YENİ ÇIKANLAR

HOZANDAKİ KIZ
Azimet Ceyhan,
Belge Yayınları,
roman,
342 sayfa

Azimet Ceyhan, cezaevinde yazan kalemlerin umut verici olanlarından. On yıldır cezaevinde bulunan ve müebbet hapse mahkum edilen Ceyhan’ın daha önce yayımlanmış ‘Savruluş’ adlı bir kitabı bulunuyor. Ceyhan elimizdeki romanı ‘Hozandaki Kız’da ise, küçük bir kız çocuğunun hayatı ekseninde, Türkiye’nin trajik yakın tarihine odaklanıyor. Büyük kıyımlardan geçmiş Ermenilerin yaşadıkları, roman boyunca, bir hayalet gibi karakterlerin karşısına çıkar. Topraklarından ayrılmamanın acısına dayanamayan Ermenilerin Uçurum Kayası’ndan atlayarak intihar edişi ve bunun bir lanet gibi daha sonraki kuşakların hayatlarını şekillendirmesi, romanın öne çıkan temalarından.

ORTAÖĞRETİM KÜRT DİLİ VE EDEBİYATI DERS KİTABI
Mehmet Sait Çakar, Fehim Işık, Mehmet Mehmetoğlu, Esra Sadıkoğlu, Ronayi Önen ve Sami Tan, Tarih Vakfı Yayınları, eğitim, 207 sayfa

Özerklik tartışmalarıyla beraber, bir yandan resmi dil ve Kürtçenin eğitim dili olup olmaması konusu tartışılırken, öte yandan var olan önyargılar masaya yatırılıyor. İşte, Kürt kültürü, dili ve edebiyatı konusunda yanlış ve eksik bilgilere sahip veya hiç bilgisi olmayan tüm ortaöğretim öğrencilerini hedefleyen elimizdeki ders kitabı, bu tartışmaya olumlu bir katkı sunmasıyla oldukça önemli. Kürt dilini ve Kürtçenin dünya dilleri arasındaki yerini tanımlamakla başlayan kitap , sözlü ve yazılı Kürt edebiyatından klasik Kürt edebiyatına, Kürtçe edebi metinlerde işlenen konulardan modern Kürt edebiyatına kadar birçok konuya odaklanıyor.

SÖZ UÇMUŞ YAZI KALMIŞ
Yankı Yazgan,
Doğan Kitap,
deneme,
336 sayfa

‘Söz Uçmuş Yazı Kalmış’, doktor, araştırmacı ve öğretim üyesi Yankı Yazgan’ın 1980’lerden günümüze gündelik hayat , psikiyatri ve beyin bilimleri konusunda kaleme aldığı yazılarından oluşuyor. Kitap bu yönüyle, Yazgan’ın hem kişisel hem de profesyonel gelişimi konusunda ayrıntılar barındırıyor diyebiliriz. Üç bölüme ayrılan kitabın ilk iki bölümü, yazarın daha önce yayımlanmış ‘Labirent Yolculukları’ ile ‘Devlet Baba ve Tabiat’ isimli kitaplarından seçilmiş yazılardan ve bunlara dair güncel notlardan oluşuyor. “Kitapsız Yazılar” başlığını taşıyan son bölüm ise, farklı konularda kaleme alınmış, güncelliğini koruyan metinlerden oluşuyor.

NEDEN OKUMALI,
NE OKUMALI?
Latif Onur Uğur, Mehmet Akif Alkaya ve Mücella Özbay Karakuş, Palme Yayıncılık,
eğitim, 344 sayfa

Üç yazarlı ‘Neden Okumalı, Ne Okumalı?’, daha önce Kırşehir Kaman’da varlık gösteren Yeşil Kaman Gazetesi’nde aynı adlı köşede yayımlanmış yazıları bir araya getiriyor. Burada, Türkiye ve dünya edebiyatından roman, öykü, deneme, anı, tiyatro, şiir, şiir felsefesi, aforizma ve akademik tez gibi birçok türde yayımlanmış çalışmalara odaklanan yazılar yer alıyor. Yayınevi tanıtımlarının da yapıldığı kitapta ayrıca, okuma planları, okuma deneyimleri ve okumaya ilişkin görüşler gibi pratik bilgiler de bulunuyor. Altmıştan fazla eserin tanıtıldığı çalışmanın, kitapların renkli dünyasına yeni yeni adım atan okurların ilgisini çekebilir.

İZMİR’İN ANAHTARI
Tatiana Salem Levy,
Çeviren: Yıldız Ersoy Canpolat,
Hit Kitap,
roman, 191 sayfa

Brezilyalı Tatiana Salem Levy, kökenleri Osmanlı’ya uzanan bir aileye mensup. Sürgünde doğan bir yazar olan Levy’nin ailesi, geçen yüzyılın başında İzmir’den Brezilya’ya göç etmiş. İşte otobiyografik özellikler barındıran ‘İzmir’in Anahtarı’, bir arayışın romanı olarak karşımıza çıkıyor. Romanın aynı zamanda anlatıcısı da olan baş kahramanına, dedesi, İzmir’deki evlerinin anahtarını verir ve ondan, şehre gidip akrabalarının izini sürmesini ister. Yola koyulan kahramanımız, ilk olarak İstanbul’a, ardından İzmir’e gidecektir. Levy’nin romanının, ülkenin prestijli ödüllerinden 2008 São Paulo İlk Roman Ödülü’nü kazandığını da belirtelim.

SON SARAYLI
Murat Aykaç Erginöz,
Arion Yayınevi,
roman,
392 sayfa

Belli bir döneme odaklanan romanlarıyla bilinen Murat Aykaç Erginöz ‘Son Saraylı’da, bu sefer II. Abdülhamit zamanından bir figürün, Hanzade’nin hikâyesiyle karşımıza çıkıyor. Hanzade, babası Mustafa Kamil Efendi’nin padişahın hukuk danışmanı olması vesilesiyle saraya adım atacaktır. Dolmabahçe’nin ihtişamlı atmosferinde yaşayan genç kadın, buradaki hayatı gözlemleme şansına da kavuşacaktır. Fakat tarih 1915’i gösterdiğinde, Osmanlı İmparatorluğu için olduğu kadar, Hanzade için de bu pırıltılı hayat tehlikeye girecektir. Hanzade’nin sisler arasında yolunu bulmaya çalışırken aynı zamanda aşkı keşfedişi, romanın omurgasını oluşturuyor.

BÜYÜK BALIK
Daniel Wallace,
Çeviren: Begüm Kovulmaz,
Yapı Kredi Yayınları,
roman, 150 sayfa

Daniel Wallace ‘Büyük Balık’ta, Edward Bloom adlı karakterinin sıra dışı hayatını tasvir ediyor. Roman, Bloom’un hayatına dair ayrıntıları oğluyla paylaşması üzerine kurulmuş. Fakat Bloom bunu, hayatını bildik, alelade bir şekilde ortaya dökerek değil, fıkralar ve hikâyeler anlatarak yapar. Dolayısıyla roman, barındırdığı çok sayıda fıkra ve hikâyeyle, Bloom’un hayatına dair bilinmeyenleri ortaya çıkarma işini okuruna havale ediyor. Bu yönüyle zevkli bir okuma vaat eden roman, aynı zamanda özgün bir tipi de edebiyata armağan ediyor. Wallace’ın romanının, 2003 yılında Tim Burton tarafından sinemaya uyarlandığını da hatırlatalım.

Dersimiz ‘Yugoslavya’

YUGOSLAVYA DERSLERİ
Teoman Alili
Kaynak Yayınları
2011, 120 sayfa.

Tarih tekerrürden ibarettir diye bir laf vardır. Herhalde bu sözün doğruluğu konusunda çoğu kişi hem fikirdir. Dünyada birçok medeniyet kurulmuş ve yok olmuştur. Olaylara baktığınız zaman bu bitişler ve kuruluşların sebeplerinin aynı ya da çok benzer olduğunu görürsünüz. Bu lafta buradan gelir zaten. Bazen aynı ulusun başına uzun yıllar sonra aynı şey gelebilir. Ya da bazen bir milletin başına gelen başka bir milletin başına gelebilir. Tarihtir bu. 

Çağrışımlar çağı
Teoman Alili son kitabı ‘Yugoslavya Dersleri’nde, Yugoslavya’nın tarihini ele almış. Kuruluşu ve yok oluşunu... Alili İstanbul doğumlu bir gazeteci. Annesi Makedon babası ise Türk kökenli. Kendisi Eski Yugoslavya Cumhuriyetlerinden biri olan Makedonya’daki ‘Kiril Metodij Üniversite’nde eğitim görmüş. Bunları okuyunca Teoman Alili’nin böyle bir kitap yazması doğal gibi geliyor. ‘Yugoslavya Dersleri’ kitabını okuduğunuzda aslında bazı şeyler çok tanıdık geliyor. Zaten bazı çağrışımlarda bulunsun diye yazmış bu kitabı. Kitapta genel olarak nelerden bahsettiğine değinecek olursak ise konu şu şekilde; Yugoslavya’nın doğuşu yazarın tabiriyle Savaşın doğurduğu bir ülke, Tito dönemi, Emperyalist güçlerin etkisiyle Yugoslavya’nın parçalanma sinyalleri verişi ve bu sinyallerin doruğa çıktığı içsavaşlar– Sırp-Hırvat savaşı, Kışla Savaşları, Srebrenitsa olayları- Yugoslavya’nın parçalanması ve Türkiye’nin dikkat etmesi gerekenler. 

Birlikte yaşamak diye bir şey var
Teoman Alili ‘Yugoslavya Dersleri’ni Türkiye dışında yazmış. Kendisi Ergenekon Davası kapsamında sorgulanmış ve daha sonra kovuşturmaya gerek olmadığından serbest bırakılmış.
Kitapta Yugoslavya’nın yaşadıklarından çıkarılacak dersler var. Özellikle de Bağlantısızlar Harekatı toplantısında konuşma yapan Tito’nun sözlerinden: “Mecbur Değiliz! Mutlaka bir paktın içinde
yer alıp savaşa katılmak zorunda değiliz. Barış içinde yaşamak varken neden kutuplara ayrılalım. Gelin onlar gücü, silahı temsil ederken, Biz barışı temsil edelim. Kaynaklarımız var, insan gücümüz var, gülümseme yeteneğimiz var. Kendi kendimizi yönetelim, birlikte yaşamayı da öğrenelim.”
Elif Doyran

CIVA SANRILARI
Dominic Smith,
Çeviren: Dilek Berilgen Cenkciler,
APRIL Yayıncılık,
roman, 355 sayfa

1787-1851 yılları arasında yaşayan Louis-Jacques-Mandé Daguerre, sanatçı ve kimyagerdi. Fakat Daugerre asıl ününü, bir çeşit fotoğrafik görüntü elde etme yöntemi olan “dagerreyotipi”yle sağladı. İşte Dominic Smith’in elimizdeki romanı ‘Cıva Sırları’nda, fotoğrafın mucidi Daguerre’in hayatı ekseninde, dönemin Fransa’sının bir panoramasını çiziyor. Devrim sonrası Fransa’da geçen roman, aynı zamanda Baudelaire, Niépce ve Arago gibi dönemin önemli figürlerine de yer veriyor. Bu muazzam icadın doğuşuyla hız kazanan kurgu, Daguerre’in listesine aldığı on kişiyi fotoğraflarla ölümsüzleştirmek için yola koyulmasıyla ilginç bir hal alıyor.

TRAKYA MİLLİ MÜCADELE TARİHİ, MALTA HATIRATI VE MALTA’DA TÜRKLER
Mehmet Şeref Aykut, hazırlayan: Hasan Berke Dilan, Alfa Yayınları, tarih, 380 sayfa

Mebusluk yapmış olan Mehmet Şeref Aykut, Milli Mücadele döneminin önemli aktörlerinden. Bu çalışma, Aykut’un iki elyazmasından oluşuyor. Bunlardan ‘Trakya’da Milli Mücadele Tarihi’nde Aykut, o süreçte Trakya’da yaşanan siyasî olayları ve buna mukabil, kurucusu olduğu Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin yürüttüğü çalışmaları anlatıyor. Aykut, ‘Malta Hatıratı ve Malta’da Türkler’de ise, Malta’nın kaybedilmesini ve Türklerin burada yaşadığı acıları, daha çok II. Abdülhamit yönetimi ile İttihat ve Terakki Partisi’nin yanlış uygulamalarına bağlıyor. Kitabın ekler bölümünde de, Trakya milletvekillerinin Malta mektupları yer alıyor.

OYUNCULUK SANATINDA YÖNTEM VE PARADOKS
Kerem Karaboğa,
Habitus Yayınları,
tiyatro, 270 sayfa

Kerem Karaboğa, ‘Oyunculuk Sanatında Yöntem ve Paradoks’ta, oyunculuk sanatını etkileyen paradoksal unsurları ve geçtiğimiz yüzyılda tiyatrocuları ve eğitmenleri etkilemiş yöntemler ortaya koyan isimleri inceliyor. Çalışmasına, oyunculuğu kendi başına bir sanatsal disiplin olarak nitelendiren ilk düşünür olan Diderot’nun görüşlerini ele alarak başlayan Karaboğa, buradan, Konstantin Stanislavski, Vsevolod Meyerhold, Bertolt Brecht ve Jerzy Grotowski’den oluşan dört önemli tiyatro adamının oyunculuğa yaklaşımlarına uzanıyor. Kitap bu yolla, oyunculuk yöntemini belirleyen unsurların neler olması gerektiğini ortaya koymayı amaçlıyor.

ÖZGÜRLÜK?
Kolektif,
Çeviren: Cumhur Orancı,
Hayy Kitap,
öykü, 223 sayfa

‘Özgürlük?’, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden beslenen öykü ve şiirlerden oluşuyor. Kitapta bir araya getirilen metinler, 1948’de kabul edilen ve “Hepimiz özgür doğarız...” cümlesiyle başlayan bu ünlü beyannamenin otuz maddesini okurlarına yeniden hatırlatıyor; aynı zamanda insan haklarının nasıl kolayca ihlal edildiğini de gözler önüne seriyor. Kitapta öykü ve şiirleri bulunan isimler şöyle: David Almond, Bejan Matur, Theresa Breslin, Sarah Mussi, Ursula Dubosarsky, Rita Williams Garcia, Patricia McCormick, Roddy Doyle, Ibtisam Barakat, Malorie Blackman, Margaret Mahy, Meja Mwangi, Jamila Gavin, Eoin Colfer ve Michael Morpurgo.

ASLAN
Joseph Kessel,
Çeviren: Yaşar İlksavaş,
Can Yayınları,
roman, 211 sayfa

Joseph Kessel’in, her anlamda beyaz adamın eleştirisi olarak okunabilecek ‘Aslan’ adlı elimizdeki romanı, bir insan-hayvan dostluğu hikâyesi üzerine kurulmuş. Romanın merkezinde, Afrika’da bir milli parkın yöneticisinin kızı olan, hayvanlarla iletişim kurmak gibi özel bir yeteneğe de sahip Patricia ile adı King olan güçlü bir aslan yer
alıyor. Roman, insanın hayvanla kurduğu dostluk ve sevgi üzerinden başlar ve devam ederken, bu olağanüstü ilişkinin yine insanlar tarafından acımasızca yok edilişiyle biter. ‘Aslan’, bu dostluğun sona erişinin, cennetin kaybedilişinin sorumlusu olarak, beyaz adamın pervasız “medeniyeti”ni işaret ediyor.

ELLIOT ALLAGASH
Simon Rich,
Çeviren: Alkım Atabay,
Derin Kitap,
roman, 239 sayfa

Simon Rich ‘Elliot Allagash’ta, hayat merdivenlerinde ilk adımlarını atmaya başlayan, biri utangaç, diğeri fazlasıyla özgüven sahibi iki yeniyetmenin gelişimini hikâye ediyor. Özel bir okulda okuyan Seymour Herson, içine kapanık, silik bir çocuktur. Herson’ın hayatı, zengin çocuğu Elliot Allagash’ın buraya gelmesiyle tümüyle değişecektir. Gittiği tüm okullardan atılmak gibi “başarılara” imza atmış olan Allagash, yeni yerde de sivrilmek için elinden geleni ardına koymayacaktır. Öte yandan Allagash, arkadaşı Herson’ı da okulun en gözde öğrencisi yapmaya çalışacaktır. Tabi bu, Herson’ın içine kapalı kişiliğini de hızla dönüştürecektir.

MENGÜ HAN’IN SARAYINA YOLCULUK
Ruysbroeckli Willem,
Editör: Peter Jackson ve David Morgan, çeviren: Zülal Kılıç, Kitap Yayınevi, seyahatname, 312 sayfa

‘Mengü Han’ın Sarayına Yolculuk’, Fransa Kralı IX. Louis’in emriyle Moğolistan’a giden Fransisken rahibi Willem’in bu uzun yolculuğa dair izlenimlerinden oluşuyor. Kubilay’ın Marco Polo’yu kabul etmesinden yirmi yıldan fazla bir süre önce Moğol Asyası’na doğru yapılmış olması, Willem’in yolculuğunu oldukça önemli kılıyor. Willem’in, Kubilay’ın kardeşi Büyük Han Mengü’yü ziyaret ettiği yolculuk, 1253 yılında başlamış; Willem Karadeniz’i aşarak Kırım’a ulaşmıştı. Bilim dünyası, yaklaşık iki yıl sürmüş bu yolculuğunda Willem’in, Orta Asya’nın ilk bilimsel tasvirini yaptığını kabul eder. Kitap, içerdiği antropolojik gözlemleriyle de değerli.

Londra’da görkemli bir karakter

METRES
Amanda Quick
Çeviren:
Canan Sakarya
Artemis Yayınları
2011, 464 sayfa.

Amanda Quick, uzun bir aranın ardından yeni kitabı ‘Metres’ ile birlikte Türk okuruyla buluştu. Daha önce yayımlanan ‘Ayışığında Aşk’ ve ‘Kiralık Nişanlı’ gibi kitapların da yazarı olan Quick geçmişten günümüze pek çok kadının korkulu rüyası haline gelmiş bir metres karakterini ve onun etrafında gelişen, büyüyen ve sönen insanların hikâyesini sürükleyici bir atmosfer içinde veriyor ‘Metres’te.
Amanda Quick bugüne kadar çeşitli takma adlarla pek çok ödül kazanmış ve dünya üzerinde 25 milyon gibi büyük bir satış rakamıyla pek çok rekoru altüst etmiş bir fenomen aslında. Bu popülarite elbette kaleminin gücünden ve popüler olmaya yakın, hemen her sınıftan insanın başına gelebilecek tesadüfler bütününü kitaplarına başarıyla taşımasından ve özgün karakterler yaratmasından kaynaklanıyor.
Quick’in bir diğer ismi ise Jayne Ann Krentz. Evet ta kendisi. Ülkemizdeki kitapçılardaki İngilizce kitap raflarında bile çok sık rastladığımız ve potansiyel bir okura sahip bir yazar.
‘Metres’ baştan sona okuyucunun merakını kaşıyan, birazdan ne olacak acaba gibi süprizlerle okuru sürekli heyecanlandıran güzel bir dönem Londrası hikâyesi. Dram, komedi, aksiyon ve tarihin iç içe geçtiği kitapta yok yok! Kendini bilen, gerektiğinde mütevazı gerektiğinde otoriter ve ayakları üzerinde sapasağlam durabilen Iphiginia Bright karakterinin halasını genç bir şantajcının elinden kurtarmak üzere yaptığı plan aksamadan işlemeye başlıyor başlamasına da… Sonunu en başından tahmin etmek güç. Londra’nın ışıltılı sokaklarındaki karakterlerden hangileri bu olaya dahil olacak bilmiyorsunuz. Hiç bilmediğiniz yerden en fazla bir kez gördüğünüz akrabalar fırlayıveriyor anısızın. Tam da Bayan Iphiginia’nın planı tıkır tıkır işliyor derken kahramanımız kendini bir ateşten çemberin ortasında buluveriyor. Yalanlar bir bir ortaya çıkarken okur bile çalınan minarelere kılıf ararken buluyor kendini.
Görsel medyada da, yazılı basında da dramlar, aile hikâyeleri, parçalanmış hayatların bu kadar yoğun işlendiği bir dönemde ‘Metres’ aynı konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaştığı için okuyana soluk aldıracak gibi duruyor. Amanda Quick sevenler için ‘Metres’in yayınlanması çok iyi oldu. Epeydir ondan haber alamıyorduk. Yayınevi aynı zamanda Jayne Ann Krentz’in de yayın haklarını satın almış. Ve çok yakın bir zamanda Krentz’in kitaplarını da yayınlamaya başlayacakmış.
Fikret Bahar