Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: Erkan Canan / Arşivi

İKİ KULELİ YALI
Ziya Şav, Sözcükler Yayınları, anı, 180 sayfa

Ziya Şav ‘İki Kuleli Yalı’da, doğup büyüdüğü İstanbul’a dair anılarını, 20. yüzyılın başlarından günümüze uzanarak okurlarıyla paylaşıyor. 1921’de İstanbul’da doğan Ziya Şav, ilk ve orta öğrenimini İstanbul Alman Lisesi ile Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı. 1944 Mülkiye mezunu olan Şav’ın bir yönü de, dönemin önde gelen şair ve yazarlarıyla kurduğu dostluklar. Şav anılarında, İstanbul’da boğaz kenarında başlayan çocukluğunu, Ankara günlerini ve başından geçen ilginç olayları anlatıyor. Kitapta bunun yanı sıra, Şav’ın, Orhan Veli, Sabahattin Eyüboğlu, Mina Urgan ve Melih Cevdet Anday gibi edebiyatçılara dair anlatımları da yer alıyor.

POLİTİK FİLM: ÜÇÜNCÜ SİNEMANIN DİYALEKTİĞİ
Mike Wayne, çeviren: Ertan Yılmaz, Yordam Kitap , sinema , 192 sayfa

Daha önce Türkçede ‘Marksizm ve Medya Çalışmaları’ isimli kitabı yayımlanan Mike Wayne elimizdeki eserinde, 1960 ve 1970’li yıllarda ortaya çıkan “Üçüncü Sinema”nın detaylı bir analizini yapıyor. Politik filmlerden oluşan üçüncü sinema, egemen, anaakım sinemadan oluşan Birinci Sinema ile sanat ve yönetmen sinemasından oluşan İkinci Sinema’dan sonra gelir. Eric Hobsbawm, Walter Benjamin ve Georg Lukács gibi düşünürlerden de beslenen Wayne, türün kendine has yönlerini, önemli Avrupalı öncülerini ve “haydut” figürünün burada kendine nasıl yer bulduğunu araştırıyor. Yavuz Turgul’un ‘Eşkıya’sı da, Wayne’ın incelemesine konu ettiği filmlerden.

ONU BEKLERKEN
Halid Ziya Uşaklıgil, Özgür Yayınları, öykü, 152 sayfa

‘Onu Beklerken’, Halid Ziya Uşaklıgil’in on altı öyküsünü bir araya getiriyor. Uşaklıgil buradaki öykülerinde kişisel dramları işlediği kadar savaşın neden olduğu bireysel ve toplumsal yıkımları da anlatıyor. Yazar kitaba adını veren öyküsünde de, esir edilmek için kaçırılan Afrikalı bir kızın yaşadıklarını hikâye ediyor. Genç kız, aya ve gökyüzüne bakarak memleket özlemini gidermek için gizlice çıktığı evin damında, bir kış günü donmuş halde bulunur. Aya ve yıldızlı gökyüzüne verdiği simgesel anlamlarıyla dikkat çeken hikâye, vatanından uzak kalmaya dayanamayıp ölen bu karakterin geride bıraktığı hayallerin ve umutların izini sürüyor.

HİLAL VE DEMİR HAÇ
Edward Frederic Benson, çeviren: Mert Akçanbaş, Destek Yayınevi, siyaset, 143 sayfa

Edward Frederic Benson’ın ‘Hilal ve Demir Haç’ı, Batılılara Türkler hakkında bilgi vermek amacıyla 1917’de, 1. Dünya Savaşı’nın tüm hızıyla devam ettiği yıllarda kaleme alınmış. Kitapta, Benson’ın Türkler, Osmanlı yönetimi, 2. Abdülhamit, Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Bey’e dair anlatımları; ayrıca Ermeni soykırımı konusundaki düşünceleri yer alıyor. Fakat Türkleri “hastalığın kendisi” olarak tanımlayan Benson’ın Doğu’ya önyargılarla yaklaşması, metni objektif olmaktan uzaklaştıran başlıca etken. Buna rağmen Benson’ın kitabının, Osmanlı’nın son dönemlerine dair ayrıntılar barındırmasıyla önemli bir tarihi belge olduğu söylenebilir.

GELECEĞİN TARİHİNDEN ALINTILAR
Gabriel de Tarde, çeviren: Özcan Doğan, Say Yayınları, deneme, 112 sayfa

Gabriel de Tarde, Türkçeye daha önce de çevrilen ‘Geleceğin Tarihinden Alıntılar’da, dünyanın yarınına dair bir ütopya ortaya koyuyor. Tarde’nin tasarladığı bu tatlı dünyada, insandan başka bütün yaşam biçimleri ortadan kaldırılmış, insanların sürekli “sosyal tonik” alması sağlanarak yüksek bir mutluluk ve memnuniyet ortamı yaratılmıştır. Yazar, biraz alay ederek, biraz onaylayarak, insan ilişkilerinin yeni bir biçimine işaret ediyor ve buradan bakarak günümüzün toplumsal ilişkilerini eleştiriyor. Bilindiği gibi Tarde, sosyal-psikolojinin kurucusu olarak da anılıyor. Yazarın bu alandaki yetkinliği, denemelerinde de kendini hissettiriyor.

YARATMA SAVAŞI
Steven Pressfield, çeviren: Erdem İlgi Akter, Okuyanus Yayınları, kişisel gelişim, 167 sayfa

Yazı söz konusu olduğunda, kuşkusuz en sık karşılaşılan kavramlardan biri, ilham perileridir. Yazdığı savaş konulu romanlarıyla bilinen Steven Pressfield ‘Yaratma Savaşı’nda, ilham perilerinin tavlanması konusunda önerilerde bulunmuyor, ama insanın yaratma çabasının önündeki kişisel engellere odaklanıyor. Pressfield, yaratma gücünü ortaya çıkarmak için, insanın kendisini olduğu gibi ortaya koyması gerektiğini savunuyor. Yazara göre, yaratmanan önündeki en büyük engel, kişisel dirençlerdir. Pressfield kitabında, bu dirençleri teker teker analiz ederek, yaratıcılığın ve ilhamın nasıl serbest bırakılacağı konusunda önerilerde bulunuyor.

AŞKIN ŞEHİDİ
Ahmet Turgut, Callisto Kitap, roman, 464 sayfa

Diziler için metin yazarlığı ve belgesel yönetmenliği yapmış olan Ahmet Turgut’un ilk romanı, ‘Bozkırın Sırrı’ adını taşıyordu. Yazar ikinci romanı ‘Aşkın Şehidi’nde de, Hz. Hüseyin’in son doksan dokuz gününü hikâye ediyor. Yazar Hz. Hüseyin’in yaşadıkları ekseninde, vefa ve adanmışlığı, verilen sözlerden caymayı, ihaneti ve umudu anlatıyor. Roman, 1330 yıl önce yaşanan trajik bir olayı merkeze alarak, günümüz insanının yaşadığı boşluğa da sesleniyor. Bilindiği gibi Hz. Hüseyin’in katli, türküler, ağıtlar ve destanlarda sıklıkla işlendi. Turgut ise, bu vakayı roman tekniğini kullarak ele almasıyla farklı bir çalışmaya imza atmış.

Ülkemiz turizminin gözde kenti

Dalış cennetİ olarak Kaş
KAŞ
The Diving Guide
Murat Draman
2011
180 sayfa.

Kaş’ın sualtı zenginliklerini anlatan ‘Kaş Dalış Rehberi’ yeni sayfalarıyla tekrar kitapevlerine geldi. Sahip olduğu doğal güzellikleri nedeniyle dünyanın hemen her yerinden dalgıçları kendine çeken Kaş’taki dalış noktalarının Türkçe anlatıldığı kitap, ayrıca İngilizce, Fransızca ve Almanca açıklamalar da içeriyor. Endüstri mühendisi Dr. Murat Draman tarafından dört yılda hazırlanan kitapta, 23 dalış noktasındaki canlılar ile gemi batıkları anlatılıyor. Sualtı tutkunları için hazırlanan 180 sayfalık ‘Kaş Dalış Rehberi’nde mavi beldenin tarihi ve coğrafi özellikleri de yer alıyor. 340 sualtı fotoğrafıyla 140 canlı türünün anlatıldığı kitapta, dünyanın en eski ticaret batığı olarak sualtı arkeolojisine geçen Uluburun’da tanıtılıyor. MÖ15. yüzyıla tarihlenerek Fenike, Suriye, Mısır, Rodos gibi pek çok uygarlığın yükünü taşıdığı belirlenen Uluburun’un Hidayet Koyu’nda batırılan replikası sualtı gönüllüleriyle buluşurken, çevresindeki Sualtı Arkeoloji Parkı’yla birlikte kitaptaki yerini aldı. 15 metredeki Uluburun’un yanında 24 metredeki sadece omurgası kalan Likya Batığı’da arkeolojik zenginliği anlatıyor. ‘Kaş Dalış Rehberi’nde, bölgede dalanları karşılayacak, fok, ahtapot, müren, orfoz, karides, sünger, deniz kaplumbağası gibi canlıların fotoğrafları da yer alıyor.
Akdeniz’in en zengin sualtı canlılığına sahip olan dünyanın hemen her ülkesinden dalıcı ağırlayan Kaş’a özel hazırlanan rehberde; Banko, Heybeliada, Çoban Burnu, Limanağzı Fener, Likya Batığı, Besmi Adası, Kovanlı Adası, Büyük Mağara, Güvercin Ada, Çapabanko, Nertün, gibi dalış noktalarının tarifi ve en uygun dalışlar için ipuçları yer alıyor. Yeni dalış noktalarının bulunduğu sayfalar eklenen rehberde, Kaş denizindeki yaban yaşamının örneklerinin yer aldığı sualtı mağaraları ve kaya yamaçlarının altındaki ilginç noktalarda tarif ediliyor. Uzman bir dalgıç, sualtı gönüllüsü ve Sualtı Araştırmaları Derneği üyesi Dr. Murat Draman, derinliklere inenlerin en güvenli şekilde yukarı çıkmaları ve uzun süre kalmaları içinde taktikler veriyor.

BATI EDEBİYATINDA ORYANTALİZM 1
Onur Bilge Kula, İş Kültür Yayınları, inceleme, 712 sayfa

Onur Bilge Kula ‘Batı Edebiyatında Oryantalizm’de, Türklerin farklı biçimlerde betimlendiği Batı yazınından birçok örneği barındırıyor. Kapsamıyla dikkat çeken kitap, Batı tarihindeki Türk ve oryantalist izleri araştırarak başlıyor. Kitabın devamında da, mektuplar, seyahatnameler, anılar, denemeler, romanlar, şiirler, tarihsel ve dinsel metinlerin de içinde bulunduğu çok sayıda metin aracılığıyla, Batı’nın Türk imgesi detaylı bir şekilde ortaya konuyor. Bilindiği gibi Edward Said ‘Oryantalizm’ adlı eserinde, Batı’nın sömürgecilik anlayışının bir ürünü olarak kurguladığı oryantalizmi detaylı bir bakışla incelemişti. Kula’nın, “oryantalizm ve Türk imgesi” bağlamında toplayıp irdelediği ve büyük çeşitlilikteki metinlerden oluşan elimizdeki çalışması da, bu alana Türkiye ’den verilen önemli ve nitelikli katkılardan.

BELİYAT-I MUDHİKE VE
KARI KOCA MASALI
Ahmet Mithat, hazırlayan: Nüket Esen, İletişim Yayınları, edebiyat, 230 sayfa

İlk Türkçe roman yazarı olarak kabul edilen Ahmet Mithat Efendi, 1844-1912 yılları arasında yaşamış. Tanzimat romancıları arasında kendisi kadar eser veren yazar yok. İşte Nüket Esen’in hazırladığı elimizdeki çalışma, Ahmet Mithat’ın ‘Beliyat-ı Mudhike ve ‘Karı Koca Masalı’ adlı iki kitabı ile kapsamlı bir Ahmet Mithat kaynakçası barındırmasıyla dikkat çekiyor. Yazarın 1881’de yayımlanan bu kitaplarından ilki, kırk yedi kara mizah tarzı hikâyeden oluşuyor. Kitaplardan ikincisi olan ‘Karı Koca Masalı’ da, hem masal, hem hikâye hem de kısa bir roman olarak düşünülebilir. Eğitici ve eğlendirici yönleriyle öne çıkan bu eser, aynı zamanda Ahmet Mithat’ın kendine has kurmaca tekniğiyle dikkat çekiyor. Her iki eser de, bilhassa yeni kuşaktan okurların Tanzimat döneminin bu özgün yazarını keşfetmeleri için iyi bir fırsat.

YERYÜZÜ CENNETİ
Milad Doueihi, çeviren: Adnan Kahiloğulları, Dost Kitabevi, kültür, 174 sayfa

Dinler tarihçisi Milad Doueihi ‘Yeryüzü Cenneti’nde, bir dizi tarihsel, eleştirel, edebi ve felsefi metin çerçevesinde, cennet kavramının nasıl oluştuğunu ve hangi değişikliklere uğradığını inceliyor. Ütopyadan törebilime uzanan geniş bir düşünsel perspektiften konuyu izleyen Doueihi, temelde iki seçenek üzerinden ilerliyor. Bunlardan biri, Augustinus’un yapıtlarında belirtilen ve modern metinlerde yeniden ele alınan Adem’le ilgili sorunlar. Yazarın dikkat çeken uğrak yerlerinden biri de, Nietzsche felsefesinde cennet kavramının kendine nasıl yer bulduğu. Bilindiği gibi düşsel bir coğrafyaya, yani cennete duyulan hayranlık, Nietzsche eserlerinde sıklıkla karşımıza çıkar. Nietzsche’nin eserlerini bu bağlamda inceleyen Doueihi, buradan yola çıkarak felsefenin cennet kavramıyla kurduğu ilişkiyi ayrıntılandırıyor.

HERMANN HESSE
Bernhard Zeller, çeviren: Kâmuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 174 sayfa

İsviçreli yazar Herman Hesse, eserlerinin yanı sıra, yaşamıyla da dünya çapında ilgi uyandırmış isimlerden. Türkiyeli okurlar da, onun ‘Bozkırkurdu’, ‘Siddhartha’, ‘Çarklar Arasında’ ve ‘Boncuk Oyunu’ gibi eserleriyle uzun zamandır tanışıyor. Edebiyat tarihçisi Bernhard Zeller elimizdeki kitabında, Hermann Hesse’in zevkle okunan bir biyografisini sunuyor. Kitapta, Hesse’in soyu sopu ve çocukluğu, gençlik bunalımları, kitabevinde çıraklık yaptığı dönemler, Konstanz gölü civarında geçen yılları, 1. Dünya Savaşı’nda yaşadıkları, Doğu’ya yaptığı yolculuklar ve son yılları gibi, ünlü yazara dair merak edilen birçok konu anlatılıyor. Yalnız Zeller, Hesse’in derli toplu bir biyografisini yazmakla yetinmiyor. Zira kitap, Hesse’in yazarlık serüvenine dair bilinmeyen ayrıntılar barındırmasıyla da ilgi çekecek nitelikte.