Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: Erkan Canan / Arşivi

HERKES İÇİN İKTİSAT
Jim Stanford, resimler: Tony Biddle, çeviren: Tuncel Öncel, Yordam Kitap , iktisat, 336 sayfa

Jim Stanford, bir iktisatçı olarak bütün mesleki hayatı boyunca, iktisat konusunda uzman olmayanları, yani işçileri, sendika üyelerini, eylemcileri ve tüketicileri ekonomiyle ilgili bilgilendirmeye çalışmıştı. Stanford’un bu deneyimlerinin ürünü olan ve kapitalist sömürünün ne olduğunu gözler önüne seren elimizdeki kitabının asıl dikkat çekiciliği, konuyu rahat ve anlaşılabilir bir üslupla ele alması. Tony Biddle’ın resimleriyle de zenginleşen kitap, ekonomi ve iktisat, kapitalizm, iktisat tarihi ve iktisat siyaseti gibi temel konuları açıklayarak başlıyor; ardından karmaşık bir sistem olarak kapitalizmi detaylı bir şekilde irdeliyor.

METROPOLDE BİR DERVİŞ
Ömer Çelik, Postiga Yayınları, roman, 302 sayfa

Ömer Çelik, ilk romanı ‘Metropolde Bir Derviş’te, genç karakteri Buğra Han Azaplı’nın pişmanlıklarla dolu hayatını ve dinin yol göstericiliğinde kendini bulmasını hikâye ediyor. Zengin bir ailenin tek varisi olan Buğra Han, uyuşturucunun pençesine düşmüştür. Tek dostu, Kadiri bir aileye mensup rüya yorumcusu Yusuf’tur. Buğra Han bir gün evinin önünde, küçük porselen tabut içinde eski bir yüzük bulur. Bu yüzük, birçok yeraltı tapınağının peşinde olduğu Mühr-i Süleyman’dır. Kahramanımız, elindeki yüzüğü kötü niyetlilerden korumaya çalışırken, aynı zamanda kendisiyle de hesaplaşıp dervişliğin gerektirdiği zorlu sınavlardan geçecektir.

MAKÂM-I IŞK HER DEM ÂLİ
Hüseyin Avni Cinozoğlu, Hayal Yayınları, şiir, 85 sayfa

Yazar ve şair Hüseyin Avni Cinozoğlu’nun, şu ana kadar roman, öykü, çocuk öyküleri ve şiir gibi farklı türlerde yayınlanmış kitapları bulunuyor. Cinozoğlu bu kitabıyla da, şiirini zenginleştirmeye kaldığı yerden devam ediyor. Mistik-metafizik ve toplumsal öğeler barındırması, ayrıca bir modernite eleştirisini de dillendirmesi Cinozoğlu şiirinin karakteristik özelliklerinden. Kitaptaki ‘Şair Makamı’ şiiri şöyle: “dünyânın bohçasını / kuşakla bağlar şâir / kalabalık çarşıda / fark edilmeyen nakş // ay tutulduğu zaman / kervan yolunu / işaretleyen yıldız / nâme // zindanda derinde / zerre zerre örülen / nûrdan ışkdan / yükselen merdîvân”

KELEBEK YANGINI
Alkım Uysal, Sepya Yayınları, anlatı, 151 sayfa

Alkım Uysal ‘Kelebek Yangını’nda, aşkın kimi zaman mutluluk veren, kimi zaman acılarla dolu farklı veçhelerini kaleme getiriyor. Günümüzde, aşkın genel olarak utanılacak bir şey haline geldiğini savunan Uysal, gerçekte insanın sürekli bir aşk arayışı içinde olduğunu belirtiyor. Uysal elimizdeki kitabında da, aşkını bazen haykıran, bazen içine atan, bazen çok mutlu olup bazen de hüzünlenen bir genç kadının hikâyesini anlatıyor. Bu genç kadın için aşk, kendini sürekli yenilediği bir serüven gibidir. Uysal, aforizmalarla desteklediği genç kadının hikâyesiyle, aşktan sakınan, ondan köşe bucak kaçan günümüz bireyine ayna tutmaya çalışıyor.

EKOLOJİK PERSPEKTİFLER
editör: Ayşen Ciravoğlu, TMMOB Mimarlar Odası Yayınları, mimari, 305 sayfa

Uzun soluklu buluşmaların meyvesi olan ve birçok ismin katılımıyla zenginleşen ‘Ekolojik Perspektifler’, ekolojik düşünceyi siyasal, toplumsal ve yaşama dair vurgularıyla tartışıyor. Çevre tartışmalarının kavramsal içeriğinin irdelenmesiyle başlayan kitap, küresel iklim değişikliği, tarım politikaları ve beslenme kültürü gibi konuların irdelenmesiyle devam ediyor. Kitapta bunun yanı sıra, planlama ve ekoloji ilişkisi, mimarlığın nasıl bir ekolojik perspektife sahip olduğu, dünya çapında gözlenen ekolojik perspektifler gibi konular ile kentsel muhalefet, eko-köyler, ekofeminizm ve aktivizm gibi alternatif pozisyonlar da irdeleniyor.

YAŞANABİLİR BİR GEZEGEN PROJESİ
Nicholas Stern, çeviren: Gizem Altın Nance, Doğan Kitap, ekoloji, 251 sayfa

Nicholas Stern ‘Yaşanabilir Bir Gezegen Projesi’nde, dünyanın yakın gelecekteki felaketi olduğu söylenen küresel iklim değişikliğinin etkilerine karşı, tüm kesimleri işbirliği yapmaya davet ediyor. “Bu kitabın ana mesajı umutsuzluk değil” diyen Stern, iklim değişikliğine karşı harekete geçilmemesi halinde insanlığın karşısına çıkacak tabloyu tüm karanlığıyla ortaya koyduktan sonra, varolan sorunun makul bir harcamayla azaltılabileceğini gözler önüne seriyor. Kitap, tehlikeyi kapsamlı bir şekilde saptaması ve bunun aşılması konusunda somut, pratik ve uygulanabilir yöntemler ortaya koymasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

KÜTÜPHANECİNİN GÖREVİ
José Ortega y Gasset, çeviren: M. Türker Acaroğlu, yayına hazırlayan: Osman Torun, Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi Yayınları, inceleme, 56 sayfa

Ünlü İspanyol düşünür José Ortega y Gasset’nin ‘Kütüphanecinin Görevi’, kütüphanecilik-felsefe ilişkisini detaylı bir gözle irdeliyor. Gasset bu ilişkiyi incelerken, kitap, kütüphaneci ve okur kavramlarını tartışmaya açıyor. Kütüphanecilik mesleğine dair tarihsel değerlendirmelerin de yer aldığı kitap, e-kitapların ve büyük teknolojik değişimlerin yaşandığı günümüz dünyasında, kitabın yaşamdaki yerini sorgulamaya katkıda bulunurken, kitap ve kütüphanenin hayati işlevleri üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor. Kitapta eserin çevirisinin yanı sıra, Gasset’in hayatı ve yapıtları hakkında çevirmenle yapılmış bir söyleşi de bulunuyor.

İş hayatının isimsiz kahramanları

BU YERİN KULAĞI VAR
Pembe Candaner, Alp Kohen, İş Bankası kültür Yayınları
2011, 96 sayfa.

‘Bu Yerin Kulağı Var’, bizi günlük hayatın görünmez kahramanları olarak çağrı merkezi çalışanları müşteri temsilcileriyle tanıştırıyor. İş hayatı üzerine köşe yazılarıyla tanınan başarılı iş kadını Pembe Candaner ve yıllardır çağrı merkezlerinde danışmanlık hizmeti vermekte olan yönetici Alp Kohen’in kaleme aldığı kitap, çağrı merkezlerinde çalışmak ya da çağrı merkezlerini merak edip anlamak isteyenleri hedef alıyor. Hastaneden randevu almak istediğimizde, elektronik eşyalarla başımız derde girdiğinde, uçak bileti almak istediğimizde veya pizza sipariş etmek istediğimizde karşımıza çıkan ‘müşteri temsilcileri’ aslında sürekli hayatımızın içindeler.
Pembe Candaner, çağrı merkezleri üzerine yazdığı bir köşe yazısından sonra sektörün çalışanları tarafından yoğun ilgiyle karşılaşınca bu mesleği ve bu mesleğin temsilcilerinin yaşadığı zorlukları anlatmaya karar vermiş. Öncelikle sektörde çalışanların deneyimlerine ve düşüncelerine yer veren Pembe Candaner ve Alp Kohen, bu isimsiz kahramanların yaşadığı zorluklara dikkat çekiyor ve müşterilerin empati kurmasının önemini vurguluyorlar. Çoğu zaman terslediğimiz ya da konuşmaktan kaçındığımız çağrı merkezi çalışanları, müşterilerin saygılı ve düşünceli yaklaşımdan yoksun olmalarından yakınıyorlar. Alp Kohen müşteri temsilcilerini tiyatro oyuncularına benzetiyor; hissettiklerinin, keyiflerinin seslerine yansımaması gerektiğine dikkat çekiyor. Çözüm fabrikası olarak nitelenen merkezlerin tarihçesi telefonun icadı milat kabul edilerek açıklanıyor ve mesleğin isim babası Gordon Macpherson’a kadar uzanarak devam ediyor. Çağrı merkezlerinde istihdam adlı başlık altında da sektörün pozisyonları hakkında bilgi ediniyoruz. Daha çok mesleğin çalışan adaylarına yönelik enformasyon niteliği taşıyan bölüm, yaş ve eğitim durumu başta olmak üzere çalışan profilinin özelliklerini açıkladıktan sonra, temsilci adaylarının işe başladıklarında alacakları eğitimler hakkında ön bilgi sunuyor. Kariyer yolunun oldukça belirgin olduğu belirtilen sektörün adaylarında bulunması gereken yetkinlikler de özet geçilmiş. Son olarak çağrı merkezlerinin önemini anlamamış kişilere seslenen yazarlar ülkemizde gençlere fırsat penceresi sunan bu oluşumların gerçekten değerini ve itibarını vermemiz gerektiğini söylüyorlar. Müşteri temsilcilerine de seslenmeyi unutmayıp mesleğin stres yönetimi, problem çözümü, insan ilişkileri konusunda kazandırdıklarının önemini vurguluyorlar.
Raye Askın

YEREL KÜLTÜR POLİTİKALARI EL KİTABI
derleyen: Eylem Ertürk, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, rehber, 144 sayfa

‘Yerel Kültür Politikaları El Kitabı’, yerel düzeyde kültür politikası geliştirmede planlama ve uygulama süreçlerinin adımlarını, araçlarını ve Türkiye ’deki çeşitli kentlerden örnekleri içeriyor. Özellikle yerel yönetimler ve kültür alanında etkinlik gösteren sivil toplum kuruluşları için iyi bir rehber olan kitabın girişinde, Türkiye’de son yıllarda geliştirilen ve kent ölçeğinde yürütülen kültür politikası çalışmalarının çerçevesi çiziliyor. Çalışmanın devamında da, dünya çapında yerel kültürel gelişimin teorik çerçevesi ile yerel planlama ve uygulama süreçlerinde atılacak adımlar, bazı kent deneyimlerinin sonuçları eşliğinde inceleniyor.

POLİTİK TANITIM
Yavuz Sezer, Efil Yayınevi, siyaset, 298 sayfa

Seçim kampanyalarının başarıya ulaşması, kuşkusuz bunu yürüten ekibin beceresine ve çalışma azmine bağlı. Bu anlamda Yavuz Sezer’in seçim kampanyası el kitabı olarak düşünülebilecek elimizdeki çalışması, 12 Haziran’daki seçimlere hazırlanan partiler için iyi bir kaynak. Yazar burada, politik tanıtımın nasıl yapılacağını detaylı bir şekilde ele alıyor. Kitapta kampanya planlaması, adayın kampanyaya hazırlanması, kampanyanın finansmanının nasıl sağlanacağı, parti başkanının liderlik vasıflarını nasıl geliştireceği, gönüllülerin kampanyada nasıl kullanılacağı ve adayın eşinin kampanyada ne gibi roller üstlenebileceği gibi konular irdeleniyor.

30 SANİYEDE FELSEFE
editör: Barry Loewer, çeviren: Zeynep Delen, Caretta Yayınları, felsefe, 160 sayfa

Barry Loewer’in editörlüğünü üstlendiği ‘30 Saniyede Felsefe’de, her biri otuz saniyede açıklanmış, en düşündürücü elli felsefe kavramı bulunuyor. Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım”ı, Sokrates’in yöntemi, Hegel’in diyalektiği, Russell’ın paradoksu ve Heidegger’in hiçliği, bu kavramlardan birkaçı. Her bir felsefi kavramın en fazla iki sayfa ve bir resimle ele alındığı kitap boyunca Aristoteles, Karl Popper, Rene Descartes, Friedrich Nietzsche ve Immanuel Kant gibi felsefenin ünlü isimleri ile Theseus’un Gemisi, Tramvay Problemi, Matrix filminde yer alan Tüpteki Beyin ve Platon’un Mağarası gibi pekçok konu karşımıza çıkıyor.

HERKES İÇİN EVRİM
David Sloan Wilson, çeviren: Gürol Koca, Metis Yayınları, bilim, 385 sayfa

Biyoloji ve antropoloji profesörü David Sloan Wilson, uzun yıllar evrim konusunda ders vermiş. Bu dersleriyle aynı adı taşıyan ‘Herkes İçin Evrim’, Charles Darwin’in doğal seçilim kuramını kolay anlaşılabilir bir üslupla ele alıyor. Wilson’un anlatımında öne çıkan husus, evrim teorisini yalnızca bilim alanına özgü bir konu olarak değil, başka disiplinlerle ve gündelik hayatla iç içe geçmiş bir teori olarak değerlendirmesi. Burada dikkat çeken tezlerden biri de, işbirliği ve dayanışmanın doğal seçilim sürecinde önemli faktörler olduğu. Wilson evrim sürecinin, uyum sağlayan, işbirliği yapan ve dayanışan grupların lehine olduğunu savunuyor.

KOMPLO
Robin Cook, çeviren: Mehmet Gürsel, Sayfa 6 Yayınları, roman, 414 sayfa

Türkçeye birçok kitabı çevrilen ve romanları sinemaya da uyarlanan Robin Cook, medikal gerilim türünün ünlü isimlerinden. Cook, yeni romanı ‘Komplo’da da, baş kahramanı Jack Stapleton’ın maceraları ekseninde alternatif tıp uygulamalarını, sağlık alanındaki hurafeleri hikâye ediyor. Adli tıp uzmanı Stapleton, nedeni bilinmeyen bir hastalıktan ölen genç bir kadının otopsisini gerçekleştirir. Stapleton otopsi sonucunda, etik değerleri hiçe sayan bir takım alternatif tıp uygulamalarının izini bulur. Fakat yaptığı araştırmalar, uzmanın kafasını bayağı karıştıracaktır. Zira modern tıbbın da, dışarıdan görüldüğü kadar masum olmadığı açıktır.

SOSYAL SERMAYE
Mehmet Ali Aydemir, Çizgi Kitabevi, inceleme, 259 sayfa

Türkiye’de yeni bir kavram olan sosyal sermaye, insanı sosyal ilişkileri içinde anlamaya çalışır. Örneğin geleneksel ekonomik sermaye, finans ile fabrika ve makine gibi somut varlıklarla tanımlanırken, sosyal sermaye ilişkiler, ağlar (network) ve arkadaşlarla tanımlanır. Mehmet Ali Aydemir bu çalışmasında, toplum içindeki sosyal sermayeyi ele alıyor. Kitapta ilkin, sosyal sermaye teorisinin kapsamlı bir açıklaması yapılıyor; devamında da, toplumsal alanın aktörleri olarak birey ve topluluk ilişkileri ele alınıyor. Kitabın son bölümü ise, Konya’da sosyal sermaye rezervlerini ortaya koymak amacıyla yapılan bir alan araştırmasından oluşuyor.

TÜRKİYE’NİN EUROVISION SERÜVENİ
Michael Kuyucu, Esen Kitap, müzik, 548 sayfa

Türkiye’nin, dünyanın en önemli müzik organizasyonlarından biri olan Eurovision’la macerası, uzun yıllardır hem keyifli hem de gerilimli tartışmalarla sürüp gidiyor. Michael Kuyucu elimizdeki kitabında, bu serüvenin detaylı bir analizini sunuyor. Kuyucu’nun anlatımına, Türkiye pop tarihinin son otuz yılına damgasını vurmuş isimler de iştirak ediyor. Eurovision şarkı yarışmasıyla ilgili birçok verinin yer aldığı kitap, Türkiye’nin bu yarışmayla ilişkisini yıl yıl takip ediyor. Türkiye finallerinin ayrıntılı analiz ve yorumlarının yer aldığı kitap, aynı zamanda bu süre zarfında ülkede yaşanan sosyal ve kültürel değişimi de adım adım izliyor.

Sahipsiz bir cinayet

UZAK SAATLER
Kate Morton
Çeviren: Zeynep Heyzen Ateş
Artemis Yayınları
2011, 672 sayfa.

Kate Morton, ilk kitabı ‘Riverton Malikanesi’yle gerek tarihi roman sevenleri, gerekse aksiyon romantik türde kitaplardan hoşlanan okurun ilgisini çekmeyi başardı.
Kitaplarında ağırlıklı olarak geçmişten ve somut olaylardan beslenen yazar Kate Morton daima bir gizemin peşinden sürükledi okurunu. Geçmişte yaşanan ve herkese çok sıradan gelen bir olayın içinde ne gibi gizlerin bulunduğunu, ayrıntıların insan hayatında ne kadar önemli önemli bir yer tuttuğunu gözler önüne sererek okur kitlesinin kendisini merakla takip etmesini sağladı.
Yaşananların ardındaki gizemi çözmek işini, yaratmış olduğu metnin içine öylesine bir profesyonellikle yedirdi ki metnini didaktik ve bir şeyler anlatmaya çalışıyor olmaktan kurtarıp edebi bir forma büründürdü. Kate Morton’ın, ‘Riverton Malikanesi’, ‘Saklı Bahçe’ ve ‘Uzak Saatler’de yapmak isteyip de başardığı şey tam anlamıyla buydu. Ne okur rahatsızlık duydu, ne de o derdini bağıra çağıra anlatmak zorunda kaldı.
Dilimizde yayımlanan son kitabı ‘Uzak Saatler’de yine bir alie dramı anlatıyor! Kitap, annenizin bile sizden büyük sırlar saklayabileceğini gösteren bir roman. Romanın başkahramanı Edie Burchill, annesiyle arası pek de iyi olmayan bir genç kadın. Annesi, Edie on üç yaşındayken Milderhurst Kalesi’ne götürülüyor. Onu oraya gönderen kadın Juniper ise ikiz ablaları ve babasıyla bu kalede yaşayan gizemli biri. Annesiyle arasına büyük bir mesafe giren Edie yıllar sonra bir gün, Milderhurst Kalesi’nden gönderildiği yazan bir mektup alınca, annesinin başına gelenleri merak ediyor. Böylece annesinin kendisinden gizlemiş olabileceği sırların peşine düşüyor. Böylelikle romandaki her karakter bir şüpheli, her mekan bir tanık her bir nesne de delil olarak karşımıza çıkıveriyor. Baştan sona merak duygusunu kamçılayan ve dikkati hep ayakta tutan bir roman ortaya çıkarmış Kate Morton.
Çok genç bir yazar olmasına karşın çok büyük bir üne sahip Kate Morton. Kocasıyla birlikte Avustralya, Brisbon’da yaşıyor. Avustralya’nın en önemli kalemlerinden biri olarak gösteriliyor. İngiliz Edebiyatı eğitimi alan yaza hakkında daha fazla bilgi edinmek için internet sitesi: http://www.katemorton.com/ adresi ziyaret edilebilir. Ayrıca bizde henüz çok yaygın olmayan kitapları için hazırlanmış fragmanlarını ve yazarın yazın sürecini takip edebilir.
Fikret Salkım