Yeni çıkanlar

Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

SOSYALİST ALTERNATİF
Michael Lebowitz,
Çeviren: Etkin Bilen Eratalay,
Yordam Kitap ,
siyaset, 176 sayfa

Önde gelen Marksist iktisatçılardan Michael Lebowitz ‘Sosyalist Alternatif’te, Venezüella’da yaşanan devrimi destekleyip bu süreci sosyalist kuram açısından inceliyor. Kitabında, 21. yüzyıl sosyalizminin nasıl bir sosyalizm olması gerektiğini tartışan Lebowitz, son dönemlerin en dikkat çekici dönüşümlerinin yaşandığı Venezüella ile Sovyet ve Çin deneyimlerini eleştirel bir bakışla karşılaştırıyor. Yazar buradan hareketle, kapitalizmin emperyalist ve barbar dayatmalarına karşı, niceliksel gelişmeye değil insani potansiyelin eksiksiz gelişimine odaklanan bir alternatif olarak sosyalizmin nasıl yeniden kurgulanabileceğini ele alıyor.

EĞİNLİ SAİD PAŞA’NIN HÂTIRÂTI 1-2
Hazırlayan: Davut Erkan,
Bengi Yayınları,
anı, 592 sayfa

Eğinli, Büyük ve İngiliz lakaplarıyla anılan Said Paşa, II. Abdülhamid’in ilk Mâbeyn ferikiydi. Kısa süre sonra Mâbeyn müşirliği, Bahriye nâzırlığı ve devamında Ankara, Kastamonu, Halep ve Konya valiliklerinde bulunan Said Paşa, Maraş’ın Zeytun kazasındaki Ermeni olayının teftişi için de görevlendirilmişti. Üç bölümden oluşan bu kitap, Said Paşa’nın anıları yoluyla II. Abdülhamid’in saltanat yıllarını aydınlattığı kadar, Zaytun’daki Ermeni olayı konusunda önemli bir tanıklık sunuyor. Said Paşa’nın hayatıyla başlayan kitap, ardından o dönemdeki Ermeni olayına ve Paşa’nın bizzat kaleme aldığı iki defterden oluşan anılarına yer veriyor.

CHURCHILL
Martin Gilbert,
Çeviren: Süha Sertabiboğlu,
İş Kültür Yayınları,
biyografi, 1163 sayfa

Ünlü tarihçi Martin Gilbert bu kitabında, İngiliz devlet adamı Winston Churchill’i hem kişisel hem de siyasî yönleriyle anlatıyor. Şu ana kadar birçok araştırmaya konu olan Churchill’in yaşamının tam bir resmini sunuyor diyebileceğimiz kitap, Churchill’e dair varolan birçok yanlış algılama ve inancın aksine, onun düşüncelerini, eylemlerini, başarılarını ve inandıklarını esas alarak, dengeli bir değerlendirme ortaya koyuyor. Gilbert kitabı için, Churchill’in kişisel arşivinden, eşi Clementine’in koleksiyonundan, devlet arşivlerinden, onunla yakın temasta bulunan kişilerin anlatımlarından ve Churchill’in ailesinin anılarından yararlanmış.

TABULA
John Twelve Hawks,
Çeviren: Sıla Okur,
Doğan Kitap,
roman, 292 sayfa

John Twelve Hawks, kısa süre önce yayımlanan ‘Dördüncü Âlem’ üçlemesinin ilki romanı olan ‘Yolcu’yla hatırlanacaktır. Yazar bu romanında, gündelik hayatın altında sürüp giden ezeli bir mücadeleyi, çekişmenin taraflarını oluşturan Biraderler, Yolcular ve Soytarılar üzerinden anlatmıştı. Hawks, bu romanın devamı olan elimizdeki eserinde de, modern bir Habil ve Kabil hikâyesi kaleme getiriyor. Adı Tabula olan yapı, dünyayı büyük bir hapishaneye çevirmiştir. Buradaki Michael ve Gabriel Corrigan kardeşler de, birbirlerinin sonunu getirebilecek bir savaşa tutuşmuştur. İki kardeş arasındaki amansız mücadele, dünyanın kaderini de belirleyecektir.

EY GÜL PARMAKLI ŞAFAK
Ülkü Uluırmak,
Papirüs Yayınları,
şiir,
78 sayfa

Ülkü Uluırmak’ın şu ana kadar yayımlanmış şiir, öykü, roman, radyo oyunu ve inceleme türlerinde eserleri bulunuyor. Uluırmak, şiir kitaplarının dördüncüsü olan ‘Ey Gül Parmaklı Şafak’ta zamanı, aşkı, ruhun savruluşlarını anlatıyor. “Yaşam bir şiirse eğer, nedir ölüm?” diye soran Uluırmak’ın kitaba adını veren şiirinden bir alıntı: “Yazılmamış her şiir / Kendini uzaktan duyurur / Belki de / Onu bulmak için / Kaybetmiş olmak gerekir // Ey gül parmaklı şafak / Sabaha götür bizi / Daha dün / İzi sürülecek bir sözcük / Yazılacak tek dize / Gölgesini bile düşürememişken / Kâğıdın üzerine / ey gül parmaklı şafak / Yeni bir gün sun bize (...)”

BERTOLT BRECHT’TEN ÖYKÜLER
Çeviren: İlhami Hakverdioğlu, Hayal Yayınları,
öykü, 87 sayfa

Epik tiyatronun kurucusu, şair ve oyun yazarı Bertolt Brecht, aynı zamanda öyküleriyle de dikkat çeken bir isim. İşte elimizdeki kitap, Brecht’in kısa öykülerinin yanı sıra, kıssadan hisselerini ve masallarını okurlara sunuyor. Para kazanma hırsıyla çakala dönüşen bir tüccar, otuz yaşından sonra kör olan bir adamın yaşadıkları, kibirli bir gencin mütevazı olmayı öğrenmesi, savaş yıllarında Rus askerine yardım eden köylü kadın, kral ve hizmetçisi arasındaki iktidar savaşı, düşünür Kreuner’in zorbalıkla mücadelesi, kendi hizmetinde çalışan doktorun onurunu sınayan halife ve bir çiftin sadakat sınavı buradaki öykülerden bazılarının konusu.

İSTANBUL VE NEW YORK’TA TARİH BOYU ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK
Ahmet Gürsoy, Pan Yayıncılık, kültür, 206 sayfa

Ahmet Gürsoy, daha önce yayımlanan ‘Neden New York Neden İstanbul’ adlı kitabında, iki kentin ortak yönlerini irdelemişti. Yazar, iki kentin özgürlük mücadelesine katkılarda bulunduğunu savunmuş ve buna örnek olarak da, New York’un Amerikan kurtuluş savaşı ve devrimine kazandırdığı ilerlemeyi, İstanbul’un da, Batı’ya dönük birikimi sayesinde Türkiye ’nin Avrasya’nın ilk laik devletini kurabilmesini göstermişti. Yazar elimizdeki kitabında ise, bu iki kentin çokkültürlülük bağlamında benzer özelliklere sahip olduğunu belirtiyor. Gürsoy, her iki kentin de farklı dil, farklı din ve farklı kültürleri aynı potada erittiğini iddia ediyor.

Anılar olmadan yaşayabilir miyiz?

UZUN VEDA
Andrea Gilles,
Çeviren: Özge B. Aydınalp, Derin Kitap, 2011, 343 sayfa.

‘Uzun Veda’, duygu yüklü ve gerçekçi bir roman olmasının yanı sıra, Alzheimer hastalarına bakıcılık yapan kişilere rehber niteliği de taşıyan bir eser. Bakıcıların hissettiği sorumluluk ve suçluluk duygusunu en yalın şekilde dile getiren Andrea Gillies, göz ardı etmeyi tercih ettiğimiz bu hastalıkla beraber yaşayanların dünyasının kapısını aralıyor. 

Eski hayatına dönmek isteyen biri
Yazar Andrea Gillies ve ailesi, Alzheimer hastası kayınvalidesi artık kendine ve yürümekte zorluk çeken eşine bakamayacak duruma geldiği için İskoçya’da büyük bir eve taşınırlar. Kayınvalide Nancy’nin hastalığı normal seyrini izlemekte ve her gün giderek kötüleşmektedir: Okumayı, nesnelerin isimlerini, kapı açmak gibi basit hareketleri unutur, yeni evini tanıyamadığı için evden kaçıp eski hayatına dönmeye çalışır, çevresindekileri tanıyamamaya ve bu yüzden de tüm aileye kötü muamele etmeye başlar. Önceleri çevresine korkakça yaklaşırken, hastalık ilerledikçe şiddet eğilimi gösterir ve insani ahlakın gerektirdiği işlevlerini yerine getiremez hale gelir. Etrafıyla bağlantı kurmakta güçlük çektiği için, onun insani koşullarda yaşamasını sağlamak Andrea’ya düşer.
Andrea bakıcılık görevini üstlendikçe yazı yazmasını sağlayan ilham perisi de ortadan kaybolur. Günün her saati, haftanın her günü kayınvalidesinden başka hiçbir şey düşünememeye, ondan başka hiçbir şeyden bahsedememeye başlar. Çevresinden, ailesinden ve bir anlamda ‘kendisi olmaktan’ yavaş yavaş soyutlanmaya başlayan Andrea, çıkış yolunu bilemediği bir buhranın içinde bulur kendini. Hastalığı ilerledikçe bakımı zorlaşan Nancy ile çekişmelerinden kendisini sorumlu tutar; patlak veren her krizde vicdan muhakemesi yapmaya başlar. Bir bakıcının ruh sağlığını korumakta çektiği güçlüklerin, Alzheimer hastalığının günbegün gelişiminin kaydını tutar. Bu sırada kafasını verebildiği tek konu kayınvalidesinin hastalığı Alzheimer olduğundan, boş vakitlerinde hastalıkla ilgili çevrimiçi araştırmalar yapmaya başlar. Hastalığın nedenlerini, Alzheimer hastalarına nasıl bakılması gerektiğine dair okuduğu kitaplardaki yöntemleri de okuyucuyla paylaşır. Bir anlamda, bir türlü cevap bulamadığı soruları kendisine yöneltir ve sorunlar karşısındaki tavırlarını kaleme alırken, Alzheimer hastalarına bakan kişilere öncülük edecek bir tür bakıcı güncesi meydana getirir. Bir yandan da felsefi sorularla baş başa kalmıştır: “İnsan nedir? Anılarımız olmadan insan sayılabilir miyiz? Bilinç ne işe yarar?”

YAĞMUR AKŞAMLARI
Selim İleri,
Everest Yayınları,
öykü,
151 sayfa

‘Yağmur Akşamları’, Türkiye edebiyatının üretken kalemlerinden Selim İleri’nin sekiz öyküsünü bir araya getiriyor. İleri burada yalnızlığı, yazmayı, geçip giden günleri, hüznü ve arkadaşlığı anlatıyor. Yazar kitapta yer alan ‘Son Sayı’ isimli öyküsünde de, yalnızca on beş sayı çıkabilmiş bir öykü dergisi üzerinden yazma edimini sorguluyor. Anlatıcı, bir arkadaşının çıkardığı öykü dergisinin son sayısını yayımlayacağını öğrenir. Bu trajik bilgiyle çerçevelenen öykü, anlatıcının kendi hayatına ve yazmayla kurduğu ilişkiye dair düşünceleri üzerinden ilerler. Leyla Erbil ve Tezer Özlü de, öykünün konukları olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

HÜRREM SULTAN
Catherine Clément,
Çeviren: İsmail Yerguz,
Agora Kitaplığı,
roman, 151 sayfa

Şu ana kadar çok sayıda romana imza atan Catherine Clément elimizdeki kurgusunda, köle olarak saraya getirilip, kısa sürede padişahın gözüne giren Hürrem Sultan’ın hikâyesini anlatıyor. Romanın omurgasını, Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan ve Pargalı İbrahim Paşa arasındaki aşk üçgeni oluşturuyor. Hürrem Sultan’ın, Lehistan Krallığı’nın sınırları içerisinde bulunan Rutenya’daki çocukluğuyla başlayan roman, onun köle olarak Osmanlı’ya getirilişini, Sultan’ın gözüne girerek sarayda güçlü bir mevki edinişini ve aşkını anlatıyor. Clément, Hürrem Sultan’ın sıradışı hayatını, iktidar kavgalarıyla harmanlayarak veriyor.

MODERNLİĞİ DOKUMAK
Kimberly Hart,
Çeviren: Elçin Gen,
Koç Üniversitesi Yayınları,
sosyoloji, 217 sayfa

‘Modernliği Dokumak’, Kimberly Hart’ın, Batı Anadolu’nun Yuntdağ bölgesindeki Örselli köyünde 1998-2008 arasında yürüttüğü etnografik araştırmalara dayanıyor. Bir halı dokuma kooperatifinin bulunduğu köyde gözlemlerde bulunan Hart, kırsal yörede geleneklerin ve modernliğin nasıl üretildiği, kalkınma projelerinin toplumsal dönüşümdeki rolleri, akrabalık ilişkileri, toplumsal iktidar ve sosyo-ekonomik farklılıkların dini faaliyetleri nasıl etkilediği gibi konuları irdeliyor. Anadolu’nun kırsalının gündelik yaşamı konusundaki saptamalarıyla dikkat çeken kitap, sosyoloji ve antropoloji alanlarında çalışanlar için iyi bir kaynak.

MARKSİST PRATİK MATERYALİZM
Wang Nanshi ve Xie Yongkang, çeviren: Deniz Zarakolu ve Cem Kızılgeç, Kalkedon Yayınları, felsefe, 395 sayfa

İki yazarlı ‘Marksist Pratik Materyalizm’, materyalizm kavramının tarih boyunca aldığı farklı anlamları ortaya koyuyor ve Marksist felsefenin başlıca sorunlarını irdeliyor. Yazarlara göre Marx, kendi felsefesinin pratik materyalizm olduğunu belirtmesine karşın, ortodoks klasik yorum , bütün bir Marksist felsefeyi diyalektik materyalizm ve tarihsel materyalizm olarak adlandırmış, buna karşın “materyalizm” kavramının anlamı ve tarihi yeterince işlenmemiştir. Bunun, tüm felsefe tarihinin, materyalizm ve idealizm arasındaki mücadelenin tarihi olarak anlaşılmasına neden olduğunu savunan yazarlar, işe materyalizm kavramından başlıyor.

YALAN SÖYLEMEYECEKSİN
Jürgen Schmieder,
Çeviren: Murat Özbank,
Derin Kitap,
roman, 330 sayfa

Jürgen Schmieder ‘Yalan Söylemeyeceksin’de, Eski Ahit’teki on emirden biriyle kendini sınavdan geçiriyor. Schmieder, Paskalya’dan önce aldığı bir kararla, yılın ibadeti olarak kırk gün boyunca yalan söylemeyecek, ayrıca bu süre zarfında gün gün aldığı notları kitap haline getirecektir. İnsanın günde ortalama 200 defa yalan söylediğini belirten Schmieder için bu, göründüğünden daha zordur. Zira o, on ikinci güne gelene kadar bir defa dayak yiyecek, eşini büyük bir bunalıma sürükleyecek ve para cezası ödeyecektir. Schmieder’in romanı, dürüst olmanın bedelinin ne olduğu konusunda fikir vermesiyle ilgi çekici.

DÜNYA TARİHİ
Clive Ponting,
Çeviren: Eşref Bengi Özbilen,
Alfa Yayınları,
tarih, 874 sayfa

Dünya tarihini ele alan kaynaklar, genelde bunu var olmuş tekil devletlerin, imparatorlukların ve uygarlıkların tarihleri üzerine inşa eder. Elimizdeki nitelikli kitabın yazarı Clive Ponting de, dünya tarihini farklı bir bakış açısıyla ele alıyor. Anlatımında, dünyanın herhangi bir bölümüne öncelik tanımayan Ponting, daha geniş bir dünya perspektifinden yana davranarak Avrupa merkezci bakış açısını reddediyor. İnsanların evriminden, göçebe toplayıcılardan, tarıma geçilmesinden ve yerleşik toplumların ortaya çıkmasından bugüne uzanan kitap, uygarlığın dünyanın birçok yerinde ortaya çıkma sürecini inceliyor.

KADIN ERKEK İLİŞKİLERİNDE SORUNLAR VE ÇÖZÜMLERİ
Nur Velidedeoğlu Kavuncu,
Efil Yayınevi, psikoloji,
182 sayfa

Günümüzde evliliklerin ve ilişkilerin gittikçe daha çok zorlaştığı ve artan huzursuzluklar nedeniyle boşanmaların arttığı gerçeği, herkesin malumu. İşte Nur Velidedeoğlu Kavuncu elimizdeki çalışmasında, yaygın evlilik veya ilişki sorunlarını ele alıyor ve bunların nasıl çözülebileceği konusunda önerilerde bulunuyor. Sağlıklı ve sağlıksız aile yapılarının incelenmesiyle başlayan kitap, aile ve evlilik terapilerindeki temel teşkil eden kuramları; çiftlerin ilişkilerinde en çok sorun yaşadıkları alanları ve çift terapileri sırasında dikkat edilmesi gereken önemli detayları işliyor. İlişkilerinde sorun yaşayan çiftler için iyi bir kaynak.

KARANFİLLER ÖLÜRKEN
Can Lafcı,
Phoneix Yayınları,
roman,
175 sayfa

Ekin Sanat, Lacivert, Kitle ve İleri dergilerinde öyküleri yayımlanan Can Lafcı’dan bir ilk roman: ‘Karanfiller Ölürken’. Lafcı, romanının merkezine kadınları yerleştirerek ister istemez ‘farklı’ bir konuya dalmayı hedeflemiş. Günümüz insanının, hani o ruhu mengeneye sıkışmış kent insanının aşk dramına odaklanan ‘Karanfiller Ölürken’ bir ilk romanın neredeyse tüm arızalarını da taşıyor. Hele konu kadınlar olunca iş iyice sarpa sarmış; romanın baş karakterini sevsek mi, nefret mi etsek bilemedik. Anlaşılan yazar da bilememiş. Kitabın arka kapağında ‘Aşk soslu karafil salatası’ tarifi var. Roman, biraz o ‘salata’yı da andırıyor...