Yeni çıkanlar

Yeni çıkanlar
Yeni çıkanlar
Haber: ERKAN CANAN / Arşivi

Anadolu kadınlarına güzelleme
KADININ ADI: ANADOLU
Kurtuluş Savaşı’nda Kadınlarımız
Bahrem Yıldız Ozan Yayıncılık 2011, 144 sayfa.
Bahrem Yıldız , ‘Kadının Adı: Anadolu’ adını verdiği yeni kitabında daha önce yazdıklarından farklı bir tarzı seçmiş. Şiirsel söylem yine devam ediyor etmesine de şiirler seyrekçe serpilivermiş düz yazı aralarına. Kurtuluş Savaşı Kadınlarını işliyor Bahrem Yıldız. Kurtuluşa cephede kocasını, nişanlısını, sözlüsünü, cephe gerisinde çeyizini, alın terini, emeğini, canını, kundaktaki bebeğini veren kadınları anlatıyor.
Cephelerde düşmana çakmak çakan, kimi eri erliğinden utandıran yiğit kadınlar… Anadolu’yu vatanlaştıran, sonsuza kadar Türk’e yurt yapan soylu kadınlar. İşgale karşı düzenlenen miting kürsülerinden yankılanan avazlarından, Anadolu’nun dört bir yanında kurup yönettikleri nisvan cemiyetlerinin sararmış sayfalarından sesleri simaları tanıdık gelen kadınlar… Doğu’nun mazlum uluslarına kurtuluş yolunu açan bir ulusal bağımsızlık savaşında kadınların gösterdiği yiğitliğin anlamı temelinde gerçekleşen bu buluşma, Anadolu’nun dününe de uzanarak ve Kurtuluş Savaşı öncesinden de örneklerle kadınlarımızı güzelleyen bir destana dönüşüyor. Bu destanda, bir tarihin nasıl yazıldığını, bu yazımda kadınların nasıl katkılar sunduğunu okuyoruz. Bu destanda, 93 Harbi’nden başlayarak (1877-Osmanlı-Rus Savaşı) Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerine uzanan yiğit Anadolu kadınlarıyla tanışıyoruz.
Nene Hatun’ dan Cideli Rahime Kaptan’a, Devrekânili Şerife Gelin’den Antepli Yirik Fatma’ya, Ankaralı Ayşe Kadın’dan Gördesli Makbule’ye, Maraşlı Senem Ayşe’den Erzurumlu Kara Fatma’ya, Asker Saime’den Tosyalı Latife Hanım’a, Zonguldaklı Hatice Gelin’den Ödemişli Fatma’ya, Halide Edip Hanım’dan Zekiye Hanım’a, Binbaşı Emire’den Pozantılı Kılavuz Hatice’ye onlarca Anadolu kadınının yaşadıkları Anadolu’nun kolayına yurt olmadığını gösteriyor.

MEZOPOTAMYA’NIN YILDIZ ŞEHİRLERİ
Ephrem-Isa Yousif, çeviren: Nihat Nuyan, Avesta Yayınları, tarih, 158 sayfa

Mezopotamya ve Süryani kültürü konulu çalışmalarıyla bilinen Ephrem-Isa Yousif, ‘Mezopotamya’nın Yıldız Şehirleri’nde, tarihi havzayı besleyen kaynaklardan Urfa, Nusaybin, Diyarbakır, Mardin, Erbil, Kerkük, Süleymaniye ve Duhok’u anlatıyor. Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu sekiz şehrin ortak yönlerinden biri de, Türk, Arap ve Asuri-Keldani-Süryani gibi halklara da ev sahipliği yapması. Yousif, söz konusu şehirlerin tarihini araştırırken, bu şehirlerle yolu kesişmiş ünlü seyyahların anlatımlarından da olabildiğince yararlanıyor. Kitap , yazarının, Süryani dilinin ve kültürünün köklerine doğru yaptığı bir yolculuk olarak da düşünülebilir.

1 ASAL SAYI 1 KAREKÖKE DEDİ Kİ
Marcus du Sautoy, çeviren: Utku Umut Bulsun, Kırmızı Kedi Yayınevi, hobi, 288 sayfa

Matematik, bazılarımız için korku kaynağı. Oysa Marcus du Sautoy’un elimizdeki kitapta gösterdiği gibi, dikkatli bir gözle bakıldığında matematik hayatın her alanında önemli yer kaplıyor. Kitabın her bölümünde matematik oyunları ve bulmacaları karşımıza çıkıyor; ayrıca her bölümün sonunda, tüm zamanların çözülememiş bazı büyük problemlerine yer veriliyor. Bu çözülemeyen bulmacaları çekici kılan bir husus da Amerikalı iş adamı Landon Clay’in, bu beş problemden herbiri için, çözümünü bulana bir milyon dolar ödül vermesi. Kitap, hem matematiğin keyifli yönlerine tanık olmak hem de bu problemlerle kendini sınamak isteyenler için iyi fırsat.

MARKSİZMDEN POST-MARKSİZME
Göran Therborn, çeviren: Devrim Evci, Dipnot Yayınları, siyaset, 227 sayfa

Cambridge Üniversitesi’nde Sosyoloji Kürsüsü Başkanı olan Göran Therborn nitelikli incelemesi ‘Marksizm ve Post-Marksizm’de, Marksist geleneğin uzun yolculuğunda karşısına çıkmış olan geçit, iniş ve çıkmazları anlatıyor. Marksizme dair bir yol haritası ve pusula olarak düşünülebilecek kitap, erken 21. yüzyılın sol siyasî pratik ve düşüncesini önceki yüzyılın sosyal zeminine oturtması ve sol düşüncenin yüzyılın başında Kuzeyde sergilediği gelişmenin sistematik bir panoramasını vermesiyle dikkat çekiyor. Therborn bunu yaparken de, modernite, postmodernizm ve post-Marksizm konusunda varolan tartışmalara çağdaş bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

SİNEMADA ZAMAN
Yvetto Biro, çeviren: Anıl Ceren Altunkanat, Doruk Yayınları, sinema , 274 sayfa

Yvetto Biro ‘Sinemada Zaman’da, modern sinemada ritim ve temponun rolünü irdeliyor. Sinemada zamanın ele alınışının girift ve ayrıntılı olduğunu belirten Biro, filmde koşuşturan ve akan hareketlerin karşılıklı bağını ve bağımlılığını ortaya koyuyor. Bu ilişkiyi “Türbülans” ve “Akış” terimleriyle açıklayan yazar, sinemadaki olayların ve duyguların değişen ritmik vuruşunun, yapıtın genel tonunu ve doğasını da etkileyecek güçte olduğunu savunuyor. Biro’nun çalışmasını ilgi çekici kılan bir yön de, sinemada hızlı tempo kullanma modasının karşısına yavaşlamanın estetik, kültürel ve varoluşsal yararlarını koyarak bir tartışma açıyor olması.

KARINCA TEPESİ
Edward O. Wilson, çeviren: Ahmet Aybars Çağlayan, Sayfa 6 Yayınları, roman, 381 sayfa

Edward O. Wilson ‘Karınca Tepesi’nde, doğa aşığı Raff Coddy’nin açgözlü müteahitlerle mücadelesini hikâye ediyor. Cody hayatın anlamını ve güzelliği, Nokobee Gölü civarındaki çam ormanlarında bulur. Hukuk eğitimi almış olan Cody, çevreyi korumak için mahkeme salonlarında da savaşmaktadır. Şimdi onu, zorlu bir sınav beklemektedir. Çünkü ikamet ettiği çevre, para hırsından başka gözlerinin hiçbir şeyi görmediği müteahitlerin iştahını kabartmaktadır ve bunlar, Cody’nin yaşadığı doğal cenneti parsellemek ve asfaltlamak için harekete geçmiştir. Bu durum, şehir planlamacıları, çevreciler ve vaizlerin dahil olduğu bir savaşa yol açacaktır.

KISA FİLMLER
Nathan Parker, çeviren: Ekrem Ekici, Kalkedon Yayınları, sinema, 352 sayfa

Nathan Parker elimizdeki çalışmasında, günümüzde oldukça yaygın ve her zaman her yerde varolabilen bir sanat formu olan kısa film hakkında bilinmesi gerekenleri ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bir rehber kitap oluşuyla önemli bir boşluğu dolduracağına inandığımız kitap, fikirlerini ve becerilerini daha kompleks prodüksiyonlara yönlendirmek; iyi düşünülmüş, iyi çalışılmış ve iyi yönetilmiş kısa filmler yaratmak isteyenler için yetkin bir kaynak. Fikirleri filme dönüştürmek, senaryo yazımı, kompozisyon, prodüksiyon, oyuncular, film çekilecek yerler, kısa film formatları, ışıklandırma ve set ekibinin oluşturulması, kitaptaki bazı konular.

CENNET NEHİRLERİ
Lee Martin, çeviren: Meral Gaspıralı, E Yayınları, roman, 271 sayfa

Lee Martin, dokunaklı hikâyesi ‘Cennet Nehirleri’nde, olağanüstü bir olayın iki kardeşin sıradan hayatlarını altüst edişini anlatıyor. Sam Brady’nin hayatı, çocukluk arkadaşı Dewey Finn’in anılarıyla doludur. Brady, Finn’in elli yıl önce bir demiryolu treninin altında kalarak ölmesini bir türlü unutamamaktadır. İnsanlardan olabildiğince uzak durarak yaşayan Brady’yi huzursuz eden başka bir detay da, yıllardır haber alamadığı ağabeyiyle arasında süren büyük yabancılaşmadır. Günün birinde Brady, ağabeyini televizyonda görür. Bu durum, Brady’nin ağabeyiyle olduğu kadar, geçmişindeki acımasız gerçekle hesaplaşmasına da vesile olacaktır.

AYDINLANMA ÇAĞINDA BİR OSMANLI KÂTİBİ: EBUBEKİR RÂTİB EFENDİ
(1750-1799), Fatih Yeşil, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, biyografi, 498 sayfa

Fatih Yeşil ‘Aydınlanma Çağında Bir Osmanlı Kâtibi’nde, Osmanlı tarihinin karmaşık bir döneminde Viyana elçiliği yapan Ebubekir Râtib Efendi’nin hayatına ve eserlerine ışık tutuyor; buradan hareketle, dönemin Osmanlı devletinin ayrıntılı bir resmini veriyor. Uzun yıllar Osmanlı’nın Bâb-ı Âli bürolarında çalışan ve Fransız Devrimi’nin ardından Viyana elçiliği görevini yürüten Râtib Efendi’nin hayatı, iniş çıkışlarla dolu. Yeşil çalışmasında, Râtib Efendi’nin serencamı ekseninde Nizâm-ı Cedîd projesini, yani devletin giriştiği yenileşme hareketinin kapsamını irdeliyor. İncelemesini, Râtib Efendi’nin hayatı ve kendisinin kaleme almış olduğu, devrin sosyo-ekonomik ve sosyo-politik panoramasını yansıtan eserleri aracılığıyla yapan Yeşil, Osmanlı’nın modern devletin temellerinin atıldığı dönemine dair ipuçları sunuyor.

ROMA DÜNYASINDA YIKANMA
Fikret Yegül, çeviren: Emel Erten, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 322 sayfa

Fikret Yegül, daha önce yayımlanan ‘Antik Çağda Hamamlar ve Yıkanma’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır. Yegül, ‘Roma Dünyasında Yıkanma’yla, hamamlar ve yıkanma kültürü üzerine yaptığı daha önceki çalışmalarına da dönerek, yıkanma kültürünü sosyal açıdan değerlendiriyor; ayrıca hamamların mimari hususiyetlerine de odaklanıyor. Roma hamam kültürü, yıkanma ritüelleri, Roma hamamları ve yıkanma geleneğinin kökenleri, hamamlardaki ısıtma ve su tesisatı, hamamların mimarisi, Kuzey Afrika’nın eyalet hamamları, Anadolu’da hamamlar ve yıkanma, Roma hamamları ve yıkanma geleneğinin Hıristiyan ve İslam toplumlarına geçişi, kitapta ele alınan konulardan bazıları. Yegül’ün çalışması, Roma İmparatorluğu’nu merkeze alarak, bir dönemin yıkanma ve hamam kültürüne dair önemli ayrıntıları gün yüzüne çıkarmasıyla dikkat çekiyor.

DEVRİMCİ HAYALLER
Richard Stites, çeviren: Sabri Gürses, Sel Yayıncılık, tarih, 495 sayfa

Richard Stites ‘Devrimci Hayaller’de, son dönemlerde Tahrir Meydanı’nda olup bitenlerden de gördüğümüz gibi, devrimi yönlendiren, şekillendiren ve hızlandıran büyük umutları araştırıyor. Stites kitabında, Rus devrim sürecinde yaşanan, 1917 ile 1930 arasında sürmüş ütopyacılık ve sosyal deneyin kaderini inceliyor. “Devrim yeni bir uzam açarak sonsuz manzaraları ortaya çıkarır; yeniden doğumu, temizlenmeyi, kurtuluşu davet eder,” diyen Stites, tarihte bu duyguları uyandırmış en güçlü deneyimlerden biri olan Ekim Devrimi’nde kendine yer bulmuş hayalleri ve ütopyaları araştırıyor. Devrimci imgelemin ve yaratıcı eylemin izini süren çalışma, bunu yaparken de, devrimin öncesinde ve sonrasındaki tarihin fırtınalı dönemine odaklanarak “Rus Devrimi’nde ütopyacılık neden bu kadar öne çıkmıştı?” sorusunun yanıtını arıyor.

İKTİSADI FELSEFEYLE DÜŞÜNMEK
derleyen: Ozan İşler ve Feridun Yılmaz, İletişim Yayınları, iktisat, 228 sayfa

Adam Smith, Karl Marx ve John Stuart Mill, hem önemli iktisat kuramcıları hem de Batı felsefesine yön vermiş isimler. Zira onların da içinde bulunduğu dönem, iktisat disiplininin diğer sosyal bilimlerden henüz ayrılmadığı, iktisat ve felsefenin iç içe geçtiği bir dönemdi. Fakat daha sonraki yaklaşım, iktisadı kendinden menkul, bağımsız bir disiplin olarak tasarlamaya girişerek, iktisat ile diğer sosyal bilimlerin arasına yüksek duvarlar ördü. İşte elimizdeki kitap, 19. yüzyılın son çeyreğinde neoklasik dönemle başlayan iktisat ve felsefe arasındaki kopuşun başlıca nedenlerini, bir köken sorgulaması eşliğinde irdeliyor. Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler şöyle: Eyüp Özveren, Feridun Yılmaz, Metin Arslan, Ozan İşler, Kaan Öğüt, Ragıp Ege, Ercan Eren, Bahar Ayaz Takay, Gülenay Baş Dinar ve Derya Güler Aydın.