘Bay CH’ adlı romanında, küreselleşmenin getirdiği acımasızlığı, insan harcamayı, insan kullanmayı gözler önüne seriyor. Halk yığınlarının sömürülmesi, köleleştirilmesi için egemenlerin nasıl çalıştığını etkileyici bir dille anlatıyor.
HASAN AKARSU

ELEŞTİREL PEDAGOJİ
Adem Yıldırım,
Anı Yayıncılık,
eğitim,
230 sayfa

Radikal demokrasinin eğitimsel değişimini ve dönüşümünü öngören eleştirel pedagoji, demokrasi kültürünü zenginleştirmeyi ve aktif, sürekli bir yurttaşlık bilinci kazandırmayı amaçlar. Tarihsel köklerinde en güçlü geleneğin Marksizm olduğu bu akım böylece, kültürel ve sosyal politikaları izleyen, iyi okuyan ve eleştiren bir toplum oluşturmayı hedefler. İşte Adem Yıldırım elimizdeki çalışmasında, geleneğin kapsamlı bir çerçevesini, bu alanın bilinen iki ismi olan, Ivan Illich ve Paulo Freire’nin eğitim anlayışları üzerinden sunuyor. Yıldırım, bu iki düşünürün, eleştirel pedagoji konusundaki birbirinden farklı yorumları üzerine yoğunlaşırken, akımın temel kavramlarını da derli toplu bir şekilde okuyucularına sunuyor. Yazar böylece, son zamanlarda Türkiye’de tartışılan ekolün kapsamlı bir sunumunu yapmış oluyor.

İRAN’IN SON İKİ YÜZYILLIK TARİHİ
Mohammed-Reza Djalili ve
Thierry Kellner, çeviren: Reşat Uzmen,
Bilge Kültür Sanat Yayınları,
tarih, 183 sayfa

Birkaç bin yılı devirmiş, sayısız kopmalar ve derin değişimlerle belirgin İran’ın tarihi, son derece hareketli. İşte Mohammed-Reza Djalili ve Thierry Kellner elimizdeki siyasî tarih çalışmalarında, Doğu’nun simge ülkelerinden İran’ın 1796-2010 zaman aralığına odaklanıyor. İran’ın Kaçar yüzyılıyla başlayan altı bölümlük çalışma, devamında, ülkenin 20. yüzyılını; Rıza Şah’la beraber modern İran’ın ortaya çıkmasını; gel-gitlerle dolu Muhammed Rıza Şah dönemini; İslam cumhuriyetinin kuruluşunu; Humeyni’li yılları ve nihayet, Humeyni sonrası dönemi ele alıyor. Djalili ve Kellner’in çalışması, halen gündemde olan çelişkilerle dolu bu komşumuzun tarihine nitelikli bir giriş yapıyor. Kitap bunun yanı sıra, içine kapanık bir kültüre sahip İran’ın, bize benzeyen ve bizden ayrılan yönleri konusunda da önemli ipuçları sunuyor.

ABDÜLHAK HAMİT’İN MEKTUPLARI
Çeviren: Lizet Deadato,
Erko Yayıncılık,
mektup,
220 sayfa

Lüsyen Hanım ve şair Abdülhak Hamit Tarhan aşkı, Can Dündar’ın son romanıyla yeniden gündeme gelmişti. Elimizdeki kitap da, Lüsyen Hanım’ın, Abdülhak Hamit’e, Fransızca yazdığı mektuplardan oluşuyor. Tarhan ile Lüsyen Hanım tanıştıklarında, şair altmışına merdiven dayamış, Lüsyen Hanım ise henüz on dokuz yaşındaydı. İkilinin aşkı, bu yaş farkından da kaynaklı olarak çokça konuşulmuş, dönemin gazete ve dergilerinde, önemli bir haber olarak sıklıkla kendine yer bulmuştu. İşte 1920-1927 yılları arasında yazılan bu mektuplar, söz konusu aşkın taraflarından Lüsyen Hanım’ın tutkulu iç dünyasını yetkin bir şekilde yansıtmasıyla, meraklılarına ziyadesiyle hitap edebilir. Mektupları ilgi çekici kılan bir diğer husus da, bağımsızlık savaşı veren dönemin Türkiyesi’ne dair bazı ayrıntılar barındırmalarıdır diyebiliriz.

ALKİBİADES 1-2
Platon,
Çeviren: Furkan Akderin,
Say Yayıncılık,
felsefe, 126 sayfa

‘Alkibiades 1-2’, Platon’un, hocası Sokrates’in görüşlerini aktardığı gençlik dönemi eserlerinden. Diyalogun merkezinde Sokrates ile siyasetçi, hatip ve kumandan Alkibiades yer alır. Alkibiades’in henüz on sekiz yaşındayken gerçekleştiği kabul edilen diyalog, ahlaki konulara ve moral erdemlere odaklanıyor. Alkibiades’in, söz konusu diyaloğun geçtiği zamanın hemen ertesinde Atina ile Sparta arasında kanlı bir egemenlik mücadelesinin yaşandığı yirmi beş yıllık döneme damgasını vurduğu söylenir. Diyalog ayrıca, Eski Çağ’ın dikkat çeken karakterlerinden Alkibiades’in hayatına ve kişiliğine dair en iyi kaynaklardan biri olarak da kabul ediliyor. M. Ö. 399’da yazıldığı bilinen diyalog bu yönüyle, Sokrates felsefesinin farklı bir veçhesini sunduğu kadar, tarihe yön vermiş bir komutanın kişiliğini de aydınlatıyor.